X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Hamallıktan gıda imparatorluğuna
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Hamallıktan gıda imparatorluğuna

  • Giriş Tarihi: 25.8.2013

Baklan kardeşler, işçi olarak gittikleri Almanya'da kurdukları Baktat Gıda'da şimdi yüzlerce Alman çalıştırıyor. Türkiye'de de 6 fabrikanın sahibi olan aile, bugün 55 ülkeye gıda ihracatı yapıyor

Adıgüzel Baklan, 1960'lı yıllarda, 5 çocuğuna daha iyi gelecek hazırlama hayali ile dilini hatta yerini bile bilmediği Almanya'nın yolunu tuttu. Gurbette tek başına çalışarak aslında pek de büyük olmayan hayallerini gerçekleştirmenin kolay olmadığını görünce, 1969 yılında, iki oğlunu da yanına aldırdı. Almanya'daki ağabeyleri, sebze halinde hamallık yaparak biriktirdikleri paranın bir kısmını, kardeşleri Ali Baklan'a göndermiş, o da 15 yaşında kendi işyerinin sahibi olmuş. Böyle başlayan ticaret hayatı inişli çıkışlı olmuş. Akü imalatından Almanya'daki işçilerin permilerini satın alarak Türkiye'ye taşıt ve iş makinesi getirmeye, nakliyecilikten hamallığa kadar her işi yapan Baklan Ailesi, bugün adeta bir gıda imparatorluğunun sahibi. Baklan ailesinin filmleri aratmayan yükseliş hikayesini, Akhisar'daki fabrikalarında bir araya geldiğimiz Ali Baklan anlattı.

Gıda işini kendimiz yapalım derken hedefiniz neydi?
Nakliyecilikten fazla para kazanamadığımız için gıdayı seçtik. Öyle zengin olalım da demiyorduk. İşin Türkiye'de ayağını ben, Avrupa'dakini diğer kardeşlerim organize ediyordu. Biz toptancılık yapmak üzere bu işe başladık. Çorum Sungurlu'daki evimizin altındaki iki daireyi depo alarak kullandık. Türkiye'nin çeşitli yerlerinden 50 kiloluk çuvallarla aldığımız bakliyatı, kuru yemişi, baharatları; kadın, çocuk, bütün aile küçük paketler yapıp Avrupa'ya gönderiyorduk.Ambalajın ardından yüklemeyi de kendimiz yapıyorduk, TIR'ın direksiyonuna ben geçiyordum. TIR'da daktilom vardı. Gümrük evrakını TIR'ın içinde yazar, işlemi yaptırır, kapıdan çıkınca da evrakı postayla muhasebeye gönderirdim.

İhracatçı olmak o kadar kolay mıydı?
Nakliyecilik ile ihracat çok farklı. Çok zorluk çektik. Bürokrasideki sorunları bir yana bırakın, kaliteli ürün, ambalaj konusunda çok büyük sıkıntı yaşıyoruz. Rakibimiz dünya. Türkiye'den mal götürüp de orada satmak, o kadar kolay bir şey değil. Toptancılık yapacağımız için, tanıdık bakkallara gittik. Almanya'da 1 marka aldığı ürün için biz 90 fenik fiyat veriyorduk. Başkasından bir marka aldıkları halde, bize 60 fenik diyorlardı. Bunun üzerine 750 metrekarelik depo tuttuk. Toptan fiyatına perakendeye döndük. Piyasadaki marketlerin fiyatı ile bizimki arasında neredeyse yüzde 50 fark vardı. Çünkü biz, "Bir TIR nakliyeden gidiş dönüş bin mark kalıyorsa, ayda 2-3 bin mark kalır"ın hesabını yapıyorduk. Aile geniş, dışarıdan işçi çalıştırmıyoruz. Çocuklar, eşlerimiz, yeğenler hep beraber çalışıyoruz. O yüzden ucuz verebiliyoruz. Yer bize az gelmeye başladı. 2 yılda daha büyük yere taşındık. Deponun önü hiç boş kalmadı. 200 kilometreden haftalık alışveriş yapmaya gelenler olurdu. Türk malına büyük özlem vardı. 3 kasa kurduğumuz halde, hepsinde kuyruk olurdu.

