Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

  • 1
  • 11
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın AK Parti'nin kurucu ve doğal lideri olduğunu ön şartsız ve sakıncasız kabul etmek, muhtemel gerginlikleri ve mini krizleri devre dışı bırakmanın ön şartıdır. Bu konudaki ilk sınav da Bakanlar Kurulu listesinin açıklanması ve onaylanması sürecinde verilecektir. Arkasından da Başkanlık Sistemi arayışlarında AK Parti yönetiminin tutumu, duruma ışık tutacaktır.

Cumhurbaşkanları ile Başbakanların uyumsuzluklarına son olarak Ahmet Necdet Sezer'in Cumhurbaşkanlığı sürecinde tanık olmuştuk. Başbakan Erdoğan'ın hemen her tayin kararnamesinin Cumhurbaşkanı Sezer tarafından geri çevrilmesi ve 64 tane yasayı veto etmesi hala hatırlanmıyor mu? Sezer'in görev süresi sona erince de tayin kararnamelerinin imzalanmaması nedeniyle vekaleten görev yürüten bürokratların asaleten atanması süreci başlamamış mıydı? Aynı durumun bu dönemde de tekrarlanması, siyasetin doğasına ve gerçeklere aykırı olur. Başbakan Davutoğlu'nun Cumhurbaşkanı Erdoğan'la zıtlaşmaları da, herhalde düşünülmemesi bile gereken bir ihtimaldir.

Mehmet Barlas/Sabah

  • 2
  • 11
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

Ülkemizin önünü kesebilmek amacıyla içeriyi karıştırmak isteyen güçlerin taşeronu olan bir terör örgütünün, bütün tedbirlere rağmen gerçekleştirdiği eylemler söz konusuydu Türkiye'de. Ancak, terörü lanetleme adı altında sokaklara dökülenlerin doğrudan Devlet, Hükümet, İçişleri Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı'nı hedef almaları garabeti bize has bir şey olmalı ki, Fransa'da böyle şeyler yaşanmadı. Fransa'da insanların nasıl olması gerektiği gibi davranabildikleri ve bizdeki beyinsizlerin neden böylesi durumlarda yapılmaması gerekenleri yapmaya çalıştıkları, üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir konu. Bu durumla alakalı olarak söylenebilecek çok şey var şüphesiz. Ancak bunların çoğunu hepimiz biliyoruz ve tekrarında fayda da yok. Altı çizilmesi gereken ise galiba şu.Fransa'da tüm ülkenin canını yakan olaylar karşısında takınılan tavır, Batılı tavrı.İnsanımızın kahir ekseriyetini istisna ederek belirtelim ki, içimizdeki beyinsizlerin davranışları ise Batıcı olmalarıyla ilgili... Bizden değiller, Batılı da olamıyorlar...

Ekrem Kızıltaş/Takvim

  • 3
  • 11
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

7 Haziran'dan sonraki süreci maharetle, basiretle yöneten, gerçek bir liderlik sergileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'yi bir koalisyon batağına düşmekten kurtardığı gibi istikrarın, kalkınmanın yeni bir heyecan ve şevkle devam etmesinin de önünü açtı.

İşte dün sona eren G20 Zirvesi, Erdoğan sempatisinin ve liderliğinin dost düşman bütün dünyaya gösterilmesi açısından yeni bir fırsat oldu. Türkiye'yi DAEŞ üzerinden jurnalleyenlere inat, ABD ve Avrupa, Türkiye'ye, terörle mücadelede verdiği destek için şükranlarını sundu.

Şimdi fitnecilerin, kendi ülkesinin Cumhurbaşkanına düşmanlık eden haysiyetsiz muhbirlerin elleri böğründe kaldı.

Hüseyin Gülerce/Star

  • 4
  • 11
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

Ülkemizin önünü kesebilmek amacıyla içeriyi karıştırmak isteyen güçlerin taşeronu olan bir terör örgütünün, bütün tedbirlere rağmen gerçekleştirdiği eylemler söz konusuydu Türkiye'de. Ancak, terörü lanetleme adı altında sokaklara dökülenlerin doğrudan Devlet, Hükümet, İçişleri Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı'nı hedef almaları garabeti bize has bir şey olmalı ki, Fransa'da böyle şeyler yaşanmadı. Fransa'da insanların nasıl olması gerektiği gibi davranabildikleri ve bizdeki beyinsizlerin neden böylesi durumlarda yapılmaması gerekenleri yapmaya çalıştıkları, üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir konu. Bu durumla alakalı olarak söylenebilecek çok şey var şüphesiz. Ancak bunların çoğunu hepimiz biliyoruz ve tekrarında fayda da yok. Altı çizilmesi gereken ise galiba şu.Fransa'da tüm ülkenin canını yakan olaylar karşısında takınılan tavır, Batılı tavrı.İnsanımızın kahir ekseriyetini istisna ederek belirtelim ki, içimizdeki beyinsizlerin davranışları ise Batıcı olmalarıyla ilgili... Bizden değiller, Batılı da olamıyorlar...

