X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'BDP konuştukça fazla hata yapıyor'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'BDP konuştukça fazla hata yapıyor'

  • Giriş Tarihi: 1.3.2013

Çözüm süreciyle ilgili "Rehavet ağır bedel ödetir" diyen Erdoğan, BDP'ye "fazla konuşma" mesajı verdi. STK'lardan destek alamadığını da belirten Erdoğan, "Akil insanlar heyeti oluşmalı" dedi

'ın, Viyana gezisi hayli yoğundu. Önce Medeniyetler İttifakı Formu'na katıldı. Ardından başta Avusturya Cumhurbaşkanı Heinz Fischer olmak üzere çok sayıda devlet başkanı ve siyasi aktörle görüştü. Türkiye'ye dönüş yolunda ise gazetecilerin iç ve dış siyasetle ilgili sorularını cevapladı. Demokratikleşmeyi "Kutlu doğum sancılı olur" diye yorumlayan Erdoğan'ın, çözüm sürecine ilişkin iki çağrısı dikkat çekti; "BDP az konuşsun ve sivil toplum örgütleri devreye girsin." İşte Başbakan Erdoğan'ın uçakta gazetecilerin sorularına verdiği cevaplar:

Çözüm süreci anayasada nasıl yer alıyor?
Çözüm süreciyle alakalı olarak Yeni Anayasa çalışmalarında başlıklardan bir tanesi bu. Dikkat ederseniz ben bu alanda çok konuşmak istemiyorum. Ama BDP'liler maalesef ellerine verilen o notlarla ilgili hemen açıklamalar yapıyorlar.

BDP tarafında ikilik mi var?
Acaba iki mi? BDP var, dağ var bir de Avrupa var.

Öcalan, "bu süreci bozan önce bana düşmanlık yapar" dedi...
Bir şeyler olacaksa bu benim tek başına elimi taşın altına uzatmamla olmayacaktır. Ne dedik başından beri terör örgütü uzantılarıyla müzakere, terör örgütüyle mücadele... Biz bu süreçte taviz veremeyiz. En ufak bir rehavet bize ağır bedeller ödetebilir. Silahlar bırakılır, Türkiye terk edilirse benim de güvenlik birimlerim operasyonlara nihayet verir.

Örgüt'ün net bir eylemsizlik tarihi belirtmesi gerekmez mi?
O çok yanlış bir tabir. Eylemsizlik devletler arasında olur. Mesela barış diyorlar. Bu da devletlerarasında olur. Bizim devlet olarak bölücü terör örgütünden bir yaptırım olarak isteklerimiz olabilir. Nedir bu? Silahları bırak, ülkeyi terk et veya suça bulaşmamış olanlar varsa gelsinler. Habur'da çağrı yapmıştık. Gelenler oldu. Ama muhataplarımız sözlerinde durmadılar. Orayı bir miting alanına çevirdiler. Ve arzu edilen gibi olmadı.

AKİL ADAMLAR

BDP süreci nasıl götürüyor?
BDP'nin içinde bu işi anlayan ve anlamaya çalışanlar var. Bir de anlamayan ve anlamak istemeyenler var. Bazıları çok fazla konuştu. Çok fazla konuştukça da fazla hata yapıldı. Bu kadar fazla konuşmaya gerek yok. Bana bir tv programında sordular. Akil adamlar oluşturulmalı mı diye. Ben de buyurun oluşturun dedim. Bir şey çıkmadı. Bir defa durumdan vazife çıkaranlar var. Acaba onlar bir akil adamlar mıydı? Baktık ki karşılıkları yok. Akil adam dediğiniz zaman bir karşılığının olması lazım. Karşılığı yoksa bunlar da akil adam olmaz. Ama durumdan vazife çıkartmak için gazetelerde boy boy resimler çıkarmak ile akil adam olunmaz. Bizim netice almamız lazım.

Sivil toplum kuruluşları gereken desteği veriyor mu?
STK'lar hiçbir işe yaramadı. Türkiye'de hedef kitle içinde karşılığı olanlar kimler, STK'lar hangileri, bireyler kimler bakmak lazım. Böyle bir ekibin oluşup çağrıları yapması lazım... Öbür türlü üç beş kişiyle olmaz. Ben arkadaşlarımla bu işin analizini yaparken bazen geniş toplantı yapıyorum 20-25 kişi ile bazen bu sayıyı 7'ye, 5'e, 3'e indiriyorum. Terörle mücadele yüksek kurul Başkanım Beşir Atalay'ın toplantıları oluyor. İstihbarat müsteşarım o zaten her an irtibat halinde. Ama biz bu zamana kadar konuşmadık. Bizim derdimiz üzüm yemek. Yeter ki kalıcı olarak huzur gelsin refah hâkim olsun.

'SURİYE MUHALİFLERİ FİNALİ OYNUYOR'
Süreçte PKK'nın bir kısmının Suriye'ye geçerek PYD'ye katılması, Esad yönetimi ile işbirliği yapması gibi alternatifler konuşuluyor.
Suriye bunu denedi ama denediğiyle kaldı. Dağdan Suriye'ye geçenler oldu. Ama Beşar'ın kontrolünden çıktı. Yönetecek durumda değil. O başının çaresine bakıyor. Tabii bu bizi rehavete itmemeli. PYD bölücü terör örgütü mantalitesinde hareket edecek olursa Kuzey Suriye gelişmelerini değerlendirmemiz çok farklı olur.

