X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Çobanlıktan restoran zincirine
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Çobanlıktan restoran zincirine

  • Giriş Tarihi: 20.7.2015
Çobanlıktan restoran zincirine
Çobanlıktan restoran zincirine

Çobanlık yaparak büyüyen Kemal İpbaş, bugün Kırçiçeği markasıyla restoranlar zinciri kurdu. Zincirin ilk halkasını 1985 senesinde Bornova'da açan Kemal İpbaş'ın hayatı filmleri aratmıyor

Kemal İpbaş, Aydın'ın Karacasu İlçesi Palamutçuk Köyü'nde yerleşmiş mütevazi ailesine katkı sağlamak için, okuldan kalan zamanlarını keçilerine çobanlık yaparak büyüdü. Onu okutmak uğruna varını yoğunu ortaya koyan anne babasının gayretlerini boşa çıkarmamak için 7 kilometre uzaklıkta olan Ataeymir'deki ortaokula her gün yürüyerek gidip geldi, ama bir gün bile durumundan şikayet etmedi. Lise, üniversite yıllarında, inşaat şirketlerinde puantörlük yaptı. Asker arkadaşının pidecilikten kazandığı ile yaşadığı güzel hayat, aklını çeldi. Ağabeyinin pide ustası oğlu Hasan İpbaş'ı yanına alıp Kırçiçeği Restoranlar Zinciri'nin ilk halkasını Bornova'da açtı. Pide salonlarında, sandalye üstünde uyudu. Kaçak dolmuşçuluk yaptı, günde 15-20 saat bedenen çalıştı. Bornova'yı Karşıyaka, Çeşme, Hal, Alsancak izledi, Alsancak şubesi hızlı büyümeyi beraberinde getirdi. Kırçiçeği Restoranların sayısı 17'yi buldu. Elini okumak isteyen, maddi durumu yetersiz öğrencilerin üzerinden çekmedi. Hem geleceğe hem geçmişe sahip çıktı. Kemal İpbaş ile Kırçiçeği ailesi sayesinde bara, kafeye dönüşmeden eski dokusunu koruyan Gazi Kadınlar Sokağı'ndaki Rum Evi'nde konuştuk.

* Nerelisiniz?
- Yörük'üz biz. Yaylada doğmuşum, çobanlık ve rençberlik yapılan Karacasu'nun Palamutçuk Köyü'nde. Küçük yaşlarda rençberlik ve çobanlıkla hayatımızı idame ettik. Lisede, fakirlikten yazları, müteahhitlik işlerinde puantörlük yapıyordum. 1985'te Kıbrıs'ta askerlik yaptım. Döndüğümde Tarsus Pozantı otoyolu inşaatında yine puantörlük yaparken baktım ki hayat çok zor, yaş olmuş 26-27. Bu göçebe hayatıyla ne evlenebilirsin ne de evlensen mutlu olabilirsin. Tam bir şantiye ve göçebe hayatı. Isparta İşletme Muhasebe Meslek Yüksek Okulu'nu bitirdikten sonra, Halk Bankası da dahil birkaç memurluk sınavına girdim. Köye dönme kararı verdikten sonra, 3 ay vekil öğretmenlik yaptım. 6 ay köyde kahvecilik yaptım, baktım bunlar da hayat değil.

* Ticarete ilk adım yani...
- Evet. Bu arada asker arkadaşım Ali Gürsu, Girne'de kolordu karargahında lahmacuncuydu. İzmir'e geldiğini duydum. Işıkkent'te bir pide salonu açmış. Vasat bir dükkandı ama iyi kazanıyordu ve mutluydu. Ağabeyimin pide çıraklığı yapmış oğlu Osman var. Ustalığının iyi olduğunu biliyorum. Hemen ona "Biz de yapalım" dedim. 1985 yılında karar verdik. Osman ile çıktık, geldik İzmir'e. Bornova'da Ergene Mahallesi'ne giden cadde üzerinde devren kiralık pideci buldum. Dekorasyonunu yaptırdım. Fasarit o zaman yeni çıkmıştı. Alta bir renk atıyordunuz. Altı yeşil üstü kırmızı yaptım, incelik kalınlık kendiniz ayarlıyordunuz. Güzel, kır çiçekleri gibi bir şey oldu. Boyanın rengini çiçeğe benzettim. Adını Kırçiçeği koydum. Kır çiçeği mücadelecidir. Dibi sulanmaz, çapalanmaz. Sarp kayalıklarda, yamaçlarda yetişir. Yağmura, rüzgara karşı mücadele eder, ama çok da güzeldir. Oradan severim Kır çiçeğini.

