Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Editörün seçtiği günün köşe yazıları

Editörün seçtiği günün köşe yazıları

  • 1
  • 15
Editörün seçtiği günün köşe yazıları
Editörün seçtiği günün köşe yazıları

Editörün seçtiği günün köşe yazıları

  • 2
  • 15
Editörün seçtiği günün köşe yazıları
Editörün seçtiği günün köşe yazıları

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın önceki gün Huber Köşkü'ndeki iftarında Aydın Doğan ve Ferit Şahenk yanında medyanın çeşitli kademelerinde görev yapan meslektaşlarımız da vardı. Bu birliktelikte Cumhurbaşkanı Türk medyası hakkındaki görüşlerini, bir konuşma ile davetlilere duyurdu. Olağanüstü hal yasasının geçerli olduğu bir ortamda söz konusu konuşmanın bazı satırbaşlarını hatırlamanın meslek açısından da yararlı olacağını düşündüm.
"-Tarif edilen hakikat hakikat olmaktan çıkar. Kasıtlı bir haber gerçek anlamda bir haber değildir. Bizler ülkemizde senelerce haber yerine ağır bir propaganda ile karşı karşıyakaldık. Bilhassa medya dünyasının köşe başlarında bulunanlar ellerindeki bütün gücü milletin gelişmesi için, demokrasinin güçlenmesi için değil kendileri için kullandılar.
- Darbe dönemlerinde Türk medyasının nasıl kötü bir imtihan verdiğini sizler daha iyibiliyorsunuz. Bugün ülkemizde bakanlığımızın rakamlarını veriyorum, mesleğini gazeteci olarak ifade ederek cezaevinde bulunan 177 kişiden sadece 2'si sarı basın kartı sahibidir. Bu 177 kişiden biri cinayet suçundan, diğerleri de terör örgütleriyle olan ilişkilerisebebiyle cezaevinde bulunuyor.
- Yasalar herkes için bağlayıcıdır. Medya da hukuka bağlı kalmak zorundadır. Özgürlük sınırsız hürriyetin olduğu bir şey değildir. Özgürlüklerin de bir sınırı vardır. Ben de kalkıp sınırsız özgürlüğümün olduğunu söyleyemem. Haber peşinde koşmakla ihanete aracılık etmek farklı şeylerdir. Manşetini, kalemini gazete sayfalarını terör örgütü emrine verenlerle eline silah alıp dağa çıkanlar arasında bana göre temelde hiçbir fark yoktur.
- Dünyanın hiçbir ülkesinde devlet sırlarını yasadışı yollar ile tarif ederek, eğip bükereksözüm ona haberleştirmek gazeteci faaliyeti olarak görülmez. Milletin bütün sırlarını, menfaatini bu şekilde yer ile yeksan etmek kimsenin haddine değildir. FETÖ'cülerin servis ettiği çarpıtmalar üzerinden devleti, devletin güvenliğini hedef almak gazetecilik ile bağdaşmaz."

Mehmet Barlas/Sabah

  • 3
  • 15
Editörün seçtiği günün köşe yazıları
Editörün seçtiği günün köşe yazıları

1725 kumpasında, FETÖ'nün ürettiği sahte dinlemeleri Meclis çatısı altında yayınlayan Sayın Kılıçdaroğlu'nun grup başkanvekili, karar sonrasında yaptığı ilk kurumsal açıklamada, "Erdoğan Lahey'de yargılanacak" diyor. Bu, uluslararası boyutu bulunan FETÖ'nün MİT TIR'ları kumpasının hedefi değil mi? Bu kumpası 15 Temmuz darbesini gerçekleştiren aynı örgüt yapmadı mı? Bu iftirayı yayımlayan Can Dündar bile TIR'ların DAEŞ'e gittiğini yalanlamadı mı?

Peki bu telaşlı ısrar neden? CHP'nin muhalefet etme biçimi üzerinde ciddi şekilde bir özeleştiri yapmaya ihtiyacı var. Bir muhalefet partisinin iktidar olma iştahını, mutlaka millete dayalı bir meşruiyet üzerinde tüketmesi, 80 milyonu fark gözetmeksizin kucaklaması gerekmekte. "Yerli ve milli" denen olgunun temelinde de meşruiyet kaynağının millet olması gerekliliği var.

CHP, son 15 yılda değişime intibak edemediği için bir içeriksizlikle baş etmeye çalışıyor. "Yokluğu ile var olmanın dayanılmaz ağırlığından" kaçmak için önüne gelen her malzemeyi iktidarın üzerine fırlatmak gibi bir huy edinmiş durumda. Bu nedenle de sık sık çelişkiye düşüyor, çarklar gelişiyor ve hatta kendisini ülke menfaatleri söz konusu olduğunda izah edilemez noktalarda buluyor.

