X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Erdoğan'dan gündeme ilişkin önemli açıklamalar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Erdoğan'dan gündeme ilişkin önemli açıklamalar

  • Giriş Tarihi: 1.2.2013 20:09 Güncelleme Tarihi: 1.2.2013 21:56

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Habertürk'te Fatih Altaylı'nın sunduğu Teke Tek adlı programa katıldı. Gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Başbakan Erdoğan, Ankara'daki bombalı saldırıyla ilgili olarak, "Son geldiğimiz nokta personel girişinde önce personeldeki son ilik girişi canlı bomba geçiyor ve hemen sonra patlatıyor. Şu ana kadar kafatasındaki bir ben onu açıkça ortaya koyuyor, Fakat çok emin olabilmek için DNA testini kesinleştirip nihai sonucu açıklamak istiyoruz. Şu anda olay DHKP-C orası kesin. Bu kişinin daha önce yapmış olduğu bazı eylemler var. Bütün bunlar netleştikten sonra bunun açıklamasının net bir şekilde yapalım. Oradaki özel güvenlikçiye Allah'tan rahmet diliyoruz tüm ailesine başsağlığı diliyoruz NTV'den bir kızımız var. Büyükelçi onu ben davet ettim dedi. Didem'in durumu ağır acil şifalar diliyoruz" dedi.

"SURİYE İLE BU İŞİN İLİŞKİSİ OLACAĞI İHTİMALİNE VARMIYORUM"

Bu saldırının Suriye ile ilişkisinin olacağı ihtimaline varmadığını söyleyen Erdoğan, "Bizim en çok üzüldüğümüz nokta DHKP-C ile ilgili çok ciddi operasyonlarımız oldu polisimizi bu konuda kutluluyorum. Bir daireye giriyorsunuz 11 çelik kapı çıkıyor. Açmakta zorlanıyorlar, itfaiye yardımıyla içeri girildiğinde içerde 11 avukat. Evrakların yakılma gayretine girilmiş. Ne yazık ki Türkiye'de dışarıda avukatım diye gezenler onlara sahiplenme durumuna geçiyorlar. Ana muhalefetin başkanı da bunları sahiplenme durumuna geçiyor.

Şu anda 'basın mensupları içeride' diyorlar. İçerdeki basın mensuplarının büyük bir kısmı DHPK-C'lidir. Mahkum olanlar var tutuklu olanlar var bunları içinde. Teröristin iyisi kötü olmaz. Biz bu mücadeleyi ortaklaşa verirsek terörizmin belini kırarız ve Türkiye her alanda pik yapar" dedi.

"ÖLDÜRMENİN DEĞİL YAŞATMANIN PEŞİNDE OLMAMIZ LAZIM"

Terörle mücadeledeki yeni süreçle ilgili takvim var mı sorusu üzerine Erdoğan, "10 yıldır bu mücadelenin içindeyiz. Ortak mücadele süreci başladı asker ve polis. Sıkıntılarımız vardı bu konuda istihbarat paylaşımında iyi bir noktaya geldik. Operasyonlarda da polisin ve askerin alanında çok rahat müdahale edilebiliyor. Gerek genelkurmay başkanı kuvvet komutanları üst kademe arazinden çıkmıyor. Moral bir başka oluyor böyle olunca. Bu aşağıya da güven veriyor. 2012'de sayısal olarak operasyon fazla olabilir ama netice olarak iyi sonuçlar aldık. Öldürmenin değil yaşatmanın peşinde olmamız lazım. Bakıyorum güneydoğuda halkımızın söylediği şey 'bizim umudumuzsunuz bizi ihmal etmeyin. Siz de bize destek verin diyoruz. Kepenkleri indirmeyin diyoruz.

O şehrin insanı yatırım yapmıyor. Bedel öde bir şeyler yap. Van mermer çok ciddi bir yatırım yaptı. İleri teknolojiyi getirdi. Fabrikayı gezdim çok çok başarılı bir ürün var. Van'da bu kardeşim 2 milim kalınlığında mermer kesiyor. Hem ülkemde bunu kullanacağız hem de ihracatını yapacağız. Çok ciddi bir pazar oluştu. . Şimdi Suriye'nin yeniden imarında iş başa düşen Türkiye olacak. Türkiye'nin oradaki işlevi tıpkı Irak'taki gibi çok çok farklı olacak.

Suriye'de bu iş er ya da geç bitecek ve bu iş çok başka olacak".

"BÖLÜCÜ TERÖRÜN 4 BOYUTU VAR"

"Bölücü terör örgütünün 4 boyutu var" diyen Erdoğan, "İmralı, Kandil, Avrupa bir de parlamento uzantısı var. Bunlarla görüştüğümüzde dedikleri şey İmralı ne derse onu yaparız. Bunda samimilerse şu anda İmralı beklentilerimizi cevap verecek şekilde adımlarını atıyor. Şu anda silahların bırakılmasından yana bir tavrın içerisine gidiliyor. Bu işin artık çıkışı yok. Biz ne dedik, 'yurtdışına çıkacaklarsa sınır noktasında biz iktidar olarak elimizden gelen bütün imkanlarımızı seferber edeceğiz, bundan önce olduğu gibi dokunmaya fırsat vermeyeceğiz'. Bu bittiği zaman eğer benim Kürt vatandaşımı seviyorlarsa benim Kürt kardeşime en büyük iyiliği bunlar yapmış olacaklar. Çünkü operasyonlar bitecektir. Benim güvenlik güçlerimin tek işi operasyon değil ki. Benim askerim kışlasındadır, polisim de mahallindedir, başka bir yere çıkmaz. 600 milyon dolarlık olduğu yeri sen gel iş makinaları yak, tehditler falan. Sebep ne 'bize vergi vermedin'. Aynı şekilde başkaların yiğitçe yatırımları var. Şimdi başka gelmek isteyen de bunları görerek korkuyor, gelmiyor. O zaman bölge nasıl kalkınacak? Biz buna rağmen bölgede 36 katrilyon altyapı üstyapı yatırım yapmışız. Biz teröre rağman bunu yapmışız. Demek ki, terör bölgeden sıyrılsa bu yatırım 72 trilyona çıkar" dedi.

DOĞU VE GÜNEYDOĞU'YA YATIRIMLAR

"10 yıl önce Yüksekova'ya havaalanı yapıcağız desek gülerdiniz" diyen Erdoğan, şunları söyledi:

"Cizre'ye ve Yüksekova'ya havalimanı yaptık. Yaparken de orada da iş makinelerini geldi yaktılar. Ne yaparlarsa yapsınlar biz devam edeceğiz. Biz oradan milletvekili çıkaramadığımız halde benim insanımdır vatanımdır. Bu yılsonuna kadar havalimanını yetiştirmeye çalışacağız. Şimdi yatırımcı oradan pazara nasıl ulaşacağız diyor. Onun için senden raylı sistemi arıyor, havaalanını arıyor. Bunları arıyor. Siz bunların altyapısını oluşturacaksınız. Turizmde de uçakların oraya gelip gitmesi için bu şart. Her ilimizde üniversiteler var. Buralarda öğretim üyelerinin uçakla gidip gelmesi başka bir şey otobüsle mi gidip gelecek. Bu çağdayız artık. Bu oradaki öğrenciye özgüven kazandırıyor. Biz bu döneme geçtik. Geldiğimizde 76 üniversite vardı 166'ya çıkardık. Her ne kadar hızlı da olsa bu mesafeyi alalım dedik. Biz bu işte çok geri kaldığımız için mesafeyi kapatmamız lazım"

KABİNE REVİZYONU

Sağlık Bakanlığındaki revizyonuyla ilgili olarak Erdoğan, "Bir devir teslim süreci. Bir taraftan insan yetiştirmemiz lazım. Bir taraftan da meslek körlüğü başlar. Bizim şehir hastaneleri meselemiz yeni değil. 5-6 senelik bir mesel. Bizim önümüzdeki süreci şimdiden hazırlamamız lazım. Bu gerek bakanlık olsun gerek yeni yetişecek arkadaşlarımız için olsun. Şimdi Recep Bey'in üçüncü dönemiydi. Recep Bey bu dönem gidiyor. Şimdi seçimden sonra devir teslim yapması farklı ama bunu bir parlamentoda olan bir arkadaşımızın alması başka. İki bakanla birbirinin alakaları bir farklılığı görülüyor. Yeni bakanımız Mehmet Bey, Recep Bey'in birikiminden istifa edecek. Burada herhangi bir ters bakma, olumsuz yaklaşım böyle bir şey sözkonusu değil. Ben de yine kendisinden birikimlerinden gerek parti içinde, parlamentoda istifade edeceğiz. Bu konuda ters bakma gibi olumsuz bir şey kesinlikle söz konusu değil" dedi.

İçişleri Bakanlığındaki görev değişimiyle ilgili olarak Erdoğan, "İdris bey benim çok eski arkadaşım. İmam hatipte beri. Gayretlidir. Bu süreç içersinde herşeyi değerlendiriyoruz tek yönüyle bakmıyoruz. İdris kardeşim gözü kara bir kardeşimdir. Bu noktada herhangi bir sıkıntı söz konusu değil. Fakat böyle bir değişimin olması ihtiyacı yaptığımız araştırmalar neticesinde doğmuştur" diye konuştu.

İmralı görüşmeleriyle ilgili olarak Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

"Bazıları 'adaya niye gidilir' diye bizi hesaba çekmeye çalışıyor. Biz buna hiç aldırmadan istihbarat teşkilatımı buraya gönderiyorum. Biz siyasi uzantısı olan parlamentodaki ekibe de bazı şeyleri söylüyoruz. 'Siz şu anda bölücü terör örgütünün uzantısınız. Siz de kabul ettiniz. Siz de barış istiyorsanız bu cesaret işidir. Onun için bir yerlerden korkarak iradenizi geciktirirseniz barış gecikir' diyoruz. Çünkü parlamentonun içi barışın olması için mücadelenin verilmesi gereken yer. Demokrasi bunun en önemli anahtarı. Gelin bu adımı bu şekilde atın. Silahlarla bir yere varılmaz, silahlar barışın güvencesi değildir".

"O ZAMAN BENİM KAN BEYNİME ÇIKAR"

"Şimdi adaya gönderildi, gittiler, geldiler, tabii kendilerine bakanımıza dedim ki, 'süreci koruyabilmek için çok konuşmak değil, iş yapmak önemli. Lütfen mesajlara dikkat etsinler, bizi farklı mesajlar vermeye itmesinler. Biz Paris'te ölenler için mecbur muyduk Diyarbakır'da cenaze töreni yapmaya diyen Erdoğan, "Barış istediğini söylerken 'başbakan Kürt kardeşlerimizi bombalıyor' diyorsun. O zaman benim kan beynime çıkar. Benim Kürt kardeşimle sorunum yok terörle sorunum var. Burada bunu söylediği zaman o zaman arkadaşlarımda ne oluyoruz diyoruz. O zaman sen bu mücadeleyi samimi vermiyorsun. Buraya gidip gelirken teröristin ve terörizmin söyleminin bırakacaksın bir parlamenter ağzıyla konuşacaksın. Bir başbakan bombalayan sıfatını yakıştırırsan o kişiyi iyi niyetle bakmam. Bu söyleminin yerinde kullanacak kimse o nokta ona anlayış gösterelim. Temenni ederim ki bu umudumuz sürsün yok olamasın" diye konuştu.

YENİ ANAYASA ÇALIŞMALARI

Başbakan Erdoğan yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili olarak da şunları söyledi:

"Başta iyi niyet ortaya koyduk. Anayasa çalışmalarında 324 milletveki ile komisyonu 3 kişi temsil ediyoruz. İlk etapta 26 paketi dillerine doladılar. Mesele şu üzümü beraber yiyelim ufak tefek yerlere takılmayalım. Bu paket millete gitti yüzde 58 ile evet dediler. Yine ufak tefek yerlere takılıyorlar. Başkanlık sistemini gündeme getirildi. Hemen bir isyan başladı. Bir defa kabul edersin veya etmezsin. Başkanlık sistemi tartışılsın. Yanlışları doğruları nelerdir neler değildir tartışılır. Başkanlık sisteminde parlamento var mıdır yok mudur? Ana muhalefet lideri Başkanlık sisteminde parlamento yoktur diyor. Biz buna rağmen 'sabredin arkadaşlar' dedik. Ama bizim Mart sonuna kadar onlar ne getiriyor, anlaştık anlaştık. Anlaşmadık illa 4'lü anlaşmamız şart değil. Anayasayı çıkaracağımız şekilde 2 partiyle anlaşabiliyorsak, azami müşterekte birleşebileceğimiz anayasayı yaparız. Bunlar olmazsa referandum için ortak ararız. Zaten bizim anayasa çalışmamız var daha da ileri götürebiliriz. Biz referanduma gidebiliriz diyen hangi partiyse oturur konuşuruz. Ortak yeni anayasayı hazırladıktan sonra Meclis'e sunarız. Milletimizden başkanlık sistemi bu gücünü alırsa çok başlılıktan kurtuluruz ve çok seri karar alma imkanını getirecektir. Diyelim yarı başkanlık sistemi. Kendine has bazı doğruları var, ABD'deki sistemin kendine has doğruları var biz de bunları alalım Türk tipi başkanlık sistemi getirelim. Bizim geleneklerimiz var, göreneklerimiz var. Burada bütün mesele asıl iradenin halkta olmasıdır. Halk seçimini yapıp istediğini indirebiliyorsa mesele bitmiştir. Halkın iradesinin üstünde bir irade biz bu sistem içerisinde tanımıyoruz. Halkın kararına herkesin saygı duyması lazım".

BELEDİYELERE YAPILAN SORUŞTURMALAR

Antalya ve Eskişehir Büyükşehir Belediyelerine yapılan soruşturmaların hatırlatılması üzerine Erdoğan şunları söyledi:

"Bu görev süremiz içersinde; partimizdeki 599 belediye, CHP'li 454, MHP'li 231, BDP'li 96 diğer belediyelerle ilgili 141 soruşturma izni verilmiş. Bizim belediyelerle ilgili olarak yolsuzluğu, çıkar ilişkileriyle adımlara hassasiyetimiz çok fazla. En fazla belediye bizde olduğu halde. En son Eskişehir ve Antalya. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı ile ilgili soruşturmayı bizzat savcı kendisi davet ederek yapıyor. Ana muhalefet bu olayı bizimle ilişki kurmak suretiyle kendine göre oraya bir güç devşirmek istiyor. Burada bir sıkıntı yoksa yargıda ortaya çıkacaktır.

Ben hapse girdiğimde 7-8 dosya vardı. Biz ne zamanki partiyi kurduk dosyalarımı 58'e çıkardılar. Şimdi bu dosyalardan 3-4 tane kaldı. Partiyi kurmadan önce bunların çoğu düştü. Bunların hiçbirisinde benim imzam yok. İta amiri olmam sıfatıyla bana da bedel ödetmeye kalktılar. Ben milletvekili olduğum için dosyam duruyor. Şimdi o dosyayı zaman zaman anamuhalefet ve diğeri kullanmaya kalktı. Bizim bugünlere gelmemizin sebebi bir defa çizgiyi sağlam tuttuk. Ana muhalefet bizim Kayseri'deki belediyeye taktı. Hepsinde kendileri mahkum oldu. Belediye başkanım sürekli Kılıçdaroğlu'nu mahkum etti. Aldığı tazminatı halka sucuk ekmek olarak dağıtıyor. Şimdi benim Kılıçdaroğlu'na davalarım var. Yakında bunları kazandığımda garip gurabaya dağıtılacak".

İstanbul'a yapılacak 3. havalimanıyla ilgili Erdoğan, şu anda Atatürk Havalimanı ve Sabiha Gökçen cevap vermediğini böyle olunca da turizm noktasında çok ciddi kayba neden olduğunu söyleyerek, "Bir anlamda kardan zarar ediyoruz. Atatürk Havalimanı'nda orada konut falan olmayacak, tamamen yeşil alan olacak dedi.

"YASSIADA'YI BİZ SİVRİADA'YLA BERABER ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ ADASI YAPACAĞIZ"

Kanalistanbul projesi ve diğer projelerle ile ilgili de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şunları söyledi:

"Kanalistanbul bittiği zaman boğaz rahatlayacak. Eskilerin ifadesiyle tenezzüh alanı olacak. Proje çalışmaları bitmek üzere. Allah göstermesin boğazda bir kaza olursa. Bizim bunları yaşamamız lazım. Yassıada'yı biz Sivriada'yla beraber Özgürlük ve Demokrasi Adası yapacağız. Özel toplantılar orada yapılacak. Bir anlamda kongre adaları olacak. Otelleri olacak. Sivriada'ya biz Sidney'deki gibi bir simge salon olacak, geçişler olacak. Yassıada'da oteller, toplantı salonları, müze olacak.

Artık burası bir yaslı ada olmayacak. Özgürlük ve Demokrasi Adası olarak dünyada bir iz bırakacak. Orada kumara karşıyım. Kumar bu toplumu ifsad eden bir şeydir. Bizim toplumumuza kumarhane falan girmesin. Bizden önce kumarhane vardı ne oldu Türkiye batıyordu".

"TSK BİR ÖRGÜTTÜR AMA TERÖR ÖRGÜTÜ DEĞİLDİR"

Kuvvetler ayrılığı prensibinin birbirlerinin alanına girmeye çok müsait olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, "Daha önce sayın Ahmet Necdet Sezer'in döneminde yargıyı adeta bu erkleri üzerine çıkaran bir Meclis konuşması vardı. Bu ifadeler çok eleştiri aldı. Ne yargının yürütme, ne yürütmenin yargı üzerinde bir üstünlüğü olamaz. Hepsinin anayasanın tanımladığı o kategoride hizmetini vermesi lazım. Başta Genelkurmay Başkanım olmak üzere diğer generallerimiz hiçbirisine kalkıp da bir alışılmış anlamda 'terör örgütü mensubu' demek çok ciddi bir yanlıştır ve bu affedilemez. Bu tanımlamayı yapanlar kendileri bulundukları makam itibarıyla kendilerini sağlamda görseler bile tarih onları affetmez. Bir defa TSK bir örgüttür ama terör örgütü değildir. Bu anayasal örgütün başıdır dersen eyvallah. Ama terör örgütü dediğin zaman affedilir bir yanı yok. Bu çok ciddi bir yanlış. Mesela orada emekli olan komutanlarımız var generaller var. Bu noktadaki yaklaşım tarzı çok yanlış" dedi.

"TUTUKLAMA BİZİM İÇİN SON SEÇENEK OLMALI"

Başbakan Erdoğan tutukluluk süreleriyle ilgili olarak da, şunları söyledi:

"Belli makamlarda olan insanlar bazı insanları artık öyle bir hale getirmiştir ki, bu kaçar mı, durur mu bunu bilir. Kaçma ihtimali yokken, böyle bir şey yokken bunu yaparsan sistemi tehdit eder pozisyona giriyorsun. İster emekli olsun, ister muvazzaf olsun. Kardeşim ver kararını. Ne geciktiriyorsun bu işi? Otur gece gündüz çalış icabında. Benim şu anda 6 saat uykum var, sen de yap.

Bu sadece generallerimiz diğer subay ve astsubaylar için yapılan uygulamalar biz siyasiler için oldu ve halen oluyor. Burada kim kaçar, kim kaçmaz. Tutuksuz yargılama meselesi, burada çok hassas davranmaları lazım. Tutuklama bizim için son seçenek olmalı. Cezaevi noktasında biz niye sıkıntıdayız? Tutuklama olayını son seçenek olarak düşünmeli. Hemen böyle geleni alayım atayım içeri olmaz. Bu adam terörist, tamam, eyvallah tutukla. Öyle bir şey oluyor ki, teröristi bile bir kapıdan alıp diğer kapıdan bırakıyorsun. Yahu Genelkurmay Başkanı'nı niye içeri alıyorsun arkadaş. Tutuksuz yargıla. Yap bunu o zaman bitir işi. Şahsen bundan dolayı üzgünüm. Bu kanaatimi burada paylaşmak zorundayım. Bunu asla yargıya müdahale olarak da söylemiyorum. Ama bunun bir değerlendirmeye alınması noktasında söylüyorum. Tutukluların geneli için böyle bir şeyi ortaya koyuyorum. Uzun tutukluluk sorunu milletvekilleri için de geçerli".

"CHP'YE OY VEREN KARDEŞLERİME 'ONLAR' DİYEMEM"

"Bize oy vermeyenleri ayrım safında dışlamak gibi algılanmak istemem diyen Başbakan Erdoğan, "Benim muhalefette onlara oy veren vatandaşlarımı, kardeşlerimi kasdetmiyorum. Ben CHP'ye oy veren kardeşlerime 'onlar' diyemem. Onları aykırı bir noktada asla göremem. Ama onların oy verdikleri zihniyetin yanlışlıklarını, tutarsızlıklarını ortaya koyarım. Aynı şey MHP'li kardeşlerim ve BDP'ye oy veren kardeşlerim için de geçerli. Biz bu millete efendi olmaya gelmedik hizmetkr olmaya geldik. Milletimiz bizi bu makamda tuttuğu sürece hizmetimizi gece gündüz demeden sürdüreceğiz. Asla bir ayrımcılığın içerisinde olamayız. Afyonkarahisar'dan yola çıkarken şunu söyledim 'etnik milliyetçiliğe, bölgesel milliyetçiliğe hayır' dedim. Etnik milliyetçiliğe de Türkçülüğe de karşıyız. Bölgesel milliyetçiliğe de karşıyız. Güneydoğu batının aldığını aynen almalıdır. Oralar da aynen batı gibi olacak" dedi.

"SÜNNİ-ALEVİ MESELESİNDE BİZİM BU TUZAĞA DÜŞMEMİZ LAZIM

Türkiye'de mezhep anlayışının kaşınmaya çalışıldığını söyleyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Biz 76 milyon bir, beraber, iri ve diri isek bölgelerimiz beraber kalkınacak. Halkımız birbirini aynen görecek. Burası Türk mahallesi, burası Gürcü, burası Kürt, burası Laz mahallesidir deyip arkaya atamayız. Türkiye'de Müslümanlar kahir ekseriyette. Ama Türkiye'de mezhep anlayışı kaşınıyor. Sünni-Alevi meselesinde bizim bu tuzağa düşmemiz lazım. Yoksa Suriye'nin düştüğü duruma düşeriz. Özellikle Hatay'da bu işi kaşımaya çalıştılar. Bunun karşısında hepimiz, tüm medya dikilmemiz lazım. Bu ülkede herkes inancını inandığı gibi yaşamalıdır. Zaten laikliğin farklı tarafı budur, ama buradan anlarsak. Tüm inanç gruplarının inancını yaşama güvencesi biziz" şeklinde konuştu.

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olup olmayacağıyla ilgili soru üzerine Başbakan Erdoğan, "Cumhurbaşkanlığı seçimi 2014'ün Ağustos'unda. Şu anda ona girmememiz lazım. O günler geldiğinde sayın Cumhurbaşkanımızla oturur hesabını yaparız" dedi.

"BİZ FERHAT'LA ŞİRİN GİBİYİZ

Nasıl sağlıklı kaldığıyla ilgili soru üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

"Ben şimdi yediğimizle, içtiğimizle vücudumuzun men ettiği hiçbir kötü alışkanlığımız yok. Ben de ne sigara var ne alkol var. Sağlıklı gıdalar almaya devam ediyoruz. Hepsinden öte şu millete hizmet sevdası var ya, bütün yorgunluğumuzu alıp götürüyor. Ülke içinde gittiğiniz yerlerdeki o ilgi alaka var ya bütün yorgunluğunuzu alıyor. Beylikdüzü'nde soğuğun altında vatandaşlarımızın duruşu sizi ısıtıyor, başka bir enerji veriyor. Aşk ruhun gıdasıdır. Bu millet bize aşık biz millete aşığız. Biz Ferhat'la Şirin gibiyiz. Biz sizi Allah için seviyoruz diyoruz. Bu millette bu aşk oldukça bizde de bu sevda oldukça biz daha çok işler yaparız".