5 günlük hava durumu
22 Aralık 2013, Pazar

'Tavuktaki çabuk büyüme yemden değil, ırktan'

Tavuk eti için sağlıksız iddialarının yoğunlaşması üzerine karşı atağa geçen Keskinoğlu markası, doktorları tesislere davet ediyor. Keskin Keskinoğlu, "GDO da yok, antibiyotik de" diyor

İsmail Keskinoğlu, başındaki fesin yerine serpuş takmaya çalışan Rum çocuklarıyla kavga edince, doğup büyüdüğü Ravika Köyü'nü terketti, filmleri aratmayacak maceralar yaşayarak Türkiye'ye kaçtı. Akhisar, Adana, Erzurum'da grişimciliğin en güzel örneklerini verdi, ama işleri bir türlü iyi gitmedi, yeniden Akhisar'a döndü. Keskinoğlu, yaşıtlarının kendilerini emekli ettiği yaşta, 63 yaşındayken, yeni bir işe soyundu: Tavukçuluk. Genç ruhlu girişimcinin 700 yumurtayla başlayan tavukçuluk denemesi, bugün yarım asrı deviren, sektörde pazarın yüzde 72'sini elinde tutan Keskinoğlu markasını yarattı. Kafesleri internet televizyonundan 24 saat izlettirecek kadar ürünlerine güvenen, tavuğa karşı yürütülen kötü propagandaya savaş açan Keskin Keskinoğlu ile imparatorluğun merkezinde, sektörü, sorunlarını konuştuk.

Keskinoğlu istediğiniz noktada mı?
- İlk 3 arasındayız. Günde 4 milyon adetle yumurta üretiminde tekiz. Perakendede yüzde 72 pazar payımız var. Son üç yıldır ihracat şampiyonuyuz. Ortadoğu pazarlarında çok güçlüyüz. Irak, Dubai, Suudi Arabistan'da güçlü reklam çalışmalarımız var. Türkiye'den Singapur'a, Malezya'ya piliç ihracatı yapan tek firmayız. 4 bin çalışanımız var.

AB'ye ihracat yapıyor musunuz?
- Yumurta ihracatı yapıyoruz. Piliç ihracatı 2009'da başlamıştı. Politik nedenlerle durdu, tekrar başlayacak.

İç tüketimde düşüş oldu mu?
- Dünyada en az piliç eti tüketimi bizde. Yıllık kişi başı 20 kilo. Avrupa'da 25, Arap ülkelerinde 40, Japonya'da 40 kilonun üzerinde. İnsanlar son dönemlerde "Hormon mu var, antibiyotik mi var" diye yemiyorlar.

Hormon iddialarından, tavuk eti yemekten korkar hale geldik.
- Bu işi anlatmak için halkı bilinçlendirmeye karar verdik. Kümeslerimize kamera koyduk, 7-24 canlı yayına açtık. Herkes internetten keskinoğlutv'ye girip, hayvanlarımızın yaşam şeklini görebiliyor. İnsanlar tavukların serbest gezindiğini, üst üste olmadığını, gün ışığı aldığını gördüler.

Peki, ne oldu da tavuklar bu kadar çabuk büyümeye başladı?
- Büyümedeki hızlanma kesinlikle genetik oynama değildir. Bu bir ıslah çalışmasıdır. Bundan 10 yıl önce bir inekten yılda 2 ton süt alınıyordu, bugün 6 ton alınıyor. İneğin genetiği ile mi oynandı? Hayır. Tavuk da hızlı büyümüyor. Bizim önceki yıllarda yediğimiz tavuğun hepsi yumurtalık tavuktu. Onun ırkı, yumurta ırkıdır. Bunlar bir yıldan fazla yaşadıkları için etleri sert olur, geç pişer. Diğeri bizim körpe diye tabir ettiğimiz broyler tavuk. 8 haftalıkken kestiğimiz için, yumurta vermez. Yumurtaya vereceği verimini ete yansıtır. 45-60 günde, 4 kilo yemle 2 kilo ağırlığa ulaşırlar.

GDO konusuna gelirsek?
- Türkiye'de GDO'lu tohum kullanmak da, mısır yetiştirmek de yasak. Tarım Bakanlığı'nın denetimleri son derece fazla. Bu yüzden Türkiye mısırda ithalatçıyken ihracatçı konumuna geldi. O yüzden şu anda ithal mısıra ihtiyacı yok. Üretilen ve dolayısıyla yem olarak kullanılan mısırın hepsi de GDO'suz olduğu için gönül rahatlığı ile ürünleri tüketebilirsiniz.

Tavuklara antibiyotik verilmiyor mu?
- Hayvan büyürken hastalanırsa, veteriner hekim gözetiminde antibiyotik veriliyor. Bütün entegre tesislerde, 24 saat boyunca Tarım Bakanlığı'nın tam yetkili veteriner hekimi var. Etlik hayvanda antibiyotik kullandıysanız, kesime gelmeden 2 hafta önce kullanımı durdurmanız lazım. Hayvan bu sürede antibiyotiği vücudundan atıyor. Tarım il Müdürlüğü yetkilileri istedikleri zaman gidip kümeslerden numune alıyor, bağımsız laboratuvarlarına gönderip, kalıntı testini yapıyorlar. Kesimden 72 saat önce, o sürüden numune alıyor ve il müdürlüklerine kontrole gönderiyor. Antibiyotik kalıntısı çıkarsa Bakanlık listesinde yayınlanıyor. O yüzden kesinlikle entegre markada antibiyotik kullanımı mümkün değil.

