X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Piyanoda estetiğin zirvesi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Piyanoda estetiğin zirvesi

  • Giriş Tarihi: 17.4.2016
Piyanoda estetiğin zirvesi
Piyanoda estetiğin zirvesi

‘Harika çocuk’ olarak yaşamına başlayan, dünyaca ünlü devlet sanatçısı Gülsin Onay, hakkında bilinmeyenleri Egeli Sabah’a anlattı

insanını kültürel anlamda oldukça donanımlı, bilgili, sıcak olduğu kadar dikkatli ve seçici bulduğunu belirten dünyaca ünlü devlet sanatçısı Gülsin Onay, Egeli Sabah'ın sorularını cevapladı. İzmirli seyircilere hayran kaldığını belirten sanatçımız Gülsin Onay, gençlere "Çok çalışsınlar ve hiç vazgeçmesinler. Bunlar yapıldığı sürece ödülü er geç kendiliğinden gelecektir" diyor.

Sık sık İzmir'e konserlere geldiğinizi biliyoruz. Bu anlamda İzmir halkının klasik müziğe bakış açısını nasıl değerlendirirsiniz?
- İzmir insanı genel olarak kültürel anlamda oldukça donanımlı, bilgili, sıcak olduğu kadar dikkatli ve seçici. Sosyal medya sayesinde de oldukça yakın ve güzel dostluklar kurdum bu güzel şehrimizde. Mesela konser sonlarında her Akdeniz insanına özgü o coşkulu alkışları duymak beni çok mutlu ediyor.

"ARTIK İZMİRLİ OLACAĞIM"

İzmir sizin için ne ifade ediyor?
- İzmir hayatında neler görmek istersiniz? Urla'daki yazlık evimin de tamamlanmasıyla yakında çeyrek İzmirli olacağım için çok mutluyum. Bu vesileyle bu haberi de paylaşmak isterim. Her yıl mutlaka birkaç defa İzmirli dinleyicilerimle buluşmaktan müthiş keyif alıyorum. Yani İzmir deyince ilk etapta dinleyicilerim ve onların sıcak ilgisi geliyor aklıma. Ve tabii ki sıcacık güneşini de es geçmek mümkün değil. Konserlerim dışında zaman zaman yetenekli genç öğrencilere ustalık sınıfı dersleri de veriyorum. Bu da beni oldukça mutlu ediyor.

Başarılı bir kadın ve mükemmel bir anne profiliniz var. Bu arada torunlarınızla ilişkileriniz oldukça iyi. Bu mükemmel dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?
- Zamanı iyi programlamak ve mümkün olan her fırsatta ailemle zaman geçirmeye özen gösteriyorum. Hele torunlarım... Ah onlar dünyanın en büyük güzelliği. En büyük torunumun üzgün olduğumu bildiği bir dönemde beni teselli etmek için yazdığı mektup, ortanca torunumun babası ve beni aynı kare içinde mükemmel şekilde fotoğraflaması, onların etkinliklerine katılmak, birlikte kitap okumak, hepsi yaptığım müziğin derinliğini artırıyor inanın. Eşim, annem ve babamla da konser aralarında zaman geçirmek için azami gayret sarf ediyorum. Çünkü onlarla da vakit geçirmek beni oldukça mutlu ediyor.

Hayatınızda piyano olmasaydı piyanonun yerine ne koyabilirdiniz?
- Eğer piyano çalmasaydım sanırım tiyatrocu olurdum. Paris'teki öğrencilik yıllarımda profesyonel bir tiyatro topluluğu ile deneme imkanı bulduğum bu sanat dalını çok sevmiştim. Şimdilik arada bir yaptığım taklitlerle bu hevesimi tatmin etmeye çalışıyorum.

