X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Erdoğan'dan başkanlık için gelişmişlik kıstası
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Erdoğan'dan başkanlık için gelişmişlik kıstası

  • Giriş Tarihi: 30.4.2013

"Başkanlık krallık değil" diyen Başbakan Erdoğan, partisinin il ve ilçe başkanlarına "En gelişmiş ülkeler başkanlık sistemini yaşıyor" örneğini gösterdi. Erdoğan, yeni anayasa için referandum sinyali de verdi

Başbakan Tayyip Erdoğan, başkanlık sistemine eleştirilere tepki gösterdi, başkanlığın krallık olmadığını belirterek "Dünyada en gelişmiş ülkeler şu anda bu başkanlık sistemini yaşıyor" dedi. AK Parti Genel Merkez Teşkilat Başkanlığı tarafından Kızılcahamam'da düzenlenen "İl ve İlçe Başkanları Teşkilat İçi Eğitim Programı"nın açılış konuşması yapan Erdoğan'ın mesajları şöyle:
2014 yılı, Türkiye için kritik sonuçların alınacağı seçim yılı olacak. İlk olarak, mart ayında inşallah mahalli seçimler, yıl ortasında Cumhurbaşkanlığı seçimleri. Yine bu süreçte, yeni anayasa çalışmalarının inşallah tamamlanmasıyla, bir halk oylaması da gündeme gelebilecek.
Başkanlık sistemi tartışılıyor. Bunu geçmişte, Allah rahmet eylesin, Turgut Bey söyledi, Sayın Demirel söyledi. Kaldı ki bu bize yabancı bir anlayış da değil. Çünkü bunun benzerini Osmanlı yaşamış. Dünyada en gelişmiş ülkeler şu anda bu başkanlık sistemini yaşıyor. Amerika, Rusya, yarı başkanlık denilen Fransa, Latin Amerika ülkeleri bunu yaşıyor. Yani dünyada 100'ü aşkın ülke şu anda bunu yaşıyor.
Başkanlık sisteminde başkan bir kral değildir. Ama bizdeki bazı cahiller, başkanı bir kral olarak takdim etme cüretine girerek yalan söylüyorlar.

CUMHURİYET ÇINARI

Biz Cumhuriyet çınarının, gövdesiyle kökleri, gövdesiyle dalları, yaprakları arasındaki irtibatı güçlendirdik. Statüko partileri, o koca çınarı maalesef her zaman, cılız bir filiz olarak görmeyi tercih etmişlerdir.
Son 10 yıldır birileri Türkiye'nin bölündüğünü, Cumhuriyetin temellerinin sarsılacağını adeta bir papağan gibi sürekli dile getirdi. 10 yıl onlar ne dediyse hep tersi oldu.
Sıkılmadan, 'Gönder beni Yüce Divan'a diye meydan okuyor. Yüce Divan seni kabul eder mi etmez mi bilmiyorum. Olur ya zaman aşımına girdi, girmedi. Bunlardan istifade etme yoluna da gidebilir. Fakat ben, milletin hafıza kayıtlarına girsin diye şu anda arkadaşlarıma dedim ki 'bütün hazırlıkları getirin' bunları açıklayacağız ve teşkilatım olarak sizlere göndereceğimiz belgeleri sizler halkımıza anlatacaksınız. Bunların kirli yüzlerini görsünler.
Attığımız her adım karşısında, blok bir cephe oluştu. Bir tarafta AK Parti, Meclis dışından sağduyulu birkaç siyasi partinin yer aldığını, diğer tarafta ise blok halinde, adeta tespih taneleri gibi dizilmiş, muvazzaf ve mütekait siyasetçiler. Her ne yaparsak yapalım, bunlar karşımızda yer aldı. CHP, MHP, Türkiye Komünist Partisi, emekli siyasetçiler, sandığa gömülüp oradan çıkamayan siyasetçiler, dikkatinizi çekiyorum, İşçi Partisi'nin önderliğinde, yeniden kucaklaştılar. Dün lakabı çoban olanlar, şimdi İşçi Partisi'nin koyunu oldular. Güya ulusalcı CHP, İşçi Partisi'nin piyonu oldu. Güya milliyetçi MHP, İşçi Partisi'nin yedeği haline geldi.
Yine hakaretler, iftiralar, ithamlar. MHP'nin İşçi Partisi'nin yedeği haline getirildiğine dair tatmin edici cevap vermiyor, veremiyor. Çünkü böyle bir ittifak var.
Şu anda şehirlerde, bir avuç çapulcunun, Akil İnsanlar Heyeti'ne karşı gerçekleştirdiği eylemleri, İşçi Partisi ile bir avuç sözde MHP'linin yan yana yaptığını herkes görüyor. İşçi Partisi'nin şu anda Silivri'deki lideri, 1990'lı yıllarda Beka Vadisi'ne gitti, terör örgütü liderleriyle sarmaş dolaş fotoğraflar çektirdi.
Bunlar, siyaset sahnesinde oldukları dönemde de böyle birliktelik içindelerdi. Kavga ediyormuş gibi yapıyor, çarpık sistemi, statükoyu ayakta tutuyorlardı. Bu kan ticareti içinde, işte bu beyefendiler, al gülüm ver gülüm geçinip gidiyordu. Bunların ellerinde tek bir tutunacak dal vardı, o da terördü. Şimdi o da sona eriyor ve bunlar, işte son sığınaklarını kaybetmenin telaşı içindeler.
Çözüm sürecinde, Türkiye'nin başını öne eğecek hiçbir girişimin içinde değiliz. Bizi İmralı ile pazarlık sürecindeymiş gibi gösterenlere sesleniyorum, biz bugüne kadar kimseyle bu ülkenin bu milletin menfaatlerine pazarlık konusu yapacak kadar düşmedik, alçalmadık asla da alçalmayız.
Yeni anayasada, Türk milleti kavramı anlayışımızda Türkiye'de ne kadar etnik unsur varsa hepsi bu kavramın içinde.