Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Günün öne çıkan yazarları (11.09.2016)

  • 1
  • 11
Günün öne çıkan yazarları (11.09.2016)
Günün öne çıkan yazarları (11.09.2016)

Mehdi Eker. Deneyimli bir siyasetçi, AK Parti'nin kuruluşundan beri çizgisini koruyan kararlı bir demokrat, iyi bir entelektüel. Dün Eker'in Diyarbakır Bismil'deki aile mezarlığında 5 ayrı noktada toprağın altına yerleştirilmiş toplam 640 kilo patlayıcı bulundu! Engellenen planın korkunçluğunu bir düşünün. Bayram öncesi insanlar ölülerini ziyarete gidecekler ve tuzaklanmış patlayıcılarla katledilecekler!
İnsanın aklına ister istemez Mehdi Eker'in Fetullah Gülen'in iadesi için ABD'ye gidecek olan AK Parti heyetinin başındaki isim olması geliyor. Çünkü 15 Temmuz Fetullahçı darbe girişiminin püskürtülmesinden hemen sonra devreye girip "2. Dalgayı" zorlayan PKK'nın Pensilvanya ile ilişkisi sır değil. Acaba FETÖ PKK eliyle Eker'e ve partisine gözdağı mı vermek istedi?
Muhtemeldir, öğreneceğiz. Kesin olarak bildiğimse, emperyalistlerin elinde kukla olmuş bir ajanın emriyle Kürtlere saldıran PKK'nın bu tarz eylemleriyle ayağına sıktığı, taban kaybettiği.
Çünkü aklı başında, namuslu, hiçbir insan, ister Kürt olsun, ister Türk, ister sağcı, ister solcu mezarlıklarda pusu atan, ölüleri bile rahatsız eden çakalların değil "siyasetini" desteklemek, ölüsüne bir tas su bile dökmez.

  • 2
  • 11
Günün öne çıkan yazarları (11.09.2016)
Günün öne çıkan yazarları (11.09.2016)

Ancak maalesef son dönemde bu bozuldu ve 28 Şubat ruhu yeni aktörler eliyle yeniden hortlatılma durumuna geldi. İki gün önce katıldığım bir tartışmada bu inkârcı sözleri işitince çok üzüldüm ve şaşırdım. 28 Şubat 1997 darbesinin 20. yılına yaklaşırken yeni bir 28 Şubatçılık yeni bir İslamofobik ideoloji, solculuk maskesi altında hortlatılıyor ve Türkiye için Gülenizm kadar büyük bir tehdit bu...
FETÖ'nün doğmasına zemin sağlayan askeri vesayet düzeneğini yukarıda anlattım ama şüphesiz ki benim de FETÖ konusunda çok hatalarım oldu. Askeri vesayet rejimini ortadan kaldırıyoruz heyecanıyla bu cemaatin nasıl bir suç örgütüne dönüştüğünü çok geç gördüm. Kör davrandım. Çok yanlışlar yaptım. Ama bu çeteyi gördüğüm andan itibaren de bu Fethullahçı çeteyle en önde savaşanlardan biri ben oldum ve bu gerçeği bana düşman isimler bile ifade ettiler. Hem ben hem Rasim bu çetenin hedefiydik. Hakkımızda sayısız iftira ürettiler. Rasim'i her hafta dizilerde hedef gösterdiler ve sahte seks kaseti kumpası bile kurdular. 17-25 Aralık kumpasına da MİT TIR'ları kumpasına da en popüler ekranlardan direnen ben oldum. Fakat öte yandan Fethullahçı çeteyi bizden çok önce gören yazarların da 2014-16 arası arşivlerini dikkatle incelemesi gerekiyor. Üstelik onlar Fethullahçı çete olgusunu bildikleri halde sırf Recep Tayyip Erdoğan'ın kellesini almak için FETÖ'ye bilerek ve isteyerek yardım ve yataklık yaptılar. Bugün çok övdükleri Recep Tayyip Erdoğan'ı yok etmek için FETÖ ile işbirliği yaptılar. Bu konuda sayısız kanıt var ama bayram öncesi pandoranın kutusunu açmayalım... Hepinize iyi bayramlar...

