Türkiye'nin en iyi haber sitesi

NÜSA UĞUR: Kentlere ruhunu veren ne?

Giriş Tarihi: 3.1.2013

"Şehir yaşayan bir organizmadır"
Bu tanım, belki de şehri anlatan en güzel açıklama.
Ve arkasından hemen bir soru gelir birçoğumuzun aklına;
"Peki bir ruhu var mı?"
Geçtiğimiz son birkaç yıldan bu yana, hemen herkes kentsel dönüşüm ve yenileme kavramı ile tanıştı. Şehirleri yeniliyoruz ya da yenilemeye başladık.Ülkemiz bunun gerekliliğine kanaat getirdi.
İşte bu nedenle şimdi o soruyu sormanın tam zamanı:
"Kentler yaşayan bir organizmaysa ona ruh katabilecek miyiz?
Bu soruyu şöyle de değiştirebiliriz:
"Gelecek nesillere, mimari estetiğiyle, yaşanabilir olma özelliklerini de unutmadan, çağdaş imkânları ihmal etmeden, huzurlu bir şehir bırakabilecek miyiz?"
Soruların kendisi, yanıtlarını da içeriyor kuşkusuz. Dünya kültür mirasının yaşayan örnekleri olan kentlerin mimari dokusuna baktığımızda, her birinde farklı bir ruh, farklı bir estetik anlayışın izlerini görürüz. Bu anlayış esasında tek tek binaların, evlerin her birinin toplamından oluşmakta. Ve her bir binanın ya da evin rengi, şekli, penceresi, kapısı; kısacası aklınıza gelebilecek her parçası genel estetik dokuyla uyumludur ve tüm detaylar bütünün parçalarıdır.
İşte bu uyumla birlikte ortaya çıkan resim o şehrin ruhunu ve dokusunu oluşturur.
Ama başta da dediğim gibi şehirler de insanlar gibi; her birinin bambaşka bir karakteri, huyu, suyu var. Onu bozmak şehre ihanetle eş sayılmalı.
Kentsel dönüşüm, bu anlamda bize bir fırsat yaratıyor. İstanbul bu dönüşümün en önemli parçası.
UNESCO'nun kültür mirası şehirler listesinde sıraladığı İstanbul'un tarihten bugüne akan karakterini, ruhunu bozmadan, onu yenileyerek günümüze taşımak için ne yapmalı? Ait olduğumuz şehir bizden ne istiyor?
Bu soruların cevabını; Süleymaniye'ye, Balat'a, Galata'ya, Ayasofya'ya, Sultanahmet'e, Soğukçeşme'ye, Kariye'ye, Kuzguncuk'a, Kanlıca'ya, Beyoğlu'na, Tarlabaşı'na, Yedikule'ye ve benzeri pek çok yere bakarak bulabiliriz. Bu şehir bizden geçmişiyle birlikte geleceğe taşınmayı, değişimleri yansıtmayı ama aynı zamanda tüm bunların da estetik değerler toplamından taviz vermeden üretilip biçimlendirilmesini istiyor.
Yapılacak her binada ya da şehrin planlanacak her alanında yöneticilerin ve yatırımcıların önünde mimaride ve şehircilikte estetik arayışı olmalı.
Bununla birlikte sürdürülebilir bir çevrenin oluşturulması ve bu çevrenin, toplumun ihtiyaçlarına cevap vermesi, çağın gereklerine uygun teknolojilerden yararlanılması da çok önemli.
Bir şehrin genel karakterinde mimari yapılar, açık-yeşil alanlar ve bunların birbirleriyle olan ilişkileri ve bütünlüğünün önemi şüphe götürmez.
Evler, apartmanlar artık sadece içinde yaşanmak için değil dışında da yaşanmak üzere planlanmalı.
Avrupa'da herhangi bir evin dış boyasına karar verilmesi sürecinde sokaktaki diğer binaların boyasıyla uyum oluşturması için kılı kırk yaran çalışmalar yapılması boşuna değil.
Bu kadarcık çabanın bile sonuçlarını o şehirlere genel bir fotoğraf olarak baktığımızda görebiliyoruz.
O halde bizim de sormak hakkımız: "Neden olmasın? Daha fazla geç kalmadan"

ARKADAŞINA GÖNDER
NÜSA UĞUR: Kentlere ruhunu veren ne?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz