X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Hükümetle yargı arasında Oslo krizi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Hükümetle yargı arasında Oslo krizi

  • Giriş Tarihi: 10.1.2013

Özel yetkili savcılar, Oslo'daki görüşmelere katılan MİT görevlilerini ifadeye çağırdı. Sert tepki gösteren Başbakan, "Seçilmişleri atanmışlara kurban etmeyiz" dedi. Meclis yeni bir yasa çıkardı

Oslo görüşmeleri ile ilgili siyasi tepkiler sürerken, KCK soruşturmasını yürüten İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcıları 8 Şubat 2012'de Hakan Fidan, Emre Taner, Afet Güneş ve iki Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) yöneticisi hakkında soruşturma başlattı. Kürt sorunun çözümü için PKK yöneticileriyle görüşen MİT mensuplarının ifadeye çağrılmasına en sert tepki Başbakan Erdoğan'dan geldi. Erdoğan, "Seçilmişleri atanmışlara kurban etmeyiz" diyerek MİT görevlilerini korudu. MİT mensuplarının soruşturulmasını Başbakan'ın iznine bağlı hale getiren yasa değişikliği Meclis'e getirilerek birkaç gün içinde kabul edildi. Savcılık, ifadelerin alınması için Başbakanlığa yazı yazdı. Ancak istenen izin verilmedi. Bu arada HSYK, soruşturmayı yürüten Savcı Sadrettin Sarıkaya hakkında inceleme başlattı. Başbakan Erdoğan, görüşmelerin eski MİT Müsteşarı Emre Taner zamanında başladığını, sonra Hakan Fidan ile devam ettiğini açıkladı ve görüşmelerin iletişimdeki samimiyetsizlik nedeniyle kendileri tarafından kesildiğini söyledi. Erdoğan, "Oslo'ya da İmralı'ya da ben gönderdim. O sır küpüm. Niçin gönderiyorum? Çünkü ortada bir terörle mücadele var. O mücadelede başarılı olmak zorundayız. Başarılı olmak için de tüm araçları kullanmak zorundayız" sözleriyle Fidan'a da sahip çıktı. Erdoğan, Oslo'daki görüşmelerde hiçbir sözün verilmediğini, imzalı tutanak tutulmadığını açıklarken, "Alacaksanız beni alın" diyerek, Fidan'ın ikinci kez arkasında durdu. Oslo görüşmelerinin sabote edilmesi sadece hükümeti değil, Kandil'i ve BDP'yi de rahatsız etti. PKK yöneticileri sürecin yeniden başlaması gerektiğini açıklarken, Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Leyla Zana, Haziran 2012'de Başbakan Erdoğan ile yaptığı görüşmede, aynı talebi yineledi. Zana'nın partisine rağmen "Bu sorunu Erdoğan çözer" açıklaması ise gündeme bomba gibi düştü. Bu sıcak gelişmeler yaşanırken, devletin zirvesi soğukkanlı bir şekilde "silahı bırakmayanlara kesintisiz operasyon" kararı aldı. Terör örgütünün Şemdinli kırsalında alan hâkimiyeti kurma stratejisi, etkili operasyonlarla çökertildi. Bu arada Başbakan Erdoğan'ın "Terör örgütü ile sonuna kadar mücadele, siyasi uzantılarla müzakere" mesajının yaşama geçirilmesi için altyapı kuruldu. Yeni sürecin masaya yatırıldığı 2012 yılındaki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantılarında, "Terör eylemlerinin toplumsal barışın tesisi ve sorunun çözümüne yönelik irade ve bu yönde atılacak sağduyulu adımları sabote edemeyeceği" belirtildi.

AKİL ADAMLAR'A BAŞBAKAN DESTEĞİ
Devlet cenahında çözüm arayışları sürerken, Başbakan Erdoğan yine sürpriz bir çıkış yaptı. Canlı yayında SABAH Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Şafak'ın, Yaşar Kemal ve Tarık Ziya Ekinci gibi isimlerin akil adam misyonu üstlenmesini nasıl değerlendirdiğiyle ilgili sorusuna Erdoğan, "Siz başlatın, biz de destek verelim" dedi. Erdoğan'ın "tam destek veririm" dediği "akil adamlar" girişimi Eylül 2012'de silahsız siyaset için başladı. İlk adım Diyarbakır'da atıldı. Farklı siyasi görüşteki akil adamları bir araya getiren heyette Diyarbakır Barosu ve Güneydoğu Sanayici ve İşadamları Derneği (GÜNSİAD) başta olmak üzere birçok sivil örgüt temsilcisi yer aldı.

ORTAK AKIL ARAYIŞI BAŞLADI
Çatışmalı ortama karşın hükümet, demokratik adımlar konusunda geri adım atmadı. Kürt sorununun çözümünde "ortak akıl" arayışı geçen yıl yeniden hız kazandı. Ankara, "silahsız siyaset" için yeniden kolları sıvadı. Hükümetin hareket noktası, PKK'nın silah bırakması veya Türkiye'deki militanlarını sınır dışına çekip, Kuzey Irak'ta silahtan arındırması oluşturuyor. Artık önceki yıllardaki gibi PKK'nın "geçici çatışmasızlık" açıklaması yerine kalıcı silah bırakması amaçlanıyor. Hükümet takvim vermek istemese de, 2014 sonuna kadar silahın değil, siyasetin konuştuğu yeni bir dönemin açılması hedefleniyor. Sokak sokak, mahalle mahalle, köy köy "silahın çözüm olmadığı" anlatılarak, kamuoyundan destek alma süreci de başladı. PKK ve siyasi uzantılarındaki çok başlılık, en büyük risk olarak görülüyor. İmralı'nın Kürt gençleri üzerindeki simgesel etkisine karşın, Kandil'de ağırlığını kaybettiği değerlendiriliyor. PKK liderlerinden Murat Karayılan, Öcalan ile kesilen temas trafiği sonrası oluşan boşluğu doldurmak için, Fehman Hüseyin de Suriye bağlantısı nedeniyle "çatışma" planı uyguluyor. Güvenlik birimlerinin tespitlerine göre 2011'de 13 şehidin verildiği Silvan, 24 şehidin verildiği Çukurca ve son olarak 9 şehidin verildiği 2012'deki Yeşiltaş saldırıları örgütü canlı tutma ve "Yeni Anayasa" süreci öncesinde güç gösterisi olarak yorumlandı.