X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER CAN AKSIN: Ot Var, Çiçek Var, Sevdalığa Çare Var
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

CAN AKSIN: Ot Var, Çiçek Var, Sevdalığa Çare Var

  • Giriş Tarihi: 20.4.2013

Bayıldım Ayşe Kilimci'nin son kitabının adına. "Ot Var, Çiçek Var, Sevdalığa Çare Var..." Kitabı "umudun, barışın, aşkın tohumunu yeşertenlere" adamış. "Bu kitaptaki ot reçeteleri tedavi yerine geçmez. Hastalık öfkesini alınca (ve elbet ilaçla) geçer, sevdalık çektikçe..." demiş, eklemiş. "İlki için doktora danışın, sevdalığa çare için hem bu kitaptaki hikayelere, hem sevdazedelere..." Kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. Oğlak Yayınları'ndan çıkan kitabın zarfı da, mazrufu da güzel. Kapağında ay çiçeği fotoğrafı, okurun gönlünü çeliyor. Kağıt, baskı, cilt esaslı. Bunlar zarf, mazruf (içerik) bambaşka. Birbirinden güzel, özgün hikayeler. "Kara toprağın yeşil ibrişimi: otlar", "taze olsun, sade olsun, ille de yeşil olsun", "hazreti fasulye", "tırışkadan salatalar..." Nasıl, kitap "gel gel" ediyor, değil mi?

HEYECAN BİTMEZ
Kilimci
, geçenlerde aradı. "Can Bey buluşup bir kahve içelim" dedi. Ayvalık Sarımsaklı'nın en güzel zamanları. Sakin, güzel, tadına doyulmuyor. Ayşe Kilimci ve eşi Fatih Çalışlar'la sohbet ettik. Kitabını imzaladı, çok beğendim. Yaşça büyük olsam da, edebiyat dünyasına tanıklığımız ve dostlar ortak. Ayşe Kilimci, 15'inde başlamış hikaye yazmaya, lisedeyken yazdıkları Varlık'ta yayınlanmış. Ben az gecikmişim, o erkenci, nedense karşılaşmamışız? Yıllar sonra Ayvalık'ta buluştuk, Kilimci, İzmirli, hem de hasından... Kitabı imzalarken heyecanlıydı. Beni eski günlere götüren, onurlandıran güzel bir "imza yazısı" yazmıştı. Hadi aktarayım. Şöyle: Ayşe Kilimci'den, iyi dost, esaslı şair, sevgili Can Aksın'a muhabbetle... 17 Nisan 2013. "Heyecanlıydı" dedim, hangi yazar okuyucusunun karşısında heyecanlanmaz. İzmir Kitap Fuarı 20-28 Nisan 2013 tarihinde, Uluslararası Fuar Alanı'nda pekçok etkinlik ve kitapla kitapseverleri bekliyor. Kilimci, Oğlak Yayınları standında 27 ve 28 Nisan Cumartesi ve Pazar günleri "Ot Var, Çiçek Var, Sevdalığa Çare Var..." ot ve sevdalık hikaye kitabını imzalayacak, 27 Nisan'da "İzmir sofraları, tılsımlı yemekler" üstüne Dünya kitap eki ve Ehl-i Keyf dergisi yayın yönetmeni Faruk Şüyün ile söyleşecekler. Çok ilginçtir, Ayşe Kilimci de, genç bir kız olarak, ilk eserini Varlık Dergisi'nde yayınlamış. Ben de genç bir delikanlı olarak ilk şiirimi Varlık Dergisi'nde yayınlamıştım. Valla yılını hatırlamıyorum, hatırlasam söylerim, "dinazor" denmesinden çekinmem. Kilimci genç bir yazar ama, altmışın üzerinde eser vermiş ki, sanırsınız yüz yıllardır hikaye yazıyor. Üstelik hem yetişkin hem çocuk okur için yazıyor. Varlık'ın yanı sıra, Türk Dili, Sanat Olayı, Cönk, Argos, Yansıma, Oluşum, Yaba, Gösteri, Milliyet Sanat, Kitap-lık dergilerinde öyküleri yayınlanmış, yurt dışındaki antolojilerde de. Fransa'dan uluslararası bir hikaye ödülü de var. Yunus Nadi, Abdi İpekçi ve Haldun Taner ödüllerini ikişer kere almış. Yazarın Oğlak Yayıncılık'ta çıkan üçüncü kitabı bu, diğerleri "Fettan Vişne, Günahkar Elma" ile "Meğer Mutfak Bir Masalmış."

ESASLI KADINLARA
"Anadolu denen o ulu şölen sofrası"
nın üstüne titriyor, Kilimci. Sevginin de öyle. Ona göre "en büyük fukaralık sevgisizlik. Karnı aç olan doyar, kalbi aç olan doymaz." Katılmamak elde değil. Oğlak Yayıncılık'ta çıkan bütün kitaplarında ithaf var, biri şöyle: "Bu kitap, tuttuğunu un eden, taş yemeği pişiren, acıyı bal eyleyen esaslı kadınlara adanmıştır." Kitabın başrolünde otlar var, "doğanın sütü" diyor yazar ot için, "Hayatı emzirir. Beyaz süt bile yeşil ottan. Sofrayı tava getiren de o, kalbi galeyana getiren de... Her şeysiz olur, otsuz olmaz." Her derde deva dediği otlar, ona kalırsa sevdalığın da çaresi. "Kalbiniz aşkla, sofranız otla tatlansın, ferah sofralarınız olsun. Tuttuğunuz her işte, buğdayın bereketi"' demesini alkışlamak lazım. Üstelik, "Aktarıcıyım ben" diyor. Yüzyılların söz mirası, tencereden sofralara geçen ortak bir el tadıymış, hikaye ettikleri. "Hüner bizde sandık, nerde?" demeden edemiyor. İşte dedikleri, "Hüner el aldığımız kadınlarda... Bende olan ne, iki tıngırtı, bir hüngürtü, kürem kürem kitap, ödül mödül, birçok şehir, bin bir sofra, üç de çocuk, yanı sıra iki nağme, üç tencere, ha bir de sevdalığa çare... " Ben kitabı çok beğendim, eminim sizler de beğeneceksiniz.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.