X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Başbakan'dan kritik açıklamalar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Başbakan'dan kritik açıklamalar

  • Giriş Tarihi: 9.2.2013 15:02 Güncelleme Tarihi: 9.2.2013 17:09

Başbakan Erdoğan, AK Parti İstanbul İl Danışma Meclisi Toplantısı'nda partililer hitap etti.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin büyük bir devlet, milletinin büyük bir millet olduğunu belirterek, ''Türkiye'nin çıkarı neredeyse oraya gideriz, menfaati neyi gerektiriyorsa o yönde işbirlikleri ararız, ilişkiler geliştiririz'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde, partisinin ''İlk Hedef 2014-Seçim Sürecini Başlatıyoruz'' sloganıyla düzenlenen İstanbul İl Danışma Meclisi Toplantısı'na katıldı.

AK Parti'nin, özellikle 2014 yerel seçimlerine yönelik adeta farklı bir süreci başlattığını ifade eden Erdoğan, toplantının İstanbul'a, İstanbullulara, millete ve ülkeye hayırlı olmasını temenni etti.

AK Parti İstanbul İl Teşkilatı mensuplarına, il başkanına, il yönetimine, ilçe başkan ve yöneticilerine, büyükşehir belediyesine, ilçe belediye başkanlarına, İl Genel ve Belediye Meclis üyelerine, İl kadın kolları başkanlığına, il gençlik kollarına, mahalle temsilcilerine, sandık müşahitlerine yürekten şükranlarını dile getiren Erdoğan, parti çatısı altında İstanbul'a hizmet vermiş ancak hayatta bulunmayanlara da Allah'tan rahmet diledi.

Başbakan Erdoğan, İstanbul'un AK Parti hareketinin, davasının piştiği, olgunlaştığı, serpildiği ve meyveye durduğu bir şehir olduğunu dile getirdi.

''İstanbul nasıl ki, kökleri Selçuklu'da ve Osmanlı'da olan bir ulu çınarsa, AK Parti de işte bu ulu çınardan gıdasını alan, İstanbul'dan ruhunu, özünü tevarüs etmiş bir harekettir'' diyen Erdoğan, 30 Eylül'de Ankara'da gerçekleşen AK Parti Olağan Kongresi'ne değindi.

Erdoğan, kongrede, AK Parti'nin 14 Ağustos 2001'de ete kemiğe büründüğünü ancak köklerinin yüzyıllar öncesine, bu toprakların kadim tarihine ve kadim medeniyetine uzanan bir parti olduğunu söylediğini kaydederek, bu kadim medeniyet ve tarih içinde, İstanbul'un bir sembol, medeniyetlerinin ve tarihlerinin adeta canlı bir aynası olduğunu aktardı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şöyle devam etti:

''İstanbul, her zerresiyle Anadolu'dur, Trakya'dır, her karışıyla Türkiye'nin ta kendisidir. Havasıyla, ruhuyla, sesiyle, nefesiyle, Orta Doğu'nun, Kafkasya'nın,Balkanlar'ın, Asya, Afrika, Avrupa'nın adeta kalbidir. İstanbul aşktır, sevdadır, hoşgörüdür, sabırdır, tahammüldür. Hani şair diyor ya; 'İstanbul'u sevmezse gönül,aşkı ne anlar...' Mesele budur. İşte bize, Anadolu aşkını, Trakya aşkını, Türkiye aşkını aşılayan bizzat İstanbul'dur. Bize, bu millete hizmetkar olma, bu ülkenin her karışına, bu milletin her bir ferdine hizmet etme sevdasını aşılayan, bizzat İstanbul'dur, işte bu şehirdir. İstanbul'dan aldığımız ilham ve edindiğimiz tecrübeyle, Türkiye'ye, aziz milletimize çok büyük hizmetler kazandırdık. İnşallah, İstanbul arkamızda olduğu sürece, bu ulu şehir dualarıyla, ezanlarıyla, cıvıl cıvıl sokakları, hayat dolu insanlarıyla bize destek verdiği sürece, Türkiye'ye ve Türkiye toplumuna hizmet etmeyi sürdüreceğiz.''


''BAŞI ÖNE EĞİLECEK BİR MİLLET ASLA DEĞİLİZ''

İstanbul'un bir deniz feneri gibi kendilerine yol ve yön göstereceğini kaydeden Erdoğan, kendilerinin de o yönde, o istikamette yürüyerek, Selçuklu ihtişamını, Osmanlı kudretini Türkiye Cumhuriyeti bayrağı olarak en yüksek burçlara hep birlikte dikeceklerini ifade etti.

