Editörün seçtiği köşe yazılarından...

    Giriş Tarihi: 27.04.2016 11:40
    • İsmail Kahraman'ın "Yeni anayasada laiklik kavramı yer almamalı" sözleri üzerine Meclis önünde mesai arkadaşlarını toplayan CHP'nin "eylem olur biz eyleme gideriz" milletvekili trafiği kapattıkları için kendisini uyaran polislere bağırıyordu: "Polis laiklikten mi yana şeriattan mı?" En seküler halimi takınarak "Allah akıl fikir versin" diyorum. Öyle ya, koca koca insanlarız, Türkiye laik mi ki bizim ilkokul 5. sınıf toplumsal gerçeklik müsamere ekibi "Türkiye laiktir laik kalacak" sloganları atıyor?
      Evet, Türkiye laik değil, sadece vatandaşların gündelik yaşam pratiklerinde dinlerini yaşayamamaları için inanç özgülüğünü sınırlayarak "tanımlayan" ideolojik bir devlet.
      Tıpkı vatandaşları çalışma kamplarına göndermeye bile imkân tanıyan Stalin'in 1936 anayasasının en fazla özgürlük tanımı yapılan temel metinlerden biri olması gibi,Türkiye'de de sıkça laiklik vurgusu yapılarak laiklik katledildi.
      Çünkü laiklik, tanımlayarak yaşanacak bir olgu değil demokrasinin doğal sonucudur! Bir düşünün, Amiş vatandaşlarını pek çok kolektif sorumluluktan muaf tutan ABD laik değil. Buna karşın Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana pratikleriyle Sünni vatandaşların saçına, başına karıştığı gibi, 1925 tarihli "tekke ve zaviye" kanunuyla Alevileri cem evlerinden mahrum bırakan Türkiye laik, öyle mi? Üstelik dindarlarını kafeslerkensekülerler ve inançsız vatandaşların da demokrasisinden çalan Türkiye!
      Lütfen kendimize gelelim.
      Sakallı Celal'in dediği gibi meşrutiyeti ilan eden, cumhuriyeti ilan eden bu ülkede "ciddiyetin" ilan edilme zamanı geldi de geçiyor.
      Madem bu hayati konuyu tartışacağız, o halde ortalığa saçılan goygoycuları yalnız bırakalım. Enerjimizi, demokrasinin sebebi değil sonucu olan laikliği, tüm vatandaşların din ve vicdan hürriyetini gerçek anlamda sağlayacak bir şekilde yaşama geçirmeye harcayalım.

      Melih Altınok/Sabah