X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Azmin zaferle sonuçlandığı hikaye
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Azmin zaferle sonuçlandığı hikaye

  • Giriş Tarihi: 1.6.2014

Medical Park İzmir'in ortaklarından Veysi Kubba, hastanelerde insanların başına gelen sıkıntılarla genç yaşta tanıştı. Çektiği sorunları bir başkasının yaşamaması için kolları sıvayan Veysi Kubba ve ortağı Zafer Beken şimdi verdikleri sözleri tutmanın keyfini sürüyor

Medical Park İzmir'in ortaklarında Veysi Kubba ile bir hasta yakını olarak çektiği hiçbir sıkıntıyı başkalarının çekmemesi için en küçük detayına kadar düşünülmüş modern hastanede, sağlık sektörünü konuştuk. Veysi Kubba, hastanelerle, hastaların buralarda çektiği sıkıntılarla çok genç yaşta tanıştı. O yıllarda, kendisi gibi sıkıntı çekenlere yardım sözü verdi. Hayat ona hastanecilik yolunu açtı. Tam büyük bir şehirde hastane açma arayışına girdiklerinde, organ nakline ihtiyacı olan 18 yıllık ortağını, koma halinde İzmir'e getirdi. Burada da bir hasta yakını olarak çok sıkıntı çekince, hastaneyi İzmir'de açmaya ve organ nakli konusunda önder olmaya karar verdiler. Medicalpark İzmir'de ilk organ nakli geçen hafta gerçekleşti.

Nasıl oldu da mali müşavirken sağlık sektörüne geçtiniz?
Biz zor bir bölgede yaşıyorduk. Maalesef çok genç yaşta babamın sağlık problemleriyle birebir ilgilenmek zorunda kalmıştım. Kalp rahatsızlığı nedeniyle babamı Ankara'ya getirdim. Ameliyattan bir gün önce, "4 kişi getirin, taze kana ihtiyaç var" dediler. Sabahtan yollara koyuldum, elim boş hastaneye dönerken, açlıktan, yorgunluktan tansiyonum düştü, bayıldım. Etrafımda toplananlar bana meyve suyu içirmişler, saat 19.00 gibi istemeye istemeye hastaneye gittim, babam, "Kanı buldum" dedi. Derin bir boşalma yaşadım, çok ağladım. "Allah bana bir gün nasip etsin, ben kan ihtiyacı olanlara elimden geleni yapacağım" dedim. Ameliyattan sonra Batman'a döndük, babamda mide bulantısı başladı. Diyarbakır'a götürdüm, yoğun bakıma yatırdılar. Babamı göstermiyorlar, bir gün sesimi duydu, "Beni kurtar buradan" diye bağırdı. Ankara'ya götürdüm, gün aşırı alacağı ilacı her gün almış, onun için midesi bulanıyor ve yemek yiyemediği için güçten düşüyormuş. Diyarbakır'da yoğun bakıma almışlardı. Mali müşavir olarak doktorların defterlerini tutarken Batman'da bir özel hastane kurma isteğini söylediler. Güven ilişkisinden dolayı işletmeci olarak bizi istediler. Güneydoğu'nun ilk bu kadar yoğun katılımlı, 30 ortaklı anonim şirketini kurduk. İlk icraatım, kanın kalınlık ve inceliğini tespit eden aleti almak oldu. Biz 5 bin dolarlık bu aletin yokluğu yüzünden Ankara'ya gidiyorduk.

'DELİ CESARETİYLE GİRDİK BU İŞE'
Hastalar yol parasını biriktirse, alabilirmiş yani...
Aslında sağlıkta çok basit düzenlemelerle insan hayatı kurtulabilir. Biz Batman'da, 1996 yılında Ankara'nın doğusundaki tek özel hastane olarak faaliyete başladık. "Siz deli misiniz? Batman'da nasıl olacak bu iş" dediler. Biz, deli bir cesaretle 'Biz yanmışız ya başkaları yanmasın' diye girdik bu işe. Çok büyük zorluklar yaşadık, ilk 7 yıl üst üste zarar ettik. AK Parti iktidara geldiğinde, baktım ki özel hastanelerden hizmet almayı getiriyorlar. 2003 yılında, Türkiye'de kamu ile anlaşan ilk özel hastane olduk. Devletin fiyatlarıyla hizmet vermeye başladık. Vatandaştan fark almıyorduk.

İzmir'e gelmeye nasıl karar verdiniz?
Büyükşehirde hastanecilik yapma hayalimiz vardı. Ankara'da yer arayışındaydık. Antalya'da da bir hastane satılığa çıkmış. Onun ihalesi için Antalya'dayken, 18 yıllık ortağım Zafer Beken, hastanede kanama geçirmiş. Dalağı patlamış, karaciğeri çok kötü. Hepatit C'den dolayı karaciğerinde sıkıntı vardı. Özel uçakla İzmir'e getirdik. Tıbbi takibi Ege Üniversitesi'nde, Prof. Dr. Yaman Tokat tarafından yapılıyordu. Karaciğer nakli gerekiyordu. Kız kardeşinin dokusu uydu. Ameliyat çok iyi, hekimler çok iyi, ama tıbbi bakım süreci o kadar kötü ki özel oda tutmamıza rağmen ben kanepede, yaylar batmasın diye iki battaniyeyi üst üste koyarak uyumaya çalışıyordum. Steril olmayan şartlarda bakım süreci geçiyordu. Zafer Bey malzemeleri aldırdı, kendi pansumanını kendi yapmaya başladı. Birkaç kişi hastane mikrobundan vefat etmişti. Biz o günün koşullarında, Batman'da daha kaliteli sağlık hizmeti veriyorduk. Zafer Bey, "Ben kurtulayım, buraya adam gibi öyle bir hastane yapacağız ki herkes gıpta ile bakacak, iyi hizmet alacak, organ naklinin de en iyisini yapacağız" dedi. Hayal orada oluştu. Karşıyaka Belediyesi bu binayı satıyordu, ihaleye girip binayı aldık. İnşaata 1 Mayıs 2010'da başladık, 2011 Kasım ayında hizmete açtık.

UNVAN AĞUSTOS'TA ALINACAK

İzmir Medical Park kaç yataklı?
Resmi 244 ama son düzenleme ile 300 yatağa çıktı. Şu an 110 civarında hekimimiz var. İzmir Üniversitesi ile 2010 yılında işbirliği programı yaptık. Bu kapsamda, Ağustos ayında eğitim araştırma hastanesi unvanını alıyoruz.

SIRADA YENİ PROJELER VAR
Hastaneyle ilgili başka hayalleriniz var mı?
Türkiye çapında 2011'de yapılan Sağlık Bakanlığı kriterlerinde kalitede birinci hastane seçildi. Kemik iliği transferi merkezimiz var. Burada yaklaşık 180 hastamız yeni hayatına kavuştu. Amerikan GCI kuruluşunca kalite standartları anlamında yüzde 99.9 oranıyla belgemizi aldık. Bu bize hem uluslararası hastane formatını getirdi hem de bizim nitelikli işleri uluslararası düzeyde yapmamıza vesile oldu. Burayı kurarken en büyük hedefimiz olan dünyanın en iyi 20 hastanesinin arasına girme hedefimizin en önemli alt ayaklarını oluşturduk. Üniversite sürecinin sona ermesiyle birlikte, bilimsel akademik çalışmaların artmasıyla paralel olarak Türkiye'yi dünyada temsil eden hastane konumuna geleceğiz. Bunu 3 yıl içinde gerçekleştireceğiz. Balçova'nın yeni yatırımda uygun bölge olduğunu düşünüyoruz. Orada buradan daha büyük ölçekte, daha farklı konulara, mesela rehabilitasyona ağırlık verecek uluslararası bir hastane düşünüyoruz. Çünkü uluslararası hasta, katma değeri yüksek hastadır. Kapasitemizin yüzde 50'sini uluslararası hastalara ayıracak şekilde planlama yapıyoruz.

Sağlık turizmi yani...
Biz sağlık turizmini bu hastanede de yapıyoruz. Türkiye'de olmayan bir şeyi yaptık. Pazar araştırması için Libya'ya gittik. Hastalar yalnız İstanbul'u biliyorlar. İnsanların İzmir'i tercih etmesi için İstanbul'da hizmet bedeli 100 birimse biz 70 birim alalım, uçak biletlerini ödeyelim, 5 yıldızlı otelde yaptıralım, iyi ağırlayıp, tedavilerini iyi yapıp, ülkelerine gönderelim dedik. Ayda bir hasta ile başlayan bu yolculuk, ayda 300 hastaya ulaştı. VIP araçlarla karşılıyor, en iyi otellere yerleştiriyoruz, ardından hastaneye getirip tedavi protokollerini uyguluyor, geleneksel Türk misafirperverliğinin en güzel örneklerini gösteriyoruz. İzmir'in tarihi turistik yerlerini gezdiriyoruz. Biz bu anlamda İzmir ekonomisine katma değer sağlıyor.

TÜRKİYE, SAĞLIKTA DÜNYANIN ÇİN'İ
Bu kadar masrafa rağmen kazanıyor musunuz?

Bir SGK'lıdan 10 lira kazanıyorsak, yabancı hastadan 20 lira kazanıyoruz. Avrupa'da bu kadar rahat olamıyorlar, bu kadar iyi hizmet alamıyorlar ve Türkiye'ye verdiklerinin 2-3 katını ödüyorlar. Türkiye, sağlıkta dünyanın Çin'i. Çok büyük bir potansiyel var. Dış ülkelerde çok iyi tanıtımlar, organizasyonlar yapmak lazım. Sağlık turizmi yaratıp burada İzmir'in geleceğine de tohum atıyoruz. Türkiye'nin çevresinde, iki saat uzaklıkta 1 milyar insan var. Bunların içinde de en az 100 milyon insan, sağlık nedeniyle başka ülkeye gidiyor. Dini, kültürel faktörler Ortadoğu'ya daha yakın, neden bizi bırakıp batıya gitsin? Ümit ediyorum gelecekte İzmir bu konuda çok daha iyi noktaya gelecek. Biz de bunun öncüsü olmaktan gururluyuz.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.