''Şunu dünya üzerindeki herkes bilsin ki, bu ülke ve bu millet, tarihte nasıl medeniyetlere istikamet çizdiyse, bugün de, yarın da tarihi şekillendirecek, tarihe istikamet çizecek güç ve kudrete fazlasıyla sahiptir'' diyen Erdoğan, şunları söyledi:

''Biz, 76 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak, başı öne eğilecek bir millet asla değiliz. Biz, iradesi teslim alınacak, özgürlüğüne ipotek konulacak, istikameti başkaları tarafından belirlenecek bir millet asla ve asla değiliz. Biz her ülkeyle dostane ilişki içinde olmaya, her kurumla samimi işbirliği geliştirmeye büyük özen gösteririz. Ancak hiç kimsenin, hiçbir ülkenin, hiçbir kurumun, hiçbir örgütün üzerimizde ahkam kesmesine, irademize yön vermesine asla müsaade etmeyiz.''


''TÜRKİYE'NİN ÇIKARI NEREDEYSE ORAYA GİDERİZ''

Türkiye'nin büyük bir devlet, milletinin büyük bir millet olduğunu dile getiren Erdoğan, ''Türkiye'nin çıkarı neredeyse oraya gideriz, menfaati neyi gerektiriyorsa o yönde işbirlikleri ararız, ilişkiler geliştiririz'' ifadesini kullandı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin tek taraflı etki altına alınacak, yönlendirilecek, üst perdeden hizaya çekilecek bir ülke olmadığını kaydederek, alçak gönüllü olduklarını ancak alçaklık kompleksiyle hareket etmediklerini, Türkiye'nin gururunu kıracak, milletin onurunu incitecek hiçbir harekete, söyleme, tutuma eyvallah etmeyeceklerini vurguladı.


''TÜRKİYE OLARAK BU İLİŞKİNİN, BU MUHABBETİN, BU MÜSAMAHANIN ÜZERİNE ÇOK DAHA KARARLILIKLA GİDECEĞİZ''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Bizim AB üyeliği noktasında artık tahammülümüz zayıfladığı gibi, teröre gösterilen müsamaha noktasında hiç tahammülümüz kalmamıştır'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde, partisinin İstanbul İl Danışma Meclisi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'yi eleştiren ve Türkiye'nin önüne sürekli kriterler çıkaran AB yetkililerine ve AB ülkelerinin bazı liderlerine seslendi. Erdoğan, şöyle dedi:

''Siz bir yandan Türkiye'yi kriterlere uymamakla itham edip, bir yandan Türkiye'nin önüne yeni şartlar sürüp, bir yandan da Türkiye'ye çok ağır bedeller ödeten teröre neden bu kadar müsamaha gösteriyorsunuz? Sürekli terör sorunundan dem vurduğunuz halde niçin Türkiye'nin terörle mücadelesine gereken desteği vermiyorsunuz? Ben de, aziz milletim de bu sorunun cevabını net bir şekilde, tatmin edici bir şekilde almak istiyoruz. Bakın bir hesaplamaya göre terörün Türkiye'ye sadece ekonomik maliyeti 30 yıl olarak değerlendirdiğimizde 350 milyar doların üzerinde. Terörün 30 yıldır siyaset üzerine yüklediği bir yük var. Demokrasi üzerine, özgürlükler üzerine yüklediği bir yük var. Bir yandan bu teröre müsamaha gösterip, bir yandan da Türkiye ekonomisini özellikle siyasetini, demokrasisini, özgürlüklerini eleştirmek tam anlamıyla çifte standarttır.''

Kimi Avrupa ülkelerinde yıllardır kırmızı bültenle aranan azılı canilere kol kanat gerildiğini aktaran Erdoğan, değişik terör örgütlerinin liderleri, yöneticileri, üyeleri, Avrupa sokaklarında özgürce, serbestçe ellerini kollarını sallayıp dolaşırken uzaktan ve hiç çekinmeden örgütlerini yönetebildiklerini kaydetti. Erdoğan, şöyle devam etti:

''Berlin'in göbeğinde bölücü terör örgütünün liderinin posterinin asılı olduğu bir çadır ve o çadırda para toplanıyor. Milyonlarca avro oradan, bölücü terör örgütüne destek olarak geliyor. Türkiye'de cinayet işledikleri sabit olan, delillerle ortada olan militanlar, mahkemelerde büyük hoşgörüyle yargılanıp komik cezalar alıp, ertelenmiş cezalarla sokağa salıveriliyor. Tabi isimler değişik. Kültür dernekleri, vakıflar, gazete, dergi, televizyon, radyo... Bütün bunlar değişik adlar altında, Türkiye'ye yönelik her türlü terörist faaliyeti rahatlıkla icra ediyorlar. Terör örgütlerinin para toplamasına, büyük finansman sağlamalarına, bu paraları sevk ve idare etmelerine aynı şekilde müsamaha gösteriliyor. Bütün bunlar yetmezmiş gibi, bu azılı teröristler sınırları serbestçe geçip, üzerlerine bomba yerleştirip, benim ülkemde alçakça suikastlar düzenleyebiliyorlar. Biz bütün bunları Avrupalı yöneticilerin önüne koyduğumuzda bize ne diyorlar biliyor musunuz? 'Özgürlük, hukuk' diyorlar, 'demokrasi' diyorlar.''

Kendisine bir parlamento başkanının, ''Biz terörizmin ya da teröristin yerin altına girmesini istemiyoruz. Yerin üstünde olsunlar ki, onlarla mücadelemiz daha rahat olsun'' dediğini ve bunu hiç unutamadığını kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

''Tamam da sen yerin üstündekini dört dörtlük takip ettiğini neyle ispat edeceksin. Biz sana adres veriyoruz, her şeyi söylüyoruz, sen bunları bize teslim etmiyorsun. Allah aşkına, insan katletmek ne zamandan beri özgürlükten sayılır oldu? Katilleri serbest bırakmak ne zamandan beri hukuk oldu? Terör örgütü kurmaya, yönetmeye, insan katletmeye müsamaha göstermek ne zamandan beri demokrasi oldu? Sizin terörle mücadelenize biz sürekli destek vereceğiz, mesele bizim mücadelemiz olunca kırk dereden su getireceksiniz. Bizim AB üyeliği noktasında artık tahammülümüz zayıfladığı gibi, teröre gösterilen müsamaha noktasında hiç tahammülümüz kalmamıştır. Önce Paris'teki olay, ardından Ankara'da ABD Büyükelçiliği'ne gerçekleştirilen, bir vatandaşımızın da şahadeti, bir gazeteci kardeşimizin yaralanmasına neden olan olay, Avrupa ile terör arasındaki muhabbetin artık daha güçlü şekilde sorgulanması gereğini ortaya koymuştur. Türkiye olarak bu ilişkinin, bu muhabbetin, bu müsamahanın üzerine çok daha kararlılıkla gideceğiz.''

Pazartesi günü AB üyesi ülkelerin büyükelçileriyle bir araya geleceklerini, bu görüşleri onlara da ifade edeceklerini kaydeden Erdoğan, bu konuda görüştükleri Avrupalı her yetkili ve lidere tahammül sınırlarının artık kalmadığını altını çizerek belirttiklerini ve bundan sonra da belirteceklerini kaydetti.


''GÜVENLİK GÜÇLERİMİZDEN KİMSE OPERASYONLARINI DURDURMASINI BEKLEMESİN''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, terörle mücadeleden taviz vermeden, silahların bırakılması, silahların susması, fikirlerin ve siyasetin konuşması için kararlı şekilde adım attıklarını belirterek, ''Bölücü terör örgütü silahlarını bırakmadığı sürece, güvenlik güçlerimizden kimse operasyonlarını durdurmasını beklemesin'' dedi.

Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen partisinin İstanbul İl Danışma Meclisi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin çok güçlü ve büyük bir ekonomisi olduğunu söyledi.

Şu anda AB üyesi ülkeler işsizlikte, bütçe açıklarında, kamu borçlarında çok ciddi sıkıntılar yaşarken, Türkiye'nin AB üyesi olmadığı halde, zorunlu olmadığı halde, Maastricht kriterlerine en fazla yakınlaşan ülkelerden biri olduğunu belirten Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Şimdi burada yeni bir rekoru daha müjdeleyeceğim. Merkez Bankamızın rezervleri, bugün itibarıyla 125 milyar 234 milyon dolara ulaşarak yeni bir rekor kaydetti. Görevi aldığımızda bu 27,5 milyar dolardı, rezerv şu anda 125 milyar dolar. Türkiye'nin IMF'ye olan borcu 10 yıl önce 23,5 milyar dolardı. Ödedik, ödedik... Şu anda IMF'ye olan borcumuz 860 milyon dolar.

Ancak önümüzdeki hafta 14 Şubat'ta IMF'ye 435 milyon dolar ödeme yapacağız. Mayıs ayındaki son dilim ödemeyle bu hesabı sıfırlayacak, bu defteri kapatacağız. Şu anda da görüşmeler devam ediyor. IMF'nin biliyorsunuz bizden borç talebi var. IMF'ye 5 milyar dolar borç vermek için müzakereler devam ediyor.''


''TÜRKİYE EKONOMİSİNİ YERDEN YERE VURMAYA ÇALIŞTI''

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Portekiz'e gittiğini hatırlatan Başbakan Erdoğan, ''Sosyalist Enternasyonel'de bir konuşma yaparak, bir kez daha kendi ülkesini, Türkiye ekonomisini yerden yere vurmaya çalıştı. Ben eminim ki CHP Genel Başkanı'nı dinleyen üyeler, özellikle de İspanya, Yunanistan, Portekizli üyeler, 'Bu yoldaşın kendi ülkesinden bile haberi yok' demiştir. 'Avrupa ekonomisinden hiç haberi yok' diye içlerinden kıs kıs gülmüşlerdir'' diye konuştu.

