Türkiye'nin en iyi haber sitesi

'Babamın öldürüldüğü yerde oğlum okula gidemez'

Giriş Tarihi: 15.9.2009

12 Eylül'ün işkenceleriyle ünlü Diyarbakır Cezaevi'nin yerine okul düşünülüyor. Yazar Altan Tan'ın, babasının acımasızca öldürüldüğü cezaevine bakışı çok net: "Dedesinin işkence gördüğü yerde oğlum hangi psikolojiyle ders görecek? İyi ki hayvanat bahçesi veya sirk yapmayı düşünmüyorlar"

Güneydoğu için 12 Eylül, Diyarbakır Cezaevi demek yani namı diğer 5 No'lu. Orada 'en azılı' militan ile 'en saf' köylü işkence karşısında eşitti. Şimdilerde "Yıkılsın ve okul yapılsın," önerisiyle gündeme getirilen Diyarbakır Cezaevi aslında o gün de bir tür okuldu. Bunu cezaevinin ünlü iç emniyet amiri ve adını neredeyse bütün Kürtlerin bildiği Yüzbaşı Esat Oktay Yıldıran şöyle dillendiriyordu: "Buraya cezaevi demeyin, burası bir okuldur! Burada Türk milletine layık insanlar olmayı öğreneceksiniz." O okulda tek kelime Türkçe bilmeyenler, dayak yiye yiye birçoğumuzun hiç bilmediği 60 marşı ezberledi, baba oğula dövdürüldü, arkadaş arkadaşa işkence yaptı, insanlara yemek diye fare yedirildi ve o okuldan ölmeden mezun olanların yaşamları hep bu travmayla geçti. Diyarbakır Cezaevi'nde yolu düşenlerden biri de yazar Altan Tan'ın babası Bedii Tan'dı. Altan Tan'la Diyarbakır'da buluştuk ve "Diyarbakır Cezaevi okula dönüştürülemez, babamın öldürüldüğü yerde oğlum okula gidemez," diyen Tan'la o yılları ve babasını konuştuk.

ZULÜMDE EŞİTLERDİ

Babanızı cezaevine götüren süreci anlatabilir misiniz?
- PKK 1980'den önce bütün işadamlarından zorla haraç alıyordu. Babamların da Kurtalan'daki şantiyesini basıyorlar ve oradaki şantiye şefi can korkusuyla şirketin parasını onlara veriyor. 12 Eylül'den sonra o PKK'lı yakalandı, itirafçı oldu ve kimden ne para almışsa, bunları haraç olarak değil, yardım olarak aldıklarını iddia etti. Bunun üzerine şirketin büyük ortağı Felat Cemiloğlu ve ardından diğer ortak olan babam gözaltına alındı. 45 gün sonra işkenceler sonucu öldürüldü. Vefat ettiği zaman 49 yaşındaydı.

Nasıl bir insandı?
- Babam bir demokrattı. Ticaret lisesi mezunu, gençliğinde Risale-i Nur okumuş, Diyarbakır'da ve Batman'da gazetecilik yapmıştı. Necip Fazıl Kısakürek'in Büyük Doğu ekolünü benimseyen bir entelektüeldi ama son yıllarda ticari faaliyetlere ağırlık vermeye başlamıştı.

Babanızın kaybı ailede nelere mal oldu?
- Ölüm başlı başına bir travma, ama ölümün şekli çok daha acı vericiydi. Babamın cenazesini ölümünden üç gün sonra alabildik. O gün bizden çok daha etkili aileler bile cenazelerini alamıyorlardı. Tabutlar asker gözetiminde gece karanlığında defnediliyordu. Cenazeyi tekrar yıkadık ve işkence izlerini gözlerimizle de gördük.

Babanızla aynı koğuşta kalanlara bazı ifadeler imzalatılmış...
- Babamın cenazesine otopsiyi yapan doktorlar namuslu bir rapor düzenlemişti, biz de işkence davası açtık. Ancak olaya şahit olan 150 kişiden zorla alınan ifadelerde, "Bilmiyorum, görmedim, hastaydı," şeklinde ifadeler alındı. Ama içlerinden Cizreli Selim Dindar ile Gercüşlü Mehmet Emin Kardeş hayatlarını riske atarak ilk mahkemede babamın işkenceyle öldürüldüğünü açıkladılar. Ve Gümüşhane nüfusuna kayıtlı 'Gestapo Adnan' adıyla maruf, Adnan Gündüz adında bir gardiyan er altı yıl sekiz ay hapse mahkum edildi. Bu Diyarbakır Sıkıyönetim Mahkemeleri tarihinde bir ilkti.

Felat Cemiloğu açtığınız davaya tanık olarak da gelmemiş, kızgınlık duydunuz mu?
- Felat Cemiloğlu'yla ölene kadar konuşmadım. Ama yine de rahmet diliyorum kendisine. Yaşadıklarını anlamaya çalışıyorum. Mahkemelere bir kardeşim ve dedemin haricinde hiçbir akrabamız da gelmeye cesaret edemedi.

Devlete hâlâ kızgın mısınız?
- Devlet özür dilemeyene kadar, kendisini düzeltmeyene kadar, demokratik bir cumhuriyet haline gelmeyene kadar kızgınım. Zaten sisteme kızgın olmayanın, sistemi değiştirmek için mücadele etmeyenin onur ve şerefi yoktur.

MUHATAP HALKTIR
Sizin esas fikriniz cezavinin bir müze yapılması, değil mi?

- Müze de yapılabilir veya yolu oradan geçmiş mağdur ve mazlumların anısına bir anıt da dikilebilir. Bunun da en kestirme yolu, halka sormaktır.

Diyarbakır halkına mı?
- Sadece Diyarbakır halkına değil, bütün Kürtlere ve orada yatan Türklere ve onların ailelerine de sormak lazım. Muhatap onlardır.

Okula dönüştürülmesine neden karşı çıkıyorsunuz?
- Devletin okul yapacak başka bir yeri mi yok? Babamın öldürüldüğü yerde oğlumun okuması isteniyor. Dedesinin işkence gördüğü yerde oğlum hangi psikolojiyle ders görecek? Sivas'ta da yakılan 35 kişinin 'anısına' orayı kebapçı yaptılar. İyi ki Diyarbakır Cezaevi'ni de hayvanat bahçesi veya sirk yapmayı düşünmüyorlar. Okul yaparlarsa benim isim önerim şunlar: Esat Oktay Yıldıran İlköğretim Okulu ile Kemal Yamak Anadolu Lisesi.
BUGÜN NELER OLDU
İLİŞKİLİ HABERLER
ARKADAŞINA GÖNDER
'Babamın öldürüldüğü yerde oğlum okula gidemez'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz