Günün öne çıkan yazarları (14.09.2016)

  • 1
  • 13
Günün öne çıkan yazarları (14.09.2016)
Günün öne çıkan yazarları (14.09.2016)

Sayın Kılıçdaroğlu bu mesajında allem etmiş kallem etmiş gene cumhurbaşkanına yüklenmiş (Yenikapı ne yana düşer usta, Çatladıkapı ne yana?) Sonra da kendi kavlince cumhuriyetin niteliklerini özetlemiş.
Diyor ki: "... cumhuriyetimizin temeline bizzat Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün yerleştirdiği demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti..." Acaba doğru mu söylüyor?
Atatürk'ün kurduğu devlet elbette bir hukuk devletidir.
Mesela Serbest Fırka'yı kendi kendini feshetmeye zorlayacak, Nâzım Hikmet ve Kemal Tahir'e haksız yere yirmi sekiz yıl yapıştıracak kadar...
Ama "demokratik ve sosyal" bir devlet değildir. Hatta, başlangıcında "laik" bile değildi.
Bu kavram cumhuriyete "sonradan giydirilmiş" bir gömlektir. Bütün Atatürk devrimleri gibi. 1923 yılında daha "hilafet" bile kaldırılmamıştı!
"Demokratik ve sosyal devlet" söylemi de bize altmışlı yılların hediyesidir. 27 Mayıs darbesinden ve 1961 Anayasası'ndan önce böyle bir laf yoktu ortalıkta.
Demokratik olduğu ileri sürülen devleti kuranlar önce birbirlerine düşmüşler, bir kanat öbür kanadı tasfiye etmiş, devletin kuruluşundan hemen iki yıl sonra da her türlü muhalefet ortadan kaldırılmıştır, o düzen yirmi yıl sürmek üzere... Madem kurulacak olan devlet demokratik bir devletti, 1923 seçimlerine ilk meclisteki "muhalif grubun" girmesine niçin engel olundu?
Daha sonra, Atatürk'ün Büyük Nutuk'unda en ağır ifadelerle yerin dibine batırdığı silah arkadaşları 1925'te niçin tasfiye edildiler?

  • 2
  • 13
Günün öne çıkan yazarları (14.09.2016)
Günün öne çıkan yazarları (14.09.2016)

Ak Parti'de FETÖ tasfiyesinin ne kadar yavaş olduğu üzerine en fazla kalem oynatan yazarlardan biriyim.. Çoğu kimsenin bildiği halde çekindiği pek çok kişiyi ve olayı bu sütunda cesurca yazdım... Ne gazetenin yönetiminden ne de patronajından bir defa olsun, "Amman o isim hakkında öyle demeyelim" türü bir şey de gelmedi.. O bakımdan çok rahatım. Dolayısıyla bugün ortaya koyacağım davranış biçiminin, öznel korumacılık olmadığını, sadık okurlarım bilecektir..
Şimdi ilan ediyorum.. Ak Parti içindeki FETÖ bağlantılı tesirli kişiler hakkındaki muhalefetimi erteledim.. Evet erteledim..
- Kabinede bir revizyon yapılana dek..
- Parti MYK'sında bir temizlik yapılana dek..
- Belediye başkanları hakkında merkezden bir karar alınana dek..
Erteledim.. Neden? Bakın değerli dostlar.. Bu iç temizlik konusunda Ak Parti'nin ve Ak Parti medyasının ortaya koyduğu özgüvenli tavır karşısında, CHP medyasının ve özellikle de FETÖ'nün bunu tepe tepe kullandığını gördüm.. Ne zaman Ak parti içine sirayet etmiş bir FETÖ kırıntısı ile ilgili tek satır yazı yazılsa, ihanet medyasında bu kocaman manşet oluyor..
Misal bir müptezel.. Hakkında yakalama kararı çıkmış bir terör örgütü üyesi.. Saklandığı inden Ak Partili isimleri darbenin siyasi ayağı olarak ilan ediyor..
Böylece, kendi nohut kadar zekasınca darbe girişiminin Ak Parti içindeki bir güç mücadelesi olduğuna kamuoyunu ikna etmeye çalışıyor.. Oysa hepimiz biliyoruz ki, 15 Temmuz bir FETÖ'cü işgal girişimidir.. ve Ak Parti tam kadro bu işgal girişiminin karşısında durmuştur..
Bireysel anlamda işbirliği yapmış olan varsa.. Yahut ödlek tavuk gibi sabaha kadar saklanmış olan Ak Partililer varsa da bu artık iyot gibi açığa çıkmış durumdadır..
Gereken de yapılacaktır..
Amma 30 Mart'tan başlamak üzere, bugüne kadar FETÖ, Ak Parti'yle mi hareket etti yoksa CHP'yle mi?.. Bizim şimdi yüksek sesle bunu hatırlatmamız lazım.. Nasıl oluyor da Ak Parti medyası da CHP medyası da, FETÖ'cüler de aynı anda Ak Parti'ye yükleniyor?.. Ben bunda da bir FETÖ tertibi ararım o zaman..

  • 3
  • 13
Günün öne çıkan yazarları (14.09.2016)
Günün öne çıkan yazarları (14.09.2016)

Kurban bayramlarının o alışıldık görüntülerine bir süredir rastlamıyoruz. Artık trafikte koşturan boğalar, kan gölüne dönmüş sokaklar yok.
Demek ki, yerel yönetimler gerekli tedbirleri alıp organize olarak vatandaşa kurban kesimi için "hizmet" verince "oluyormuş." Mevzu birilerinin yıllardır tekrar edip durduğu gibi halkın ya da İslam'ın "vahşiliği" değil, tesissizliğimizmiş...
Gelin gürün ki gelinen aşama, varoluşu, aşağılık kompleksine, yaşadığı toplumu, onun inançlarını, değerlerini, geleneklerini "aşağılamaya" dayanan self oryantalistleri tatmin etmiyor.
Dün de Cumhuriyet gibi mecralar, 20 milyona dayanan İstanbul'dan içlerini rahatlatacak kimi enstantaneler yakalamayı başarmışlardı. Kapasitesini aşınca patlayan birkaç giderden denize, dereye karışan kan görüntüleri vs.
Ha "rahatladılar mı peki" derseniz...
Hiç sanmıyorum.
İçlerindeki nefreti o kadarcık kanla doyurmaları imkânsız.

  • 4
  • 13
Günün öne çıkan yazarları (14.09.2016)
Günün öne çıkan yazarları (14.09.2016)

Kayyum atanan belediyelerdeki Kürtçe tabelaların indirilmesine ilk tepki bizzat İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'dan geldi. İçişleri Bakanı Soylu, "Meselemiz terör, Kürtçe bizim dilimiz" dedikten sonra sökülen veya silinen Kürtçe tabelaların yeniden eskisi haline getirileceği mesajını verdi.
Buna rağmen "kayyum kararı"nı Kürtlere, Kürt seçmene, Kürtçeye yapılan bir hareket olarak değerlendirenlerin sayısı az değil. Oysa Süleyman Soylu'nun da vurguladığı gibi Kürtçe"bizim dilimiz"; PKK'nın, HDP'nin veya PYD'nin kullandığı dil ise terör dilidir. PKK için Kürtçe, terörü gizlemek için kullanılan tabeladan öte bir öneme sahip değil. PKK ve HDP'nin astığı Kürtçe tabelalar, bugüne kadar sadece terörü gizleme işlevi gördü. Zaten HDP'li belediyeler "tabela belediyeler" haline getirilmiş durumda; bu belediyeler millete değil, teröre hizmet ediyor.
PKK sadece Kürtçeyi değil, Kürtçe konuşanları da eline silah vermek suretiyle bir teröriste dönüştürdü, üstelik teröre direnen Kürtleri "hain" ilan ederek öldürdü. PKK 40 yıldır kan akıtıyor, insan öldürüyor ve öldürtüyor. Bu kanlı döngüyü ise "Kürtler" ve "Kürtçe" ile perdelemeye çalışıyor. Bu silahın, örgütün elinden alınması gerekiyor. PKK ve onun uzantısı belediyelere müdahale edilmesi elbette doğrudur; sadece belediyelere de değil teröre bulaşan HDP'lilere de bunun hesabı hukuk dairesi içinde sorulmalı.
Eğer terör ve terör bağlantılı unsurlarla etkin mücadele yerine, kafalar daha ilk dakikada Kürtçe tabelalara takılırsa büyük hatalara düşülür. PKK'nın misyonu zaten Kürtleri, Kürtçeyi kendi tekeline alma ve onu sınırsızca kullanmadır. Örgüt, Kürtçeyi terör dili haline getirerek devleti bir dile, bir halka düşman etmeye çalıştı. Devletin dille, dillerle meselesi olamaz; terörle, teröristle, terörün uzantısı haline gelenlerle meselesi olabilir.

  • 5
  • 13
Günün öne çıkan yazarları (14.09.2016)
Günün öne çıkan yazarları (14.09.2016)

Cumhurbaşkanı, kamudaki tasfiyelerin büyük çoğunluğunda böyle bir yanlış yapıldığını düşünse, o noktaya işaret ederdi. Halbuki 'özellikle yazılı ve görsel medyada' diyerek, kamuoyunu yanlış yönlendiren zatların çoğunluğundan bahsediyor. Kamudaki tasfiyeler noktasında da, yetkilileri uyarmaktan geri durmuyor elbette. Örneğin en son, valilere yönelik yaptığı konuşmada şöyle demişti:
"Zaman zaman titiz davranılmadığı serzenişleri geliyor. İşin başında hepsini söyledik; intikam duygusuyla değil adaletle çalışacağız. Benim tavsiyem şu, sizlerden memurları açığa alma noktasında bir yarışa girmenizi istemiyorum sadece adil davranmanızı istiyorum.
Çünkü bizim değerlerimizde zulüm yoktur, adil davranalım, zulmedenleri yerinden alalım."
Bu uyarıların da, tespitlerin de yerinde olduğunu düşünmekle birlikte, Cumhurbaşkanı'nın sözünden aldığı güçle, mevzuyu tam tersi yöne çekenler de var.
Neymiş, ihtiyaçtan Bank Asya'dan kredi almış; neymiş, baskıyla tivitleri ikiye katlamış; neymiş, çocuğunu öğretmeninden ayırmak istememiş de okulundan aldıramamış... At izini, it izinden ayırma hassasiyetimizi, it izini at izi gibi göstermeye kalkışarak suiistimaleden bir cüret bu.
Bir de araya kırkı çıkmamış bebek, su verilmeyen tutuklu, ismini bile vermediği baskı altındaki hâkim gibi ağlak anekdotlar serpiştirerek, en az 257 kişinin katili olan, Cumhurbaşkanı'nın da canına kast etmiş örgüt mensuplarına acındırmaya kalkışılıyor!
Bundan bir yıl önce, 'Paralel yapıyla mücadelede çok merhametli gidiliyor' dediğim için linç edilirken, linççi güruhun yardımına koşan tam da bu tür acındırma çabalarıydı. Acıdık,nerdeyse acınacak hale geliyorduk ve şimdi aynı isimler yine aynı taktiklerle FETÖ mensuplarının aklanmasını isteyebiliyorlar. Bir daha asla!
En az 257 aile bayrama yas içinde girdi. Tam iki aydır, hiç dönmeyecek analarının, babalarının yolunu gözleyen evlâtlar var. Kolunu, bacağını, sağlığını yitirmiş gazilerimiz var.
Ağlayacaksanız, oturun bunlara ağlayın...

  • 6
  • 13
Günün öne çıkan yazarları (14.09.2016)
Günün öne çıkan yazarları (14.09.2016)

Medyada, Kurban Bayramı günlerinde Kurban'ın gerçek anlamı üzerinde durulsa ve
Kur'an-ı Kerim ve Hadislerdeki Kurban'la ilgili emirlerin hikmetleri üzerine kafa yorulsa daha iyi olur şüphesiz.
Kurban kesmeyi mümkünse kişinin kendisinin yapmasının, hayvan kesilirken belirli yaşlarda bulunan çocukların da orada bulunmasını temin etmenin... mutlaka ama mutlaka hikmetli tarafları olması gerek çünkü.
Kurban ibadetini önlemenin mümkün olmadığı anlaşıldığında devreye sokulan 'kurban kesiminin çoluk-çocuğa kesinlikle izlettirilmemesi' şeklindeki söylem, söz konusu ibadetten beklenen faydalardan bazılarını iptal etme manasına geliyor olabilir pekala.
Usulüne uygun olarak hazırlanıp, 'Bismillahi Allahü Ekber' zikriyle mümkün olduğu kadar acı verilmeden kesilen hayvanların bundan sonraki durumlarının, izleyen insanlarda ne türden duygulara sebebiyet verdiği ve verebileceği, üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir konu. Hayatlarının sonraki aşamalarında herhangi bir şekilde kanla karşılaşacak kişiler, ilk kan görme deneyimlerini kurbanla yaşadıklarını için, belki de daha dayanıklı olabilirler mesela.
Kurban kesilmesine şahit olmanın, bazı insanların içlerinde var olduğu düşünülebilecek vahşet duygusunun körelmesinde rol oynayıp oynamayacağı, uzmanlarının bilebileceği bir şey.
Ancak kurban edilen hayvanın can çekişmesini seyreden birisinin, hayatının ileriki aşamalarında bir başkasının hayatına son vermeye kalkışmasının son derece olduğu söylenebilir.
İçimizden birileri emir ve yasakları ile kavga etmeye çalışmak yerine, bu ülkedeki insanların kahir ekseriyetinin mensup olduğu İslam'ın değerlerini anlamaya çalışsalar keşke.....