Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Giriş Tarihi: 3.1.2013 15:29 Güncelleme Tarihi: 3.1.2013 17:19

TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu tarafından dinlenilen , kendisine yönelik suçlamaları reddetmişti. İşte Karadayı'nın Çevik Bir'i de kızdıran ve kendisini mahkemeye şikayet etmesine neden olan ifadesinin tam metni...

TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu'nda 'nın verdiği ifadesinin tam metni...

Ben arkadaşlarımı tanıştırayım. Mehmet Şeker Bey, doktor, Gaziantep CHP Milletvekili. Avukat Feyzullah Kıyıklık, İstanbul Ak Parti Milletvekili. Hemşehriniz İdris Şahin Bey, Çankırı Milletvekili. Ben de Yaşar Karayel, Kayseri Milletvekiliyim. 28 Şubat ve 27 Nisan konusuyla ilgili Alt Komisyon Başkanlığını yapıyoruz.
Sayın Karadayı, Türkiye Büyük Millet Meclisi, ülkemizde demokrasiye müdahale eden tüm darbe ve muhtıralar ile demokrasiyi işlevsiz kılan diğer bütün girişim ve süreçlerin tüm boyutlarıyla araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırma komisyonu kurulmasına karar verdi. Bu dört partimizin müştereken vermiş olduğu bir önergeydi, bunu Meclis ittifakla karara bağladı. Bu süreçle ilgili olarak biz de 28 Şubat döneminin yaşayanları ve şahitleri olarak sizlerle bu konuları görüşmek istiyoruz. Onun için sizleri davet ettik. Teşrifiniz için teşekkür ediyoruz.Bu komisyon kurulurken ve orada tüm partiler konuşurken bu işi çok önemsediklerini, Türkiye'de bir daha demokrasiyi kesintiye uğratmamak için alınması gereken tedbirlerin araştırılmasıyla ilgili herkesin müşterek beyanları oldu. Sizler de o döneme şahitlik etmiş devlet ve millete hizmet eden insanlar olarak sizlere bunları soracağız normal olarak. Efendim, öncelikle ben size şunu sormak isterim: Siz, Çankırı gibi Türkiye'nin en zor bölgelerinden birinde fakir bir aile çocuğu olarak yetişmişsiniz ve devlete Türkiye'nin en büyük kuruluşu olan Türk Silahlı Kuvvetlerimize de Genelkurmay Başkanlığı yapmışsınız. Her dönemde var ama özellikle son bazı yazılı ve görsel basına baktığımız zaman özellikle 28 Şubat tarihi söylenince bu darbeyle veya darbe teşebbüsüyle ilgili olan konularla ilgili yazılı ve görsel basında hep sizin isminiz öne çıktı. Niye öne çıkar sizin isminiz? 28 Şubatta ne oldu?


HÜKÜMET BİZLERE TEŞEKKÜR EDİYORDU

İSMAİL HAKKI KARADAYI – Evvela, Sayın Başkan, yüce Meclisimizin değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sizlerle bir arada bulunmaktan da zevk duyuyorum. Böyle bir komisyonun kurulmuş olması beni gerçekten memnun etti. Ben istiyorum ki bazı şeyler, gerçekler ortaya çıksın ve Türkiye'deki demokratik, laik, sosyal hukuk devleti dediğimiz devlet düzeninde bir sıkıntı olmasın. Eğer bana müsaade ederseniz Sayın Başkan, kısaca, bazı konuları yani 28 Şubat nedir, ne değildir, onun hakkında kısa, sizleri yormadan, ana hatlarıyla bazı hususları arz etmek istiyorum.Şimdi, aradan on beş yıl geçti, yaşımız sekseni geçti. Tabii, zamanında not tutmadık. Bu bakımdan aklımızda olanları, bildiklerimizi sizlere objektif olarak gayet muhtasar ve gerçekçi bir şekilde anlatmaya çalışacağım.Aşağı yukarı elli küsur sene devlete hizmet ettim, elli üç sene devlete hizmet ettim. Edirne'den Ardahan'a kadar Türkiye'nin her tarafı, yurt dışı dâhil, her tarafından görev yaptım ve ben 22 defa yer değiştirdim. Bunları niye söylüyorum? Ülkedeki her bölgeyi kısmen bildiğimi ifade etmek için.

