Arınç'tan Gezi Parkı açıklaması

Giriş Tarihi: 10.6.2013 20:36 Güncelleme Tarihi: 10.6.2013 22:53

Bakanlar Kurulu toplantısının ardından gazetecilerin karşısına çıkan Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç açıklama yaptı.

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın,Taksim Gezi Parkı konusunda hükümetten taleplerde bulunan bazı topluluklarla çarşamba günü görüşeceğini bildirdi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, yaklaşık 6 saat süren Bakanlar Kurulu toplantısının ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu:

Arınç, Taksim Gezi Parkı'ndaki olayların dış bağlantılarla ilişkisine yönelik, "Somut deliller var, sadece bir tek delil değil" dedi.

Bir gazetecinin "Taksim Gezi Parkı'ndaki olaylarla ilgili olarak Başbakan'ın bu işin başındakilere Çarşamba gününe randevu verdiğini söylediniz. Siz de Taksim Platformu ile görüşmüştünüz. Başbakan onlarla mı görüşecek, kimler bu isimler" sorusu üzerine Arınç, söz konusu isimlerin kimler olduğunu bilmediğini belirtti.

"Ama bir grubun talepte bulunduğunu ve Sayın Başbakanımızın onlara olumlu cevap verdiğini biliyorum" diyen Arınç, kendisini "Taksim Gezi Parkı Platformu" adıyla bir grubun ziyaret ettiğini hatırlattı.

Grubun açıklamalar yaptığını ancak kendisinin konuyla ilgil bir beyanda bulunmadığını bildiren Arınç, "Taksim Gezi Parkı Platformu, gayri resmi ama kendilerine böyle bir isim vermiş grup, benden randevu istedi. Ben memnuniyetle verdim. İçlerinde mimar odasından, şehir plancıları odasından, mühendis mimarlar odasından zannediyorum 4 temsilci vardı, KEKS'in ve DİSK'in de temsilcileri ayrıca bulunuyordu" diye konuştu.

Platformdakilerle görüştüğünü onlara, Taksim, Gezi Parkı ve Topçu Kışlası ile ilgili düşüncelerini sorduğunu anlatan Arınç, "Bana bazı bilgiler verdiler, sonunda da önümüze kamuoyuna açıkladıkları talepleri koydular" diye konuştu.

Platform üyelerine kendilerinin neyi yapabileceğini ve neyi yapamayacağına yönelik açıklamalarda bulunduğunu belirten Arınç, şunları söyledi:

"Şunu yaparız, Taksim konusunda mahkemeler de bir yürütme durdurma kararı verdiğine göre ve yine açılmış ve devam eden ama yürütme durdurma kararı olmayan 4 dava da bulunduğuna göre, en azından şimdilik idare olarak yürütmeyi durdurma kararına uyacağımızı ifade ettiğimize göre, bu konuda Büyükşehir Belediyemiz, Belediye Meclisimiz, ilgili tüm paydaşlar bir araya gelerek, ne olacağı veya ne olmayacağı konusunda görüşebilirler. 'Biz bu görüşmelere açığız, sizin görüşme imkanınızı da ben temin ederim' diye söyledim. Onlar 'Mutlaka şu olmasın, bu olsun' noktasındaydılar. Böyle bir dayatmayı kabul edemeyiz. 'Şu olmasın bu olsun' konusunu bize teklif edemezsiniz. Buna karar verecek merciler önce Büyükşehirdir. Daha önceki hususlarda bazen oybirliği ile bazen oy çokluğu ile karar almışlar. 'Ama mahkeme kararı bunun yanlış olduğunu ifade ediyorsa işe yeni baştan başlamak mümkün olabilir' dedim. 'Bu konuda bizden bir karar beklemeyin' dedim. Sayın Başbakanımızın konuştukları var, Büyükşehir Belediye Başkanımızın söyledikleri var, gazetelerin yazdıkları var. İşi net olarak görmek adına siz kendinizi Taksim ile sorumlu görüyorsanız veya insani ve çevreye duyarlı bir anlayışınız varsa biz sizi muhatap kabul ederiz memnuniyetle, bu konuyu yeni baştan görüşebiliriz."

