Türkiye'nin en iyi haber sitesi

İki yiğit çıktı meydane...

  • 1
  • 19
İki yiğit çıktı meydane...
İki yiğit çıktı meydane...

PLEVNELİ GADDAR KEL ALİÇO (1844-1913)
Plevne'nin Ozikoviça köyünde doğdu. Yağlı güreşlerin en şöhretli ismi, başpehlivanlığı 27 kez kazanan Kel Aliço'dur. Kavasoğlu İbrahim Pehlivan tarafından Kara İbo ile birlikte Abdülaziz döneminde saraya alındı. Sert güreştiği için "gaddar" namıyla anıldı. Huzur güreşlerinde Sultan Abdülaziz'in başpehlivanlarından Makarnacı Hüseyin ve Arnavutoğlu Ali Pehlivanlarla güreşti. Kavasoğlu'ndan sonra Kırkpınar'a katılarak Sarayiçi meydanında efsanevi güreşler yaptı.

Kel Aliço'nun en ilginç güreş hikâyesi ise Koca Yusuf'la yaptığı karşılaşmadır. Aliço 1884'e kadar başpehlivanlık unvanını kimseye kaptırmamıştır. 1884'te Koca Yusuf ile tam altı saat güreştikten sonra cazgır ve hakem araya girerek güreşinizi berabere ayıralım derler, ama Aliço bunu kabul etmez ve şöyle der: "Bunun burasına er meydanı derler. Güreş bitene dek devam eder. Hem bu kızan da beni yenecekse yener". Bu sözlerden çok etkilenen Koca Yusuf, Aliço'nun elini öperek, "Ustam sen böyle dedin vücudumda derman kalmadı. Getir elini sırtımı yere vur" der. Aliço da böyle bir yiğidin Başpehlivan olmayı hakettiğini anlar ve onu 1885 yılının Kırkpınar Başpehlivanı ilan eder.

Aliço o kadar güçlü bir güreşçidir ki 70 yaşında iddia üzerine karşı karşıya geldiği çırağı Adalı Halil'i yarım saat içerisinde alt eder.

  • 2
  • 19
İki yiğit çıktı meydane...
İki yiğit çıktı meydane...

KOCA YUSUF
Ününü bütün dünyaya yayan bu büyük pehlivan 1857 yılında Bulgaristan Deliorman'a bağlı Şumnu'nun Karalar köyünde doğdu. Ufacık bir çocukken köyde danalarla boğuşmaya başladı, sonra kispeti ayağına geçirip güreşmeye koyuldu. Ünü önce Deliorman'ı, sonra Kırkpınar'ı kapladı. Türk güreşinin gelmiş geçmiş en büyük pehlivanı olarak ortaya çıktı. Avrupa ve Amerika'da yaptığı bütün güreşleri kazandı. 1898 yılında Amerika'dan dönerken bindiği vapurun batması sonucu öldü. Mezarı dahi yoktur.

  • 3
  • 19
İki yiğit çıktı meydane...
İki yiğit çıktı meydane...

Er meydanları Koca Yusuf'u ilk olarak güreş tarihimizin en büyük pehlivanlarından biri olan ve 26 yıl Kırkpınar'ın başpehlivanlığını elinden bırakmayan ünlü “Kel Aliço”nun karşısında tanıdı. Karşı karşıya gelen iki pehlivan yenişemedi, fakat 26 yılın başpehlivanı Aliço maçın sonunda Koca Yusuf'a şöyle dedi: "Bu meydan bundan sonra senindir artık. Senin gibi bir pehlivan ortaya çıktıktan sonra gözüm arkada kalmadan ayrılacağım buralardan. Ödül de, başpehlivanlık da senindir. İkisine de güle güle sahip ol. İkisi de sana helal olsun oğul"

  • 4
  • 19
İki yiğit çıktı meydane...
İki yiğit çıktı meydane...

Ve o günden sonra Türk güreşinde Koca Yusuf'un devri başladı. Er meydanlarında kasırgalar yaratıp rakip tanımayan bir kuvvet olarak ortaya çıkan ve yalnız cüssesinden ötürü değil, güreş değerinden ötürü de “Koca” sıfatını alan büyük Türk pehlivanı yenecek rakip bırakmadı. Bunu fırsat bilen açıkgöz organizatörler onu Avrupa'ya götürdüler.

  • 5
  • 19
İki yiğit çıktı meydane...
İki yiğit çıktı meydane...

Avrupa’dan sonra Amerika'da yaptığı güreşleri de kazanan ve dünyanın en ünlü pehlivanlarını sıraya dizen Koca Yusuf'a Amerika'da milyoner bir kadın aşık olmuştu. Bu kuvvet ilahından çocuk sahibi olmak istiyordu. Yusuf bunu işittiği zaman, “Ben buraya damızlık gelmedim” diye kükredi.

  • 6
  • 19
İki yiğit çıktı meydane...
İki yiğit çıktı meydane...

Avrupa ve Amerika'daki güreşlerinden 800 altın kazanmıştı Koca Yusuf. Bunları kemerine yerleştirip Fransız bandıralı La Buorgogne vapuru ile yurda dönerken bindiği gemi Atlas Okyanusu'nda sis yüzünden İrlanda bandıralı Cromartyshre gemisiyle çarpıştı. 721 yolcunun bulunduğu La Buorgogne, kaşla göz arasında sulara gömülüvermişti.

  • 7
  • 19
İki yiğit çıktı meydane...
İki yiğit çıktı meydane...

Bu kez denizin içinde bir panik başlamıştı. Denize dökülenler, filikalara atlayıp canlarını kurtarmak istiyorlardı. da can havliyle bir filikanın kenarına yapışmıştı. Filika'da bulunanlar onun heybetli vücudu ile sandalı devirmesinden korktular. Önce yüzüne, kafasına kürekle vurmayı denediler. Fakat dev yapılı adamın çelik pençeleri sanki filikaya kilitlenmişti. Yarılan kafasından ve suratından akan kanlar posbıyıklarının üzerine doğru iniyordu. Onun bu hali filikada bulunanlara daha büyük bir dehşet vermişti. İçlerinden canavar ruhlu bir tanesi filika içinde bulunan ve ipleri kesmek için kullanılan ufak bir baltayı kaptığı gibi o çelik pençelere vahşi bir ihtiras içinde rastgele indirmeye başladı. Bileklerinden kesilip kopan o çelik pençeler gevşedi ve Koca Yusuf'un o dev vücudu Atlantik Okyanus'unun derinliklerine doğru gömülüp gitti.