Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

  • 1
  • 10
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

Bu tayfanın medyadaki en kıvrak sözcülerinden biri dün şöyle yazdı: "Bizi fena aldattın Selo, fena yaktın içimizi, sana güvenip oy veren milyonları zorda bıraktın. Umutlanmıştık. İnanmıştık, Türkiye'nin partisi olduğuna..."
Belli ki, Nişantaşı-Etiler hattını HDP meftunu yapan süreçteki rollerini; iktidara duyulan nefret üzerinden kurulan garip ittifakların arkasındaki bilinçli taktikleri unutturmaya çalışacak.
Tamam!
İnsan aldanır. Aldatan olacağına, aldanan olmalı insan.
Hayalleri kıran olacağına, hayali kırılan olmalı.
Ama bir durup düşünün...
Bunların ne "uyanık" olduğunu bilmeyen var mı?
Hani gerçekten inandıkları bir şeyler olsaydı, bir zamanlar HDP'ye inandıklarına inanırdık!
Hayal kırıklığına uğramışmış...
Selahattin Demirtaş'a gaz veren, kitlelere o hayali kurduran, hatta onu "geleceğin demokrasisinin lideri" olarak pazarlayan bizzat siz değil miydiniz?
"Çözüm sürecine katılma, tam demokrasi gelmeden asla barışma" diye aylarca yazıp çizen hangi medya?
Haydi hatırlayın...
6-7 Ekim 2014'te Demirtaş'ın sözleriyle patlak veren olaylarda 50 insanın katledilişini hiç utanıp sıkılmadan gazetenizde gökten uzaylılar gelmiş de yapmış gibi anlatmadınız mı?
Şimdi ellerinizdeki kanı, zihninizdeki kiri bir iki pişmanlık cümlesiyle yıkayıp öyle ortalıktan sıvışamazsınız!

Haşmet Babaoğlu/Sabah

  • 2
  • 10
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

FETÖ'nün, AK Parti düşmanlığıyla siyasi bir beden aramaya 2009 yılında başladığı, Deniz Baykal'ı düşürüp yerine Kemal Kılıçdaroğlu'nun getirilmesi ve MHP dizaynından önceDSP'yi de ele geçirme operasyonu gerçekleştirdiği aydınlığa çıktı. Fethullah Gülen'in, siyasi partileri dizayn etme faaliyetlerinde, Mustafa Sarıgül'den Tayyibe Gülek'e uzanan az bilinen operasyonu şöyle:
TARİH: 17 MAYIS 2009. DSP'de Genel Başkan seçimi vardı. Fethullah Gülen'e yakınTayyibe Güdek ve Mustafa Sarıgül'ün ismi geçiyordu. Fethullah Gülen, DSP'yi ele geçirmek üzere meşhur CHP'li Kasım Gülek'in kızı Tayyibe Gülek'i getirmeyi düşünüyordu. Tayyibe Gülek, Fethullah Gülen'le yakın Bülent Ecevit hükümetinde Devlet Bakanı olarak görev yapmıştı. Kasım Gülek CHP'nin pek meşhur bir isimdi. Cemaat'in örgütlenme modelini örnek aldığı Moon Tarikatı'yla yakın ilişkiler kurmuştu. Öğrendiklerini, edindiği tecrübeleri Gülen'le paylaşıyordu. CIA ve Pentagon'la da iyi ilişkiler kuran Kasım Gülek, Fethullah Gülen'e ABD'de kefil de olmuştu. Derinlikli görüşmelerinde aracılık yapıyordu. Sarıgül'ün de desteklediği Tayyibe Gülek, aday olmaktan çekindi.Masum Türker, Genel Başkan seçildi.
TARİH 12 MAYIS 2010: FETÖ CHP'yi dizayn etti. Deniz Baykal kasetle gönderildi. Kemal Kılıçdaroğlu, Doğan Medyanın parlatma operasyonu ile Genel Başkanlığa geldi.
TARİH 6 HAZİRAN 2010: FETÖ, Demokratik Sol Gençlik Hareketi'nin adayı Davut Ocak'ı, DSP Genel Başkanı Masum Türker'i devirmek üzere aday çıkardı.
TARİH 22 MAYIS 2011: FETÖ'nün, MHP'yi dizayn etmek için harekete geçtiği iddia edildi. Kasetler yüzünden yöneticilerinin yarısından fazlasını kaybeden MHP Başkanlık Divanı karar alamaz noktaya geldi.
TARİH HAZİRAN 2011: FETÖ, DSP'yi ele geçirmeyi yeniden denedi. Masum Türker'in karşısına Davut Ocak'ı çıkardı. Başarılı olamadı. FETÖ'nün, Tayyibe Gülek-Mustafa Sarıgül, 'Baykal'ı yıkan, Masum Türker'i yıkamayan' DSP operasyonlarını konuştuğum Masum Türker, "Doğrudur. Beni yıkamadılar. 15 gün önce de bir deneme daha yaptılar" dedi.