  • 3
  • 11
Günün öne çıkan yazarları (11.09.2016)
Günün öne çıkan yazarları (11.09.2016)

15 Temmuz sonrası ilgiyle izlenen bir kurum da Yüksek Seçim Kurulu(YSK). Bu süreçte birçok kurum FETÖ operasyonlarından nasibini alırken, TMSF gibi henüz gündeme gelmeyen ve dokunulmayan bir kurum da Yüksek Seçim Kurulu...
Her seçim öncesi uygulamaları en çok eleştirilen, "Paralel Yapı"yla ilişkili diye zamanzaman suçlanan YSK'da hiç hareketin olmaması düşündürücü.
Çünkü geçmişte bu kurumu, başbakanlar, bakanlar ve parti yetkilileri de sert eleştirdi.
Herkesin kafasında da ister istemez şu soru vardı; KPSS'de ÖSYM'de her şeyi yapan FETÖ'cü zihniyetin seçimler nedeniyle ülkenin kaderini elinde tutan YSK gibi önemli bir kurumu boş bırakması mümkün mü?
Her seçim döneminde tartışılan hatta bazen seçim süreçlerine müdahale ettiği bile ileri sürülen YSK gibi önemli bir kurumda son durum ne?
FETÖ'cü bir yapılanma var mı varsa onlara yönelik ne yapılıyor?

  • 4
  • 11
Günün öne çıkan yazarları (11.09.2016)
Günün öne çıkan yazarları (11.09.2016)

FETÖ'nün Cumhurbaşkanlığına yerleştirdiği kilit isim Gürcan Balık'ın ifadesi çıktı ortaya.. Meğer 17/25 Aralık sonrası, Bank Asya'ya para yatırmasını hasta annesi istemiş.. Bu FETÖ'cüler böyle ahlâksız adamlar işte.. Böylesi bir kanlı terör örgütü soruşturmasında bile, gözlerini kırpmadan annelerini, karılarını, kızlarını, babalarını bırakıyorlar yarı yolda.. Kurşunlar yağarken muhabirin arkasına saklanıp silahlı adamın üzerine karısını gönderen Can Dündar'ı hatırlasanıza.. Enes Kanter denen zibidiyi.. Tek kalemde babasının soyadını silip Pensilvanya'daki sümüklü şarlatanın soyadını alan adamı.. Hakan Şükür sahip çıktı mı babasına peki?.. Darbenin kilit ismi Adil Öksüz mesela.. Baldızları gözaltına alınmış, kayınvalidesi tekerlekli sandalyede götürülüyor, çıkıp da "onların bir suçu yok, ne yaptımsa ben yaptım" demiyor.. Neden?.. Çünkü bunlar normal insan değil.. Normal insanın bir aile aidiyeti olur. Baba, anne, evlât gibi bağlılıkları olur. Ama bu anormal organizmaların tek bağlılıkları o meczuba.. Annesinin adıyla savunma vermiş bir adama, "neden vatanı sattın?" diye soruyor savcı!..

  • 5
  • 11
Günün öne çıkan yazarları (11.09.2016)
Günün öne çıkan yazarları (11.09.2016)

Eski Türkiye rejimi 2008'in Bayram ortamında aynen sürüyordu ve halen Türk devlet sistemi zenci olarak gördüğü toplumsal kesimleri dışlamaya devam ediyordu. 2008'de AK Parti sözde iktidardaydı ama muktedir değildi. Üniversitelerdeki başörtüsü yasağı bile büyük ölçüde devam ediyordu. Şimdi yeniden o yazıya baktığımda 8 yıl içinde hem aldığımız hem de alamadığımız mesafeleri görebiliyorum... Eski rejimin aşağıladığı Sünni dindarlar ve Kürtlerin temel hakları ve özgürlükleri konusunda çok çok büyük mesafeler alındı.
PKK ile sert mücadeleye rağmen Kürt yurttaşların çoğunluğu kendini sistemin dışına itilmiş görmüyor. Bilakis PKK'nın siyasi organı olan parti her geçen gün güç kaybediyor...
Gayrimüslim yurttaşlarımızın hakları ve özgürlükleri noktasında -hâlâ sıkıntılar ve eksikler olmakla birlikte- eskisine oranla büyük ilerlemeler var. 1915 meselesi konusunda 2014'te Recep Tayyip Erdoğan mükemmel bir taziye metni yayınladı. Her satırı çok doğruydu o metnin. O çizginin devam etmesi gerekiyor...
Hep yazdığım gibi Yeni Türkiye'nin eksik olan en büyük halkası hâlâ kendini sistem içinde tam göremeyen Alevi yurttaşlarımızdır. Açık konuşalım Alevilerin çok büyük çoğunluğu hâlâ devlet mekanizması tarafından dışlanmışlık duygusunu yaşamaya devam ediyor. Alevi meselesinin çözülmesi gerekmektedir...
Bir de eski rejimde imtiyazlı yaşamaya alışmış şimdi ise kendini kaybedenler kulübü olarak gören LAST (Laik yaşam tarzına sahip Sünni Türk) kesimi sorunu var.
Bu kesimin de rehabilitasyonu ve sisteme kazandırılması gerekmektedir. Bu kesimin patolojisi her geçen gün derinleşiyor...
Öte yandan 8 sene önce kaleme alınmış o yazıda Gülenistleri kastederek kimi dindarların ancak kendini gizleyerek devlette bir yerlere gelebildiğinden bahsetmiştim. Askeri vesayet rejiminin yarattığı bu anormal durumun neticesi de Gülenist vesayetçilik oldu ve sonunda 15 Temmuz ihanetine kadar geldi Gülenizm...
Gülenistler kendilerini saklayarak ve sürekli yalan söyleyerek devlet içinde ayrı bir hiyerarşi altında kadrolaşma politikaları neticesinde devlet mekanizmasını anahtar teslim devralmak istediler...
Paralel devlet yapılanması adını verdiğimiz şey tam olarak bu idi. İşte bu yüzden meşru devlet ile paralel devlet arasında bir çatışma süreci başladı ve sonunda tarihimizin gördüğü en aşağılık darbe teşebbüsünü yaşadık. Hala da teyakkuzda olmak gerekiyor...

  • 6
  • 11
Günün öne çıkan yazarları (11.09.2016)
Günün öne çıkan yazarları (11.09.2016)

Biliyorsunuz, Altan kardeşler İstanbul'da gözaltına alındılar. Gerekçesi de darbe PR'ı yapmaları. Sonuç şu olur ya da bu olur, yargı öyle ya da böyle bir karar verir; bu ayrı bir tartışma konusu. Ancak, Ahmet Altan'ın,Cumhurbaşkanı için "askeri darbe yolunu açıyor" dediği, ağabeyi Mehmet Altan'ın da benzer sözler söylediği bir gerçek.
Dahası da var… Biz, Ahmet Altan'ın "Erdoğan'ı götürüp, çöpün kenarında vururlar" diye yazdığını da biliyoruz. Önce, yüzde 52'lik bir oy oranı ile seçilen, bugün arkasında çok daha büyük bir halk desteği bulunan Erdoğan'ı yerden yere vurdular. Hakkında son derece çirkin ifadeler kullandılar. Kelimenin tam anlamı ile kinlerini kustular. Sonra da bu tür sözler kullanarak, darbe sevdalarını açığa vurdular.
Kim bunlar?.. Bir dönem, pek çok çevre tarafından "liberal kalemler" diye cilalanan, parlatılan, yolları açılan isimler! Hatırlarsınız… Büyük destek ve itibar gördüler! Oysa, eski Marksistlerdi bu isimler. Liberal filan değillerdi. Geçmişte "silahlı halk ihtilali" diyen yasa dışı sol gruplarla yatıp kalkıyorlardı. Sonra şartlar öyle gerektirdi, liberalliğe soyundular.
İlk zamanlar iyiydi, sırtları sıvazlanıyordu. Sonra, beklediklerini bulamadılar, işlerin istedikleri gibi gitmediğini gördüler. Durum bu olunca asıllarına rücu ettiler. Yine gözlerini silahlı gruplara çevirdiler. PKK destekçiliği yaptılar. Seçilmiş insanlara karşı, silahlı bir güç olan askeri tahrik ettiler.
Çünkü, demokrat değillerdi. Başkaları tarafından verilen "liberal" payesi, üzerlerinde eğreti duruyordu, sırıtıyordu. Ama o payeyi iyi kullandılar. O maskenin altında, Marksist değerlerin savunuculuğunu yaptılar, hep milletin değerlerine saldırdılar. Bunlar abartılmış, şişirilmiş kahramanlardı!