Şimdi, olayları belirli zaman dilimi içerisinde sebep sonuçlarıyla beraber, sebeplerini ortaya koyarak incelemek lazım. Eğer bir olayın sebebini ortaya koyamazsanız, gerçek sebeplerin ne olduğunu bilmezseniz sonuca göre bir noktaya varamazsınız. Efendim, şu şu bardak kırıldı. Canım bu bardak kırıldı ama esas olan, mühim olan şu: Bu bardağın kırılmasına sebep olan olay neydi, onu anlatmak, onu öğrenmek lazım. Yani sebeplerin ortaya çıkması, olayların çözümünde ve uygulanacak yolda gerçek bir faaliyettir. Ben sonuçlar üzerinde yani sonuçların sebeplerini kısaca yani 28 Şubat nedir, ne değildir, bu görüşlerimi, detaya girmeden, genel hatlarıyla ortaya koyacağım. Ama isimlerden bahsetmeyeceğim. Bu yaşta hafızada, akılda kalanlar azalıyor, kalmayanlar da çoğalıyor maalesef. Elimizde belge yok ama mümkün olduğunca hatırlamaya çalıştıklarım oradan.

Efendim şimdi, 28 Şubatla ilgili çok farklı yorumlar var. Bunların gerçeği hangisi, hangi doğru, onu ben anlatmak istiyorum. Bu olayların içinde yaşamış bir insan olarak, bu olayın içinden bir insan olarak, bunları size samimi ve gerçek bir şekilde arz etmeye çalışacağım. Şimdi bakınız, biliyorsunuz, 28 Şubatla ilgili yorumlar çok farklı ve yanlı. O zamanki basınla, o zamanki ekranlarla bugünkü ekranı, bugünkü yazılı basını şöyle yan yana getirseniz arada korkunç fark var. O zamanki yorumcu gazeteci ile bugünkü yorumcu gazeteciyi yan yana getirseniz çok fark var ama bunun gerçeği hangisi, onu şey yapmak istiyorum.

Şimdi, biliyorsunuz, Anayol Hükûmeti, 3 Mart 96'da Mesut Yılmaz, Ecevit destekli biliyorsunuz, bunları ben siyasetçileri pek unutabilirim, yani üç dört ay sürdü galiba değil mi, Ecevit çekilince üç dört ay sürdü, ondan sonra Refahyol kuruldu. Tabii, bazı sıkıntılar da ortaya çıktı yani Türkiye'de bir siyasi istikrarsızlık vardı. Sizler daha iyi bilirsiniz Başkanım yani Hükûmet nasıl kurulacak, kim kiminle koalisyon yapacak, ortağı olacak, sıkıntı vardı. Ondan sonra Refahyol kuruldu. Bundan son derece mutlu olduk çünkü ülkede bir hükûmet var, bir hükûmet gitti. Yani bizim isteklerimiz var. Biz, Türk Silahlı Kuvvetleri olarak bundan mutluluk duyduk çünkü terörle mücadele için biz Kuzey Irak'a girmiştik. Ne kadar girdik? Çelik-1, Çelik-2 harekâtı, on yedi ay on üç gün Kuzey Irak'ta kaldık. Sonra ne oldu? Sonra Kardak olayı çıktı. Yani Türk Silahlı Kuvvetleri yoruldu, yorulduk. Gece sabahlara kadar uyumadığım, karargâhı eve taşıdığım oldu. Ondan sonra, Kuzey Irak'taki terörü biz bitirdik. Kesin olarak, tam olarak söyleyebilirim, ta 200-300 kilometre kadar güneye gittik, terör o zaman büyük ölçüde bitti ve çok rahatladık. Şimdi ne oldu? Ondan sonra efendim, büyük ölçüde rahatladı Silahlı Kuvvetlerin işi.

