X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Hak-İş'ten Taksim yanıtı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Hak-İş'ten Taksim yanıtı

  • Giriş Tarihi: 1.5.2013 15:10 Güncelleme Tarihi: 1.5.2013 16:01

Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı ve Öz Orman İş Genel Başkanı Settar Aslan, "Birileri 'İlla Taksim' diyor, eğer kürsüye çıkanların söyleyecek bir sözü varsa işte her taraf Taksim'dir" dedi.

Aslan, konfederasyon tarafından Karabük Albay Karaoğlanloğlu Caddesi'nde düzenlenen "Karabük'teyiz, Taksim'deyiz, Tüm Türkiye'deyiz" mitinginde yaptığı konuşmada, Karabük'ün, ağır sanayinin temellerinin atıldığı, emekçi kültürünün mayasının tuttuğu yer olduğunu söyledi.

1 Mayıs'ta taşerona "hayır" dediklerinin ifade eden Aslan, "Yılın yarısında işsizliğe ve açlığa mahkum bırakılan orman işçileri başta olmak üzere geçici işçilere kadro talep ediyoruz. Kamuda 12 ay çalışma hakkının tanınmasını istiyoruz" diye konuştu.

Aslan, emek ve mücadelelere rağmen emeğin hakkına yönelik saldırıların devam ettiğini belirterek, "Bugün geçmişe göre demokrasimiz mesafe almıştır. Faili meçhuller azalmıştır. Ülkemiz, iç barışı tesis etme yolunda hızla ilerliyor ama hak, hukuk noktasında daha alacak çok yolumuz var. İşsizlik, can yakmaya devam ediyor" ifadesini kullandı.

Karabük'ün, Türkiye'de "emeğin kalesi" olduğunu vurgulayan Aslan, şöyle devam etti:

"Birileri 'İlla Taksim' diyor, eğer kürsüye çıkanların söyleyecek bir sözü varsa işte her taraf Taksim'dir, Karabük, Taksim'dir. Bu güzel ülkenin her tarafı bizim için Taksim'dir, önemli olan hak ve hakikattir. Maksat Taksim'deki yasağa son vermekse, bunu 2009'da Hak-İş ilk defa Taksim'e girerek o yasağı yıkmıştır."


"1 MAYIS'I KISIR SİYASİ KAVGALARA ALET ETMEDİK"

Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı ve Öz Gıda İş Sendikası Genel Başkanı Mehmet Şahin de Hak-İş'in, 1 Mayıs'ı kısır kavgalara ve siyasi hesaplaşmalara alet etmeden her meydanda kutladığını belirtti.

Konfederasyon olarak sağduyuyla hareket ettiklerini vurgulayan Şahin, "İşçinin haklı davasını kısır siyasi hesaplaşmaya peşkeş çekmedik, çekmeyeceğiz. Hak-İş, sadece sendikacılığın adı değil, davanın ve iddianın adıdır. Bütün mazlumların ezilenlerin de örgütüdür" dedi.

Şahin, Hak-İş'in yeryüzünde hak ve adalet ile özgürlük ve barış tesis edilinceye kadar mücadeleye devam edeceğini dile getirdi.


"TAŞERON ÇALIŞANLARI SENDİKALI YAPMAK, NAMUS BORCUMUZDUR"

Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı ve Çelik-iş Sendikası Genel Başkanı Ali Cengiz Gül ise Karabük Demir ve Çelik Fabrikası (KARDEMİR) işçisinin, 1800 derece sıcakta çalıştığını anlatarak, bu işçilerin, "yanmayı bilen" insanlar olduklarını kaydetti.

KARDEMİR'de toplu iş sözleşmesi sürecinde bulunduklarına işaret eden Gül, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"KARDEMİR'de yeni ve eski işçi ayrımı olmayacak. Tüm işçiler toplu sözleşme kapsamına alınacak. Fabrika yönetimi, 2011-2012 ağırlıklı ortalama ücretlerine yüzde 42 zam veriyorsa ben buradayım, bu akşam imzaya hazırım. Tüm mücadelemiz işçilerimizin 1 lira da olsa daha faza ücret almasıdır. Bunun için birlikte yola çıktık. Taşeron çalışanları da sendikalı yapmak, bizim namus borcumuzdur."

HAK-İş Genel Sekreteri Osman Yıldız da tüm dünya işçilerinin 1 Mayıs'ını kutladı.

Konuşmaların ardından Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan ile Medya İşçileri Sendikası (Medya-İş) Genel Başkanı Gürsel Eser'in de aralarında bulunduğu sendika genel başkanları, "barış ve özgürlük" dileğiyle beyaz güvercin bırakarak, karanfil dağıttı.

Arslan ve sendikacılar, davul ve zurna eşliğinde halay çekti.


HAK-İŞ GENEL BAŞKANI ARSLAN

Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Çatışma imkanı vermeden 1 Mayıs'ı coşkuyla heyecanla taleplerimizi özgürce ifade ettiğimiz ama aynı zamanda itirazlarımızı yaptığımız bir güne dönüştürmemiz gerekiyor" dedi.

