X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Adnan GÜLERMAN: Soma'da facia
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Adnan GÜLERMAN: Soma'da facia

  • Giriş Tarihi: 19.5.2014

Facianın üzerinden bir haftaya yakın bir zaman geçmiş olsa da, sebep olduğu onulmaz acı ve sonuçlarını unutmak mümkün değil. Bu köşede pazartesileri yazmam konuyu ele almamı geciktirdi. İşçi kesimi ile ilgim 1963 yılında Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunlarının Türkiye'de ilk kez yürürlüğe konulması ile ve işçi sendikalarımıza danışmanlığımla başladı. Bugün bile işveren ve sendikaların arasında yapılan toplu sözleşme görüşmelerindeki uyuşmazlıkları bir resmi arabulucu olarak çözme görevim devam etmektedir. Gerek işçi-işveren ilişkilerinde, gerekse akademik çalışmalarımda, üzerinde en çok durduğum hususların başında iş güvenliği ve işçi sağlığı konuları gelmiştir. On yıl süren Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölüm Başkanlığı'mda derslerimden biri de "iş güvenliği ve işçi sağlığı" olmuştu. Üçlü koalisyon olarak isimlendirdiğimiz devletişçi- işveren ilişkisinin yasalara uygun olarak sürdürülmesi, öteki ilişkiler yanında çalışma hayatındaki riskleri de en aza indirir.

HEDEF: EN AZA İNDİRMEK

En tehlikeli çalışma alanlarından birisi olarak bilinen yer altı maden işletmeciliğinde alınacak olan bütün önlemlere rağmen, iş kazası sayısı en aza indirilebilse de, henüz sıfıra indirme noktasına erişilememiştir. Burada "İş kazası kader midir, değil midir?" tartışmasını da yapmak istemiyorum. Ama, "En aza indirilebilmesi de bir gerçektir " demek durumundayım. Çalışma hayatı ile ilgili hususlar uluslararası bir önemdedir. Bu nedenle, Uluslararası Çalışma Örgütü (İLO) çalışma hayatı ile ilgili yayınladığı sözleşmelerle ve bu sözleşmelerin üye ülkeler tarafından onaylanmasıyla bir düzenleme sağlamaya çalışmaktadır. Ülkeler bu sözleşmeleri onaylama zorunda değildir. Ancak onayladıktan sonra da uygulamak ve uluslararası denetime açık olmak zorundadırlar. Yer altı maden işletmelerinde kadınların ve çocukların çalıştırılamayacağı ile ilgili sözleşmeler Meclisimiz tarafından onaylanmış ve yasalaştırılmıştır. Ancak Soma faciasını da çok yakından ilgilendiren ve 1995 yılında İLO tarafından yürürlüğe konulan 176 sayılı Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi Parlamentomuz tarafından henüz onaylanmamıştır. Bu sözleşme büyük bir önem taşımaktadır.

YAŞAM ODASININ ÖNEMİ

Bu açıklamam karşısında okuyucularımın "Uluslararası sözleşmeleri onaylamak önemlidir, ama o sözleşmeleri uygulamak ve uygulamaları virgülüne kadar denetlemek çok daha önemlidir" dediklerini duyar gibi olmaktayım. Burada size 176 sayılı Madenlerde Sağlık ve Güvenlik Sözleşmesinin bütün maddelerini sıralayacak değilim. Yalnız bu facianın yaşanmasına neden olan iki hususun önlenebilmesinin yolu bu sözleşmede yer almaktadır. Bunlardan birisi yangının çıkışını ve yayılmasını önlemedir. Trafolar da yangının çıkabileceği yerlerden biri olarak güvenli bir duruma getirilmeliydi. En az bu husus kadar önemli olan öteki önlem de, madenden alternatif çıkış yerlerinin ve yaşan odalarının oluşturulmasıdır. Eğer bunlar mevcut olsaydı, bugün hayatını kaybetmiş işçilerin hemen tamamı yaşam odasına sığınacak veya yangının ters yönünden ocağı terk edebileceklerdi. Bu ve benzeri önlemler üretim maliyetini artırır niteliktedir. Ama, maliyeti yükseltebilecek hiçbir önlemi orada kaybedilen hiçbir can ile karşılaştırmak da mümkün olmadığı gibi, ahlaki de değildir.

GÖZDEN GEÇİRİLMELİ
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün felaket yerini dolaşması sırasında ilgililere "Bu facianın tekrar yaşanmaması için kurallar gözden geçirilmeli" önerisinin içinde, yukarıda saydığım noksanlıklar ve benzerlerinin olduğu düşüncesindeyim. İşçilerimizle yaptığımız eğitim toplantılarında her zaman söylediğim şu hususu burada da tekrarlamalıyım: Bir iş kazasında kaybolacak hayat sizin hayatınızdır. Sizin eşiniz dul, çocuklarınız yetim kalacaklardır. İş güvenliğinin sağlanmasının en önemli takipçisi sizler ve sizlerin sendikalarınız olacaktır. Şu ana kadar sendikanın (S)sini de ortalıkta göremediğimi ve sesini duyamadığımı söylemeliyim. Hayatını kaybedenlere rahmet, yakınlarına ve milletimize baş sağlığı dilerim.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.