* İlk pide salonunu açtınız...
- Evet. Osman pide yapıyor, ben doğruyorum, masalara servis yapıyorum, hesabı alıyorum. Dükkanda, sandalyelerin üzerinde yattık. Çok zor günler yaşadık. Orada çalışırken Halk Bankası'nda girdiğim sınavın sonucu geldi, Aydın'a tayinim çıktı. Sonuç pide salonundan sonra gelince, baktım '74 bin lira maaş alacaksın' dediler. Ben 19-20 bin lira günlük ciro yapıyordum. Her işi kendimiz yaptığımız için, yüzde 100 kazanıyordum.

PİDECİ RAHAT KIZ ALIR

* Para tatlı mı geldi?
- Sadece para değil. Köyümden daha önce evlenmek istediğim, sevdiğim kızla da evlenebildim. Karacasu'da pideciye memurdan daha rahat kız verilirdi. Düğünde takılan hediyelerden 119 gram altın çıktı. Bunları satıp, Karşıyaka'da bir dükkan devraldık. Bornova'yı bir akrabamıza devrettik. Karşıyaka'da 2-3 yıl çok güzel kazandık. Birikimimizle 15-16 kişilik, dolmuş aldık. Sabahları, Toros'tan Tekel'e servis çekmeye başladık. Çeşme popüler olmaya başlayınca, Çeşme'ye şube açtık. 1993'te Alsancak'ta bir patlama yaptık. Özellikle çorbalardan çok iyi para kazandık. Marmaris'i 97'de, Göztepe'yi 2000'de açtık, Hilton Oteli'nin yanı derken, bugün 16 olduk. Biz pideyi gariban yiyeceği olmaktan kurtarıp, sosyete yiyeceği haline getirdik.

KIRÇİÇEĞİ KIZLARA EMANET

Kemal İpbaş, fakirliklerine rağmen kendisine yüksek öğrenim imkanı sunan anne ve babasına minnetini göstermek için kızına annesinin, oğluna babasının ismini verdi. Hasan, pide işinin kendisine göre olmadığına karar verip, kendi yoluna gitmeyi tercih etti. Küçük yaşlarda bile babasına yardımcı olmak için kasaya oturan Meryem İpbaş büyüdü, Kırçiçeği'nin genel müdürü oldu. Babasının prensesi, şirketi kurumsallaştırmakla kalmadı, sosyal sorumluluk projelerinde aldığı öncü rol ile Kırçiçeği'nin adını duyurmaya başladı. Son olarak Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi'nin bahçesine hasta konukevi yaptıran KİTVAK'a destek olmak için kendisi vakfa başvurdu. Meryem İpbaş ile satıldıkça KİTVAK'a birer lira biriktirecek "Umut Köfte" ve Kırçiçeği hakkında konuştuk.

* Ne zaman Kırçiçeği'nde çalışmaya başladınız?
- İşletmeye kayıtsız kalmam mümkün değildi. Restoranda ortaokul lise yıllarımda kasaya bakardım yoğun olduğu günlerde. Ayakçılıktan genel müdürlüğe kadar geldim. Öyle baba torpiliyle değil. Çay dağıttım fotokopi çektim, misafirleri ağırladım. Şirkette ürünleri standart hale getirmek, bunları yazabilmek, işletme el kitabı oluşturabilmek için 1,5 yıl kadar çalıştım. Koordinatör olarak görev yaptım. İki yıldır da genel müdür olarak çalışıyorum.

* KİTVAK'a da destek vermeye başladınız...
- Evet, Kırçiçeği Restoranları olarak KİTVAK'ın Dokuz Eylül Üniversitesi Hastane bahçesinde ekonomik gücü olmayan hasta ve hasta yakınları için yaptırdığı konukevi inşaatına katkı için bir proje hazırladık. Amaç, yüreğimizden gelen desteği vermek.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.