Arslan, Albay Karaoğlanoğlu Caddesi'nde düzenlenen "Karabük'teyiz, Taksim'deyiz, Tüm Türkiye'deyiz" mitinginin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Arslan, bir basın mensubunun, "neden Taksim değil, Karabük?" şeklindeki sorusuna, "fiziki şartlardan dolayı bu yıl Taksim yasaklandı. Başbakan, İçişleri Bakanı ve Vali'yle görüştük ama 'fiziken oranın mümkün olmadığı' söylendi. Bazı sendika yöneticilerinin ifade ettiği gibi yasaklamanın siyasi olduğu yönündeki eleştirilere katılmıyoruz. Çünkü, önceki yıl ve 2009, 2010 ve 2011'de Taksim'de kutlamalar yapıldı. Bu sene yasaklanması, tamamen fiziki sorunla ilgili. 1 Mayıs'ı alanlarda kutlamaksa, Taksim alanı değil, bütün alanlar kutlamalar için var" diye konuştu.

Hak-İş olarak, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma gününü Karabük'te kutladıklarını dile getiren Arslan, şunları kaydetti:

"Bence çatışma imkanı vermeden 1 Mayıs'ı coşkuyla heyecanla taleplerimizi özgürce ifade ettiğimiz ama aynı zamanda itirazlarımızı yaptığımız bir güne dönüştürmemiz gerekiyor. Copların, biber gazlarının, çatışmanın asla olmadığı 1 Mayıs'ı özlüyoruz ama birileri çatışmadan, kavgadan, kendilerine bir şey elde etmek istiyorlar. Maalesef Türkiye'ye yakışmayan, Türkiye'yi, hepimizi üzen görüntüler görüyoruz. Biz bunun içinde değiliz, böyle bir üslubu kabul etmiyoruz. Böyle bir kutlama şeklini reddediyoruz. Barışçıl ortamlarda 1 Mayıs'ın kutlanmasını istiyoruz. Herkesin soğuk kanlı olması gerekiyor."


"BARIŞI DESTEKLEDİĞİMİZ İÇİN MEYDANLARDAYIZ"

Arslan, "Çözüm süreciyle ilgili 1 Mayıs'ı nasıl bağdaştırırsınız?" sorusuna da birlik, mücadele ve dayanışma gününde aynı zamanda barışı da ikame etmek, Türkiye'nin özlediği, 30 yıldır devam eden çatışmanın artık son bulması için bu alanları da artık fırsata dönüştürmek istedikleri yanıtını verdi.

Bugün burada bu mesajı da verdiklerini anlatan Arslan, Türkiye'nin mutlaka bu barışı sağlaması gerektiğini söyledi.

Arslan, "Artık kan akmasın, çatışma olmasın, artık insanlarımız ölmesin, analar ağlamasın" dediklerini aktararak, barışı destekledikleri için meydanlarda olduklarını ifade etti.

Bu konuda, bütün Türkiye'nin vicdanının, çatışmanın durması ve savaşın olmamasını istediğine dikkati çeken Arslan, "Bunun muhatapları kim bilmem, benim bildiğim, ülkemde kan akmasını istemiyorum. Ben ülkemde gencecik yavrularımızı askere gönderip, tabutlar içinde gelmesini istemiyorum. Ben, ülkemde yaşamak istiyorum. Bunun için de var gücümüzle barışı ikame etmek için mücadele edeceğiz. Birileri barış istemeyebilir, çatışma isteyebilir. Bu, onların sorunu ama biz, barıştan yana devam edeceğiz İnşallah" diye konuştu.


"ÇELEBİ'NİN ÜSLUBU, SON DERECE YAKIŞIKSIZ"

CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi'nin, Kazancı Yokuşu'nda Hak-İş heyetine gösterdiği tepkinin hatırlatılması üzerine Arslan, "Son derece yakışıksız bir üslup. Yani biz de mi kavga edelim, biz de mi çatışalım, bizde mi biber gazlarına muhatap olalım" sözlerine yer verdi.

Arslan, kendilerine verilen bir sınırın olduğunu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Zeytinburnu'ndaki Kazlıçeşme Meydanı'nı teklif ettiğine işaret ederek, şöyle devam etti:

"100 kişiyle gittik fakat emniyet müdürü 40 kişiyle izin verdi. 40 arkadaşımızla bu sembolik kutlamayı yaptık. Ne yapalım, kavga mı edelim, illa polisle karşı karşıya mı kalalım. Birileri kavgadan, çatışmadan kendilerine bir şey elde etmek istiyorlarsa biz orada yokuz. Çelebi'nin üslubunu yakışıksız bulduk. Biz 1 Mayıs'ı, 'birlik, dayanışma ve mücadele günü' olarak kutlanmasından yanayız. Çatışmanın, kavganın, gerginliğin yeri olmamalı."


"İSTANBUL'UN ARA SOKAKLARDA HANGİ MESAJ VERİLDİ"

Bu meydanda taleplerini özgürce dile getirdiğini aktaran Arslan, "Bütün itirazlarımızı, taleplerimizi yapabildik ama Allah aşkına İstanbul'un ara sokaklarında kamuoyuna hangi mesaj verildi, hangi talebimiz gündeme geldi, hangi istediğimizi haykırabildik" dedi.

Arslan, bu çatışmanın, kavganın, Türkiye'ye, emekçilere hiçbir faydasının olmadığını vurgulayan Arslan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Maalesef emekçilerin arkasındaki bir kısım karanlık güçler, marjinal gruplar, burada çatışarak emekçilerin üzerine ihale yıkmaya çalışıyorlar, bu da doğru değil. Biz alanlardaydık, buradaydık, 81 ilde meydanlardaydık ama biz savaşarak, kavga ederek değil, coşkuyla heyecanla taleplerimizi özgürce ifade edebilmek için alanlara geldik. Bence bunu ikame etmemiz gerekiyor. Türkiye'nin buna ihtiyacı var, diğerleri Türkiye'ye fayda sağlamıyor."