Ondan sonra, ben, merhum Başbakanı, Başbakan olduktan sonra ziyarete gittim. Yani bu bir nezaket ziyareti, aynı zamanda görev ziyareti. Gittim, oturduk konuştuk. Silahlı Kuvvetlerin sıkıntılarını, o yapacağı şeyleri anlattı. Hatırladığım kadarıyla bir buçuk saat kadar konuştuk, sonra bana 2 defa teşekkür etti. Bu teşekkürlerin sebebi neydi? Birincisi şu: "Efendim, bu terörle yaptığınız mücadelede başarılı oldunuz, bunun için teşekkür ediyoruz." İkincisi: "Yurt dışından çok güzel mesaj verdiniz." O sırada hükûmetlerin kurulma aşamasında ben yurt dışına gitmiştim, yurt dışında gazeteciler şöyle ifadeler de kullandılar: "Efendim, Türkiye'de askerler siyaset üzerinde baskı yapıyor, düz bir Hükûmet kurdurmuyorlarmış." diye. Böyle bir şey yok. Kime biz "Hayır" demişiz? Ben kendilerine izah ettim: "Türkiye demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Partiler siyasetin vazgeçilmez unsurlarıdır, bunlar istediklerini kurabilirler." falan diye bunlara bir hayli anlattım ve çok memnun oldular ve Erbakan bunu kaçırmamış ve geldi bana 2 defa teşekkür etti, daha başka bir yerde de teşekkür etti. Sonra, dertlerimizi anlattık, bu yapılacak şeyleri anlattık, iyi bir diyalog başladı aramızda. Sonra biz, Güneydoğu'da, tabii, terörden Güneydoğu bayağı sıkıntıya girmişti, bütün gücümüzle o Güneydoğu'daki sosyal, kültürel, ekonomik canlanmaya hizmet ettik asker olarak. Nasıl hizmet ettik? İstihkâm birliklerimize okullar kurduk. O sırada askerlik bir uzamıştı hatırlarsanız, onu özellikle rica ettik. Sebebi, okullara öğretmen yoktu, yedek subay öğretmenleri okullara verdik. Yolları inşa ettik. Ondan sonra, tabiplerimize görev verdik, onlar hastalara, köy hastalarına bakmaya başladılar. Efendim, ilaç milaç, bir sürü şeyle, hatta ben oraya gittiğim zaman genç arkadaşları topladım, şöyle… Kusura bakmayın yani sıkmıyoruz inşallah sizi. Yani sıkıldığınız zaman söyleyin, keseyim laflarımı. Çünkü önemli şeyler. Efendim, şunu söylüyordum: Bir köye gidiyorsanız, cebinizde 5 tane aspirin varsa, bu 5 aspirinin 4'ünü dönerken köye bırakın. Yani elinizdeki bütün imkânları o köye bırakın, 1 tane de yanınıza alın, yolda lazım olur diye. Bu bir hem espri hem de bir direktiftir. Bu bakımdan, orada bayağı çalışmalar yapıldı. Bundan merhum Sayın Başbakan çok memnun, diğerleri memnun, bize hep teşekkür ediyorlardı. Başbakanın beyanatları Silahlı Kuvvetleri umutlandırmıştı. Bazı şeyler söyledi, bunları yapacağız dedi falan. Ondan sonra, yani her vesileyle Hükûmet bizlere ikili olduğumuz zamanlarda teşekkür ediyorlardı.

Sonra efendim, halka olumlu ve istikrarlı beyanlarda bulunuyordu Başbakan. Ondan sonra zaman geçti, yavaş yavaş iç politikada koalisyon ortakları arasında farklı görüşler ortaya çıkmaya başladı. Biliyorsunuz onlar münavebeli olarak öyle değil mi, şeyi aldılar. Ondan sonra bu yazılı basında şurada burada, bir sürü eleştireler ortaya çıktı. Bazıları hakkında şaibeler ortaya çıktı. İsim belirtmiyorum, isim söylemeyeceğim konuşmalarımda.
ARKADAŞINA GÖNDER
İsmail Hakkı Karadayı'nın ifadesi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz