X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Dan Brown bir roman yazsın, turizm patlar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Dan Brown bir roman yazsın, turizm patlar

  • Giriş Tarihi: 26.8.2013

TÜGİAD Ege Şube Başkanı Turan, İzmir'in gelişmesi için her şeyi yapacaklarını söyledi, "Bunlardan biri de, ABD'ye gidip ünlü yazar Dan Brown'la görüşeceğiz. İzmir'le ilgili kitap yazmasını isteyeceğiz. İspanya Cehennem ile bunu başardı" dedi

EGELİ SABAH'ın geleneksel Sabah Kahvesi'nin bu haftaki konuğu Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD) Ege Şube Başkanı Musa Turan oldu. Bugüne kadar yaptıklarını ve geleceğe dönük planlarını anlatan Başkan Turan, İzmir'in iş dünyası içinde hak ettiği yerde bulunmadığını belirterek bu konuda gençlerin hatalı olduğunu söyledi. Turan, "Büyükler gençlere yol vermiyorsa, gençler yol isteyecek. İzmir'in EXPO konusunda şansı yüksek. Fakat EXPO olmasa da olur" dedi. İspanya'nın ekonomik krizden çıkabilmek için ünlü yazar Dan Brown'a İnferno isminde kitap yazdırdığını anlatan Musa Turan, kitabın bir bölümünde İstanbul'dan bahsedildiği için Sultanahmet ve Topkapı'ya gelen turist sayısının arttığını belirtti, ünlü yazara İzmir için de bir kitap yazdırmak için öneri götüreceklerini belirtti.
* Başkanlık görevine getirilmeniz ile başlayalım mı?
Genel kurulda 7 Haziran itibariyle başkanlığım onaylandı. TÜGİAD Ege Şubesi'nin kuruluş çalışmalarına geçen yıl mayıs ayında başladık. Bugüne kadar altyapı hazırlığıyla geldik. 7 Haziran'da genel kurulumuzu yaptık. Yaz mevsimine rağmen arkadaşlarımız tatillerinden ödün verdiler, çalıştılar. Çok güzel bir ekibimiz var. Yönetim kurulumuz 18 kişi. Hepsi birbirinden değerli ve kendi alanlarında uzman kişiler. Kendilerini TÜGİAD'a adadılar.
* TÜGİAD'ın amacı nedir?
TÜGİAD'ı kurarken şunu düşündük. İzmir'de çok sayıda sivil toplum kuruluşu var. TÜGİAD sadece İstanbul merkezli bir dernek değil. Türkiye'ye yayılma politikası olan var. Bizim için öncelik dünyaya açılmak. 1986'dan beri iyi yerlere gelmiş bir derneği Ege'ye kazandırdık. Üye çalışmalarına henüz başlamadık. Çünkü alt yapıyı oluşturuyoruz. Gerek basında duyulan projelerimiz, gerekse arkadaşlarımızın çevrelerine TÜGİAD'ı anlatması olumlu etkiler uyandırıyor. Bizi mutlu eden gün geçtikçe Ege'de büyüyoruz. Biz içi dolu, uğraştırmayacak, itibarımıza leke getirmeyecek sürdürülebilir, somut projeler yapmak istiyoruz. Başkan odaklı bir sivil toplum kuruluşu değil, üye odaklı dernek olacağız.
* Projelerinizden bahseder misiniz?
Bir istişare kurulumuz var. Projenin geri dönüşümü çok önemli. İzmir çok farklı bir şehir. Burada doğru proje yaparsanız başarıya ulaşıyorsunuz. Oyuncak silah projemiz çok başarılı oldu. Amacımız devlet politikası haline gelmesiydi. Artık, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından yürütülecek. Amacımız oyuncak silah getiren çocuğa top ve kitap vermek değil, önemli bir mesaj vermekti. Eğitimcilere de önemli bir mesajımız var. Çocukların eğitimlerinin ailelerden çok okullarda geçtiğini düşünüyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı'nın müfredata iletişim eğitimini koymasını istiyoruz. Empatiyi, öfke kontrolünü öğretmesini istiyoruz. Bu birinci hedefimizdi. Ayrıca Aile ve Sosyal Politikalar ile İçişleri Bakanlığı'nın ortaklaşa ateşli silahlar kanununda bir değişiklik yapmasını istiyoruz. 4 maddelik bir yasa taslağı var. Umut Ceylan'ın babası tarafından yazılan bu maddelerin kanuna girmesini istiyoruz. Ruhsatsız silah taşıyanların para cezası yerine hapisle cezalandırılmasını istiyoruz. Bu ceza da paraya çevrilmesin.

İZMİR EĞİTİM MERKEZİ OLMALI
3-4 projemiz daha var. İzmir'in uluslararası eğitim merkezi olmasını istiyoruz. Kenan Doğan iftarda bu projesini anlattı. İzmir'de yabancı öğrencilerin okuması için hazırladığı projeyi gerçekleştiremediğini söyledi. Biz buna talip olduk. Şu anda bunun alt yapısını oluşturduk. Dokuz üniversitenin rektörüne bu proje götürülüyor. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'a dosya hazırlanıyor. İzmir'de 3 bin 500 yabancı üniversite öğrencisi var. Bu sayının 10 binlere 20 binlere çıkması lazım. İzmir üniversiteler şehri olma yolunda ilerliyor. Bu devlet projesi haline gelmeli. Bu projenin alt yapısını oluşturuyoruz. İzmir Üniversiteler Platformuyla ortak hareket ederek yurt dışından öğrencilerin gelip burada okumaları için gerekli burslar verilmeli, teşvikler yapılmalıdır. Aziz Kocaoğlu'ndan da randevu istedik. Paydaşlarımızın, İzmir'i yöneten insanların da bu projelere katılmasını istiyoruz.
* İzmir'in durumunu nasıl görüyorsunuz?
Hak ettiği yerde değil. Biz gençler olarak hatalıyız. Büyüklerimiz bugüne kadar ellerinden geleni yapmışlar. Büyükler sizde ışık görürse yol gösterir. Siz çocuğunuzda ışık görmezseniz ona yol göstermezseniz. Bir işadamı oğlunda gelecek görmüyorsa şirketin başına getirmiyor. Büyüklerimiz bize yol vermiyorsa, gençler yol isteyecek. Bize kimse görev vermedi. Biz de TÜGİAD'ı kurduk. Kendini gösteremeyen o kadar genç var. Telefon açıp üye olmak isteyen gençleri ziyarete gidiyoruz. Baba şirketin başında olduğu için kendini gösterememiş pırıl pırıl gençler var.

