Editörün seçtiği 10 köşe yazısından

  • 1
  • 10
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından

Kürtlerin, yaşananları hak arama mücadelesi ekseninde tartışan batıdaki ikbal pervanesi aydınlara en net cevabı dün ilçeden apar topar kaçmalarıydı.
Görüyorlar ama mevzuu bu netlikte konuşmak işlerine gelmiyor. Öylesine ezikler ki, böyle net bir duruşun şövenist Türk milliyetçilerinkiyle eşitleneceğini sanıyorlar. Cezayir Sokağı merkezli İstanbul STK dukalığının panellerinden, etkinliklerinden aforoz edilmekten korkuyorlar. Bireysel pozisyonlarını mazlum bir halkın ve aslında koca bir ülkenin yaşam hakkının önüne koyuyorlar. Steril konumlarına halel gelsin istemiyorlar. Siyaseten doğruculuğun güvenli kollarından ayrılıp yaralı parmağa işemekten imtina ediyorlar.
İşte bu yüzden dünkü yazıyı Sur gerçekten aydınlarımızın umurundaysa azıcık cesaret göstermeliler diye bitirmiştim. Ama ne gezer. İlçede yaşananlara dair yorumlara bakıyorum da yine klişeler, yine beylik laflar, yine derelerden dolanmalar.
PKK'lıların üs ilan edip hendekler kazmadığı, keskin nişancılar yerleştirmediği, yol kontrolü yapmadığı bölgedeki diğer ilçelerde niçin sokağa çıkma yasağı yok? Yoksa devlet "inkâr, imha, asimilasyon politikalarını" yalnızca Sur'da ya da 100 kişilik PKK'lı grupların girdiği yerlerde mi uygulamaya koyuyor?
Hukuk devletinden talepleri, biraz adam ve silah bulan her siyasi grubun halka sormadan özerlik ilan etmesine, hayatı durdurmasına müsamaha göstermeleri mi?
Steril aydınların bu ikircikli tavrı yalnızca çözümün gecikmesine yol açmıyor. Kandil'in iç savaşla demokratik özerlik projesine meşruiyet de sağlıyor. Bu ürkek destek yeni Surların kapısını aralıyor.
Başta Kürtler olmak üzere tüm Türkiye'ye kan ve yıkımdan başka bir şey getirmeyen bu sol romantizmin şiddetin ve radikalizm derecesini yükselttikçe entelijansiya tarafından daha da meşru gösterilmesi problemi bugün Sur'daki ateşe dökülen benzindir.
Bugün evlerinden, işlerinden olup kendi yurtlarında adeta mülteci konumuna düşen Kürtlerin, İstanbul'daki "dostlarından" daha büyük düşmanı mı var?

Melih Altınok/Sabah

  • 2
  • 10
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından

DEMİRTAŞ'IN CİLASI ÇABUK DÖKÜLDÜ

Parlatılan yerli-yabancı muhalif derin odakların sevgilisi, Amerika, İngiltere, Avrupa, Brüksel'in bağrına bastıkları HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, gözden düşüyor, cilaları dökülüyor.
Arkasındaki güçler dağılıyor. Selahattin Demirtaş projesi çöktü mü? Arka planda neler oluyor?
7 Haziran seçimlerine giderken, en büyük desteği onlardan almıştı.
Gazetelerinde ve televizyonlarında baş tacı edilmişti.
Yunanistan'da genç Çipras seçim kazanınca, hemen ona benzetilmişti. Elinde sazı ile çıkarıldığı CNNTürk'te psikolojik harekâtın daniskası sahnelenmişti. Hele hele, TBMM grup toplantısında kürsüye çıkıp sadece "Seni Başkan yaptırmayacağız. Yaptırmayacağız. Yaptırmayacağız" deyince Atlantik ötesinin, derin mahfillerin, blokçuların, sosyalistlerin, Marksistlerin kalplerini fethetmişti. İmralı'daki Öcalan'ın yerine yeni bir lider çıkarmanın heyecanı içindeydiler. Amerika, İngiltere, Avrupa, Brüksel, Strateji çiziyorlar, taktikler veriyorlardı.
1 Kasım duvarına çarpınca, işler değişti. 1 Kasım'da, Demirtaş projesi çöktü.
Çok notlar verebilirim ama birisi var ki sormayın...
Aydın Doğan, çok sıkışmış, çok...
Selahattin Demirtaş'a en büyük desteği veren, seçimler öncesi Doğan Medya'nın lokomitifi Hürriyet gazetesindeki köşesi ve CNN Türk'teki "Tarafsız Bölge" programını HDP'nin seçim bürosuna dönüştüren yazarı köşe yazısında Selahattin Demirtaş'ın bittiğini yazdı.