"Böyle Patrona Halil İsyanı'nda 'kelle isteriz' gibi..."
Diğer taleplerin ise politik olduğunu belirten Arınç, şöyle devam etti:


"Türkiye bir hukuk devletidir, öyle Patrona Halil İsyanı'nda 'kelle isteriz' gibi, 'onu görevden alın, bunu şöyle yapın, gözaltındakileri bırakın, şunlara ilişmeyin, her taraf bizim olsun, istediğimizi yapalım' böyle bir anlayış 2013 Türkiyesi'nde, AK Parti iktidarında kesinlikle söz konusu olamaz. Yani siz, 'bütün gözaltılar kaldırılsın ve bu insanlar serbest bırakılsın' derken polise karşı cinayet işleyenler de bunun içerisinde değil mi? Şu kadar ambulans ve polis aracı yakanlara da hiçbir işlem yapılmasın mı? Hiçbir kaldırım taşı kalmamış, bütün tretuvarlar perişan edilmiş, çiçekler ortadan kalkmış, insanlara karşı eylem yapanlara biz bir yargı süreci başlatmak durumunda değil miyiz? Hepsini konuştuk ve kendilerine 'dışarı çıktığınızda eğer uygun görüyorsanız bu konuştuklarımızı aynen nakledin' dedim. 'Bu elinizdeki bildiriye benim karşılık vermem veyahut da onları değiştirmenizi istemem nezakete uymaz. Siz bunu eğer iş bırakma eyleminin arkasından iki sendika olarak okuyacaksınız, kendinize kalmış bir şey, ister okur ister okumazsınız' demiştim. Onlar bu bildiriyi okudular, şimdi duyuyorum ki 'bunlar ne oldu' diye de merak ediyorlarmış. Merak ediyorlarsa bize sorsunlar biz onlara tekrar içeride konuştuğumuz konuları birkez daha hatırlatırız."

"Taksim konusuna duyarlı olmak beni ziyarete gelenlerle sınırlı değil"

''Türkiye Cumhuriyeti bir kabile, bir aşiret devleti değil, bir hukuk devletidir" diyen Arınç, hukuk devletinde herkesin yaptığının karşılığını gördüğünü söyledi. Hukuk devletinde kanun hakimiyetinin sağlandığını ve hukunun üstünlüğünün bulunduğu bir sistemin söz konusu olduğunu vurgulayan Arınç, şunları kaydetti:

"(Şunları yaparsanız iyi olur, yapmazsanız ortalığı yakar, yıkar, işe devam ederiz) anlayışı, kendilerini tenzih ederek söyleyeyim ama doğru bir davranış değil, demokratik bir davranış değil, hukuki bir davranış değil. Biz ne yapacağımızı az çok biliyoruz. Bunların aynı zamanda Taksim'deki bu duyguyu veya duyarlılığı ne kadar temsil ettiği de tartışmalı. Çünkü daha sonradan bizleri arayanlar 'bu işin asıl muhatabı biziz, onların söylediklerine itibar etmeyin' dediler. Asıl muhatapları niçin bize gelmedi ve niçin bizimle bu konuları görüşmedi o ayrı bir konu. Ama Taksim konusuna duyarlı olmak beni ziyarete gelenlerle sınırlı değil, kusura bakmasınlar. Taksim konusunda da İstanbul konusunda da 15 milyon İstanbullunun duyarlı olduğuna ve hükümetimizin bu duyarlılığı da gereği gibi karşılayacağına herkesin inanması lazım."

"Kendilerine müjdeyi en kısa zamanda vereceğiz"
Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Başkanı Bendevi Palandöken ile görüşmesi hatırlatılarak, olayların ardından esnafın mağduriyetinin giderilmesi için bulunduğu talebe ilişkin çalışmanın yapılıp yapılmayacağının sorulması üzerine Arınç, Palandöken ile telefonla görüştüğünü söyledi.

Palandöken'in saygın bir kurumun başında olduğunu vurgulayan Arınç, "Şüphesiz bu taleplerini hükümetimiz görüşecek ve karara bağlayacaktır. Bu konuda zarar gören esnaf için neler yapılacağı hususu bugün de görüşüldü, zannediyorum kendilerine müjdeyi en kısa zamanda vereceğiz" ifadesini kulandı.

"Olayın hem iç hem de dış boyutu üzerinde ciddiyetle duruyoruz"
Başka bir gazetecinin "Hükümet olarak bu olayların dış bağlantısının olduğunu da belirtiyorsunuz. Elinizde somut bir delil var mı" sorusu üzerine Arınç, şöyle konuştu:

"Somut deliller var, sadece bir tek delil değil. Ama bir yargı süreci içinde ve bir siyasi değerlendirme noktasındayız. Bugünden bunları tek tek ifade etmek doğru olmaz. Ama olayın hem iç hem de dış boyutu üzerinde gerçekten ciddiyetle duruyoruz. Çünkü bu olaylar adeta bir merkezden planlanıyor gibi yayılıp organize bir hareket haline gelmiş. Ama sadece bu değil, Türkiye'de de muhtelif çevrelerin bu konuyu olduğundan daha fazla büyüterek daha çok tahribat sağlanmasına yönelik hazırlıkları var. Bunları bütün kurumlarımızın dikkatle incelediğini ve bu konunun süratle bir sonuca ulaşacağını söyleyebilirim. 'Sonuca ulaştık' dediğimiz anda da olayın dış boyutları veya güvenlik, istihbarat boyutu sizlerle paylaşılmayabilir ama biz ne yapılması gerekilyorsa o konuda kamuoyunu aydınlatacak bir çağrıda bulunabiliriz."

Ethem Sarısülük'ün vurulmasına ilişkin olduğu iddia edilen görüntüler hakkındaki soru üzerine,

Bu şahıs ölmedi. Tedavi altında olduğunu ve durumumun ciddi olduğunu biliyorum. İşin mali boyutuna gelince mali piyasalarda ne olduğu konusunda ilgili arkadaşlar Bakanlar Kurulu'na bilgi verildi. Hamdolsun bir olumsuzluk görülmüyor. Biz bu borsayı 2003'de 11.000'den aldık 91.000'e çıkardık. O zaman hiçbir arkadaşımız bunu sormadı. Her zaman borsada iniş çıkışlar olabilir. Bu olaylara bağlı olarak kısmen bir düşme yoktur dersek bu da yanlış olur ama toplam endeks içinde yüzde 3'ü bile bulmuyor. Dışarıda bazı çevreler Türkiye'nin mali açıdan zora düşmesini istedilerse de muvaffak olamadılar.

TARAFTAR GRUPLARINA ÇAĞRI

Çarşı Grubu üyesinin bıçaklanması sorusu üzerine

Burada içki içilmesin dediği için bıçaklanmıştı. Arkadaşımızın taburcu olurken söyledikleri Türkiye'ye ibret olmalıdır. Bu yaşananları asıl kimlerin provoke ettiğini göstermektedir. Çarşı Grubu bu gösterilerden tamamen çekilmektedir. Galatasaray ve Fenerbahçe taraftarlarının da işin geldiği bu noktadan sonra biz bu iste yokuz diyerek çekildiklerini ya da çekileceklerini düşünüyorum.

Vali Mutlu'nun twitter mesajları ile igili soru üzerine

Bakanlar Kurulu'nda gündeme gelmedi. Bugüne kadar görevini yapmıştır. Emniyet müdürünün belki de valinin bu olaylarda sorumluluğu varsa gerekli soruşturma müfettişlerimiz tarafından sürdürülmektedir. Bunun yerine CHP'li milletvekilinin Adana'da şehit olan komiserimizin ardından attığı tweet sorgulanmalıdır. Yine CHP'li vekil Levent Gök'ün polislerimizin annelerine hakaret eden tweetlerini ön plana çıkarmamız lazım. Bu nasıl bir siyasetçidir, bunlar nasıl milletvekili olmuşlardır? Sayın Kılıçdaroğlu'nun bunlara yapmayın diyecek kadar gücü yok mudur? Bu olaylar belki video olarak belki belge olarak kamuoyunun önüne sunulacaktır.

ARKADAŞINA GÖNDER
Arınç'tan Gezi Parkı açıklaması
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz