X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kanseri atlattı mikrofonu bırakmadı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kanseri atlattı mikrofonu bırakmadı

  • Giriş Tarihi: 20.10.2013

Guninness rekoru sahibi radyocu, şovmen, ünlü televizyoncu Hakan Doğanay, yendiği kanserin ardından yaptıklarını ve yapacaklarını anlattı, "İzmir yangınını film yapacağım" dedi

Sanki ömrü boyunca çok konuşacağını bilir gibi çocukluğunda epey dinlendi, yaşıtlarından çok geç konuşmaya başladı. Sonrasında da konuşmayı pek sevdiği söylenemezdi. Sessiz, sakin bir çocuktu. Ta ki bir düğünde yere düşen mikrofonu eline alıncaya kadar. O düğünde eline aldığı mikrofonu, araya bir de dünya rekoru sıkıştırıp, 35 yıldır bırakmadı. Sadece o kötü hastalıkla verdiği amansız mücadele sırasında mikrofondan, sevenlerinden uzak kaldı. Karanlık hastane odasında bile çalıştı, albüm çıkardı. Uğruna ölümü göze alıp hastaneden kaçtığı Oxana'sı ile evlendi. Dünyalar tatlısı Eva Maya doğdu. Yapmak istediği her şeyi gerçekleşti. Sıra, en büyük hayali olan sinema filmine geldi. Rekortmen radyocu, şovmen, ünlü televizyoncu Hakan Doğanay ile radyoyu, televizyonu, yaptıklarını, yapacaklarını konuştuk.
Büyük bir hastalık geçirmişsiniz?
Kanser oldum. Hastalık gırtlakta başladı, metastaz yaptı. Birinci metastazın farkına varamadık. Gırtlaktaki sorunu çözdürmüştük. Birkaç tel alındı. Kurtardık zannettik, bir yıl sonra tekrar nüksetti. Bu defa çok kötüydü. Moralim çok bozuldu, çok uzun süre hastanede yattım. Kalpten aldım kemoterapiyi, 20 kilodan fazla verdim. Bayağı gidici gözüyle bakılıyordu. Hastalık akciğere inmişti.
Sesiyle iş yapan bir insanın gırtlak kanseri olması da ayrı zor...
Tabii o çok zor bir şey. Konuşarak para kazanıyorum, seslendirme yapıyorum, sesini bir gün kaybedeceğini düşünmek, insanı bitiriyor. Ben bu işi hiçbir zaman hobi olarak yapmadım ki.
Ne zaman başladınız?
1978'e dayanıyor. Henüz 7 yaşındaydım TRT Çocuk Radyosu'nda başladığımda. Orası çok büyük bir okul. Aşağıdakiler, Yukarıdakiler, Flamingo Yolu, Dallas, Beyaz Gölge, televizyonda o yıllarda çocuk karakter gördüğünüz an, ben konuşuyorumdur mutlaka. Ses değişince, 14 yaşında o sayfayı kapattık. Üniversite bittikten sonra yine bu işlere başlamaya karar verdik.
Mesleğinizle ilgili bir okulda mı okudunuz?
Babam çok istediği için İstanbul Teknik Üniversite'de, makine okudum. Üniversitede radyo başladı. Okulun orkestrasındayım, nerede bir mikrofon varsa benim elimde.
Üniversiteden sonra ilk işiniz neredeydi?
Özel radyolar kurulmuştu. İstanbul'da önce mahalli birçok radyoda çalıştıktan sonra Best FM'e geçtim.
Okuldan sonra İstanbul'da mı kaldınız?
Ben İstanbul'da doğdum büyüdüm. Bunu kimse bilmiyor. Bilmemeleri de benim hoşuma gidiyor. Benim üzerime İzmir'de milyon dolar masanın üzerine koyup, İzmirli olduğuma dair iddiaya girecek çok kişi tanıyorum. Bu benim her yerde hep İzmir'i ön plana çıkarttığım, İzmir'i çok sevdiğim için böyle sanılıyor.

