X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "Gezi Parkı'nı herkesin doğru okuması gerekiyor"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"Gezi Parkı'nı herkesin doğru okuması gerekiyor"

  • Giriş Tarihi: 7.6.2013 13:59 Güncelleme Tarihi: 7.6.2013 14:00

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, Gezi Parkı'yla ortaya çıkan hadiseleri herkesin doğru okuması gerektiğini ve hukuk içerisinde yapılan her gösteri ve yürüyüşe bu güne kadar saygı duyduklarını söyledi.

Kocaeli Valisi Ercan Topaca'yı ziyaret eden Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ gazetecilerin sorularını cevapladı. Gezi Parkı eylemlerinin devam ettiğinin sorulması üzerine Bozdağ, Türkiye'nin demokratik bir hukuk devleti olduğunu söyleyerek, demokratik hukuk devletlerinde insanların anayasa ve kanunlar çerçevesinde gösteri yapma, toplantı yapma, görüşlerini açıklama ve eleştirme haklarına sahip olduğunu anlattı. "Ama anayasa ve yasaların belirlediği sınıra çıktığında bu hak doğru bir biçimde kullanılmış olmaz." diyen Bozdağ, şöyle devam etti: "Baktığınızda 'Gezi Parkı hadisesi' diyebileceğimiz olay başlangıçta bir çevre duyarlılığıyla ilgili ortaya çıkmış ama ortaya çıkan fotoğraflar, görüntüler tabi bunun hukuk ve demokrasi içerisinde olan sınırlarını aşmıştır. Çünkü vurmak, kırmak, yakmak, yıkmak mala, cana zarar vermek, etrafa şiddet uygulamak, yalan ve iftiralarla insanımızı birbirinin karşısına dikmek, bu demokratik hakkın yasalarla çizilmiş sınırlarının dışına taşmaktır."

Bu anlamda bakıldığında çevre duyarlılığıyla başlayan bir hadisede kaldırım taşlarının söküldüğünü ve etrafa atıldığının görüldüğünü kaydeden Bozdağ, "Belediye otobüslerinin yakıldığını görüyoruz, ambulansların yakıldığını görüyoruz. Yine baktığınız zaman, orada özel bazı araçların ve özel mülke ait yerlerin yakıldığını, yıkıldığını, zarar verildiğini görüyoruz." diye konuştu.

Bütün bunları çevre duyarlılığı içerisine koymanın kabul edilebilir bir şey olmadığını belirten Bozdağ, şunları kaydetti: "Çevre duyarlılığı olanların, çevreyi tahrip etmek için, kamuya ait olan, özel şahıslara ait olan mülklere zarar vermek için çevrede ne varsa her şeyi birbirine katmak için bir takım eylemler, bir takım fiiller gerçekleştirmiş olmaları, bunun çevre duyarlılığının ötesine geçtiğini gösteriyor."

Bekir Bozdağ, ortaya çıkan hadiseleri herkesin doğru okuması gerektiğini belirterek, hukuk içerisinde kaldığı sürece, her demokratik tepkiye, hukuk içerisinde yapılan her gösteri ve yürüyüşe bu güne kadar saygı duyduklarını ve bunların düzgün bir biçimde yapılması için tedbir aldıklarını anlattı. Bozdağ, polislerin aldığı güvenlik önlemlerini de değinerek, şunları aktardı: "Hem bu gösterilerde bulunanların emniyeti bakımından tedbir alır, hem de başkaca insanların zarar görmemesi bakımından de tedbir alır. Polisin görevi, mal ve can emniyetini temin etmek, hakların güven içerisinde kullanılmasını sağlamaktır. Bu çerçevede o da verdiği görevleri yerine getirmektedir. Ben herkesi bu noktada duyarlı olmaya davet ediyorum. Gezi Parkı hadisesi, bir çevre olayı olmaktan çıktı. Bu, başka bir noktaya doğru yol olmaktadır. Bunu herkesin görmesi lazım. Ona göre de bir değerlendirmeyi bir kez daha yapması lazım."

Bozdağ, 16 yaşındaki bir çocuğa zarar verecek, bir başkomiserin hayatına mal olacak, başka insanların yaralanmasına ve zarar görmesine neden olacak eylemleri hiç kimsenin çevre duyarlılığıyla bağdaştıramayacağını belirtti. Bozdağ, şöyle devam etti: "Bu doğru da değil. Taşlar atıyorlar, koca koca taşları alıp polise atıyorlar. Çevre duyarlılığı olan insanlar, bunu yapar mı? Devletin araçlarını, eylemde bulunanların da vergilerinden alınan araçları tahrip etmek için araçların üzerine çıkan, vuran, kıran... Bu eylemlerin demokratik bir tepki olduğunu söyleyebilir miyiz? Demokratik tepki mala, cana zarar vermeden, onlara saygı içerisinde söyleyecekleri varsa bunları söylemek, eleştirileri varsa bunları söylemek, bunları da demokrasi ve hukukun tanıdığı imkanları kullanarak yapmak, herkesin en doğal hakkıdır."

Bugün gelinen noktada, çevre duyarlılığıyla alakası olmayan pek çok haksız ve hukuksuz eylemin söz konusu olduğunu belirten Bozdağ, "Hukuk dışına çıkmaya kimsenin hakkı yoktur, kamu düzenini bozmak, insanların mal ve can güvenliğini ortadan kaldırmak, buna dönük sıkıntılar oluşturmak, demokratik bir tepki olarak değerlendirilemez." ifadelerini kullandı.

Bekir Bozdağ, Başbakan'ın söylediklerine değinerek, "Başbakanımız orada net şekilde kırmakla bizim işimiz yok, zarar vermekle bizim işimiz yok, yıkmakla bizim işimiz yok, kavgayla bizim işimiz yok. Biz hukuk ve demokrasi içinde mücadelemizi yaptık, bundan sonrada aynı devam edeceğiz. Partimize kapatma davası açıldığında hukukun içinde kaldık. Hiçbir şekilde tartışmaya yer olmayacak şekilde açık söyledikleri. Bizim bütün mücadelemiz hukuk içinde. Biz milletle beraber yola çıktık böyle devam edeceğiz. AK Parti hukuk dışına tevesül etmemiştir tevesül edilmesine de göz yummamıştır." diye konuştu.

YABANCI BASININ İLGİSİ VE THE EKONOMİST KAPAĞI

Bozdağ, yabancı basının ilgisi ve The Ekonomist'in kapağıyla ilgili soru üzerine şunları kaydetti: "Bu olaylar bir noktaya geldikten sonra içeriden ve dışarıdan bir takım yerler, bu olayları kendi menfaatleri doğrultusunda kullanmak istedikleri tartışmadan varestedir. The Ekenomist, 2011 yılında Türkiye'nin siyaseteninde müdahale edecek yaklaşımlar içine girmiş. Halkı, CHP'ye oy vermeye çağıran yazılar yazmıştı. Şimdi başka şeyler yapıyor. Başbakanı karalamak, onu halkın gözünde düşürmek için çaba içinde. Kim ne kadar uğraşırsa uğraşsın beyhudedir, netice alamaz. Tayyip Erdoğan gazetelerin manşetlerine rağmen buraya geldi. Yol kesmek isteyen, anayasayı ayaklar altına alanlara rağmen buraya geldi. Biz pek çok hukuk dışına rağmen biz hukuka sarılarak buraya geldik."

Bozdağ, Tayyip Erdoğan'ın milletin gönlünde olduğunu, bunu kazımaya ne Ekonomist'in ne de başkalarının gücünün yeteceğini anlattı.