X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER ZEKİ HOZER: Aşı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

ZEKİ HOZER: Aşı

  • Giriş Tarihi: 29.4.2014

Bazı hastalıklar ile aşılama arasındaki ilişki genel olarak bilinir. Özellikle bulaşıcı hastalıklardan korunmak amacı ile çocuk yaşlarında başlayan aşılama periyotları anne babaların özel ilgisi içindedir. Son yıllarda da bazı kanser türlerini önlemek amacıyla aşı tekrar gündemde. Her ne kadar kanserde aşı çalışmaları 1960'lı yıllardan itibaren klinik araştırma seviyesinde başlamış olsa da, konunun önemi dolayısı ile kamuoyunun dikkatini çekmesi doğaldır. Özet bilgi olarak klinik araştırma düzeyinde olan bu çalışmaların rutine girmediğini bilmekte yarar var. Aşı, bilindiği üzere, biyolojik bir materyaldir ve bağışıklık sisteminin hastalık yapıcı bakteri ve virüslere karşı duyarlılık kazanımını sağlayarak vücudu hastalıktan korumayı hedefler.

ÇİÇEK AŞISINA TÜRK KATKISI
Aşı çalışmaları, koruyucu hekimliğin en önemli konularından birisidir. Aşılamanın, çocukluk çağında ve genel olarak daha erken yaşta yapılmasının nedeni, klinik araştırmaların, hastalığın ortaya çıktığı yaş grupları öncesi uygulanması gerektiğini ortaya çıkarması, böylelikle de etkeninin dolaşım ve yayılımının azaltılarak tüm toplum katmanlarının korunmasının sağlanılmasıdır. İnsanlık tarihinde, aşılama ile kitlesel ölümlerin sonlanması ve hastalığın tamamen ortadan kalkmasının çiçek hastalığı gibi örnekleri mevcuttur. Türkler olarak çiçek aşısının insanlığa kazandırılmasında katkımızın mevcudiyetine burada değinebiliriz. İlkel de olsa 11. yüzyılda Çin'de yapılan bazı çiçek aşısı uygulamaları bilinmekte, İstanbul'a gelen Avrupalı misyoner ve elçilerin de 17. yüzyılda yaptıkları gözlemlerde, bu teknikleri kayıt altına aldıkları görülmektedir. Nihayetinde Edward Jenner'in geliştirdiği bu aşının kitlesel halde tatbiki ile insanlık bu dertten kurtulmuştur. Günümüzde de aşı ile önlenebilen hastalıklar yüzünden ölen çocuk sayısının yılda 2,5 milyondan fazla olduğu düşünüldüğünde, bu tıbbi çalışmaların önemi kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

ÖMÜR BOYU KORUMUYOR
Güncel bir konu olan kanser ile aşı ilişkisine geldiğimizde; yukarıda da paylaşıldığı gibi, bu konu 1970'lerden bu yana tüm araştırma laboratuvarlarının gündemindedir ve bir hayli yol alınmıştır. Son yıllarda, rahim ağzı kanseri ve genital siğil etkeni olan dört tip Human Papilloma Virüsüne karşı geliştirilen aşının, 9-12 yaşından başlanmak üzere kız çocuk ve genç kızlara uygulanmasını bazı uzmanlar önermektedir. Aşının koruma sağladığı virüs alt türleri, koruma süresinin ömür boyu olmaması, smear test takibinin daha ucuz ve anlamlı olduğu ve yapılan aşının organizmadaki genler üzerinde olumsuz etkilerine yönelik yayınların varlığı söz konusu olmakla birlikte, bu çalışmaların Hız kesmeden devam edeceği mutlaktır. Ancak bir gün insanlık, çiçek aşısındaki zaferini, günümüzün henüz tedavi edemediği bazı kanser türlerine karşı da tekrarlayacağına yönelik şüphemiz bulunmamaktadır.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.