Bülent Erandaç/Takvim

  • 3
  • 10
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından

MHP'DE EŞBAŞKANLIK ÖNERİSİ KONUŞULUYOR

MHP'de Meral Akşener, Sinan Oğan ve Koray Aydın gibi öne çıkan genel başkan adayları harıl harıl imza toplama peşinde... Tüzük kurultayı için gerekli imza sayısı 249... Ancak bu çok riskli bir rakam. Her an her şey olabilir. Bir kişi bile ikna edilse onca çaba boşa gidebilir. Bu yüzden genel başkan adayları daha yüksek bir sayıyla ortaya çıkıp, tüzük kurultayına güçlü gitmek istiyor.
Ne var ki her zaman evdeki hesap çarşıya uymuyor. Kulislerde MHP muhalefetinin üç güçlü ismi arasında kurulduğu iddia edilen güç birliğinin çatırdadığı konuşuluyor.
Bunun nedeni de son günlerde Akşener'in kendini öne çıkartan çıkışlar yapması ve "daha güçlüyüm" algısı yaratması. Bu durum Aydın'ı ve ekibini rahatsız etti.
Yakın çevresinden biri şöyle diyor:
"Akşener rol kapmaya çalışıyor. Biz sessizce süreci izliyoruz, daha önce bu hareketin adayı olmuş birinin, Akşener'in arkasından gitmesi düşünülemez."
Yeterli imzayı topladıklarını söyleyen Koray Aydın'ın son açıklaması da bunu doğruluyor.
Kulislerde "söylemi iddialı ama eli en zayıf" olarak nitelenen Oğan'ın televizyonlardan tanınmasına rağmen, son dönemde hızlı bir biçimde MHP içinde pozisyon kaybetmesi herkesi şaşırtmış durumda. Acaba ne oldu da Bahçeli onun üstünü çizdi? Tek neden kendisine "alternatif" olacak kaygısı mı?
Şimdi bu sorulara siyaset kulislerinde bir yenisi daha ekleniyor. Birkaç gündür Ankara'daki MHP kulislerinde derin ve sessizce tüzük kongresi için imza bulunup bulunmayacağından çok "Eşbaşkanlık" önerisi konuşuluyor.

Mahmut Övür/Sabah

  • 4
  • 10
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından

YERYÜZÜNDEKİ YABANCI; MÜSLÜMAN MÜLTECİLER

Uluslararası Af Örgütü'nün hazırladığı GÖÇ Raporu'na göre: Bugün dünyada kaydı tutulan 60 milyon civarında mülteci var. Her gün 42 bin kişi ekleniyor bu sayıya... Sadece bu durum bile nasıl vahim bir durumla karşı karşıya olduğumuzu ortaya koyuyor...

Suriye'de yaşanan iç savaş ise artık insanlık krizi halini almış, globalizm üzerinden yapılmakta olan evrensel hukuk ve barışa dair pozitif retorik, çökmüş durumda... Kapıya dayanan iltica dalgasına din ve yaş sınırlaması getirebilen Avrupa ülkelerinin yanısıra, Macaristan'da medyaya yansıdığı şekliyle mültecilere uygulanan açık şiddet ve nefret, Türkiye'nin kabul görmeyen insani yardım koridoru ve güvenlikli bölge teklifleri gibi konularsa, ciddi bir insanlık sınavına dönüşmüş durumda.

BM'nin 2013 raporlarına göre nüfusu 23 milyon civarındaki Suriye'de yaşanan kriz neticesinde 7 milyon kişi ülkesini terk etmek zorunda kalmış, 5 milyon kişi ülke içinde zorunlu olarak yer değiştirmiş, nüfusun 2/3'si yardıma muhtaç hale gelmiştir. 2015 ilk yarısı itibariyle, Avrupa'ya giriş yapan 150 bin mültecinin yüzde 30'u Suriyeli'dir. Halen Türkiye'de 2.5 milyon civarında Suriyeli bulunmaktadır...

… Müslüman kimliğinin de tıpkı Mülteci kimliğinde olduğu gibi giderek "yabancı"lıkta eşitlendiği bir demdeyiz. Bunların hepsi yeryüzünde ve gözönünde oluyor...

Sibel Eraslan/Star

  • 5
  • 10
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından

FETÖ'NÜN KALBİ İSTANBUL DEĞİL İZMİR'DİR

Unutmayalım ki çok uzun yıllar Fethullah Gülen İzmir'de yaşamış ve örgütünü bu şehirden yönetmiştir. İstanbul'da örgüt lideri Gülen sadece 3.5 yıl yaşamıştır. Türkiye'deki yıllarında bu 3.5 yıl dışında devlet içindeki ve dışındaki örgütünü tamamen İzmir'den yönetmiştir. 1999'dan beri de Pensilvanya'dan yönetiyor. İşte o sebeple Fethullahçı terör örgütünün Türkiye içindeki gerçek merkezi İzmir'dir. Ben İzmirli olduğum için bu gerçeği çok daha yakından biliyorum. Doğru bir benzetmeyle PKK terör örgütü için Kandil ne kadar önemliyse Fethullahçı terör örgütü için de İzmir o kadar önemlidir. İzmir halkının çoğunluğu Fethullahçılardan nefret eder ama örgüt özellikle finansal anlamda burada konuşlanmıştır. Nitekim Türk devletinin Emniyet, Yargı ve İstihbarat güçleri İzmir'deki FETÖ'nün spatula ile kazınmasına özel önem atfediyor. İzmir finans ayağındaki şirketlere de kayyum atanacak. Çünkü örgütün Türkiye'deki kalbi İstanbul değil İzmir'dir.

Rasim Ozan Kütahyalı/Sabah

  • 6
  • 10
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından

FED KARAMSARLIĞINI PAZARLAYANLAR

Size çok açık, net ve kısa yazacağım; içeride FED karamsarlığı pazarlayanların tek derdi var ve dikkatli bakanlar bu arkadaşların ne yapmaya çalıştıklarını rahatlıkla görebilirler...

Sevgili dostlar, evet, FED'in dünya geneline dağılmış dolarlara "bana gel" demesinin teknik yolu "faiz artışı" ve dünya ekonomik denklemi açısından önemli bir gelişme, değişme...

Yalnız burada gözden kaçan ve kaçırılan bir detay var; bu genel değişim veya denge halinin zorlanması "genele tabi olan ve kendine ait hiçbir hikayesi olmayan" ekonomiler için "ciddi bir sorun" teşkil eder. Türkiye gibi "ekonomik performansın" kesintisiz büyüme ve siyasi-ekonomik-sosyolojik-jeopolitik gibi dinamiklerle desteklendiği ülkelerde "yatırıma gelenler" ve/veya gelmek isteyenler ana sinyalden etkilenir ama küçük artışlar ile bozulmazlar. Burada önemli olan yapılan olumsuz pazarlamaya karşı dikkatli olmak ve FAİZ EŞKİYALARININ ekmeğine yağ sürmemektir...

Uzun lafın kısası; Türkiye, yeni dünya ekonomik denklemi ve dengesi içinde "merkezlerden biri olacak" kendine özgü "dinamikleri olan" bir ülkedir ve köksüzler ile birlikte rüzgarda sürüklenmesini bekleyenler ve bunun propagandasını yapanlar kötü niyetlidir...

  • 7
  • 10
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından

RUS TEHTİDİNDEN YENİ FIRSATLAR DOĞUYOR

Türkmenistan'ın 32 trilyon metreküp doğalgaz rezervi var. Yılda yaklaşık 80 milyar metreküp doğal gaz üretiyor. Bunu da büyük oranda Çin, Rusya, İran ve eski Sovyet coğrafyasında pazarlıyor.
Türkmenistan, önümüzdeki yıllarda enerji konusunda önemli bir küresel aktör olmaya aday. Türkiye ise, uzun süreden beri Türkmen doğalgazının Avrupa'ya ulaştırılması için projeler üzerinde çalışıyor. Özellikle de Hazar Denizi'nin altından geçecek bir boru hattı ile Türkmen gazının önce Azerbaycan, ardından da Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaştırılması üzerinde duruluyor.
Gelişmeler ortada…
Tehditler, bazen fırsatlar da doğuruyor!
Rusya ile yaşanan bu kriz, belki de hayırlı sonuçlar verecek. Türkiye'yi enerji konusunda Rusya'ya bağımlı olmaktan kurtaracak. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın son yaptığı yurt dışı gezilere bu gözle de bakmak lazım.
Uçak krizinin Türkiye'ye bir başka faydası daha olacak, önümüzdeki dönemde. Bundan sonra nükleer enerji karşıtlarının sesleri o kadar güçlü çıkmayacak. Bağırıp çağırsalar da artık eskisi gibi taraftar bulamayacaklar.
Boşuna dememişler, "Bir musibet bin nasihatten evladır" diye!

Emin Pazarcı/Akşam