X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER HÜLYA DİNÇEL: İnci gibi dişler mümkün
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

HÜLYA DİNÇEL: İnci gibi dişler mümkün

  • Giriş Tarihi: 22.8.2013

Büyük küçük demeden herkes için geçmiş bayramın en güzel yanı ziyaretler sırasında ikram edilen çikolata, şeker ve tatlılardı. Tatlı her zaman ziyaretlerin olmazsa olmazları arasında yer alan geleneklerimizdendir. Öte yandan fazlaca tüketilen şeker, ağızdaki ortamı asitleştirdiğinden diş çürüğü oluşumunu hızlandırmaktadır. Tükettiğiniz her şekerli gıda ağız hijyenine önem vermediğiniz takdirde diş sağlığınız açısından tehdit oluşturmaktadır. Çürükleri önlemek için ise birkaç noktaya dikkat etmeniz yeterlidir.

"FIRÇALAMA ŞART"
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr.Tancan Uysal, çikolata, tatlı tüketiminde sağlığımızı kötü yönde etkileyecek aşırı tüketiminin dışında; ağız diş sağlığı bakımından kesinlikle kısıtlamaya gitmediklerini ancak tek uyarılarının dişlerin düzenli şekilde fırçalanması olduğunu kaydetti. Prof.Dr.Uysal, "Eğer tükettiğimiz yiyeceklerin kalıntıları ağızımızda uzun süre kalırsa zamanla mikroorganizmaların asit yapmasına, diş etinde ve dişin sert dokusunda çürümeye neden olmaktadır. Aşırı şekerli beslenilirse yoğun miktarda asitin oluşmasına bu da dişlerin zarar görmesine sebebiyet verir. O yüzden her türlü şekerli beslenmenin sonunda dişlerin fırçalanması, dişler arası yüzeylere diş fırçası tam olarak ulaşamadığı için bu bölgelerin diş ipi temizlenmesi en son olarak da ağız çalkalama solüsyonlarının kullanımı gerekmektedir" diye konuştu.

"BOL SU İÇMELİSİNİZ"
Her ziyarette dişlerin fırçalanmasının gerçekleşemeyebileceğini, bu yüzden su tüketimin büyük önem kazandığını ifade eden Prof.Dr.Uysal, "Ağızdaki yoğun şekerli içeriğin seyreltilmesi için su tüketimi diş yüzeyindeki yiyecek artıklarını temizleyeceği için avantajlıdır. Ramazan boyunca ağız kokusu artar, dişlerin üstünde plaklar uzun süre biriktiğinden dolayı kokuya sebebiyet verir. Ağızda tükrük salgılanması yavaşladığı için sıkıntılar meydana gelir. O yüzden su tüketimi ağız sağlığı bakımından önemlidir" dedi. Çocukların çikolata tüketimine kısıtlama getirmediklerini de belirten Prof. Dr.Uysal, "Ebeveynler çoğu zaman 'Hocam çikolata yemeyecek değil mi' tarzında sorular sormaktadır. Buna bizim cevabımız tabiiki de çocuklar çikolata tüketmelidir olmaktadır. Şekerli besinler ve çikolata çocukların psikolojik gelişiminin yanında, mutluluk hormonu salgılanması bakımından da çok önemli yere sahiptir. Düzenli diş fırçalama olmazsa olmaz bir alışkanlık olduğu takdirde hiçbir zararın olmadığını söylüyoruz" diye konuştu.

"KALSİYUMLU BESLENME"
Kalsiyum içeren yiyecek ve içeceklerin ağız ve diş sağlığı açısından önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Uysal, özellikle 35 yaşına kadar kalsiyum ağırlıklı beslenmeye özen gösterilmesi tavsiyesinde bulundu. Prof. Dr.Uysal, "Kalsiyum dişin yapısını güçlendiren bir maddedir. 35 yaşına kadar kemikler kalsiyumu depolamaya devam eder. 35 yaşından sonra istediğiniz kadar süt için,yoğurt yiyin kalsiyumlu yiyecekler yiyin, artık bu depolamayı arttıramıyorsunuz. Sonra vücut depoladığı kalsiyumu harcamaya başlar. Eğer kalsiyum bakımından depolamanız az olursa, Osteoporozla karşı karşıya kalarak kemiklerin içinde boşluklar oluşmaktadır. Diş yapısını oluşturan kalsiyum, flor gibi maddeler, 16 yaşa kadar aktif olarak etki etmektedir. Yoğurt, süt gibi kalsiyumlu besinlerin sağlık açısından hayatımızın her döneminde tüketilmesini, ancak 35 yaşına kadar ise düzenli olarak alınmasını ağız sağlığına olumlu etkisi bakımından özellikle vurgulamak istiyorum" dedi. Ne kadar iyi bakarsak dişlere o kadar az acı, o kadar az süreli tedavi, o kadar da az paramız gider sevgili okurlarım. İnci gibi dişlerle gülümseyeceğiniz güzel günleriniz olsun!

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.