Bülent Erandaç/Takvim

  • 3
  • 10
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

PKK da, HDP de kendisini güvenlikçi alana hapsetmiş durumda. PKK, "hak savaşı" retoriğiyle, HDP ise "Türkiyelileşme" ve "Erdoğan karşıtlığı" söylemiyle elde ettiği toplumsal desteği yitiriyor. PKK Suriye'deki güç savaşı tarafından kuşatıldıkça irrasyonel adımlar atıyor.
PKK'nın kuşatılmışlığını ortadan kaldırmak için de, en çok HDP uğraş vermek zorunda kalıyor. Kendisini yok edecek adımlar atıyor.
Çözüm süreci başladığında, "Öcalan'la anlaşmak yetmez, biz de varız" diyen Kandil'in postacısına dönüşüyor.
Hepimizin malumu, PKK (PYD) Cerablus'u alıp Fırat'ın Batısına geçmeye uğraşıyor. Bu, PKK (PYD) koridorunun oluşması demek. Türkiye açısından bu durumun yaratacağı stratejik riskler ortada.
Yine, böylesi bir ihtimalin bölgede Arap- Kürt çatışması ortamı yaratması da mukadder. Bu da Türkiye'ye yeni bir göç dalgası demek.
Özetle bütün bunlar Türkiye'nin milli menfaatlerine zıt bir durum. İşte, burada devreye HDP giriyor. Selahattin Demirtaş Rusya'ya gidip yardım istiyor. Türkiye'nin aleyhine, PKK'nın lehine yabancı bir devletle pazarlığa oturuyor.
"Cerablus'u almamız için destek verin, biz de karşılığında Türkiye'de ayrılıkçı söylemi güçlendirelim. Cumhurbaşkanına ve Hükümet'e karşı propaganda yapalım." Falan, filan.
Bu pazarlığı da bütün Türkiye görüyor. Bu ülkede seçime girecek bir siyasi parti, böyle bir duruma düşmek ister mi? Bence istemez. Ama üzerindeki vesayetin keyfini yıllarca sürer, siyaset namına ortaya hiçbir özgün değer koymazsan gün sonunda, gıkını çıkaramazsın.
Yancılıktan öteye geçemez, parti de, özne de olamazsın...

Fahrettin Altun/Sabah

  • 4
  • 10
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

Peki RTÜK kendi içinde bu skandal ile ilgili ne yapmıştır? Fethullahçı örgütün kanalı olan Yumurcak TV'den lisans ücreti almadan lisans veren Mustafa Demiraslan, Muhsin Kılıç ve Hikmet İnce hakkında açılan soruşturma sonrasında verilen çok düşük cezalar (uyarma ve kınama cezaları) dahi hukuksuz olarak kılıfına uydurularak zaman aşımına uğradı diye kaldırılmıştır. Yine Mustafa Demiraslan, Muhsin Kılıç ile Hikmet İnce adlı FETÖ ile intisaklı şahısların disiplin cezaları silinmiştir. Bu hukuksuzluğu yapan da üst kurul disiplin kurulu Başkan'ı olan İlker Ilgın adlı şahıstır.

Muhsin Kılıç ise mükafat olarak en önemli daire olan RTÜK'teki gizli belge ve bilgilerin tutulduğu Bilgi İşlem Daire Başkanı yapılmıştır. Bu atamayı yapan da şimdilerde benim aleyhime her yerde atıp tutan ama 21 Ekim 2015'teki ihanetin aktörlerinden Taha Yücel'dir. Muhsin Kılıç denen tescilli Fethulllahçı şahıs sözde AK Parti üyesi Taha Yücel tarafından hala korunup kollanıyor.

Ayrıca bir skandal daha var... Samanyolu Holding ortaklığındaki 7 ayrı şirketin ortaklık yapısı numaradan değiştirildi. RTÜK Üst Kurul Başkan Danışmanı Yılmaz Kesmeci ise bu hukuk cambazlığına yol verdi ve göz yumdu. Bu resmen FETÖ'nün hukuktan kaçma teşebbüsüydü. Halen de yiğitler diyarı Erzincan şehrimizin adı kirletilerek bir kanalda alenen terör örgütü propaganda yayınlarına devam ediliyor. RTÜK bu konuda bir lisans iptalı yada yasaya aykırı işlemden dolayı bir işlem başlatmadı.

Cem Küçük/Star

  • 5
  • 10
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

Aslında, uyanır uyanmaz "Seni başkan yaptırmayacağız" diye mırıldanmaya başladığı söylenen Demirtaş'ın Erdoğan'ı Atatürk sanması ve Türkiye'de değil, "AKP Cumhuriyeti"nde yaşadığına inanması çok da garip değil.
Neyse orasını da HDP'nin emanet Atatürkçüleri düşünsün. Devam edelim Demirtaş'ın Doğu ve Güneydoğu Anadolu Müdafaa-i Özyönetim teşkilatlarına yaptığı konuşmayı okumaya: "Kürt halkı burada nasıl yaşamak istiyorsa önce Kürt halkı buna karar verir! Biz bunun kararını verdik."
Yerden göğe kadar haklı Demirtaş! Türk halkı bir arada yaşama kararını ta Cumhuriyet kurulurken verdi. Ha siz, hendek, el yapımı bomba vb. yöntemlerin adını bile vaat etmeden girdiğiniz mahalli seçimleri falan plebisit sanıyorsanız o başka.
Kaldı ki, özyönetim modelinizi, ayrılığı halkı ve parlamentoyu ikna etmek yerine sokaklarda adam öldürüp kabadayılıkla hâkim kılabileceğiniz sistemin adı demokrasi değil, derebeyliktir. Liseye gelmeden öğretmediler mi?
Gerçi muhatabımız, "Biz bunun kararını verdik" diyerek açıkça "bizim irademiz sormasak da halkın iradesidir" diyor aman yine teklif edelim: Hadi bakalım isterseniz gelin Kürt halkına soralım bir PKK devletinde mi yaşamak istiyorlar yoksa Türkiye Cumhuriyeti'nde mi?
En trajik olanı ise, Demirtaş'ın doğmamış Kürdistan'ına manda donu dikmesi. "Batı da buna katılmalı ve bunun kararını vermeli" çağrısıyla Demirtaş hareketini, dünyanın ilk "uluslararası ulusal kurtuluş mücadelesi" olarak tarihe yazdı.
Demirtaş'ın Ankara hükümetinin güçlerine yakalanmadan köhne bir uçakla ulaştığı kongre, direnen yoldaşlara selam verilip "şehitlere" saygı duyulduktan sonra, hayırlara vesile olması dualarıyla son boldu.
"HDP Türkiye partisi olur mu" diye kafa yoranlar, HDP'nin Türkiye Cumhuriyeti'nin bir bölgesinin partisi olduğuna eminler mi sizce?

Melih Altınok/Sabah

  • 6
  • 10
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

Lavrov'un Demirtaş'ı kabul ederkenki yüz ifadesi ve el hareketlerini, inceden inceye gözden geçirdim. Tüm vücut diliyle Lavrov'un, Demirtaş'ı ne kadar aşağıladığını anlamak için, Rus karakterini birazcık bilmek yeterli. Kendisi bataklığa batmakta Putin'in, Demirtaş'a verebileceği, olsa olsa bu bataklıkta kendisiyle birlikte misafirlik olur. Demirtaş'ın bu ziyaret sonrası, Türkiye'nin bütünlüğüne yönelik beyanlarda bulunmasını da, Moskova'dan aldığı cesarete bağlamak lazım.

Rusya'da, Demirtaş'a HDP temsilciliği verilmedi. Çünkü Rusya'nın kanunlarına göre, başka bir ülkenin siyasi partisi Rusya'da temsilcilik açamıyor. Fakat hali hazırda Rusya'nın, PKK'ya verdiği desteği de bilmeyen yok! Bu durumda da, zaten HDP'nin bir temsilcilik açmasına gerek kalmıyor. Moskova önümüzdeki aylarda öyle kritik bir aşamaya girmiş olacak ki, Türkiye ile durumunun normalleşmesine kendisi gayret edecek ve ilişkilerimizin normalleşme ihtimalini göz önünde tutarak, HDP'ye temsilcilik vermemesini de, bir koz olarak kullanacaktır Rusya.