Bütün Avrupa'da, Türkiye ekonomisinin başarı hikayelerinin konuşulduğunu anlatan Başbakan Erdoğan, bu hafta Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Slovakya'ya gittiğini ve bu konuları etraflıca görüştüklerini aktardı.

Türkiye'nin son dönemde gerçekleştirdiği sessiz devrimlerin her yerde konuşulduğunu, herkesin Türkiye'nin başarısından bahsettiğini belirten Erdoğan, ''Ülkemizin ana muhalefeti, özellikle başkanı, gidip kendi hezeyanlarını anlatıyor'' dedi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun Güney Afrika'daki Sosyalist Enternasyonel toplantısı gibi Portekiz Toplantısı'nın da ibretlik maceralarla geçtiğini dile getiren Erdoğan, bu konuyu salı günü grup toplantısında detaylı olarak vereceğini belirtti.


''BU TERÖR OLGUSUNDAN TAMAMEN KURTULMAK DURUMUNDAYIZ''

Başbakan Erdoğan, terör konusunda şunları dile getirdi:

''Güçlü, dirençli, sağlam ekonomisiyle Türkiye büyürken hem ekonomimize, hem huzur ve güvenliğimize tehdit oluşturan terör meselesini de inşallah gündemimizden çıkarmak durumundayız. Bunun mücadelesini yoğun bir şekilde sürdürüyoruz. Türkiye'ye ağır bedeller ödeten, ağır bedeller ödettiği için de Türkiye'yi çekemeyenler tarafından sürekli desteklenen, korunan, kollanan bu terör olgusundan tamamen kurtulmak durumundayız. Hafta içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde çıkardığımız bir yasayla, terörün finans kaynaklarına da artık ağır bir darbe vuruyoruz. Terörün dış bağlantılarının da daha güçlü şekilde üzerine giderek, inşallah, milletimizin de desteğiyle biz bu meseleyi bir çözüm yoluna koyacağız. Bu konuda da kamuoyunda yersiz bir kısım kaygı ve endişelerin oluştuğunu görüyorum.''


''HİÇBİR HUKUKSUZLUĞA GEÇİT VERMEYECEĞİZ''

AK Parti Hükümeti'nin hiçbir haksızlığa, hiçbir mağduriyete, hiçbir hukuksuzluğa kesinlikle geçit vermeyeceğini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Terörün finansmanıyla ilgili tasarıyı hazırlarken, insan hakları, hukuk ve güvenlik arasındaki dengeyi çok büyük bir hassasiyetle gözettik. Bir kere, içerde terörün finansmanıyla ilgili konularda bir değişiklik yapılmıyor. Eskiden olduğu gibi bundan sonra da, içerideki meselelerde yetki yargıda olacak. Birleşmiş Milletler kararları ve yabancı devlet talepleri konusunda, Bakanlar Kurulumuz yetkili olacak. Bu tür durumlarda Bakanlar Kurulu büyük bir hassasiyetle şikayetleri değerlendirecek, hiç kimseyi mağdur etmeden kararları alacak.''


''YENİ YASAYLA İLGİLİ HİÇBİR ENDİŞEYE MAHAL YOK''

Bu yeni yasayla ilgili olarak hiçbir endişeye, hiçbir kaygıya mahal olmadığını belirten Erdoğan, ''Tersine, bu yeni yasa, gerek Türkiye'de, gerek küresel ölçekte, terörle mücadeleye güç katacak, etki katacak bir yasadır'' dedi.

Başbakan Erdoğan, ''Terörle mücadeleden taviz vermeden, silahların bırakılması, silahların susması, fikirlerin ve siyasetin konuşması için kararlı şekilde adımlarımızı atıyoruz ve atacağız. Bölücü terör örgütü silahlarını bırakmadığı sürece, güvenlik güçlerimizden kimse operasyonlarını durdurmasını beklemesin. Bölücü terör örgütü silahları bırakacak ve bırakmakla kalmayacak. Biz de diyoruz ki ikinci, üçüncü ülkeye gidecekse Türkiye sınırları içinde olanlar, sınırlarımızı terk ederken bizler bundan önce düşülen yanlışlara fırsat vermeden, onların yurt dışına çıkışlarında bu noktada müsamahayla karşılarız. Yeter ki ülkemizin huzuru, refahı bu noktada güvence altında olsun. Hayırlı bir niyetle çıktığımız bu yolda, milletimizin desteği ve duasıyla, inşallah hayırlı bir netice elde edeceğiz'' şeklinde konuştu.