Doktorlara göre, erken ergenliğin sorumlusu tavuk...
- Doktorlar yanlış bilgilendirilmiş. Bunu aşmak için İstanbul'da 2 bin 800 pediatriste, dernekleri aracılığı ile ulaştık, Akhisar'a davet ettik. İlk etapta 150'si gelmeyi kabul etti. Bu iyi rakam. Ocak'ta doktorları hocalar önderliğinde tesisleri gezdirip, yüzde yüz yerli mısır tükettiklerini göstereceğiz. Onları ikna edeceğiz. Biz eğer tavuklara baktığımız kadar kendimize baksak, en az 100 yıl yaşarız. Her şeyleri diyet. İçtikleri su damacana su gibi. Eşiniyor, geziyor, yemini yiyor, yumurtasını yapıyor. Stres yok, gürültü yok. Hepsi tek tek besmele çekilerek elle kesiliyor.

BİZ BU MARKAYA SOYADIMIZI VERMİŞİZ
Çocuklarınıza tavuk yediriyor musunuz?
- Kızım bir yaşından beri her öğlen tavuk, Her sabah 2 yumurta yiyor. Dedem de 101 yaşında vefat etti. Her sabah 3 yumurta yerdi, tavuk yerdi. Singapur dünyanın en zor ülkelerinden biridir. Oradaki tarım ve gıda kanunları, AB kanunlarından bile zor. Tavuğumuzda problem olsa, Singapur almazdı. Ürünlerimiz Singapur'un her yanında satılıyor. Singapur hükümeti bizi 3 yıl denetledi. Her yere kamera koydular.

Pazarlamacılık ilkokul yıllarına dayanıyormuş...
- Evet ilk pazarlama deneyimim ilkokulda oldu. İlkokul 4. sınıftayken kardeşimle pazarda yumurta satmaya karar verdik. İlk gün, arabayla 3 bin yumurta götürdük pazara. Elimde 4-5 koli yumurta kaldı. Dedem, kalan yumurtaları, bana sattığından 10 kuruş ucuza aldı. Şoför parasını, arabanın benzin parasını düştü, harçlık alacağımızı beklerken, cebimizdeki paradan olduk. Dedem, " Ticaretin sırrı budur. Satacağın kadar mal alacaksın" dedi. Bir sonraki hafta yine 3 bin yumurtayla gittim, yumurta yine elimde kaldı. Dedeme 10 kuruş ucuza iade etmektense, esnafa 5 kuruş ucuza verdim. Yumurtalar bittiği için otobüsle döndüm, benzin ve şoför parasından da kurtuldum. Hoşuma gitti, bir sonraki hafta 200 karton götürdüm. 30 bin yumurta satmaya kadar çıktık. Sonra, bakkallara servis yapmaya başladık, çok para kazandık.

RAVİKA: 7 YILDA BİRKAÇ ŞİŞEDEN 15 BİN TONA
Ravika nasıl doğdu?
- Ravika, dedemizin Yunanistan'da doğduğu köyün adı. Biz onun adını yaşatmak için içinde yağhane olan bir köy yaptık. 2005'te ilk yağı çıkardık. Eşe dosta birer şişe gönderdik. Gönderdiğimiz kişilerin arasındaki ulusal marketlerin satın alma müdürleri yağımızı çok beğendi. "Biz bu ürünü satmak istiyoruz" dediler. Yoğun talep geldi, ailemi ikna ettim, büyük bir tesis kurduk. Şu anda yıllık dolum kapasitemiz 15 bin ton. Tariş ile aynı kapasiteye sahibiz. Yağımız, yaklaşık 40 bin noktada satılıyor. Kasaplarda, gazete büfelerinde bile satmaya başladık. 75 ülkeye ihracatımız var. 3-4 senede iç pazarda da ilk 3 içine gireceğiz.

Keskinoğlu restoran zinciri ne durumda?
- Restoran zincirine "Tavvuk" markasıyla İstanbul Anadolu'da girdik. Şu anda 11 şubeyiz. Sözleşmesini imzaladığımız 16 şube var. Döner, çevirme piliç, ızgara ürünlerimiz, sağlıklı beslenme için salata var.

ARABA KOLEKSİYONCUSU
Antika araba koleksiyonuna nasıl başladınız?
- Babamla benim öncülüğümde başladı. Sonra bütün aile sahiplendi. Şu anda herkes çok meraklı. İlkokul 4'e giderken dedemizin kullandığı araba satılmış, karşı taraf üzerine almamış. Bir sürü cezası olunca emniyete çekmişler, dedem cezayı ödeyip geri aldı. İşletmede dedem bununla bana araba kullanmaya öğretti. Eski araba sevgim orada başladı. 1998 yılında İstanbul'da, 1954 ve 1956 model çok güzel 2 Amerikan arabası gördüm. Ravika köyünü de yeni kurmaya başlamıştık. Bu arabaları alıp, önce oraya koyduk, sonra müze oluşturduk. Bugün, Avrupa, Rus, Polonya, Amerikan toplam 182 arabamız var. Müzeyi büyütüyoruz.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.