X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Başbakan'ın gözüyle Sadık Albayrak
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Başbakan'ın gözüyle Sadık Albayrak

  • Giriş Tarihi: 10.5.2013 23:36

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kökleri derinde olan, derinlerden beslenen bir çınarın gövdesiyle, dallarıyla, yapraklarıyla bir bütün olduğunu, kökleri olmayan, kökleri kesilmiş bir çınarın ise toprağa devrileceğini, toprak olup gideceğini belirterek, "Köksüz çınar nasıl yaşayamazsa, nasıl ayakta kalamazsa, köksüz bir millet, köksüz bir devlet de yaşayamaz, ayakta kalamaz, hayata ve tarihe tutunamaz" dedi.

Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Kültür Müdürlüğü'nce, Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda düzenlenen "Sadık Albayrak'ın 50. Yazarlık Yılı Saygı Gecesi"ne katıldı.

Sadık Albayrak'ın hayatının anlatıldığı sinevizyon gösterimiyle başlayan gecede konuşan Erdoğan, Albayrak'ın ilim yoluna vakfettiği 50 yılla ilgili böyle bir program düzenlenmesinden büyük heyecan ve memnuniyet duyduğunu söyledi.

Başbakan Erdoğan, salonda bir duasını, niyazını samimiyetle dile getirmek istediğini belirterek, Arif Nihat Asya'nın, "Biz kısık sesleriz... Minareleri, sen ezansız bırakma Allah'ım! Bize güç ver, cihad meydanını pehlivansız bırakma Allah'ım! Bizi sen sevgisiz, susuz, havasız ve vatansız bırakma Allah'ım! Müslümanlıkla yoğrulan yurdu, Müslümansız bırakma Allah'ım!" dizelerini okudu.

"İşte tıpkı Arif Nihat Asya'nın duasındaki gibi, Rabbim, bizi, ezansız, susuz, havasız, vatansız bırakmasın ama en çok da bizi Sadık abi gibi pehlivansız bırakmasın, bizi cengaversiz bırakmasın, yani bizi, ilmiyle, irfanıyla, medeniyet tasavvuruyla, bizatihi kimliğiyle ve kişiliğiyle yönlendiren gönül insanlarından, gönül erlerinden, gönül fatihlerinden mahrum bırakmasın" diyen Erdoğan, gönül insanlarının yıldızlar gibi olduğunu, insanların yeryüzünde yönlerini yıldızlarla tayin ettiğini, yıldızı bulanın, yıldızın peşine takılan kişi ve toplumların, varacakları yere ulaştığını ve menzillerine vasıl olduğunu dile getirdi.

Erdoğan, yıldız yerine parlayıp sönen ışığın peşine takılanların ise karda, tipide, ayazda kaybolmayı, çölde kavrulmayı bırakın, düz yolda bile kaybolduğunu kaydederek, şöyle devam etti:

"Bizim medeniyetimizin, bizim milletimizin, özellikle de bizim tarihe mührünü vuran büyük devletlerimizin arkasında, büyük fikirler, mütefekkirler, engin gönül dünyasıyla yıldızlar gibi ışık saçan büyük gönül insanları vardır. Mevlana olmasa Selçuklu Devleti olmazdı, Yunus Emre olmasa, Hacı Bektaş Veli, Hacı Bayram Veli olmasa Anadolu olmaz, Rumeli olmazdı. Şeyh Edebali olmasa, Molla Fenari, Molla Gürani, Akşemsettin olmasa Osmanlı olmaz, Osmanlı cihan devleti olmazdı. Devletlerin, özellikle de medeniyetlerin gıdası, herkesin zannettiği gibi savaş değildir, gözyaşı değildir, kan değildir; gerçek devletlerin, gerçek medeniyetlerin gıdası, menbaı, ana kaynağı, sevgidir, gönüldür ve gönülden neşet eden ilimdir, irfandır, fikirdir ve emektir. Nasıl ki, gönlü olmayan, fikri olmayan, zikri olmayan bir beden sadece bir et yığınından ibaretse; temelinde sevgi olmayan, ilim, irfan ve fikir olmayan bir devlet, bir medeniyet de sadece taştan, tuğladan, zahirden ibarettir. Bizim kadim medeniyetimizi, bunun yanında milletimizi ve devletimizi diğerlerinden farklı kılan, inanın işte bu anlayıştır."

-"Mevlana sadece bir mütefekkir, Yunus sadece bir ozan değil"-


Başbakan Erdoğan, Mevlana'yı sadece bir mütefekkir, Yunus Emre'yi sadece bir ozan zannedenlerin ciddi şekilde yanılacağını, Fuzuli'yi, Nedim'i, Mehmet Akif'i, Necip Fazıl'ı sadece birer şair olarak görenlerin yanılacağını ve medeniyetlerini anlayamayacağını aktararak, zira bu isimlerin, bu isimler gibi nicelerinin birer söz ustası oldukları kadar, sahip oldukları medeniyet tasavvuruyla, sınırsız gönülle, gönüller yapma yolundaki cehtleriyle, yaşamlarıyla, adeta kendilerinin bir fikir, kitap ve şiir olduğunu ifade etti.

Bu kişilerin fikir serdettikleri ve ortaya güzel eserler koydukları kadar, devletin ve milletin mayasını da teşkil ettiğini, o mayayı tamamen sevgi, aşk ve ilimle mürekkep haline getirdiklerini belirten Erdoğan, kendisinin medeniyetlerini tanımlarken her zaman çınar örneğini verdiğini, bu düşüncenin ufkunda adeta tohumlama yaptığını anlattı.

Erdoğan, kökleri derinde olan, derinlerden beslenen bir çınarın gövdesiyle, dallarıyla, yapraklarıyla bir bütün olduğunu, kökleri olmayan, kökleri kesilmiş bir çınarın ise toprağa devrileceğini, toprak olup gideceğini ifade ederek, "Köksüz çınar nasıl yaşayamazsa, nasıl ayakta kalamazsa, köksüz bir millet, köksüz bir devlet de yaşayamaz, ayakta kalamaz, hayata ve tarihe tutunamaz" ifadelerini kullandı.