İLK FABRİKA HEYECANI

İlk fabrika nasıl kuruldu?
Sungurlu'da, 1988 yılında, bulgur, nohut, mercimek, fasulye ve pirinç, kuru yemiş paketleme tesisinin yanına, bulgur fabrikası kurduk. Müşterilerden gelen talep doğrultusunda, başka ürünleri üretmeye başladık. Bazı ürünlerimizi Gemlik'teki küçük bir fabrikaya yaptırıyorduk. Kapasite artınca yetmedi. 1994'te orada bir yer alıp fabrika kurduk. Sebzeler, konserveler, turşuları Gemlik'te yapmaya başladık. Burası da küçük gelince turşuyu, Turgutlu'da yaptırdığımız fabrikaya aktardık. Bakliyatta yurt dışında rakibimiz Polonya, Moldovya, Ukrayna. Bizim bir liraya aldığımız fasulyeyi, Polonya 50 kuruşa veriyordu. Un ithalatı yasak. Diğer ürünlerde de rekabet etmek için ithalat yapmaya kalksak, büyük sorun çıkıyordu. Bunun üzerine, Gemlik'teki Serbest Bölgede fabrika kurduk. Zaman zaman Türkiye'de un fiyatları arttığında, serbest bölgeye un ithal ediyor, işleyip, yine ihraç ediyoruz. Türkiye'deki fiyatlar çeşitli nedenlerle arttığı zaman, dışarıdan getirebilmek için serbest bölgedeki fabrika çok işimize yaradı.

Şu an kaç fabrikanız var?
Şimdi 6 fabrika var. Manisa'daki fabrika turşu ve konserve, Akhisar'daki zeytin mamulleri üzerine. Sungurlu'da bakliyat, kuru yemiş paketleme, bulgur fabrikaları. Bursa Gemlik'te hazır yemek, salçalar, soslar üreten bir fabrika; serbest bölgede unlu mamuller ve paketleme tesisi var. Biz genelde her ürünü bulunduğu yerde üretiyoruz. Türkiye'de binlerce zeytin işletmesi vardır ama çok azı bu kadar hijyeniktir. Baktat'ın Baktat olmasının nedenlerinden biri budur.

n Perakendeciliği bıraktınız mı?
Almanya'da, 1992 yılında, benim büyüğüm olan Muharrem'i, trafik kazasında kaybettik. O öldükten sonra, işin birini kapatmak zorundaydık ve marketi kapattık. O markete, 3 milyon mark veriyorlardı. Ancak orası bizim adımızı taşıyordu, bir yanlışlık yapılırsa bizim adımıza zarar gelir diye kapattık. Çünkü itibar paradan çok daha önemlidir. İşin başında kendimiz yoksak, o işi yapmıyoruz. Toptancılıkta güzel talep alınca, ambalaj da kaliteli olunca bayilik istemeye başladılar. Şu anda Baktat'ın 24 saat çalışabilen noktaları var. Saat farklarına göre Almanya'daki işyerlerimiz vardiyalı çalışır. Yine saat farkından dolayı Amerika açıktır, o yüzden günün 24 saati herhangi bir Baktat'a ulaşabilirsiniz. 12 yıldır Uludağ gazozunun Avrupa distribütörüyüz. Yıllık 600 konteynerin üzerinde gazoz satıyoruz. Mannheim'a saat 24.00'e kadar gelen sipariş, Berlin'e bir koli bile olsa gider.

ORGANİK HOBİ OLARAK BAŞLADI, ŞİMDİ ÇOK İDDİALI
İşlediğiniz tüm sebzeler organik mi?
Hepsi organiktir. 2008 yılında hobi olarak başladık. Şimdi çok iyi noktadayız. Birçok arkadaşımızla ortak çalışıyoruz. Ekim yaptırdığımız üreticilerimiz var. Sertifika firması başında bekliyor, ürün toplanmadan analize gönderiyoruz. Ürün haline dönüştükten sonra önce kendimiz analiz yapıyoruz, sonra Avrupa'ya gönderiyoruz. Oradan olur geldikten sonra organik damgası vuruyoruz. Bizdeki organik ürünleri hem Avrupa hem Amerika'da kabul ediliyor. Tüm işlenmiş ürünlerimiz organik.

Her organik satıyoruz diyenin ürünü organik mi?
Piyasada organik zeytin satılıyor, bakıyorsunuz, fiyatı organik olmayan zeytinden daha düşük. Organik üretimde, sadece organik ilaç kullanıyorsunuz. Verim çok düşük oluyor. Alırken zaten yüzde 25 fark ödüyoruz organik olmayan ürüne göre. Bu şartlarda organik zeytini nasıl organik olmayandan daha ucuza satarsın? Bütün marketler bunu çok güzel sattı. Analiz yapıldı, tabii ki organik olmadığı ortaya çıktı. Marketler sertifika bile sormuyor. Bu firma, 2 yıl çok güzel zeytin sattı. Şimdi de ismini değiştirmiş, yine satıyor. Sertifikası olmadığı için ceza kesilmedi. Bize sıkıntı oluyor. Ben fark ödeyip aldığım için farklı fiyata satıyorum.

