Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Günün en çok okunan 20 haberi

  • 1
  • 20
Günün en çok okunan 20 haberi
Günün en çok okunan 20 haberi

Sabancı suikastının faili DHKP-C'li İsmail Akkol'un ismi, örgütün önüne geçince bileti kesildi. Türkiye'de eylem yapmasına karar verilen Akkol'a, "Git Türkiye'de çatışarak öl" denildi!

MİT ve Aydın polisi; önceki gün son yılların en önemli operasyonuna imza atmış, 20 yıldır aranan Özdemir Sabancı suikastının sanığı İsmail Akkol ve DHKP-C'nin kamp sorumlusu Fadik Adıyaman Söke Otogarı'nda sahte kimliklerle yakalanmıştı. Ankara'ya eyleme giden Akkol ve Adıyaman'ın çantasından Kalaşnikof silah ve mühimmatlar çıkmıştı. İsmail Akkol'un 20 yıl sonra neden Türkiye'ye eyleme geldiğini ortaya çıktı.

'CANLI BOMBA OL' TALİMATI!

DHKP-C'nin Almanya'da Zerrin Sarı, Faruk Ereren ve Musa Aşoğlu'nda oluşan sözde merkez komitesi, İsmail Akkol'un ismi örgütün önüne geçince eylem yapmasına karar verdi. Türkiye'de dosyasının 28 Mart 2017'de zamanaşımına uğrayacak olması nedeniyle Akkol'a "Git Türkiye'de ve çatışarak öl" denildi. Yanına da yaşlandığı için Fadik Adıyaman verildi. Adıyaman'dan da canlı bomba olarak ölmesi istendi.

İKİ TERÖRİST DAHA EYLEME GELECEKMİŞ

İstihbarat birimleri DHKP-C terör örgütünün yeni bir stratejiye gittiğini belirledi. Sembol isimlerin bir bir eyleme gönderilerek ölmesi planlandı. Örgütün liderleri Hüseyin Fevzi Tekin ile Yunanistan'da yakalanan ve serbest bırakılan Bilgehan Karpat ve Şerif Turunç için de aynı karar verildi. Karpat ve Turunç da eylem için Türkiye'ye gönderilecekti.

GENİŞ ÖNLEMLE SAĞLIK KONTROLÜ

Akkol ve Adıyaman, çevik kuvvet ekiplerince alınan geniş güvenlik önlemleri altında emniyetten çıkarılarak sağlık raporu almak üzere Aydın Devlet Hastanesine götürüldü. Slogan atmak isteyen Akkol ve Adıyaman'a polis engel oldu. Teröristler, hastane çıkışı vatandaşlara da tepki gösterdi.

OPERASYON İÇİN UYGUN AN BEKLENDİ

DHKP-C'li İsmail Akkol ve Fadik Adıyaman'ı takibe alan polis, çatışma ihtimaline karşı operasyon için en uygun zamanı bekledi. Gitar çantası ve bir koli otobüs bagajına verilince, iki terörist silahlarına ulaşamadan kıskıvrak yakalandı.

ÖRGÜTE ELEMAN KATMA PLANI

İsmail Akkol gibi sembol bir ismin Türkiye'de eylem yapmasının örgüte ivme kazandıracağı görüşüne varıldı. Akkol'un ölümüyle "İsmail Komutan Ölümsüzdür" diye kampanya başlatarak yeni ve motive olmuş elemanların katılımlarının sağlanmasını hedefledi. Ancak Akkol ve Adıyaman'ın eylem yapamadan yakalanması örgütün tüm planlarını alt üst etti.

Teröristlerden Fadik Adıyaman'ın çantasından, kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar çıktı.

  • 2
  • 20
Günün en çok okunan 20 haberi
Günün en çok okunan 20 haberi

Diyarbakır Belediyesi'ne ait zabıta aracıyla anons yapanHDP'li vekiller halkın sert tepkisiyle karşılaştılar.

Diyarbakır'ın Sur ilçesinde 9 mahalleyi kapsayan sokağa çıkma yasağının kaldırılmasıyla HDP Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp ve HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan, zabıta aracı içeresinden, evlerini terk eden halka 'mahallene sahip çık', 'ilçeyi terk etmeyin' anonsları yapınca büyük tepkiyle karşılaştılar.

  • 3
  • 20
Günün en çok okunan 20 haberi
Günün en çok okunan 20 haberi

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, HDP eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile milletvekilleri Selma Irmak, Sırrı Süreyya Önder ve Ertuğrul Kürkcü hakkında dokunulmazlıklarının kaldırılması istemiyle hazırladığı fezlekeyi Adalet Bakanlığına gönderdi.

Başsavcılık, 26 Aralık 2015'te Kayapınar Spor Salonunda iki gün süren Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Olağanüstü Genel Kurulunda sözde "öz yönetim" ilanına ilişkin yaptıkları konuşma nedeniyle Demirtaş, Yüksekdağ, Irmak, Önder ve Kürkcü hakkında başlattığı soruşturmayı tamamladı.

Soruşturma kapsamında, "Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek" ve "Silahlı terör örgütüne üye olmak" suçlamasıylaSelahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Selma Irmak, Sırrı Süreyya Önder ve Ertuğrul Kürkçü hakkında fezleke hazırlayan başsavcılık, şüphelilerin, üzerlerine atılı suçların yasal unsurlarının oluştuğu gerekçesiyle Anayasa'nın 83. maddesine istinaden,"dokunulmazlıklarının kaldırılması" talebinde bulundu.

Fezleke, TBMM Başkanlığı'na sunulmak üzere Adalet Bakanlığı'na gönderildi.

  • 4
  • 20
Günün en çok okunan 20 haberi
Günün en çok okunan 20 haberi

İzmir'de, Pararlel yapının finans kaynaklarından olan Şifa Üniversitesi Bornova Araştırma ve Uygulama Merkezine bağlı ek binalar hakkındaki kapatma kararına ilişkin Bölge İdare Mahkemesinin verdiği "yürütmeyi durdurma" kararı, İzmir 6. İdare Mahkemesince iptal edildi.

İzmir'de, Pararlel yapının finans kaynaklarından olan Şifa Üniversitesi Bornova Araştırma ve Uygulama Merkezine bağlı ek binalar hakkında YÖK tarafından ruhsat iptali, İl Sağlık Müdürlüğü'nce ise mühür vurmak suretiyle kapatma işlemi uygulanmıştı.

Bölge İdare Mahkemesi bir süre önce "yürütmeyi durdurma" kararı vermişti. YÖK ve İl Sağlık Müdürlüğü'nün itirazını değerlendiren İzmir 6. İdare Mahkemesi, Bornova'daki Şifa Hastanesi hariç Şifa Üniversitesi'ne bağlı İzmir'deki tüm poliklinik ve hastanelerin kapatılmasına hükmetti.Kararın ardından Şifa Üniversitesi Bornova Araştırma ve Uygulama Merkezine bağlı ek binalardaki ticari faaliyetler bir kez daha durduruldu.

Diğer taraftan İzmir Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerinin Şifa Hastaneleri'nde 2011-2014 dönemindeki usulsüzlük ve haksız kazanç iddialarıyla ilgili incelemelerinde sona gelindiği öğrenildi. Şifa Üniversitesine bağlı ek binalarda "tıp eğitimi" adı altında sağlık hizmeti vermek suretiyle yapılan ticari faaliyeti en ince ayrıntısına kadar mercek altına alan ekiplerin, yaklaşık 200 milyon lira civarında haksız kazanç elde edildiğini tespit ettikleri öğrenildi.

İzmir Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince, Türkiye Tabipler Vakfı (TÜTAV) ile vakfın kurucusu olduğu Şifa Üniversitesi ve Şifa Hastanesinde "evrakta sahtecilik ve PDY'ye finansal destek sağlandığı" iddiaları üzerine mahkeme kararıyla yapılan aramaların ardından üniversiteye ait ek binalarda YÖK kurul kararı olmadan, 2011-2014 döneminde tıp eğitimi veriliyormuş gibi gösterilerek sağlık hizmeti sunulduğu bulgusuna ulaşılmıştı.

Bunun üzerine harekete geçen YÖK, İzmir İl Sağlık Müdürlüğü ve SGK yetkilileri, Şifa Üniversitesinin Buca, Gaziemir, Menderes, Göztepe, Palmiye ve Basmane ek binaları ile Karşıyaka Polikliniği ve Kaya Termal Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezleri'ne kapatma kararını tebliğ etmişti.YÖK, Şifa Üniversitesi Bornova Araştırma ve Uygulama Hastanesine 2014 sonrası için ek binalarda tıp eğitimine izin veren kurul kararını da iptal ederek, tekrar başvuru yapılmasını istemişti.Bölge İdare Mahkemesi, konuyla ilgili başvuru üzerine soruşturma ve incelemelerin devam ettiği hastanenin ek binalardaki ticari faaliyetlerinin sonlandırılmasına ilişkin, telafisi olmayacak zarara yol açmamak için tedbiren yürütmenin durdurulması kararını vermişti.

  • 5
  • 20
Günün en çok okunan 20 haberi
Günün en çok okunan 20 haberi

Ünlü şarkıcı Ferman Toprak 100 bin dolar vermezse çıplak fotoğraflarını medyaya vermekle tehdit eden eski sevgilisinden şikâyetçi oldu. Türkan K.'ye 5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı

"Hayatı tespih yapmışım" isimli şarkısı ile tanınan Ferman Toprak, bir yıl önce sahne aldığı mekânda tanıştığı Türkan K. ile birlikte olmaya başladı. Ünlü sanatçı bir müddet sonra Türkan K.'den ayrılarak başka bir kişi ile nişanlandı. Bu duruma hırslanan Türkan K., Ferman Toprak'ın çıplak ve uyur vaziyetteki fotoğraflarını ünlü sanatçıya göndererek fotoğrafları basına sızdırmakla tehdit etti. Aile ve sanat hayatını bozacağını söyleyerek Ferman Toprak'tan 100 bin dolar isteyen genç kadın, bu isteğini kabul etmeyen ünlü sanatçıya bu kez de hakaret içerikli mesajlar göndermeye başladı. Soluğu savcılıkta alan Ferman Toprak, şantaj yoluyla kendisinden para isteyerek hakaret eden eski sevgilisinden şikâyetçi oldu. Savcılık tarafından başlatılan soruşturmada, Toprak'a tehdit ve hakaret içerikli mesajların Türkan K.'nin annesine ait telefondan atıldığı belirlendi. İfadesine başvurulan Türkan K. yaptıklarından dolayı pişman olduğunu kaydederek, "Ferman'ın iddia ettiği gibi sadece cinsel birliktelik yaşamıyorduk. Ben onu seviyordum. Fakat beni terk etti. Başka biriyle nişanlanınca dayanamadım. Canını yakmak istedim. Pişmanım. Uzlaşmak istiyorum" dedi. Ferman Toprak'ın menajeri İsmet Günbeyi'inin de tanık olarak ifade verdiği soruşturma sonunda, şüphelinin uzlaşma teklifini reddeden Ferman Toprak'ın şikâyeti üzerine Türkan K. hakkında "sesli yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret" ve "şantaj" suçları kapsamında dava açıldı. 5 yıla kadar hapsi istenen şüpheli, ilerleyen günlerde Asliye Ceza Mahkemesi'nde hâkim karşısına çıkacak.

  • 6
  • 20
Günün en çok okunan 20 haberi
Günün en çok okunan 20 haberi

Selahattin Demirtaş 7 Haziran seçimleri öncesinden bu yana, pek çok konuşmasında, demecinde ve genellikle de batı medyasına verdiği röportajlarda,"HDP'nin PKK ile bir organik bağı olmadığını" defaatle dile getirdi. Ancak Demirtaş'ın daha önce verdiği demeçler bu açıklamaları yalanlar nitelikteydi. İşte onlardan bazıları...

Bunlardan en dikkat çekici olanlarından biri, Nisan 2015'de Birgün Gazetesine verdiği şu röportajdan: "HDP'nin alternatifi PKK değildir. PKK ile aynı sahaya, aynı alana hitap etmiyoruz. PKK silahlı bir örgüt, gerilla örgütüdür. PKK'nin hiçbir gerillası beni dinlemez, benden talimat da almaz. HDP'nin de kadroları PKK'den talimat almaz. Siyasi olarak da bizim açımızdan doğru değil, böyle bir şey yok."

Seçim öncesi, "PKK'ya silah bıraktıracak olan bizleriz" sözlerinin hatırlandığı Demirtaş, seçimden hemen sonra ise, Temmuz 2015'de Özgür Haber Gazetesi'ne yaptığı konuşmada şunları söylüyor: "Biz HDP olarak PKK silah bıraktıramayız, yani çağrı yapsak dahi PKK bunu anlamlı bulabilir, değerli bulabilir fakat kesinlikle bunu bir talimat olarak algılamaz. Çünkü PKK ile aramızda ast üst ilişkisi yok, hiyerarşi yok, bir organik ilişki yok."