Putin'in artık sınırları zorlayan tarzı, Rusya'da insanlarda rahatsızlık yaratmakta. Bir rektör kalkıp, Türk öğrencilere mobbing uygulamaya destek vermeyebilir. Tataristan Başkanı itiraz edebilir. Önümüzdeki aylarda bu tarz itiraz ve "Putin'in isteklerine cevap vermeyen Rusya toplumu" tablosunu da göreceğiz. Türkiye'nin ağır başlı duruşu, Putin'in çılgınlığına devlet adabıyla cevap vermesi, Rusya'da aklı başındaki sessiz çoğunluğu düşündürmeye başladı.

Erdoğan hayranlığı, özellikle Müslüman toplumlarında giderek artmakta. Putin bu anti-Türkiye ve anti-Erdoğan propagandasıyla, esasında kendi toplumunun olayı anlamaya çalışmasına hizmet etti. Bu anlama çabasından ise Türkiye lehinde yorumlar arttı.

Gelelim Demirtaş'a... Rusya'nın herhangi bir partisinin genel başkanı veya sevilen birinin, Rusya'nın sıkıntı yaşadığı bir devletin davetiyle o ülkeye gitmiş olsaydı ve üst düzey biriyle görüşseydi, akıbeti ne olurdu biliyor musunuz? En iyi halde, vatandaşlığı elinden alınıp, sınır dışı edilirdi. En normal halde, vatan hainliği ile hapishaneye atılırdı. En kötü halde, o ülkeye ziyareti sırasında otel odasında ölü bulunurdu. "Rusya tarzı" budur.

Sevil Nuriyeva/Star

  • 7
  • 10
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…
Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

"Kürdistan" Kürtlerin hayali değil, bir Amerikan rüyasıdır; PKK ve HDP ise bu rüyanın sadece taşeronları. PKK'nın çözüm sürecine, HDP'nin ise siyasete yüz çevirmesi, bu nedenledir. PKK ve HDP'nin istikameti, Türkiye'yi iç savaşa sürükleyerek enerjisini tüketmek, siyasi kutuplaşma ve ayrılıkçılığı körükleyerek ülkeyi bölünmeye biraz daha yakınlaştırmak. Elbette bir ya da birkaç büyük gücün çıkar ve hesaplarına uygun düştüğü için onların desteğini alarak devlet kurmak mümkün fakat böyle bir Kürdistan'ın Kürtlerden gayrı herkesin yönettiği bir devlet olacağı bilinmelidir.
Uluslararası güçlerin "güçlü" bir Türkiye ve "güçlü" bir "müttefik" görmek istemedikleri tarihi tecrübeyle sabit. Batı güçlü bir Türkiye yerine, Irak ve Suriye gibi çökmüş bir devlet görmeyi elbette yeğler. Ankara'da hükümetler millileştikçe dünyanın PKK'ya olan desteği ve Türkiye'yi bölme iştahı artıyor. İşin aslına bakılacak olursa Batı, Ankara'yı biraz daha köşeye sıkıştırmak için PKK terörüne yeşil ışık yakmış durumda. PKK'nın iç savaş çıkarma girişimi, aldığı bu işaretle alakalı. Bir yandan PKK terörüyle, diğer yandan diplomatik kuşatmayla Türkiye'yi baskı altına almaya çalışıyorlar. Ankara'nın kendi sınırlarını korumaya dönük her hamlesine, karşı bir hamleyle cevap veriyorlar. Türkiye'yi kendi sınırlarını bile koruyamaz hale getirmeye çalışıyorlar.
PKK, Paralel örgüt, HDP ve CHP, bu dış dayatmanın içerideki uzantıları konumunda. Mesele ne içerideki iktidar kavgası, ne de AK Parti düşmanlığı; mesele, Türkiye'yi zayıflatma, güçten düşürme, teslim alma ve gerektiğinde de bölme meselesi. Bu dış dayatma bazen paralel yapı, bazen PKK terörü, bazen 'özyönetim' ve hendek siyaseti, bazen de 'iç muhalefet' biçiminde tezahür ediyor; ama Türkiye'ye dönük tehdidin dozu hiç azalmıyor, aksine bugün hiç olmadığı kadar artmış durumda.

Kurtuluş Tayiz/Akşam