X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER ÖZGÜR KAYNAR: 3 yıl önce 3 yıl sonra
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

ÖZGÜR KAYNAR: 3 yıl önce 3 yıl sonra

  • Giriş Tarihi: 25.1.2014

Bundan tam 3 yıl önceydi. Bir dergi İzmir'de eğitim gören üniversitelilere yaşadıkları kenti sormuştu. Gençlerden istenen, sorunları anlatmaları, çözüm önerilerini de sıralamalarıydı. Aralarında yabancıların da yer aldığı gençlere göre en büyük sıkıntılar o gün için şöyleydi: Çarpık yapılaşma, belediye otobüsleri, trafik ve otopark yetersizliği. Bir öğrenci, belediye hizmetlerinde önceliğin kentsel dönüşüme ve altyapıya verilmesi gerektiğini düşünüyor, bir diğeri, "Şu anki görüntü İzmir'e hiç yakışmıyor" diyordu. Göçle birlikte nüfusun ve çarpık yapılaşmanın arttığına işaret ediliyor, İzmir'in bu haliyle bir turizm kenti görünümünden uzakta olduğu belirtiliyordu. Gençlik kötü şehirleşmeden sonra en çok toplu ulaşımdan mustaripti. Metro ve banliyö sisteminden memnunlar ama otobüslerden dertliydiler. Öğrencinin biri, "Bir otobüs maksimum ne kadar dolabilir?" diye soruyor, hemen ardından manidar bir yanıt veriyordu: "Yer İzmir'se otobüsler parmağınızı bile kıpırdatamayacak kadar dolabilir." Gençler otobüslerden böyle şikayet ederken, çözümün bu araçların sayısının ve seferlerinin artırılmasından çok, raylı sistemde olduğunun altını çiziyordu. Onlara göre bir başka mesele de şehir içi trafik yoğunluğu ve otopark azlığıydı. Özellikle sabah ve akşam saatlerinde belli başlı yerlerin tıkandığı, buraları rahatlatacak yeni düzenlemelerin yapılması gerektiği ifade ediliyordu. İzmir'deki araç sayısına göre otopark kapasitesinin yetersiz kaldığına da dikkat çekiliyor, "Yeni otoparklar şart" mesajı veriliyordu. 2011 yılında üniversitelilerin İzmir'e dair tespitleri işte böyleydi. Bendeniz de o vakit bunları paylaşıp şöyle demişim:

ZAMAN AKIP GİTTİ
"Yerel yönetime hep gençlerin de katılması, sıkıntıları genç bakışla görüp iletmeleri istenir. Konuşan, yaşadığı kente yabancı kalmayan bir gençlik arzu etmiyor muyuz? İşte gençlik konuşuyor, İzmir'in sorunlarını sıralıyor. İzmir'in geleceği de, en büyük potansiyeli de onlarsa, gençliğin tespitlerine ve isteklerine kayıtsız kalınmayacaktır..."
Aradan geçti koca 3 yıl. Nelerin değişip nelerin değişmediğini siz kıymetli okurların takdirine bırakıyorum. Hayal kırıklığı yaşamamak için direniyor; gençlerin tespitlerinin duyulacağına inancımı ve umudumu ise hala sürdürüyorum. Gençler 3 yıl sonra şu yerel seçim öncesinde de duyulmazsa... Hayal kırıklığını o zaman yaşarım.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.