Yine Temmuz ayında Alman Kanalı ZDF'e konuşan Selahattin Demirtaş, ""HDP demokratik bir zenginliğe sahip partidir ve kimseden talimat almaz. Bunu sayın Cumhurbaşkanı da çok iyi biliyor. Bizim PKK da dahil hiçbir örgütle organik bir ilişkimiz ve emir-talimat ilişkimiz olmadı, olması da mümkün değil." ifadelerini kullanıyor.

Ağustos ayında Almanya'da konuşan HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ'ın sözleri ise dikkat çekici: "Bizim HDP olarak PKK ile bağımız yok. Belge konulması lazım ortaya, aksi takdirde çok saçma kalıyor iddialar."

Eylül ayında ise Selahattin Demirtaş, yine Almanya'da Süddeutsche Zeitung Gazetesine yaptığı açıklamalarda, "Biz PKK'yı temsil etmiyoruz, PKK da bizi temsil etmiyor." demiş, "Biz Türk Anayasası çerçevesinde hareket eden bir partiyiz." ifadelerini kullanmıştı.

En son Ocak ayında bir İsveç televizyonuna konuşan Selahattin Demirtaş, "Ama bizim PKK ile organik bir ilişkimiz yok. Bu, saklamaya çalıştığımız bir şey de değil" açıklamalarında bulunuyor.

Ancak, Ezgi Başaran'ın Almanya'da Mezopotamya Yayınları'ndan çıkan HDP heyetinin Çözüm Süreci boyunca Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmelerin notlarını içeren kitaptan alıntılar yaptığı 3 Şubat 2016 tarihli dünkü köşe yazısında yazılanlar, Selahattin Demirtaş'ın "HDP'nin PKK ile organik bir bağı yok" ve Figen Yüksekdağ'ın "Bizim HDP olarak PKK ile bağımız yok. Belge konulması lazım ortaya, aksi takdirde çok saçma kalıyor iddialar." Sözlerini çürütecek, ve aranan "kanıt"ı ortaya çıkaracak nitelikte.

Kitapta, Öcalan ile HDP heyetinin görüşmelerinden birinde, Mart 2014 yerel seçimlerinde HDP'nin başarısız olduğu il ve ilçeler değerlendirilirken, İdris Baluken'in yerelden aday gösterilmemesinin oy kaybettirdiğini Öcalan'a belirtmesi üzerine, Öcalan adayların kim tarafından belirlendiğini soruyor. Adayların, seçim komisyonunca belirlendiği, parti meclisi ve MYK'nın etkili olmadığı, seçim komisyonunu da Kandil'in belirlediği ifade edilince, Öcalan sinirleniyor ve "Kim yaptı bu işleri? Sorumlusu kimdir? Bütün sorumlusu Kandil'dir. Kandil'e deyin ki, kim yaptıysa bu işleri onun gözünü oyacağım. Kandil karışmayacak bu işlere! Kandil yazılarında bana çok bağlı görünüyor ama pratikte öyle davranmıyor. Bu böyle olmaz! Ne BDP ne HDP adına bu yapılamaz. Ders çıkaracak ve çok şiddetli özeleştiri verecekler. Ben devlete de söylüyorum, benimle iş yapacaksanız, benimle ciddi konuşacaksınız diyorum. Sizin de daha cesur olmanız lazım. Ben size benim adıma müdahale edin demiştim. Benim yetkilerimi kullanmalısınız demiştim. Selahattin'e de bunları söylemiştim. Selahattin de buradan gittikten sonra 24 saat bile geçmeden bu dayatılanlara boyun eğiyor. " diyor.

Özetle görülüyor ki Abdullah Öcalan, HDP'nin 2014 yerel seçimlerinde gösterdiği adayların Kandil/PKK tarafından belirlenmesini sert bir şekilde eleştiriyor ve Demirtaş başta diğer HDP'lilerin bu oldubittiye boyun eğdiğini belirtiyor. PKK-HDP arasındaki organik ilişkiye kanıt oluşturan diğer birçok olgudan başka, direkt PKK kaynaklarınca servis edilen bu konuşma, kaçınılmaz olarak Demirtaş'ın "PKK ile organik bir bağımız yoktur" çerçevesindeki benzeri söylemlerinin tekrarlanan bir yalandan ibaret olduğunu açıkca ortaya koyuyor.

  • 7
  • 20
Günün en çok okunan 20 haberi
Günün en çok okunan 20 haberi

Büyükşehir Belediyesi'nin, Adana ile Texas Houston kardeş şehir projesinde Gülen Örgütü çıkarına hareket ettiği, belediye kaynaklarının FETÖ emrine kullanıldığı anlaşıldı

Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen Büyükşehir Belediyesi-Paralel Devlet Yapılanması ilişkisine dair soruşturmada FETÖ'nün Adana'dan ABD'nin Texas eyaletine ve Kongo ile Senegal'e dek uzanan yolsuzluk ve usulsüzlükleriyle ilgili yeni bilgilere ulaşıldı. İki hafta önce toplam beş kişinin tutuklandığı soruşturmada Büyükşehir Belediyesi'nin Zihni Aldırmaz döneminde Paralel Yapı ile ilişkisini gösteren yolsuzluk ve usulsüzlükler araştırılıyor.

BÜYÜKŞEHİR'İN İMKANLARI
Soruşturma kapsamında Büyükşehir Belediyesi'nin, Adana ile Texas Houston kardeş şehir projesinde Gülen Örgütü çıkarına hareket ettiği tespit edildi. Buna göre örgüt vasıtasıyla hayata geçirilen Adana ile Houston kardeş şehir projesi için İçişleri Bakanlığı'ndan izin dahi alınmadığı, iki şehir arasında yürütülen çalışmaların Gülen Örgütü'ne ait Houston merkezli Texas Türk Ticaret Odası ve Kimse Yok Mu Derneği Adana Şubesi yetkilileri tarafından yapıldığı belirlendi. Böylece ABD'ye yapılacak ziyaretlere gerekçe yaratıldığı ve Büyükşehir'in olanaklarının kullanıldığı anlaşıldı.

HARCIRAHLAR BELEDİYEDEN
Soruşturmada ayrıca Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Senegal'deki Gülen okullarına düzenlenen gezilerin ve yapılan yardımların da yine Adana Büyükşehir Belediyesi imkânlarıyla usulsüz biçimde toplandığı tespit edildi. Bahse konu gezilerin giderlerinin Gülen okullarının değil, Büyükşehir bütçesinden karşılandığı belirlendi. eski Başkan Vekili Zihni Aldırmaz ve Genel Sekreter Vekili Ferhat Yüksel'in harcırahlarının da belediye kasasından karşılandığı anlaşıldı. Senegal ve Kongo'daki okullara yapılan yardımların da Belediye Meclis kararı olmaksızın gerçekleştirildiği tespit edildi. Soruşturma kapsamında tespit edilen bulgulardan biri de 2014'te Büyükşehir imkânları dâhilinde Çukurova, Sarıçam ve Seyhan ilçelerinde belediye adına çalıştırılmak üzere 3 adet gençlik merkezi açılması için yerel seçimlerden 18 gün önce yapılan ihalenin Fethullah Gülen Örgütü'ne ait Altın Çocuk Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından alınmış, ancak işin tamamlanmamış olması. İş tamamlanmadığı halde Gülenci derneğin belediyeden 1 milyon 150 bin TL aldığı da edinilen bilgiler arasında. Nitekim Büyükşehir Belediyesi daha sonradan ihaleyi alan Altın Çocuk Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği'nden davacı oldu.

GİZLİ TANIK VE TUNCEL
Adana'da devam eden soruşturmada, ifadesi alınan bir gizli tanıkla dönemin Büyükşehir Belediyesi eski Başkanvekili müşteki Mustafa Tuncel'in savcılığa verdiği bilgiler etkili oldu. Gizli tanık ile Mustafa Tuncel, Büyükşehir'in Fethullah Gülen Örgütü'nün amaçları doğrultusunda ele geçirilmeye çalışıldığını olaylarla anlattı. Soruşturmada suç, Adana Büyükşehir Belediyesinin Kurumsal Kimliğinin ve Başkanlık Makamının Toplum ve Kişiler Üzerindeki Etkisinin Kullanılması Suretiyle FETÖ/ PDY Örgütüne Finans ve İmkân Sağlanması, İmar Yolsuzluğu, FETÖ/PDY Örgüt Yöneticisi ve Üyesi olmak şeklinde özetleniyor.

