Osmanlı'nın son dönemlerinde İstanbul

  • 1
  • 36
Osmanlı'nın son dönemlerinde İstanbul
Osmanlı'nın son dönemlerinde İstanbul

Gördüğünüz siyah beyaz fotoğraflar, II. Abdülhamit dönemine uzanıyor. Fotoğraflarda gördüğünüz İstanbul, bugünkünden bir hayli farklı. Günlük hayat, şehrin tarihi dokusu, mimarisi ve diğer pek çok konu ile ilgili ipuçları veren bu resimler aynı zamanda çok kıymetli.


Dolmabahçe Sarayı: Osmanlı saray kültüründe modernleşmenin sembolü, Sultan Abdülmecid'in emri ile temelleri 1850'de atılan ve 1856'da tamamlanan Dolmabahçe Sarayı'dır. Sultan Abdülmecid, Dolmabahçe Sarayı tamamlandıktan sonra buraya taşındı. Ne var ki, bu sarayda sadece 4 sene geçirebildi ve 39 yaşındayken vefat etti. Fotoğrafın sağında görülen beyaz yapı Dolmabahçe Tiyatrosu'ydu. Açıldıktan kısa süre sonra yandığı için kullanılamaz hale geldi. 1930'a kadar tütün deposu olarak kullanıldı ve 1932'de yol genişletme çalışmaları sırasında yıktırıldı.

  • 2
  • 36
Osmanlı'nın son dönemlerinde İstanbul
Osmanlı'nın son dönemlerinde İstanbul

Eminönü Meydanı: Fotoğrafta Eminönü rıhtımına yanaşmış, yük indiren veya alan yüzlerce sandal hareketli ticaret hayatının göstergesidir. Daha ileride caminin avlu duvarlarına yaslanan iki ve üç katlı dükkanlar ile mağazalar görülüyor. Yapıların arasındaki açıklıkta 1870'lere kadar yerli yerinde duran kemerli taş avlu kapısı vardı. Bu fotoğrafın çekildiği 1880'lerde yolun genişletilmesi amacıyla kapı kaldırılmış, her iki yanındaki birkaç dükkan da yıktırılmıştır. Arka planda Yeni Cami olanca ihtişamıyla bu manzarayı tamamlıyor.

  • 3
  • 36
Osmanlı'nın son dönemlerinde İstanbul
Osmanlı'nın son dönemlerinde İstanbul

Galata Köprüsü: Fotoğrafta Sultan Abdülaziz'in 1875'te yaptırdığı ve II. Abdülhamid devrinde de kullanılan üçüncü ahşap Galata Köprüsü görülüyor. Köprünün üzerinde görülen kulübeler vapur bileti gişeleridir. Köprünün sağında ve solunda deniz üzerinde görülen küçük yapılar ise Haliç ve Kadıköy vapurlarının iskeleleri. Ahşap köprünün ömrünün umulandan kısa olmasının önemli bir sebebi de bu iskelelere sürekli yanaşıp ayrılan vapurların yarattığı sarsıntıydı.

  • 4
  • 36
Osmanlı'nın son dönemlerinde İstanbul
Osmanlı'nın son dönemlerinde İstanbul

Galata Silüeti: Fotoğraf her ne kadar Eminönü Meydanı ve Galata Köprüsü'nü gösteriyor olsa da, fotoğrafı tamamlayan asıl unsur arka plandaki Galata suretidir. Köprünün girişindeki kulübelerin hemen önündeki beyaz önlüklü görevliler, "müruriye" denen köprü geçiş ücretini toplamaktan sorumlu olan görevlilerdi. 1845'te yürürlüğe giren ve 1930'da kaldırılan tarifeye göre yayalardan 5 para, sırtında yük taşıyanlardan 10 para, sırtında yük olan hayvanlardan 20 para, atlı arabalardan 100 para, hayvanlardan da hayvan başına 3 para ücret alınıyordu. Asker, zaptiye gibi güvenlik görevlileri, papazlar ve tulumbacılardan ücret alınmıyordu. Köprü girişinin sağındaki meydanlık alan fayton durağı idi.

  • 5
  • 36
Osmanlı'nın son dönemlerinde İstanbul
Osmanlı'nın son dönemlerinde İstanbul

Ziçini Paşa'nın itfaiye teşkilatı: 1714'te Fransız asıllı David isimli bir mühendisin tasarladığı tulumba denilen ve tazyikli su sıkabilen ahşap bir sandığın Tophane'de çıkan bir yangında kullanılması, İstanbul'da yeni tulumba birliklerinin kurulmasını sağladı. Fransız Mösyö David, daha sonra Müslüman olup Gerçek Davud ismini aldı. 1826'da Yeniçeri Ocağı kaldırılınca, yeniçeri bölüklerinden oluşan tulumba teşkilatı da lağvedildi. Bunun yerine, mahallelerde mahalle sakinlerinin gayretleriyle 15-20 kişiden oluşan tulumbacı takımları kuruldu.

  • 6
  • 36
Osmanlı'nın son dönemlerinde İstanbul
Osmanlı'nın son dönemlerinde İstanbul

Kapalıçarşı: Bir zamanlar üzeri kurşun levhalarla kaplı olan Kapalıçarşı'nın çatı örtüsü, kurşun plakalar sık sık çalındığı için alaturka kiremit ile değiştirilmiştir. Fotoğrafta 1894 depreminden sonra gerçekleştirilen tamirat sonrası Kapalıçarşı'yı görüyoruz. İleride görülen cami ise Bayezid Camii'dir.

  • 7
  • 36
Osmanlı'nın son dönemlerinde İstanbul
Osmanlı'nın son dönemlerinde İstanbul

Mezuniyet Pikniği: Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin çekirdeği olan Mekteb-i Mülkiye-i Şahane, Sultan Abdülmecid tarafından 1856'da kuruldu. Çemberlitaş'ta Sultan İkinci Mahmud türbesinin arkasındaki eski sarayda eğitim veren okulun dereceye giren mezunlarına saraydan altın cep saat ve kadife keseler için altın liralar gönderilirdi. Okul birincisi saraya doğrudan katip olarak alınırdı. Fotoğrafta 1893'te mezun olan öğrenciler, okulun hocaları ile Kağıthane mesiresinde verilen ziyafetin ardından görülüyor. Arkalarındaki panonun üstünde "Mekteb-i Mülkiye-i Şahane", alt kısmında ise "Padişahım çok yaşa" yazmaktadır.