X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Can AKSIN: Midilli'de balık neden daha ucuz?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Can AKSIN: Midilli'de balık neden daha ucuz?

  • Giriş Tarihi: 7.1.2014

Yılbaşını kutlayacağımız Salı günü, Ayvalık sokakları, caddeleri İstanbul ve Ankara plakaları ağırlıkta olmak üzere, değişik plakalı araçların park yeri olmuştu. Bu kadar çok arabaya rağmen Ayvalık'ta normal kalabalığın dışında bir yığılma durumu yoktu.
Caddenin kenarına park etmiş, değişik plakalı araçları göstererek, "Yılbaşı nedeniyle epey konuğumuz gelmiş" dedim. Arkadaşım güldü. "Onlar Ayvalık için değil, Midilli için gelmişler" dedi. "Gelip arabalarını buraya park ediyorlar, karşıya geçip doyasıya eğleniyor, yiyorlar içiyorlar, sonra dönüyorlar" diye devam etti. "Çünkü balık da içki de, deniz ürünleri de çok daha ucuz ve çok daha kaliteli."
İşte her zamanki şikayet konumuz.
Neden Midilli'de balık daha ucuz? Çünkü balık daha bol. Bu bir arz-talep meselesi. Az balık varsa, fiyat yüksek, çok balık varsa fiyatı daha düşük, yani daha ucuz.
Yunanistan, kendi kıyılarındaki balıkları koruma altına alarak, bazı yıllar avcılığını yasaklayarak balık neslinin korunmasını sağlamış.
Olta atıyorsun balık tutuyorsun, ağ atıyorsun balık ve deniz ürünleri tutuyorsun, halkına ve turistlere de ucuz ucuz yediriyorsun.
BİZDE HER YIL AZALIYOR

Geçenlerde "Bu balıklar nereye gitti?" başlıklı bir yazı yazmış ve "Lüferler neden gelemedi körfeze?" diye sormuştum. "Palamut ya da lüfer cinsi balıklar, aynen zeytinde olduğu gibi bazı yıl az olur, bazı yıl çoğalır. Bir bakıyorsunuz bizde her yıl azalıyor. Neden azalıyor, gırgırlar daha balık Boğaz'a ve Marmara'ya inmeden balığın önünü kesiyorlar da ondan. Boğaz'a, Marmara'ya inemeyen palamut, lüfer, Çanakkale Boğazı'nı geçip bizim buralara Edremit Körfezi'ne de giremiyor" demiştim.
Burhaniye İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü mühendislerinden Ömer Kazım İnce'den bir fotoğraf ve bir not aldım. Fotoğrafta iki kasa içinde minicik yavru lüfer balıkları vardı.
Notta da, "Can Bey, geçen gün bir yazınız vardı, 'Lüferlere ne oldu' diye. Bakın lüferin küçüğü çinekop bunlar. Av yasağı olmasına rağmen, balık hallerinden kasa kasa topluyoruz, sonra da 'Nerede bu lüfer?' diye hayıflanarak sormaya devam ediyoruz. Maalesef bu balıklar 20 santimi geçemediği için üreyemedi.
Böyle giderse daha 'Balık nerede?' diye çok sorarız."
Araştırdım, onlar 25 Aralık 2013 tarihinde Bandırma Belediyesi Balık Hali denetiminde ele geçirilen lüfer yavrusu mini mini çinekoplarmış.

GÜNÜ KURTARIYORUZ AMA...

Ben her zaman yazarım, "Balıkçı tezgahlarında bulunan minicik balık yavruları için, sadece Ayvalıklı balıkçıların günahını da almayalım" derim. Çünkü fotoğraftan da görüldüğü gibi, Ayvalık dışından da, hatta daha çoğu Ayvalık dışından, çok ucuz fiyatlarla Ayvalık'a getirilip satılan balıklar tezgahlara konuyor. İnsanın canı yanıyor ama fiyatları ucuz olduğu için de kapış kapış gidiyor. Böylece günü kurtarıyor ama geleceğimizi yok ediyoruz.
Aynen Bandırma'da olduğu gibi, trollerin, gırgırların denizden çekip aldığı "kayıt dışı" tabir edilen balıklar, kilosu 50 kuruşa, 1 liraya toptan alınıyor, ayıklanıp temizlikten sonra tezgahlara çıkarılıyor.
Türkiye'nin nüfusu her geçen yıl artıyor. Nüfusun artması demek, halkın protein ihtiyacının da artması demek. Eğer, protein bakımından çok zengin, sağlıklı gıdalardan biri olan balığın neslini kurutursak geleceğimize, sağlıklı beslenmeye ağır darbe vurmuş oluruz.
Denizlerimizi yasak avcılıkla tüketir, balık yuvalarını dağıtırsak, belki bugünü kurtarırız ama geleceğimizi yiyip bitiririz. Bırakın torunlarımızı, bizim çocuklarımız, yiyecek balık bulamazlar..
Balık avcılığının en güzeli "yasal boy" balık avcılığıdır.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.