BİZDE KAVGA YOK
Bunca yıl beraber çalışmak hiç problem yaratmadı mı kardeşler arasında?
Bizde kavga olmaz. Yıl sonunda görev dağılımı yaparız. Herkes sorumluluğunun farkındadır. Biz bazen ancak yıllık genel kurulda bir araya geliyoruz. 2 kardeş Türkiye'deki, 2 kardeş de Avrupa'daki şirketlere bakıyor. Ben ABD'ye gidip geliyorum. İşin her noktasındayız. Hem üretici, hem müstahsiliz. Zeytin üretiyoruz, sebze tarlalarımız var. Sözleşmeli üretimlerimiz var. Çiftçiyiz, işliyoruz, nakliyeciyiz, pazarlamasını yapıyoruz hem de tüketiciyiz. Bire bir ilgilendiğimiz için eksikliğin nereden kaynaklandığını görüyoruz. Avrupa'da, Amerika'da kendi depolarımız, bir de distribütörlerimiz var. Eylül sonunda, Almanya'da, 15 bin metrekare kapalı alanda, yaklaşık 12 bin ton mal stoklayabilecek duruma geleceğiz. Hem soğuk hava et ve süt ürünlerini hem diğer ürünleri stoklayabileceğiz. Avrupa'da Baktat bir numara. Hangi markete giderseniz, Baktat markası ile ürünleri görebilirsiniz.

Hangi ürünlere bakalım?
Baktat markası ile 2 bin 500 barkot var. Hangisine bakacağınızı siz bulun. Avrupa'ya gıda ürünü satmak kolay değil. Şirketlerimizin tüm kalite belgeleri mevcuttur. Bu belgeler, "İhalelere girelim, belgemiz var desinler" diye kenara koyduğumuz belgeler değil. 54 ülkeye ürün gönderiyoruz, bugün, 55. ülke, Filipinler'den sipariş gelmiş.

Ailenin reisi kim?
Annemizdir. Sungurlu'da yaşıyor ama reis odur. Zaman zaman işyerine de gelir.

Çocuklar işle ilgili mi?
Okullarından mezun olanlar hemen şirketlere girip çalışmaya başladı. 5 kardeşin, 17 çocuğu var.

İşe girme kuralları var mı?
Hepsi her departmanda tecrübe edinmek için çalıştı, sonra yönetici oldular. Hukuk büromuz, şirket aile anayasasını hazırlıyor. Birkaç ay içinde oluşacak. Kimse bu kuralların dışına çıkamayacak.

Eşleriniz şirketlerde çalışmadı mı?
Başlangıçta eşlerimiz hamallık, paket yaptı. Elle yarı otomatik makinelerde, küreklerle paketlere koyup çalıştılar. Şimdi hanımefendi oldular, hepsi evde oturuyorlar.

Neden Amerikan vatandaşı oldunuz?
Ben ve çocuklarım Amerikan vatandaşı. Almanya'dakiler ile çocukları Alman vatandaşı. Yalnız ağabeyim Türk vatandaşı. Ben hem Türk hem Amerikan vatandaşıyım. Almanya çift vatandaşlığı kabul etmiyor. Nedenine gelince, ticaretle uğraşıyorsunuz, İngiltere'ye gideceksiniz, vize alamıyorsunuz. ABD vatandaşı olarak uçağa atlayıp yola çıkıyorsunuz. Vize gereği yok. İşlerimizi böyle daha kolay yürütüyoruz.

Bu kadar büyüyeceğinizi düşünmüş müydünüz?
Buraya geleceğimizi hiç düşünmemiştik. Hiçbirimizin aklından geçmemişti.

Ne zaman dinleniyorsunuz?
Çalışmayı seviyoruz. Bilmediğimiz bir ülkeye gidip de bir ürünümüzle karşılaştığımız zaman yorgunluğumuz tamamen bitiyor. Ankara'dan bir arkadaşım Portoriko'ya gitmiş, bisküvi almak için bir markete girmiş. Rafta Baktat'ı görünce, resim çekmiş, bana attı. Bu fotoğrafı görünce insanda yorgunluk mu kalır!

'GERÇEK BİR DIŞSATIMCIYIZ'
Hep yurtdışına mı satıyorsunuz?
Yüzde 90'ını. Adam motoru yurt dışından getirmiş, dört tane kaportayı Türkiye'de yapmış, araba ihraç etmiş, bunu ihracatçı olarak görüyorsun. Biz bu ülkenin topraklarında yetişen ürünleri ihraç ediyoruz. Gerçek ihracatçı bizleriz. 1600 personelimiz var. İşçilikten, hamallıktan bir noktaya gelip de 1600 işçi çalıştırmak kolay değil. Almanya'ya işçi olarak gittik, şu anda yanımızda Almanlar çalıştırıyoruz. Bizim şirketimizin birçok ödülleri var. Devlet üstün hizmet madalyası verildi. Bunun reklamını yapmıyor, gururunu çalışanımızla paylaşıyoruz.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.