Editörün seçtiği 10 köşe yazısından…

    Giriş Tarihi: 05.03.2016 11:16
    • Mel Gibson'un Hazret-i İsa filmini hatırlarsınız (The Passion, yani Çile)... Hani filmde herkes kendi dilinde konuşuyordu, İsa Aramice, Romalılar da Latince ve Romalı askerler İsa'yı "Jupiter yarattı demeden" evire çevire dövmüşlerdi... Bu filmde İsa'yı oynayan Jim Caviezel, bir nedenle Meksika'ya gitmiş. Köylerde geziniyor. Köylüler "efendimiz geldi" diye heyecanlanmışlar, "kurtar bizi" diye ayaklarına kapanmışlar. Kötürüm bir kadıncağız "beni iyileştir" demiş, o da elini kadının başına koymuş ve "filmimi seyrettiğiniz için teşekkür ederim" demiş. Bu fıkra değildir, gerçektir. Hadi bunlar Meksika köylüsü... Bir de Türk şehirlisi var.
      Hani beyaz olanlar (biz siyahız ya), çağdaş, laik, okumuş, aydın, falan filan. (Biz kasap çıraklığından gelmeyiz.) Bunların vekilleri de mecliste CHP sıralarında... O saçmasapan "Atatürk'ün resmini duvardan indirme" meselesinin tartışıldığı günlerdi... Ne kadar Atatürkçü olduklarını göstermek için grup toplantısına "Atatürk'e benzer bir adamcağız" getirdiler, en ön sıraya oturttular, Kılıçdaroğlu konuşurken resmini çekip dağıttılar. Atatürk kalkmış, yirmili ve otuzlu yıllarda yaptığı gibi CHP meclis grubu toplantısına katılmıştı. Oyumu CHP'ye verecek olsaydım bile sırf bu saçmalık yüzünden vermezdim!
      Atatürk'ün bir gün yattığı yerden kalkıp yeniden Samsun'a gideceğini, oradan Ankara'ya geçeceğini (herhalde Sivas ve Erzurum üzerinden) ve elbette "Tayyip'e" de özledikleri tavrı koyacağını düşünen dangalak çoktur bu memlekette... Gülmeyin, vallahi çoktur. Sorsan, utanmadan "hayatta en hakiki mürşit ilimdir" diyeceklerdir. Sonra hemen Atatürk'e Türkçe öğretmeye kalkıp "en gerçek yol gösterici bilimdir" diye de düzelteceklerdir.
      Atatürk'e benzeyen böyle birçok adam var, biri tiyatro oyuncusu, biri de elektrikçi. Geçenlerde sokağa çıkmış, galiba tiyatrocu olanı.
      Sarılıp ağlamaya başlamışlar. "İşte geldi sonunda" diyenler olmuş. Kimisi de "kurtar bizi paşam" demiş... Eh, tiyatrocu belki kurtarabilir, elektrikçi olsaydı yanmıştınız. Eskiden, 19 Mayıs'larda, Atatürk'ün çerçeveli portresini Şişli'den bir arabaya koyarlar (1919 model araba bulunamadığı için 1965 model Chevrolet Impala), âlâ-yı vâlâ ile Dolmabahçe'ye götürürlerdi... Fakat Atatürk'ün Şişli'den Dolmabahçe'ye Harbiye-Taksim üzerinden mi, Osmanbey-Maçka üzerinden mi, yoksa Mecidiyeköy-Zincirlikuyu-Beşiktaş üzerinden mi gittiğini değerli Kemalist tarihçilerimiz bir türlü açıklığa kavuşturamamışlardı... Sonra, bir tiyatro sahnesinde "kutlu doğum" yapanlar, bebek Atatürk'ü Zübeyde Hanım'ı oynayan bayan arkadaşın bacakları arasından çıkarıp seyirciye tutanlar da görüldü... Bu son zavallılık hepsini aşıyor. Meksika köylüsünden bir farkınız olmalıydı.

      Engin Ardıç/Sabah