Ekrem Kızıltaş/Takvim

  • 5
  • 11
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

Fransa, önceki koalisyon bombalamalarında olduğu gibi, Rakka'da gerçekleştirdiği bombalamalarda onlarca sivili daha öldürdü.
DAEŞ'le mücadele etmenin yolu, çivi gördüğü yere çekiçle vuran bu kafa değildir. Hem İslâm dünyasında hem de dünyada topyekûn bir mücadele perspektifi benimsenmedikçe ne mülteci sorunu biter, ne DAEŞ. Bunun kilit noktası da Suriye'yi terör örgütü vahası haline getiren Esed'in gideceği, Suriye'nin yeniden toparlanacağı bir sürece kapı aralamaktır. Dün Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu, Esed'in altı aylık geçiş dönemi sürecinde görevi bırakması ve seçimlerde aday olmaması formülünü dile getirdi. Bunun uygulanabilirliğini ve Rusya eksenindeki ülkelerin tavrını göreceğiz.
Muhalefetimiz de artık bu ülkenin Esed bağlantılı terör örgütleri ve DAEŞ tehdidi altındaki onlarca ülkeden biri olduğumuzu, üstelik bunlara komşu olan tek stabil ülke olarak en çok tehlikeyle bizim yüz yüze olduğumuzu, düşmanın kendi ülkeleri değil, Esed ve DAEŞ olduğunu anlaması, buna göre politika ve söylem üretmesi gerekiyor. Bu hususta birlik olmazsak, hepimizin hayat hakkını ilgilendiren bir meseleden yüz çevirmiş olacağız çünkü.

Hilal Kaplan/Sabah

  • 6
  • 11
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

Paris saldırısının G-20 Zirvesi öncesine rastlaması sebebiyle liderler DAİŞ ile mücadeleye odaklandı. Yine gerek Erdoğan-Obama gerek Putin-Obama ikili görüşmelerinde ana konunun Suriye ve DAİŞ olduğu biliniyor.
DAİŞ ile mücadelede daha kararlı bir döneme giriyorsak da Suriye'nin geleceği ile ilgili gelişmeler temel bir çelişkiden kurtulamıyor.
Irak'ta ve Suriye'de DAİŞ'in yerini alabilecek bir sosyolojiye sahip aktör öne çıkarılamıyor. Paris saldırıları sonrasında bile İran'ın Şii milisleri Rusya'nın hava bombardımanları eşliğinde Halep'te Suriye ılımlı muhalefetini tasfiye etmeye çalışıyor. Evet, Suriye masasındaki bütün aktörler DAİŞ sonrasına hazırlanıyor.
Ancak Viyana'da Suriye krizine çözüm arayan ülkelerin Esed'li geçiş muamması da DAİŞ'in elini rahatlatıyor.
Diğer bir deyişle, DAİŞ sonrası Suriye'nin geleceği nasıl şekillenecek sorusuna tatmin edici cevap üretilememesi Esed'i yerinde tutuyor. Esed'siz siyasi çözüm bulunamaması da DAİŞ'i Sünni Arap sosyolojisine kenetliyor.
Bu çıkmaz da yeni şiddetlerin üreyeceği bataklığı büyütüyor. Önce bu çelişkiden kurtulmamız lazım vesselam.

Burhanettin Duran/Sabah

  • 7
  • 11
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

Bütün dünya Antalya'ya doluştu, Obama'sı, Putin'i, Cameron'u, Merkel'i ile...

Hayret Tayyip Erdoğan'la el sıkıştılar. Özel görüşmeler yaptılar, "Nerelerde işbirliği yapabiliriz?"i konuştular.

N'olacak şimdi?

Üzülüyorum, 40 yıllık emek eriyor. Ben İslam adına oluşmuş bir birikimin heba edilmesine yanıyorum. "Biriktir biriktir heba et!" Bu da İslam'ı tarih dışı yapmak için kumpas kuranların bir projesi olmasın.

"Dava" diye oluşturulmuş kaç yapının mezarı var bu topraklarda!

Medya alanında işsiz kalan arkadaşlar, başka alanlardaki dağılmalar, sulara gömülen yapıların arkasından dökülen gözyaşları...

Bir durup bakılmayacak mı "Yahu, ne yaptık, ne yapıyoruz biz?" diye sorulmayacak mı?

"Üç vakte kadar" diye yapılan kehanetler tutmadı işte, ne zaman ayaklar suya erecek?

Asla oh olsun demiyorum, Anadolu fedakarlığının bir kere daha heba edilmesi karşısında sadece üzülüyorum.

Ahmet Taşgetiren/Star