X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER CAN AKSIN: Eskiye özlemin bir yararı var mı!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

CAN AKSIN: Eskiye özlemin bir yararı var mı!

  • Giriş Tarihi: 3.8.2013

Son günlerde Ayvalık'ta yeni bir durum ortaya çıktı. İlçenin daha güzel, daha temiz, daha yaşanır bir yer olması için yapılan bütün öneriler, uyarılar, nedense "öfke ile" karşılanır oldu. Hatta "dağdan gelmişler, bağdakini kovuyorlar" anlamına gelecek tavır da gösteriliyor ve "Beğenmeyen çekip gitsin" deniyor, hem de açık ve seçik ve de yazılı yani kayda geçmiş olarak. Hatta, "Siz yazlıkçılar, dışarlıklılar! Siz gelmeden önce Ayvalık ne kadar güzel, ne kadar sakin ne kadar rahat bir yerdi. Herkes birbirini tanır ve sevgi, saygı gösterirdi. Sizler buraya kendi adetlerinizi de, kendi pisliklerinizi de, kendi geçimsizliklerinizi de getirdiniz ve Ayvalık'ı bozdunuz" diyorlar. Belki de haklılar. Oysa Ayvalık'ta bugün yaşayanların tümü, mübadele yoluyla dışarıdan gelmiş olanlar. Kiminin ailesi Midilli'den kiminin Girit'ten, kimi Balkanlar'dan gelmiş. Zaten çoğu, "Ben Midillili'yim", "Giritli'yim" ya da "Boşnakım" diye tanıtıyor kendisini. Onun için "Ayvalıklısın değilsin" tartışması yapay kalıyor.

İŞTE KUŞAK FARKI BU!
Daha önce de yazdım ben 28 yıl önce Ayvalık'a geldim. 5 yıldır da yaz kış Ayvalık'ta oturuyorum. Ailem ne Midilli'den, ne Girit'ten ne de Balkanlar'dan gelme. Ailem, Karadeniz'in Ordu kenti eşrafından. Kuzenlerimin de Ayvalık'ta evi var. Ben İstanbul'da büyüdüm, orada çalıştım. Buraya da İstanbul'dan geldim. Ama Ayvalıklıyım. Ne istiyorsak, ne yazıyorsak, Ayvalık'ın iyiliği için, daha da gelişmesi, daha uygar bir kent olması için. Geçenlerde İstanbul'dan gelen konuklarım vardı. Onlarla Yelken Cafe- Restaurant'ta akşam yemeği yedik. Biraz geç kaldığım masada 6 yetişkin, 3 de çocuk vardı. Benim yanıma Sarp Soydan oturmuştu. Elinde bir "akıllı telefon" vardı, durmadan oynuyordu. Sık sık da beni uyararak telefondaki oyunları gösteriyordu. Benim masa arkadaşım, elindeki akıllı telefonu rahat rahat kullanan ve oyundan oyuna geçen Sarp Soydan henüz 2.5 yaşında bir çocuktu. Annesi Sarp"Aman sizi rahat bırakmıyor" diyerek yanımdan kaldırmak istedi ama ben izin vermedim. Sarp ve becerisi çok hoşuma girmişti. İşte o zaman kendi çocukluğumu hatırladım ve hepsi benden genç olan konuklarıma çocukluğumu ve çocukken nasıl oynadığımı anlattım. Size de anlatayım. Ben Sarp Soydan'ın yaşlarındayken, içine taş konulmuş bir teneke kutu ile oynardım. Teneke kutuyu sallayınca ortaya çıkan çeşitli sesler bize keyif verirdi. Minicik avuçlarımızla kutuyu sıkı sıkı kavrar, kavradığımız ölçüde "tiz" ses çıkmasına çalışırdık. Treni 12 yaşımda gördüm, uçağı da geç gördüm ve ancak yıllar sonra binebildim. Kimimizin cicoz, kimimizin bilye vardı benim çocukluğumda. Ordu'da bizim mile dediğimiz oyuncağı, taşları yontarak kendimiz yapardık. Taş milelerle oynardık. Ben rengarenk cicozları, cam bilyeleri ilk kez Marshal Planı nedeniyle Türkiye'ye gönderilen yardım paketlerinden çıkınca görmüştüm. Biliyorsunuzdur ama tekrarlayayım, Marshall Planı 2. Dünya Savaşı sonrasında 1947 yılında önerilen ve 1948-1951 yılları arasında yürürlüğe konan ABD kaynaklı bir ekonomik yardım paketidir. Marshall Planı'nın Türkiye'ye, Türk sanayine ve özellikle, "margarin modasını" Türkiye'ye sokarak Türk zeytinyağına çok büyük zararları olmuştur.

HEPİMİZ AKILLI OLMALIYIZ

Eskiyi özleyenler de, bugünü huzur ve uygarlık içinde yaşamak isteyenler de, hepimiz aynı Ayvalık'tayız. Deniz Kalaklı diyor ki; "Havasıyla, deniziyle, suyuyla, insanıyla, kedisiyle, delisiyle, muhabbetiyle, kavgasıyla, dostluğuyla, mimarisiyle, dar sokaklarıyla, Armutçuk'u Cunda'sı Yüzellievler'iyle, Sakaryası, Macaronu, Sefası, Çamlık'ı ve Küçükköy, Sarımsaklı ve Altınovası ile Ayvalık anlatılmaz yaşanır." Bu sözleri okuyunca, "Eskiye özlemin ne yararı var!" sorusu akla takılıyor. Şimdi ben kendi çocukluğuma özlem duyarak Sarp Soydan'ın çocukluğunu, çocukluktan, gelişmişlikten, uygarlıktan öteleyebilir miyim. Benim çocukluğumda oyuncak, benim için, içine taş konulmuş teneke kutu idi. Sarp'ın oyuncağı ise "akıllı telefon." Demek ki hepimiz akıllı olmalıyız. Günümüzü en iyi şekilde, karşılıklı sevgi ve hoşgörü içerisinde yaşamalıyız.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.