Gaziler için Genelkurmay Karargahında ilk tören

  • 1
  • 18
Gaziler için Genelkurmay Karargahında ilk tören
Gaziler için Genelkurmay Karargahında ilk tören

Genelkurmay Başkanlığı'nca bu yıl ilk defa gaziler için Genelkurmay Karargahı'nda tören düzenlendi. Yurdun çeşitli yerlerinden gelen 22 gazi ve ailelerinin katıldığı törende duygusal anlar yaşandı.

  • 2
  • 18
Gaziler için Genelkurmay Karargahında ilk tören
Gaziler için Genelkurmay Karargahında ilk tören

Atatürk Kültür Sitesinde, Mustafa Kemal Atatürk'e "gazi" unvanının verilmesi ve 19 Eylül Gaziler Günü dolayısıyla düzenlenen törene yurdun çeşitli yerlerinden gelen 22 gazi ve aileleri katıldı. Askerlerin yanı sıra polis, köy korucusu ve hemşire gazilerin de yer aldığı etkinlikte tüm gazileri temsilen gelenlerden en yaşlısı 83, en genci 28 yaşında oldu.

  • 3
  • 18
Gaziler için Genelkurmay Karargahında ilk tören
Gaziler için Genelkurmay Karargahında ilk tören

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından Prof. Dr. Adnan Sofuoğlu tarafından gazilik unvanının ve gaziliğin Türk tarihindeki yeri ve önemi konulu konferans verildi.

  • 4
  • 18
Gaziler için Genelkurmay Karargahında ilk tören
Gaziler için Genelkurmay Karargahında ilk tören

"Gazilerimiz" kısa filminin izlenmesinin ardından kürsüye malul gazi Jandarma Binbaşı Mehmet Bedri Aluçlu çıktı.

  • 5
  • 18
Gaziler için Genelkurmay Karargahında ilk tören
Gaziler için Genelkurmay Karargahında ilk tören

Siirt'te 2007'de terör örgütünce tuzaklanan mayının patlaması sonucu görme yetisini ve ellerini kaybeden Aluçlu, bu toprakların şehide ve şehadete yabancı olmadığını söyledi.

  • 6
  • 18
Gaziler için Genelkurmay Karargahında ilk tören
Gaziler için Genelkurmay Karargahında ilk tören

"Bizler bu toprakların çocuklarıyız, bu toprak üzerindeki her fert gibi bu vatan için canımızı vermeye and içmişiz" diyen Aluçlu, vatana sevdalı olduklarını söyledi. Aluçlu, şunları kaydetti:

  • 7
  • 18
Gaziler için Genelkurmay Karargahında ilk tören
Gaziler için Genelkurmay Karargahında ilk tören

"Ne yazık ki bu toprak için canımızı verme şerefine eremedik. Fakat bu toprak için canını verme şerefine eren şehitlerimiz ile yan yana savaşma onurunu yaşadık. Bir elimize şehadet kapısının tokmağı dokunurken diğer elimizle geçip giden zamanın kapısının kolunu tutmaktayız. Belki de bu şehadet kapısının tokmağına dokunduğumuz için, ölümün nefesini soluduğumuz için, düşmanın hain suratını defalarca gördüğümüz için bu mücadeleyi, bu kana kan, göze göz, dişe diş mücadeleyi duymayanları, duyamayanlara, hissetmeyenlere, hissedemeyenlere duyurmak, anlatmak bize düşer. Biz Diyadin'de kurşun yiyen kardeşimizi de Saray'da şehit olan teğmenimizi de Abalı'da havalanan karakolumuzu da iliklerimize kadar hissettik. Günlerce açılmayan yollara, yakılan okullara ses çıkarmayan yöneticileri de gördük, duyduk ve ıstırabını çektik. Fakat biliyoruz ki görmeden ümit ettiğimiz bu vatan için ölürsek yazılsın kabrimize vatan mahsun, biz mahsun."