'İZMİR HAYATIMI DEĞİŞTİRDİ'
İzmir'e ne zaman geldiniz?
96'da geldim, bu şehre aşık oldum, İzmirli'yim dedim. Şirketimin ismi İzmir Film, yaptığım işlerin hepsi İzmir ile alakalı. İzmir Tanıtım Derneği başkanıyım. İzmirli'lik benim üzerime oturdu. Bunu yazdığınızda bile "Hakan şaka yapmış" diyebilirler. Bodrum'da çalışırken İzmir'de yaşayan bir radyocu arkadaşım, "Gel biraz bende kal" dedi. Geliş, o geliş. Bir bavula geldim bir hafta kalacaktım, 20 yıl oldu neredeyse hala buradayım. İzmir benim bütün yörüngemi değiştirdi. Bu şehir bana şans getirdi. Arkadaşımla beraber Radyo Fon'da başladım, bir sene sonra bütün kapılar açıldı.
Şöhret olmak için herkes İstanbul'a giderken, siz aksini yapmışsınız...
Altay ile aynı dönem geldik biz. O da İstanbullu. İzmirli şarkıcı Altay meşhur oldu İstanbul'a gitti denir. Altay'ın İzmir ile ilişkisi yok. Evet meşhur oluncaya kadar İzmir'de yaşadı yıllarca ama o da İstanbul'dan gelip burada ünlü oldu. Biz tersine çevirdik. Benim özelliğim, ben meşhur olduktan sonra da İstanbul'a gitmedim. Gitmeyi de düşünmüyorum.
Ünlü olmak isteyenlerin kafası karışacak...
Merkez İstanbul deniyor, ama İzmir'den de bu işler yapılabiliyor. Kafaya koyup kovalamak gerekiyor. Beni televizyona ilk Ege TV'de adım attım. 5 hafta sonra stüdyo dar geldi, "Le Meyhane"de programı yapmaya başladım, orası yetmedi, Prenses Otel'e geçtik. O dönemde Beyaz Şov başlamamıştı Okan Bayülgen 500 kişiyle program yaparken, ben 700 kişiyle yapıyordum.
Hiç yorulmuyorsunuz değil mi konuşurken?
Dünya rekorum var benim yorulur muyum? Günlük yaşantımda çok konuşan biri değilim. Sahnede ve iş yaparken konuşuyorum. Rusya'da İvan diye birisi, 63 saat 31 dakika ile dünya rekorunu kırmış. Bütün gazetelerde haberleri vardı. Guinness'e müracaat ettim. Türkiye'de gerçek anlamda Guinness Rekorlar Kitabı'na girmiş tek Türk benim. Geri kalanın hepsi hikaye. Bana resmi dünyada 300 sterline satılan, iki yılda bir basılan Guinness World Books'u birisi getirsin, Türk bayrağını ve kendisini göstersin, ben alnından öpeceğim. Bu kadar net. Yasemin Dalkılıç dahil. Bunlar Guinnes'e girmek için gerekli evrakı tamamlamıyorlar.
Siz sertifikayı nasıl aldınız?
Ben her 8 saatte bir şırınga kan verdim., hastanede kontrol edildi. Bu, 64 saatte 8 kere eder. Multivitamin, kafein, kodein yasak. Sonuçlar İngilizce'ye çevrilip rapor ediliyordu. İngiltere'ye bununla beraber, video kaydı, dudaklarının kaydı gönderiliyordu. Kasetten yayın yapıp sadece dudağını mı oynattın bunların hepsi kontrol ediliyor. Benim doktorum, cerrahlar, kardiyologlar bir insanın 50 saatten sonra ayakta durmasının belki imkanı var ama konuşmak hayal dediler. Kimse inanmıyordu ama 40. saati geçince herkes ciddiye aldı. Sabah Grubu stüdyoyu kurdu, Yeni TV'de yayın yaptık. ATV'ye bağlı yayın kuruluşları girip çıkıyordu, sonra bütün basın ilgilenmeye başladı.
Dünya rekoru şöhret getirdi mi?
İzmir'de kendi yaptığımız işte büyük bir saygınlık kazandık. O zamanlar yerel bir radyoda çalışmak küçümseniyordu her şey ulusala endekslendiği için. Ben o yıl bir mikrofon ödülü aldım, rakiplerim, Kadir Çöpdemir, Cenk Ceminay'dı. Ben İstanbul'a gidip, Hayal Kahvesi'nde onların gözünün önünde aldım o ödülü. 60 radyocunun arasından İzmir'den birinin gelip alması kimsenin beklemediği bir şeydi.

"Şöhretim,tarhana çorbası imzalayarak başladı"
Ne zaman "Artık ünlü oldum" dediniz? En tanındığım iş, "Hakanla Geziyorum". 4 sene sürdü. Kanal D'de, "Lezzet Yıldızları"nı yaptım Seda Sayan ile beraber 2 yıl boyunca. Bu, komik bir şöhretti. Tarhana çorbası imzalayarak başladı. Markete girdim, birçok kişi tanıdı. Kadınlar, tarhana çorbası, şehriye çorbası, sarımsak sosunu imzalatıyorlar bana. Ben 3 ay, Türkiye'nin her yanındaki marketlerde kadınlara imza günü yaptım. TRT'de yaptığımız "Ege'den Selam Var" Ege'nin kalbine oturdu. Bizim çocuk oldum. "Hakanla Geziyorum", bence işin son noktası. Bütün Türkiye'yi kucakladı bu program ama İzmir gibisi yok açıkçası. Yine o şöhreti de tanınmışlığı da İzmir'de yaşamak iyi.
Albüm hazırlama fikri nasıl doğdu? Hastanede, bir 4 ay, bir 7 ay hiç ara vermeden yattım. "Çıkarsam buradan, bir rock albümü yapacağım eski şarkılardan, sahne şovumu daha güçlendireceğim, kendim söyleyeceğim" dedim. Hastaneden çıktıktan bir ay sonra solunum ameliyatı oldum. "Bir ay sahne yok" dediler, bir hafta sonra yasaklı bir şekilde sahneye çıktım Antalya'da. Ben sahneye ait insanım o kadar özlemişim ki sahneye çıkmayı. O geceyi yaşayayım, ölebilirdim sonrasında hiç gözümde değildi. 40-50 bin kişi vardı. 3 gün sahneye çıktım. Ağzımdan burnumdan sürekli kan geliyor, gözlerim mosmor, plastik makyajla çıktım sahneye. Birkaç ay sonra da albümü çıkarttık piyasaya "Bakkal Şarkılar" diye. Bir konser grubumuz oldu, hala konser veriyoruz o grupla, ama Hakan Doğanay'ın önüne geçmedi. Yılda 5-6 kere büyük konserler veren ara sıra kendi kafasına göre albüm çıkartacak grup. Hayatımızı ona endeksleyip, albüm çok satsın, çok kazansın diye bir derdimiz yoktu.
Hakan Doğanay'ın yapmak isteyip de yapamadığı var mı? Hayalim, sinema filmi. Senaryosu, bütçesi hazır ama hala para ihtiyacı var. Ben o hayalimi birisine satmak istemiyorum. Kast da belli. İzmir'i anlatan bir film. Hafif belgesel. İzmir yangınını, 1922'yi anlatan, hesap soran bir film. Günümüz Türkiye'sinde çekilecek, ama sürekli flashback ile 1920'lere gidiliyor.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.