Mesela Sayın Kılıçdaroğlu, ortalığı birbirine kattığı tahliyesi sonrasında Kavurmacı'nın yeniden tutuklanmasını bu sefer "yanlış" bulduğunu ifade ediyor. CHP, tutuklanan bir milletvekilinin arkasında durma hakkına tabii ki sahiptir. Ama sadece tutukluluk hali ve cezanın oranına odaklanırken, Türkiye'ye dönük bir iftira kampanyasına da karşı çıksaydı, sokağa çağrı yapmasaydı, daha tutarlı olmaz, daha çok ses getirmez miydi? Neden bu yolu tercih etmiyor?

Her şeye rağmen tuz kokmamalıdır. Yargı, sabit deliller üzerinden işini tarafsız ve bağımsız yapmak durumundadır. Öte yandan Anayasa'nın 138. Maddesi'ne riayet edilmelidir. Herkes hoşlanmadığı bir yargı pratiğine karşı kazan kaldırırsa, işin içinden çıkmak mümkün olmaz. Hepimiz için faydalı olan da budur.

Markar Esayan/Akşam

  • 4
  • 15
Editörün seçtiği günün köşe yazıları
Editörün seçtiği günün köşe yazıları

Bu yürüyüş nasıl sonuçlanacak? Maltepe'de bitecek, Kılıçdaroğlu Berberoğlu'nu hapisten çıkaramayınca arabaya atlayıp Ankara'ya dönecek. Eee? Sonra? Sonrası sağlığın.
Amigolar, onun "büyük bir iş başardığını" yazacaklar. Ne başardığını pek anlayamayacağız ama zarar yok. Bir de, bu yürüyüşe bu kadar yer verdiğimize göre epey korkmuş olmalıymışız. Ters yönde, İstanbul'dan Ankara'ya yürüseydi "iktidara mı yürüyor" diye belki korkardık hani.
Yok be kardeşim, konu hem "etli" hem eğlenceli, onun için takıldık. Laf aramızda, bu tür atraksiyonlar "bugün ne yazsam" sorununu da ortadan kaldırıyor. Keşke Deniz Baykal da parti içi iktidarı ele geçirmek için Ankara'dan kalkıp Antalya'ya yürüse mesela...
Meral Hanım da "Pilates" topuyla figür yapsa... Küçük partilere yoga tavsiye ederiz. Recep İvedik'in dediği gibi, yogamızı yapalım, sosyal ilişkilerimizi kuralım. Komünistler de kılıç-kalkan ekibi kurup "bıçak hareketleri" yapabilirler.
Küçük parti deyince aklıma geldi, bu yürüyüş, Kemal Bey'in geçen hafta sergilediği bazı siyasi zavallılıkları unutturdu: Hüsamettin Cindoruk'la görüşmüş, Sayın Cindoruk ona bir "ufuk çizgisi" çizmiş... Kılıçdaroğlu'na destek verirlerse (DYP'nin oy oranı binde 3) AKP iktidarını önleyebilirlermiş!
Gülerken gülerken aklıma geldi, Kılıçdaroğlu yürüyüşte "ihtiyaç molası" da veriyor mu? Ne de olsa yaşlı adam, konu yabana atılır gibi değil...
"Ankara istikametinden gelip İstanbul'a gitmekte olan 'saaayın' CHP konvoyu... Genel başkanınız on beş dakika ihtiyaç molası vermiştir... Çaylar Kemal Bey'dendir... Konvoy üyelerinin çay parası vermemeleri ve birden fazla çay içmemeleri rica olunur!"

Engin Ardıç/Sabah

  • 5
  • 15
Editörün seçtiği günün köşe yazıları
Editörün seçtiği günün köşe yazıları

Nitekim dokunulmazlıkların kaldırılması TBMM kararıyla olmuştur. Eğer Meclis bunu yapamasaydı, bugün hukuk hükmünü icra edemezdi. Meşru zemin, hukuki platform TBMM'dir. Diğeri, işi mecraından taşırma ve maceraya sürükleme ve fitne çıkmasını göze almadır. Üstelik İttihad Terakki'den sürgün vermiş CHP'nin bugün bir vesileyle "adalet" diye yollara düşmesinin fikri arka planı da talihsiz bir manzaradır. Tek Parti zihniyeti, bu yürüyüşü sosyal medyada duyururken Sn. Kılıçdaroğlu'nun resmini askerlerin önüne yerleştirmişti. Önde Kemal Kılıçdaroğlu, arkada dizi dizi askerler görünmekteydi. Bu bir kışkırtma ve askere darbe çağrısı olarak okundu. 27 Mayıs damarı depreşmişti. Resimden anlaşılıyor ki 15 Temmuz'da mecbur kalınarak darbeye karşı tavır sergilenmiş ve CHP genel başkanı 7 Ağustos 2016'da Yenikapı'ya eli mahkûm olduğu için gelmiştir.

