Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Açılımın 'kapısı'nda her şey başa döndü

Giriş Tarihi: 8.1.2013

Yıl 2009'du, PKK'lıların dağdan indirilmesi için ilk adım Habur Kapısı'nda atıldı. K. Irak'tan 34 kişi geldi, ancak karşılama kamuoyunda tepki topladı. Tepkiler, söylemler sertleşti, serbest kalanlardan bazıları tutuklandı bazıları da geri döndü

Demokratik açılımın Meclis'teki genel görüşmesi Kasım 2009 yılında yapıldı. İçişleri Bakanı Beşir Atalay, açılım kapsamında atılacak adımların genel hatlarını anlattı. Atalay, açılımın sloganının "herkes için daha fazla özgürlük olduğunu" söyledi. Atalay, "Ayırımcılıkla Mücadele Komisyonu" kurulacağını, Kürt yerleşim birimlerinin eski isimlerine kavuşacağını, siyasi partilere Kürtçe diğer dil ve lehçelerde propaganda imkânı verileceğini açıkladı. Demokratik açılım için gerçekleştirilen oturum sert tartışmalara, dinleyici localarında eylemlere sahne oldu. Localardaki şehit yakınları Türk bayrağı açmak istedi. O tarihte kapatılan DTP'nin Genel Başkanı Ahmet Türk, "Eğer ciddi bir çözüm yaklaşımı gösterirlerse, silahlar üç ay içinde Türkiye'nin gündeminden kalkabilir" dedi. Muhalefetten ise sert eleştiriler geldi.

KÜRT AYDINLARA DÖNÜŞ YOLU
İlk kez Başbakan Erdoğan'ın duyurduğu şekilde, Doğu ve Güneydoğu'da adı sonradan Türkçeye çevrilen yerleşim yerlerine eski isimlerini kullanma izni verildi. 12 Eylül darbesinde Avrupa'ya kaçan ve Türk vatandaşlığından çıkmış kişilerin yeniden vatandaşlığa dönüş yolu açıldı. Bu adımla 30 yıldır yasaklı olduğu İsveç'te yaşayan şair ve siyaset adamı Kemal Burkay, Temmuz 2011'de Türkiye'ye döndü. Milli Birlik Projesi ile cezaevindekilere Kürtçe konuşma yasağı kaldırıldı. Ana dilin öğrenilmesi önündeki engeller kaldırıldı. İlk adımda Artuklu Üniversitesi bünyesinde eğitim başladı. Bu köklü adımlar atılırken, Ekim 2009'da açılım sürecinin en önemli bölümünü oluşturan PKK'lıların dağdan indirilmesi için de harekete geçildi. Başbakan Erdoğan'ın "Dağdan inişi hızlandıracağız" mesajı, Öcalan'ın çağrısının ardından Kandil, Mahmur trafiği hızlandı. PKK'nın siyasi kanadında uzun yıllar yer alan ve 1999'da 8 kişilik grupla birlikte teslim olan Seydi Fırat, Kuzey Irak'a giderek örgütün önde gelen isimleri ile temasa geçti. Kandil ve Mahmur Kampı'ndakilerle görüştü.

KARŞILAMA ŞOVA DÖNÜŞTÜ
İlk etapta Mahmur'dan, aralarında çocukların da bulunduğu 34 kişilik bir grup Türkiye'ye geldi. Bu gruba, Kandil'den de "etkin pişmanlıktan" yararlanabilecek konumda 10 isim eklendi. Habur'da bu tarihi görüntüyü izleyen SABAH gazetesi "Seydi'nin konvoyu" manşetiyle ayrıntıları duyurdu. Ve saatlerce süren bekleyişin ardından Seydi Fırat ve beraberindeki heyet, Habur'dan girdi. Ancak BDP'nin karşılama programı adeta bir şova dönüştü. Bu tablo kamuoyunda büyük bir tepkiye yol açtı. "Devlet PKK'lıların ayağına gitti" denilerek hükümete yönelik eleştirilerin dozu artırıldı. Ancak ilerleyen günlerde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, bu kişilerin 30'u hakkında terör örgütüne yardım yataklık gerekçesiyle 15 yıl hapis istemi ile dava açtı. Dönenler, Ceza Kanunu'nun "etkin pişmanlık" hükümleri işletilerek serbest bırakıldı. Soruşturma sürecinde, Habur'da oluşturulan mahkemede serbest kalan PKK'lıların bir bölümü daha sonraki süreçte "örgüt propagandası yaptıkları" gerekçesiyle tutuklandı. Bir bölümü de yeniden Kuzey Irak'a döndü.

SINIRA MAHKEME KURULDU
Açılım sürecinde yaşanan Habur yargılamalarının siyasi ve hukuki sonuçları bugün de tartışılmaya devam ediyor. Habur sınır kapısına "çadır mahkeme" kurulduğu öne sürüldü. Oysa böyle bir çadır mahkeme kurulmadı. Habur Gümrük Müdürlüğü binasında ifadeler alındı. Silopi'de duruşmalar kaymakamlıkta küçük bir odada yapıldığı için, 34 kişinin buraya sığmayacağı düşünülerek böyle bir çözüm üretilmişti. Habur'a gelen PKK'lıların serbest bırakılmaları sorumluluğu ağır olan bir karardı. Burada görev yapan hâkim ve savcılar kendilerini hedef alan eleştirilere karşı susmayı, isimlerini gizli tutmayı tercih etti. Burada sorgu yapan hakimlerden biri (adının açıklanmasını istemedi) ailesinin bile kendisine tavır aldığını belirterek, "Açıkçası kolay bir durum değildi. Ankara ile, MİT bürokratları ile de konuştuk. 'Ya biz bunların geçişine izin veriyoruz diye bir gün bizi hapse atarsanız ne olacak?' Ancak böyle bir şey olmayacağının garantisini verdiklerini söylediler" değerlendirmesini yaptı.

ARKADAŞINA GÖNDER
Açılımın 'kapısı'nda her şey başa döndü
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz