Günün öne çıkan yazarları (04.09.2016)

  • 1
  • 13
Günün öne çıkan yazarları (04.09.2016)
Günün öne çıkan yazarları (04.09.2016)

PKK son olarak dün 11 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını şehit etti. 28'ini de yaraladı. 11 can... Yaralıların içinde durumu ağır olanlar da var. Şehit sayısının kesinleştiği saatlerde TBMM'de temsil edilen HDP'nin Eş Başkanı Selahattin Demirtaş'ın Alman Süddeutsche Zeitung gazetesindeki röportajı yayımlandı. Demirtaş gazetenin "HDP için PKK'ye ve şiddete mesafe koymak neden bu kadar zor?"şeklindeki sorusu üzerine şunları söyledi:
"Biz PKK'yi terör örgütü olarak tanımlamıyoruz. Ancak, sivilleri hedef alan eylemlerini terör olarak nitelendiriyoruz." Türkçesi "PKK ideal olarak, Türk polisi ve askeri öldüren bir örgüt olduğu için ortada bir sorun görmüyoruz." Merak ediyorum. PKK'nın son saldırıda öldürdüğü insanlar sivil değil askerler olduğu için, Demirtaş ortada azıcık bir "sorun" dahi görmüyor mu?
Peki, nasıl olacak bu iş Yo yo vicdandan, insanlıktan falan bahsetmiyorum. Çoluk çocuk katledenlerin arkasına sığınıp seçilen, aramıza karıştıklarında ise milletvekili rozetini gösterenlerde insani vasıflar aramıyorum elbette. Ortada taş gibi somut bir soru var.
Savaş kararı almaya muktedir, yani TSK'yı sevk ve idare eden TBMM'nin üyesi değil misiniz? Partiniz de bu sorumluluğu üstlenen Meclis'te grubu olan "yasal" bir parti değil mi?
Halkın size verdiği bu görevi layıkıyla yerine getirmek, "düşmanlarımızla" işbirliği yapmamak üzerine namusunuz ve şerefiniz üzerine yemin etmediniz mi?
Evet, nasıl olacak bu iş? Meclisimizde, ulusal güvenlik politikalarının üretilmesinde söz sahibi olanlar arasında Türk askerinin ve polisinin öldürülmesini "sorun bile" etmeyen, sivillerin öldürülmesini ise"azıcık hatalı" görenler varken bu ülke, bu halk nasıl var olacak? Bu sorunun yanıtını daha nasıl, ne zamana kadar erteleyeceğiz? Hukuki yaptırımdan bahsetmiyorum. Onu yargı bilir. Artık vermemiz gereken cevap bizimle ilgili. Halk, siyasetçiler, aydınlar, medya bu tartışmanın neresinde?

  • 2
  • 13
Günün öne çıkan yazarları (04.09.2016)
Günün öne çıkan yazarları (04.09.2016)

Çin, G20'ye ilk kez ev sahipliği yapıyor. Bu zirvenin misafir ülkeleri Mısır, Kazakistan, Laos, Senegal, İspanya ve Singapur. Zirvede Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Başbakan YardımcısıMehmet Şimşek, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak ve Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehdi Eker de eşlik ediyor.
Cumartesi günü ikili görüşmeler yapılıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ajandasında Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Putin ile görüşme var. Obama görüşmesi ise pazar.
Çin'de Türkiye, en çok konuşulan ülkeler arasında. 15 Temmuz ve ertesi çok merak ediliyor. Nereye gitseniz size 'Ülkenizde neler oluyor?' diye soruyorlar. Darbe girişiminin hemen ertesinde yaptığım yurt dışı seyahatinde bu sorular oldukça olumsuz bir havada soruluyordu, 15 Temmuz'un Cumhurbaşkanının bir oyunu olduğu tezi FETÖ ve uzantıları tarafından hızla harekete geçmiş ve karşılık bulmuştu; artık gerçekler anlaşılmaya başlanmış. Ne kadar büyük bir tehlikenin eşiğinden döndüğümüzün bilincinde sorularla karşılaştım bu kez...
Çin'de olmak bana Sofia Coppola'nın 2003'te çektiği harikulade filmi 'Lost in Translation'ı ('Bir Konuşabilse' diye çevrildi ancak tam karşılığı 'tercümede kaybolmuş') hatırlatıyor. Başrollerini Bill Murray ve Scarlett Johansson'ın oynadığı, 'En iyi senaryo Oscar'ı alan film Japonya'ya birreklam çekimi için gelen ABD'li bir film yıldızının dil problemini esprili bir şekilde anlatıyordu. Japonlarla hiçbir şekilde anlaşamıyordu Bill Murray.
Bizim de durumumuz farklı değil. Çince, Türkçe ya da İngilizce'den bambaşka bir dil. Yalnızca o da değil, Çinliler'in vücut dilleri de bambaşka. Kafa sallayarak, 'ok' diyerek filan anlaşmak mümkün değil. Otelden pamuk isteyip karşılığında bir bardak çay alabiliyorsunuz mesela... Biz ilk gece karşı kaldırıma geçmeye çalıştığımızı polise anlatmaya çalıştık. Sonuç: Tam yarım saat alt geçitlerde bir aşağı bir yukarı yürüyerek hedefe ulaşabildik. Bu gidişle bir film de biz çekeceğiz. Adı da 'Disappeared in translation' olacak!

  • 3
  • 13
Günün öne çıkan yazarları (04.09.2016)
Günün öne çıkan yazarları (04.09.2016)

CHP'de maşallah kolunu sallasan Gürsel'e değiyor, bir Gürsel daha var: Tabii ki eski dostumuz, garsonluktan politikacılığa geçmiş, yılların eskitemediği Gürsel Tekin.
Hani iktidara gelince SABAH gazetesine el koyacaktı... Bu kadar rezalete, rezaletler kralı Kılıçdaroğlu bile dayanamamıştı da devirilen çamı yalanlamıştı hani...
İşte bu Gürsel bir süredir "kızakta"... Parti içi iktidardan düştü (zarar yok, başka Gürsel buldular.)
Düştü ama ağzı torba olmadığından büzülemiyor. Gürsel Tekin'in söylediğine göre "CHP erken seçime hazır"mış.
Bayrama daha bir hafta var, seyran da değil, nereden çıktı bu erken seçim? Tartışması varmış. Öyle bir tartışma yok.
"İster yarın, ister öbür gün, ister on beş gün sonra" demiş Gürsel. (Eski Gürsel yani.) Ay aman, Gürsel meğerse "belediye seçimi" demek istiyormuş. Ankara'da bu yönde laf çıkaran işgüzarlar varmış, buna tartışma diyorlar.
CHP buna niçin hazırmış? "Türkiye'yi rahatlatmak için" hazırmış. Onu bilmem ama muhalefeti rahatlatmak için bütün CHP yönetimi hep birlikte istifa etsin.
Yerine bir "parti içi mutabakat yönetimi" kurulsun. Amigolar da rahat bir nefes alsınlar. Ayakkabısını çıkarıp iskemlenin üstünde göbek atan şişman amigo bakarsınız bu sefer amuda kalkıp bir yeriyle kuş tutar.

  • 4
  • 13
Günün öne çıkan yazarları (04.09.2016)
Günün öne çıkan yazarları (04.09.2016)

Fethullahçı medyaya en çok çıkartılan, Fethullahçı medya tarafından en çok parlatılan siyasetçilerden biri de "solcu" ÖDP'nin eski genel başkanı Ufuk Uras'tı. Ertuğrul Günay gibi Ufuk Uras da Fethullahçı medyanın demirbaşıydı. Fethullah Gülen parti kursa, herhalde onlara genel başkanlık, genel sekreterlik teklifi yapardı!
Fethullah Gülen hükümet kursa, herhalde onlara başbakanlık, başbakan yardımcılığı teklifi yapardı! Ertuğrul Günay ile Ufuk Uras nasıl ki Fethullahçı medyanın demirbaşıysa, bir de Abant Toplantıları, geleneksel iftarlar gibi Fethullahçı etkinliklerin eski solcu demirbaşları vardı.
Arşiv servisimiz, bu konuda kaynağı medyada çıkan haberler olan bir araştırma yapmış. Fethullahçı etkinliklerin demirbaşı eski solcuları saptamış. Bana sunulan bu araştırmaya göre, Fethullahçı etkinliklere en çok katılan eski solcu Nevval Sevindi idi.
CHP'nin yayın organı Halk TV'nin yorumcusu, Odatv'nin yazarıydı Nevval Sevindi. Fethullahçı etkinliklerin demirbaşı eski solcular arasında kimler yoktu ki? Bunların bir kısmı eski solcu akademisyenlerdi.
Profesör Mete Tuncay, Profesör Baskın Oran, Profesör Murat Belge, Profesör Mehmet Altan, Profesör Asaf Savaş Akat, Profesör Eser Karakaş, Profesör Ahmet İnsel, Profesör Nuray Mert, Profesör Nur Vergin, Doçent Ferhat Kentel gibi.
Fethullahçı etkinliklere katılan eski solcuların bir kısmı da yazardı, gazeteciydi. Hasan Cemal, Cengiz Çandar, Ömer Laçiner, Şahin Alpay, Hilmi Yavuz, Cüneyt Ülsever, Oral Çalışlar, Gülay Göktürk, Aydın Engin, Gülden Aydın gibi. Fethullahçı etkinliklere katılan eski solcuların bir kısmı da siyasetçiydi.
Tarhan Erdem, Profesör Binnaz Toprak, Sezgin Tanrıkulu, Profesör Zafer Üskül, Reha Çamuroğlu, Masum Türker gibi. Fethullah Gülen parti kursa, herhalde bu eski solculara parti kuruculuğu teklifi yapardı!
Fethullah Gülen hükümet kursa, herhalde bu eski solcuların bir kısmına bakanlık teklifi yapardı! "Gerçek vatan sevgisini Fethullah Gülen Cemaati'nde gördüm" diye yazan Habertürk yazarı Serdar Turgut, CNNTürk yöneticisi Ferhat Boratav gibi eski solcular da Pensilvanya'ya kadar gidip Fethullah'la görüşme yapanlardandı. Ahmet Altan Fethullahçı Taraf gazetesinin, Eren Erdem ve Kutlu Esendemir de Fethullahçı Karşı gazetesinin kuruculuğunu yapmış eski solculardı.

  • 5
  • 13
Günün öne çıkan yazarları (04.09.2016)
Günün öne çıkan yazarları (04.09.2016)

Silivri Cezaevi Ergenekon sürecinin sembol mekanlarındandı. Şimdiyse Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) eli kanlı teröristlerinin tıkıldığı mekan olarak biliniyor. Tıkıldılar diyorum ama siz bunu "konfor içindeler" diye de okuyabilirsiniz! Biz "tıkılıp kalsınlar oraya ve mümkün olduğunca mahpusluğun ne olduğunu görsünler, yaşasınlar" istiyoruz.

Oysa cezaevi değil sanki "bir otel, bir motel gibi kullanıyorlar" diye iddialar geliyor. Geçtiğimiz günlerde sevgili kardeşim Turgay Güler sosyal medyada bu konuda birkaç cümle kurmuştu. Adalet Bakanlığı da sağ olsun bu konuda gerekli hassasiyetin gösterildiğini açıklamıştı.

Lakin bana gelen duyumlara göre ve hatta çalışanlardan edinilen bilgileregöre FETÖ mensupları Silivri'de gayet iyi şartlarda bulunuyor. Bir sürü tevatür var. Size onları aktarmayacağım. Sadece bir çağrı yapmak istiyorum.

İşkence, kötü muamele dönemi bitmiştir. Lakin kripto elemanları ya da nüfuzlarıyla "cezaevi"ni "konfor evi"nedönüştüren/dönüştürmeye çalışan FETÖ'cülere müsaade edilmesin… Takipçisi olacağız.

  • 6
  • 13
Günün öne çıkan yazarları (04.09.2016)
Günün öne çıkan yazarları (04.09.2016)

Sözü uzatmaya gerek yok, işin bam teli tam da sözünü ettiğiniz "kuşku" meselesinde... Biz de bunun için Doğa Kolejleri'nin satışındaki karanlık noktalara dikkat çektik.
Bir ülkeye yabancı sermaye, sistem şeffaf ve açık olursa gelir. Ama Doğa Okulları'nı satan Fon ne yaptı? Bugün sadece iş dünyası ve medya değil, Milli Eğitim camiası bile satış sürecine şüpheyle bakıyor.
Çünkü Fon, bir eğitim kurumunun satışını bile gizemli bir hale dönüştürdü. Cuma günü üçlü konsorsiyuma satıldığı açıklandı, cumartesi öğlenden sonra bir başkasına söz verildi, o da olmadı bu kez cumartesi sabaha karşı saat 03.50'de hiç hesapta olmayan bir inşaat firmasına satıldı. Peki, şimdi sormayalım mı? Bir gece yarısı hangi denklemi çözdünüz de satış gerçekleşti?
Yabancı bir yatırımcı sadece bu fotoğrafa baktığında sizce ne düşünür? Sizin yaptıklarınızdan mı yoksa bizim yazdıklarımızdan mı kuşkuya düşer?
Ülkeye böyle mi sermaye getireceksiniz? Sorgulanacak başka şeyler de var... Turkven genç Türklerin oluşturduğu ve dünyanın birçok ülkesinden sermaye buldukları bir fon.Türkiye'ye gelip birçok yatırıma ortak oldular. İyi de ettiler. Kimsenin buna bir şey dediği yok.
Ancak şu soruların cevabını da kamuoyu merak ediyor. Siz 2011 yılında bu okulların yüzde 70'ine sahip oldunuz. Oysa kanunlara göre, Türkiye'de yabancı yatırımcılar okul açamazdı. Ancak devlet o günün koşullarında buna itiraz etmedi. 17-25 Aralık darbesinden sonra da bu okulları uyarmaya başladı. Son tarih Haziran 2016'ydı. Bu uyarının gereğini Bahçeşehir ve Mektebim Okulları yaptı ama siz Milli Eğitim'in uyarısına rağmen yapmadınız. Neden? Acaba Milli Eğitim'in içinde, yasal müeyyideleri uygulamamanıza göz yuman ve "bekleyin" diyen abiler mi vardı?
İşin içine sahte belgelerin girdiğinden, daha önce 40 civarında okula kapatma verildiğinden, sürece HSYK'nın müdahil olduğu hatta sizin lehinize karar veren hakimlerin açığa alındığından söz edildi. Yani geçmişe yönelik hukuki kararların şüpheli olduğuna dair işaretler var. Bunlar kuşku yaratmıyor da bunları sormak mı kuşku yaratıyor?
Şunu da sormadan edemiyorum: Acaba 15 Temmuz beklenmiş olabilir mi? Ve son bir soru da Fethi Şimşek'e... Bu okulların önce yüzde 70'ini sonra da yüzde 30'unu sattınız da devlete ne kadar vergi ödediniz?