Suriye'deki muhaliflerin durumu ne?
Şu an muhaliflerin hükümet kurma çalışmaları var onları izliyoruz. Finali oynuyor muhalifler. Başarıyla çıkmalarını bekliyoruz.

ABD bu sürecin neresinde?
ABD Dışişleri Bakanı John Kerry nasıl bir paketle gelecek bir görelim. ABD'nin öncelikle BM'de Fransa ve İngiltere ile birlikte, Rusya ve Çin'i daimi olarak sıkıştırması lazım. Aksi takdirde onlar devamlı BM'yi kilitlemeye devam edecekler. Eğer orda silahlı müdahale olmayacaksa yapılacak olan diplomatik yolla Rusya ve Çin'in tavrını değiştirmektir. Beşar'ın ordan aldığı desteği kaybetmesi lazım. O zaman Beşar'ın işi biter, çünkü İran'ın verdiği destekle bu iş yürümez. İşte Kerry'nin ziyaretinde bunları göreceğiz. Bizim ABD ziyaretimiz de netleşmiş olacak.

Türkiye'nin Suriyeli mültecilere 300 milyon dolar yardımı oldu...
Verilen paralar boşa gitmez. Toplamda dünyanın sorunlu bölgelerine harcadığımız para 2 milyar dolara ulaştı. Göreve geldiğimiz zaman Türkiye'nin böyle bir derdi yoktu. Her yere uzanmak istiyoruz. TİKA'yla yaptığımız yatırımlar var. Bunlar ülkenin büyüklüğünü gösterir. Artık gündemi belirliyoruz.

Neden bir anda Türkiye savaşın bir tarafı olarak gösterilmeye başlandı?
Türkiye muhaliflere silah yardımı yapıyor deniliyor. O diyor diye böyle birşeyin olması mı gerekiyor? Bu konuda gerek Türkiye, gerek Arap ligi olsun çözüm için çalışıyoruz.

Irak'ta Maliki'nin tavrı var.
Maliki'nin yaklaşımı mezhebi. Onun için böyle bir yanlışın içine giriyor.

1 Mart tezkeresi geçseydi Irak'ta durum nasıl olurdu?
Şu anda Kuzey Irak'ta verilen kararlara Türkiye olarak ortak olurduk. Irak'a gireceğimiz alan 30 kilometreydi. Bu terörle mücadelede alınacak kararlarda etkili olmayı sağlayacaktı.

Medyanın Suriye yayınlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Medyaya AK Parti'ye destek versin demiyorum. Hükümete destek versin diyorum. Anamuhalefetin veya yavru muhalefetin saçma sapan yaklaşımlarına destek verirse bu Türkiye'deki Suriye'ye bakışı da etkiler. Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi'yle ilgili de maalesef medyadan yeteri desteği göremedik. Tayyip Erdoğan hangi sorumluluğu hissediyorsa medya da attığı başlıklarla, köşe yazılarıyla aynı sorumluluğu hissetmesi lazım.

'BAŞÖRTÜSÜ İÇİN YASAL DÜZENLEME OLMAZ'
Başörtüsünün kamusal alanda serbest olması için anayasal düzenleme yapılacak mı?
Şu an Ziraat Bankası'nda, Türk Hava Yolları'nda çalışabiliyorlar. Her şeyin yeri zamanı var. Kutlu doğum sancılı olur. On yıl içinde 28 Şubat'tan kalma bazı yasaklar kaldırıldı. Ama bunun anayasal bir değişiklik gerektireceğine inanmıyorum. Başörtülü belediye başkanı, milletvekili adayı olmaya mani bir durum yok. Anayasada başörtüsünü yasaklayan bir düzenleme yok. Anayasayla gelmeyen yasak anayasayla korunmaz. Yanılmıyorsam 82'de bir yönetmelik var. O yönetmelikle böyle bir atıfta bulunuyorlar. Danıştay bunları aşmış durumda. Avukatlarla ilgili bir süreç de başladı.

Ama bazı yerlerde davalara giremiyorlar?
Gerekçeli karar açıklansın, o zaman belki kendilerine engel çıkartılan avukatlar yasakçı hâkimlerle ilgili HSYK'ya müracaat ederler. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru haklarını kullanarak da böyle bir süreci başlatabilirler. Biliyorsunuz Anayasa Mahkemesi'nin verdiği karar temyiz edilemiyor.

'ONLAR MİSYONER EDASIYLA YAPIYOR'
Avrupa'da Müslüman Türk çocukları gay, lezbiyen ve Hıristiyan ailelere veriliyor. Merkel'le bunu görüştünüz mü?
Kadın ve Aileden Sorumlu Bakanımız Fatma Şahin gündeme getirdi. Biz de Merkel ile görüştük. Olumlu gelişmeler başladı. Bizim STK'ların oralarda ortada kalmış çocukları alması gerekir. Ama bizimkilerde böyle bir kültür yok. Onlar bu işi bir misyoner edasıyla, Hıristiyanlaştırma çalışması olarak yapıyorlar. Bizimkiler de bir tane onlardan çocuk alıp yetiştirse. Ben irtibatlı olduğum STK'lara böyle bir kampanya başlatın diyorum.