Saygun'un dünya çapında en güçlü yorumcusu olarak kabul ediliyorsunuz. Ahmet Adnan Saygun gibi bir hocanın öğrencisi olmak nasıldı? - Öncelikle müziğe bu denli aşık, işini inanılmaz bir titizlik ve disiplinle yapan ama buna rağmen sevecenliğini her zaman muhafaza edebilen bir hocanın öğrencisi olduğum için son derece şanslı ve gururlu hissediyorum. Her fırsatta da Hocam Adnan Saygun'un eserlerini yurt içinde ve dışında çalarak kendisini tanıtmaya çalışıyorum. Müthiş derinliği olan kendine özgü armoniler ile yaptığı bestelerin kıymeti bence henüz tam olarak anlaşılabilmiş değil. Hocam Saygun 1990 yıllarında eşi Nilüfer hanım ile birlikte, Selimpaşa'daki yazlık evimize gelerek bizi çok mutlu etmişti.. Hayatımda en büyük şansım hocalarım olmuştur, en önemli hocalarımın başında gelen isim ise Adnan Saygun'dur. Besteci Ahmet Adnan Saygun ise Hocam Saygun'dan ayrı olarak en severek çaldığım, ruhunu iliklerimde hissettiğim bestecidir. Çağdaş Türk Müziği'nin en güzel örneklerinin yaratıcısı olduğu için seslendiriyorum Adnan Saygun'un eserlerini.

Harika çocuk olarak sunulmak ve nitelendirilmek size mutlaka gurur vermiştir. Ancak o dönem bir çocuk olarak bunun zorluğunu yaşadınız mı?
- Düşünüldüğünün aksine çok güzel bir çocukluk dönemi geçirdim. Erenköy'deki köşkün bahçesinde bir masal dünyası kahramanı gibi oyunlar oynadım ve arkadaşlarım oldu. Kendimi piyano çalışırken hep çok iyi hissettim. Beni diğerlerinden farklı kılan, yeteneğimin ifade imkanı bulduğu, özel hissetmemi sağlayan bir şeydi her zaman piyano. Müziği doğuştan gelen bir olgu gibi hissettiğim için hiçbir zaman zorlama olarak ya da yapılması gereken bir iş olarak görmedim. Sanırım bu nedenle de çocuk olmanın gerektirdiği şeylere de vakit ayırabildim.

Kazandığınız pek çok paye ve ödül var. Aynı zamanda bir dönem UNICEF'te İyi Niyet Elçiliği yaptınız. Bütün bunlar size neler hissettirdi?
- Ödüller, yarışmalar, payeler elbette çok güzel motivasyon kaynakları ama elbette sanat hayatınızda onları hedef alarak ilerlememeniz gerekir. UNICEF gibi bir kurumun elçisi olmak, bu sayede geleceğimiz olan çocuklarımız için, tüm dünya çocukları için elimi taşın altına koyabilme imkanı bulmak paha biçilmez bir mutluluk.

Size 'piyanoda estetiğin zirvesi' diyorlar bu konuda ne söylemek istersiniz?
- Teveccüh ediyorlar. Ne kadar mutlu oluyorum bunları duyunca. Güzel müzik, güzel duygular, olumlu enerjiyle birleştiğinde böyle pozitif bir etki bırakıyor. Sahnede beni dinlemeye gelenleri mutlu etmek, ruhlarını olumlu duygularla sarmalamak bana tarifsiz haz veriyor.

Genç ve azimli müzisyenler için ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
- Etrafımda gerçekten çok yetenekli gençler var. Ziyaret ettiğim her şehirde gençlerle buluşmaya, onları dinlemeye, sorularını cevaplama büyük önem veriyorum. Gençler geleceğe umutla bakmaya ihtiyaç duyuyorlar. Klasik müzikte kariyer yapmak belki bugün her zamankinden daha zor. Rekabet çok büyük. İmkanlar geliştikçe tüm dünyada bu işi gerçekten iyi yapanların sayısı artıyor. Bu mesleğe gönül veren gençlere vereceğim tavsiye, içlerinden gelen sese kulak versinler, dil öğrensinler, yarışmalara katılsınlar, imkanların sonsuz olduğunu hep hatırlasınlar, çok çalışsınlar ve hiç vazgeçmesinler. Bunlar yapıldığı sürece ödülü er geç kendiliğinden gelecektir.