GELİŞİM İÇİN TURİZM ÇOK ÖNEMLİ
İzmir hak ettiği noktada değil. Gaziantep'e ve Kayseri'ye gitmeye gerek yok. Denizli'ye bakalım. İzmir'de bir ölü toprağı var. Kentte yapılması gereken çok şey var. İzmir büyüyor, kabuk kırılıyor. Ulaşımın olmadığı hiçbir yer gelişmez. Yurtdışına uçuşlar buradan olmalı. Selanik'e gitmek için İstanbul'a gidiyorsunuz. 1 saatlik yol oluyor 6 saat. Dünyada satın alamayacağım tek şey zaman. 6 saatte 3 görüşme yapabilirdim. İzmir İstanbul'a bağlanıyor. Otoyol yapılıyor. Hızlı tren geliyor. Çandarlı Limanı ve Kemalpaşa Lojistik Merkezi yapılacak. Maliyetleri düşürecek. Yurt dışındaki yatırımcılar İzmir'in geliştiğini görecekler. İzmir'de o kadar önemli yerler var ki bunları turizme kazandırmalıyız. İzmir olarak biz yeterli kaynağı alamıyoruz.

TANITIM İÇİN DAHA ÇOK ÇABA ŞART
* Başka neler yapmalıyız?
İzmir'in yatak kapasitesinin artması, inanç turizmine önem vermemiz lazım. Meryem Ana'yı yeterince tanıtamıyoruz. TUGİAD olarak turizmci üyelerimizi destekleyeceğiz. Ünlü kişilerle işbirliği yapmalıyız. Örneğin İspanya krizden çıkmak için bugün itibariyle dünyanın en önemli yazarlarından Dan Brown'a, İnferno isminde bir kitap yazdırdı. Kitapta yaklaşık 150 sayfa kadar bir bölüm İstanbul Sultanahmet ve Topkapı'da da geçiyor. İstanbul için müthiş bir reklam oldu. Sultanahmet, Ayasofya Camisi, Yerebatan Sarayı ve Topkapı Sarayı'na gelen turist sayısı kitaptan sonra müthiş arttı. Klasik tanıtım yöntemlerini bırakıp bu tür tanıtımlara odaklanmalıyız. İzmir için Dan Brown'a bir kitap yazdırılabilir. Bunun için Newyork'a gidip Dan Brown'dan randevu alacağız. Vermezse randevu veresiye kadar kapısında yatacağız. "Kitap yazmasan da İzmir'e gel ve misafirperverliğimizi gör" diyeceğiz. İzmir'e Dan Brown'u getirdiğimiz zaman, büyüklerimiz bize ekonomik anlamda destek verdikleri zaman, biz İzmir'de bir çok şeyi değiştireceğiz.

NEDEN OLMASIN!

Ayrıca uluslararası filmler İzmir'de çevrilsin.Ünlü aktörlere konusu İzmir'de geçen bir film çevriltebilir. Bunlar olmayacak şeyler değil. Hıristiyanları kullanarak buraya turist getirilse hiçbir şey kaybedilmez. Agora'nın ayağa kaldırılmasından tutun, Sen Polikarp Kilise'nin ziyarete açılması, Vatikan'ı kullanarak turist sayısı artırılabilir. İzmir Hıristiyanlığın merkezi. Bunu kullanalım. Kruvaziyer gemilerden turistler çıkıyor, taksici İngilizce bilmiyor. Menüler İngilizce değil. Garsonlar İngilizce bilmiyor.

Neden Dan Brown?
Dan Brown, 1964 doğumlu ABD'li yazar. Daha ilk kitabı Dijital Kale (1996) ile özellikle elektronik kitap listelerinde dünyada bir numaraya yükseldi. İkinci kitabı Melekler ve Şeytanlar (2000), bir yıl sonra yayınladığı İhanet Noktası ve Kayıp Sembol romanları ününe ün kattı. Ancak 2003 yılında yayınladığı Da Vinci Şifresi bütün dünyada milyonlarca sattı. Filmi de çevrilen kitap, sadece onun dünyanın bir numarası olmasını sağlamadı, konunun geçtiği yerlere olan ziyaretçi sayısını da patlattı. Bunu göz önüne alan ekonomik kriz içindeki İspanya, Dan Brown'a İnferno (Türkçeye Cehennem adıyla çevrildi), kitabını yazdırdı. Bu kitap da gerek dünyada gerekse Türkiye'de en çok okunanlar listesinden uzun süre inmedi. Kitabın yaklaşık son 150 sayfası İstanbul Sultanahmet semtinde geçiyor ve gerilimin düğümü Ayasofya'da çözülüyor. Kitap nedeniyle bu semte, özellikle Yerebatan Sarayı, Ayasofya'ya gelen yabancı turist sayısının büyük ölçüde arttığı da biliniyor.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.