Söz konusu resim, yoğun şekilde eleştirilince bu defa CHP sözcüleri o fotoğrafın anıtkabir ziyaretlerinden alındığını iddia ettiler. Halbuki bugün anlaşılıyor ki öylesi asker manzaraları, 28 Şubat döneminde FETÖ'cü subayların takıyye gösterileridir. Zaten bugün onların çoğu içeridedir.

Bayır-Bucak Türkmenlerine yardım götüren MİT tırlarına dair görüntüleri Can Dündar'a Enis Berberoğlu'nun verdiği dosyadaki delillerle sâbit olmuştur. Fakat Enis Berberoğlu'nun bunu nereden aldığı veya kendisine nereden verildiği henüz açığa çıkmamıştır. Dâvânın püf noktası da burasıdır. Mevzubahis ceza, dosya münderecatı sebebiyle casusluktan dolayı verilmiştir.

CHP, bir mensubuna dair böylesine ağır bir itham karşısında alelacele, hissi ve popülist bir ittihatçı tavırla mahkemeyi baskı altına almak, hâkimleri çekingenliğe sevk etmek gibi eylemci tuhaf bir davranış yerine kendi içinde komisyon kurarak sanığın masumiyetini isbatlamaya çaba sarf etseydi daha iyi olmaz mıydı? Eğer; iddia derecattan geçerek kesinleşirse vahim bir suçtur. Kaldı ki cezanın müebbedden 25 yıla çekildiği de bir vakıadır.

Verilen her mahkeme kararından rahatsız olan, yollara düşer, gösteri yaparsa orada anarşi kol geziyor demektir, hukuktan adaletten, söz edilemez. Zaten bir iddia da bu hadisenin 15 Temmuz'dan intikam almak için 15 Haziran darbe teşebbüs denemesi olduğu yönündedir. Çok samimi olarak söylüyoruz ki Sn. Kılıçdaroğlu, bir kere daha yanlış yola girmiştir. İktidar mücadelesi böyle olmaz. Bu yol kazandırmaz, kaybettirir.

Rahim Er/Türkiye

  • 6
  • 15
Editörün seçtiği günün köşe yazıları
Editörün seçtiği günün köşe yazıları

Tabii tam bu noktada Pentagon'un çektiği bir operasyonu da atlamamak gerek: Hani şuKatar'a satılan F-35'ler konusu... Obama döneminde 2016 Baharında anlaşması gerçekleşmiş bir alışveriş bütünüyle yeni bir olaymış gibi dünya medyasına servis edildi. Böylece herkesin kafası karıştırıldı. Asıl önemlisi, bu yolla Trump bir kez daha "hiza"ya davet edildi.
Peki nedir o hiza? Pentagon'un derdi ne? Şöyle özetleyebilirim belki... Pentagon Trump'a diyor ki...
Bir... "Yeniden Büyük Amerika" için iç ekonomik hamleler yetmez. Uluslararası askeri gücümüzü artırıp daha etkin hale getirmen gerekiyor. Ne yap et, bunun finansal kaynaklarını bul!
İki... Katar bizim için önemli. Orayı ele geçireceksek dangul dungul değil, zekice yapmalıyız.
Üç... Çin'i unutma! İpekyolu projesini hafife alma! Hiçbir müttefikini kaybetmeden ve Avrupa'yı yeniden yanına alarak ilerlersen daha iyi olur.

Tabii Pentagon'un Beyaz Saray koridorlarındaki hâkimiyetinin bizi asıl ilgilendiren yanı Kuzey Suriye ve Irak konusu. Bölgede Rusya, İran ve ABD oyun kuruyor, Türkiye ise sürekli oyunu bozuyor. Şimdilik durum bu.
Sanki esas hamleler DEAŞ'ın bölgeden tamamen temizlenişinden sonraya bırakılmış gibi. Çok çetin bir durum... Şüphe yok ki, bu hafta da dünya çok hızlı dönecek, olaylar birbirini izleyecek.

Haşmet Babaoğlu/Sabah