X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER GÖKMEN KÜÇÜKTAŞDEMİR: Mütevazılığın iddiası
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

GÖKMEN KÜÇÜKTAŞDEMİR: Mütevazılığın iddiası

  • Giriş Tarihi: 7.10.2013

Alışveriş merkezleriyle ilgili tartışmalar hiç bitmeyecek biliyorum. İnşa edilmek istenilen yerlerin doğru olup olmadığı, şehir içinde mi, yoksa şehir dışında mı bulunmaları gerektiği, ekonomiye katkıları, ranta olan uzaklıkları konuşulup duracak... Kapalı mekanları çok sevmesem de, sokağa açılan sinemaları tercih etsem de, benim de yolum bu merkezlere düşüyor kimi zaman. Daha çok, bir alışveriş merkezi kimliğinden sıyrılmış yaşam merkezine dönüşmüş olanları tercih ediyorum. Bunlardan biri İzmir Gaziemir'de bulunan Optimum... 4-5 ay önce gittiğimde dinlenme alanlarına bırakılan kitapları görünce çok şaşırmıştım. Üzerlerindeki uyarı etiketleri olmasa, birinin o kitapları orada unuttuğunu düşünecektim. Kitabın üzerindeki etikette "Kitabı aldığınız yere bırakın ibaresi vardı." Oysa ben yanıma aldım ve eve gitmek için metroyu kullanacağımı düşünüp en azından elimdeki kitabın bir kısmını da yolculuk sırasında okurum diye planladım. Madem herkesin okuması düşünülüyordu, kitaplar metroda da kalabilirdi... Merkezden çıkarken, daha sonra 1 yılda 5 bin kitabın toplandığını öğrendiğim bağış kutularını gördüm. Bu fikir hoşuma giderken, toplanan kitapların kimlere ulaşacağını merak etmiştim... Yolculuk boyunca aldığım kitabı okudum. Evime en yakın istasyondan inerken de kitabı oturduğum yerde bıraktım. Arkamdan bir kadın, ben tam inerken kitabı unuttuğumu düşünerek seslendi, kapılar kapanırken ona sadece gülümseyebildim. Son gördüğüm, kitabı eline aldığıydı.

***

Geçtiğimiz günlerde yeniden Optimum'daydım... Rönesans Eğitim Vakfı'nın "Binlerce çocuğa, binlerce kitap" kampanyasının ulaştığı noktayı görmek istedim. Vakıf, düzenlenen bir törenle İzmir'deki ihtiyaç sahibi çocuklara ulaştırılmak üzere 100 temel eser ve dünya klasiklerinden oluşan 25 bin kitap bağışladı. Tören sonrasında Vakıf Başkanı Jale Ilıcak ile sohbet ettik. Sohbetin ardından bana kitap verip okuduktan sonra her hangi bir yerde bırakmam söylendiğinde, bir an o metro yolculuğuma dönüş yaptım. Konuşmamız sırasında Jale Ilıcak bana, inşaat, ticari gayrimenkul geliştirme ve yatırım alanında dünyanın önde gelen şirketlerinden olan Rönesans Holding'in, vakıf kanalıyla gerçekleştirdiği eğitim desteğine Anadolu'nun birçok ilinden sonra İzmir'de de devam ettiklerini anlattı. Kampanya başladığından beri, Rönesans Holding'in bünyesindeki AVM'lerde toplanan 120 bin kitabın ihtiyaç sahibi öğrencilere ulaştırıldığını belirten Ilıcak, 80 bin adet yeni kitabın da satın alınarak il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine teslim edildiğini dile getirdi. Optimum'u açıldığından bu yana 15 milyon kişi gezmiş. Her gün yaklaşık 28 bin kişi ziyaret ediyor. Ilıcak, bu insan sirkilasyonunu artıya çevirebilmek için vakfın böyle bir kitap toplama kampanyası başlattığını ve başka yerlere de örnek olmak istediklerini söyledi. Aslında başarılı da oldular... Hem alışveriş merkezleri hem de bazı belediyeler artık benzer çalışmalar yürütüyor.
***

Jale Ilıcak, Ankara TED Koleji ve Ankara Ünüversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Bölümü mezunu. Evlendikten bir süre sonra vakfın başına geçmiş. 3 çocuğu var. Başkalarının çocuklarını kendi çocuklarından ayırt etmiyor. İhtiyaç sahibi çocuklara dağıtılan 400 çanta ile içlerine konulan kitaplar ve boyama takımlarının kalitesini kendi çocuklarına alır gibi özenle belirlemiş. Ilıcak, "İnsanlar kitaptan uzak kalmasın, kitap okusun istedik" diyor. Kitap bağışı hiç bitmeyecek bir proje. İnsanların önce bilgi, sonra fikir sahibi olmasını diliyorlar. 'Çok okuyan mı, çok gezen mi?' diye sormayıp insanları okumaya teşvik ediyorlar. Bu konuda en çok okumayı seven kadınlara ve onların yetiştirdiği çocuklara güveniyorlar. Bu nedenle merkeze gelip o gün doğum günü olduğunu söyleyen her kadına bir kadın yazarın kitabı hediye ediliyor. Vakfın çalışmaları aslında bunlarla da bitmiyor. Vakıf şu ana kadar 2 bin 500 üniversite öğrencisine karşılıksız burs vermiş. Ayrıca çok yakında İstanbul'da açacakları bir okulla, eğitimden kazanacakları parayı yine eğitime harcayacaklar. Ilıcak ve ekibinin mütevazılıkla yürüttükleri bu projeler sayesinde birçok çocuğun yüzü gülüyor ve gülmeye devam edecek. Yeni hayaller filizlenip dünyayı saracak. Yazımı, alışveriş merkezinden alıp metro yolculuğum sırasında okuduğum Fernando Pessoa'nun kitabındaki şu sözlerle bitirmek istiyorum... "Kendimi bulursam kaybediyorum; inanırsam şüphe ediyorum; eğer zaten elde etmişsem sahip olmuyorum. Gezinir gibi uyuyorum ama aslında uyanığım. Uyurmuş gibi uyanıyorum ve kendime ait değilim. Hayat nihayetinde upuzun bir uykusuzluktur. Düşündüğümüz ve yaptığımız her şey; onu bölen, ayıltıcı sıçramalardır." Herkese hayatı güzelleştiren sıçramalar diliyorum...

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.