Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

    Giriş Tarihi: 02.01.2016 10:31
    • 2009 yılıydı. TRT'de beraber radyo programı yaptığımız arkadaşım o gün yayına elinde bir Akit gazetesiyle geldi. Gazetenin sür manşetindeydi.
      Mevzu ise, soy isminin Ergenekon davasından yargılanan üst düzey bir askerle aynı olmasıydı. Öyleyse "TRT'de ne arıyordu?" Bir anda Ergenekon'un radyocuları oluvermiştik! Hemen dönemin Akit Ankara temsilcisini aradım. Arkadaşımın Ergenekon davasından yargılanan askerin kızı olmadığını, zaten babasını yıllar önce kaybettiğini söyledim. "Her şey bir yana yahu beni de mi tanımıyorsunuz" dedim. Hiçbir şey olmamış gibi davrandı. Çok sinirlendiğimi hatırlıyorum.
      Zaman zaman bazı yazarlarının da "hışmına" uğradığım gazeteye olan kızgınlığım yayın yönetmeni Hasan Karakaya ile tanıştığımda bir anda geçti.
      İçimden "o sert yazıları yazan, manşetleri atan adam bu olmaz. Bir yanlışlık olmalı" diye geçirdiğimi hatırlıyorum.
      Tanıdığım en güler yüzlü, esprili, hayat dolu gazeteciydi Karakaya. Daha sonra, pek çok ülkeye yapılan resmi ziyaretleri onunla birlikte izledik.
      Örneğin, Küba'ya ayak basmamızdan itibaren gün boyu "Senin memlekete geldik, hadi bize bir cami bul bakalım" diyerek beni canımdan bezdirdiğini hiç unutmuyorum. Aramızda kalsın Küba'yı sevmişti de.
      Perşembe gece yarısı Kahvaltı Haberleri için kanala giderken Hasan abinin ölüm haberini aldığımda o gezileri ve sohbetlerimizi hatırladım.

      Melih Altınok/Sabah