HER TÜRLÜ DESTEK VERİLDİ
Soruşturma, 15 Mayıs 2015'te Adana Emniyet Müdürlüğü'ne yapılan bir elektronik posta ihbarı ile başladı. İhbarda Paralel Yapı'ya yakın Kanuni Üniversitesi için imar izni alındıktan sonra arazinin sahte evraklarla konut yapımı için tahsis edildiği belirtiliyordu. Kanuni Üniversitesi'nin de aralarında bulunduğu beş yeni üniversitesinin kurulması Meclis Genel Kurulu'nda 13 Haziran 2013'te kabul edilmişti. Ancak Paralel bağlantılı olduğu için üniversiteye YÖK'ten izin çıkmadı. Zihni Aldırmaz üniversitenin kurulma kararından sonra "Kanuni Üniversitesi'nin kurulması yönündeki çalışmalar bir süredir devam ediyordu. Süreci yakından takip ederek elimizden gelen desteği verdik" demişti.

ÜNİVERSİTE ARAZİSİ KONUTA ÇEVRİLDİ
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, ihbar üzerine konuyla ilgili olarak soruşturma başlatmıştı. 2015/31564 soruşturma numaralı dosya, Cumhuriyet Savcısı Atilla Rahimi'ye tevdi edildi. İmar yolsuzluğu konusu arazi, Şambayadı Mahallesi Savran Tepe Mevkiinde bulunan 283-284-285-286-287 nolu parsellerde bulunuyordu. Bu arsalar, mirasçılarından farklı tarihlerde toplandıktan sonra 18 Şubat 2008 tarihinde Muammer Ç., Kemal E., Mustafa D., Bekir K. ve Mustafa İ. tarafından satın alındı. Sonra arazi Haziran 2009'da Kanuni Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı olan Muammer Çalışkan tarafından yine kendisinin başkanlığını yaptığı Çukurova Eğitim ve Kültür Vakfı'na satıldı. Arazide kayıtlı tüm parseller 4 Ekim 2013'te Kanuni Üniversitesi'ne bağışlandı. Bu satış ve bağışların evrakları Adana Büyükşehir Belediyesi'nden temin edildi. Soruşturma kapsamında imar planlarındaki yapılaşma payları yüzünden değersiz durumda bulunan parseller üzerinde yapılan değişiklikle rant elde edildiği belirlendi. İmar planı evrakları bilirkişi tarafından 1/25.000 ve 1/5.000 Ölçekli Çevre Düzeni Nazım İmar Planı açısından incelendi. Bilirkişi, arazideki usulsüz imar planı değişikliğinin sorumlusunun dönemin Adana Büyükşehir Belediye Başkanı, Genel Sekreteri, Genel Sekreter Yardımcısı, İmar ve Şehircilik Daire Başkanının ve Planlama Şube Müdürü olduğu kanaatinin yer aldığı bir rapor hazırladı.

BEŞ KİŞİ TUTUKLANMIŞTI
Adana Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlar Müdürlüğü ekipleri soruşturma kapsamında 20 Mayıs 2015'ten beri sürdürdüğü teknik ve fiziki takip sonucu elde ettiği bilgiler ışığında 14 Ocak'ta operasyon için düğmeye basmıştı. Operasyonda 29 şüpheli gözaltına alınmış, şüphelilerden dördü tutuklanmıştı. Soruşturma kapsamında tutuklanan isimlerden biri Büyükşehir Belediye eski Başkan Vekili Zihni Aldırmaz'dı. Tutuklanan diğer isimler ise Ticaret Borsası eski Başkanı Muammer Çalışkan ve Büyükşehir Belediyesi İmar Dairesi eski Başkanı Hasan Uzun'du. Serbest bırakılan isimlerden biri olan Büyükşehir Belediyesi eski Genel Sekreter Vekili Ferhat Yüksel savcılığın karara itirazı üzerine tutuklanmıştı. Soruşturma kapsamında olayın şüphelileri hakkında Adana 4. Sulh Ceza Hâkimliği 24 Aralık 2015'te yurtdışı çıkış yasağı koydu. Ne var ki yurtdışı çıkış yasağı kararının adli makamlarca onaylanma sürecinde yine devlet içindeki örgüt mensuplarınca bilgilendirilen şüphelilerden bazıları yurtdışına kaçtı. Bu şüphelilerden en önemlisi Gülen Örgütü'nün eski Adana imamı Ömer Ekinci.