X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kılıçdaroğlu yine Başbakan'ı kızdıracak
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kılıçdaroğlu yine Başbakan'ı kızdıracak

  • Giriş Tarihi: 25.6.2013 17:01

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, cumhuriyet tarihinde ilk kez bir Başbakan'ın toplumu ayrıştırdığını, böldüğünü, "Alevicilik, Sünnicilik" yaptığını iddia etti.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin ve dünyanın değiştiğini, değişime ayak uyduranların kalacağını, uyduramayanların tarihin çöp sepetine gideceğini ifade etti. CHP'nin, en büyük değişimi yaşayan parti olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, gençlere kapılarını sonuna kadar açtıklarını, bütün gençleri beklediklerini söyledi.

Türkiye'de demokrasinin olduğunun söylendiğini, ancak medyanın özgür olmadığı yerlerde demokrasinin olamayacağını belirten Kılıçdaroğlu, "TMSF bir medya kuruluşuna el koydu, istediğini yapıyor. Gazetinin başına eski bir AKP milletvekilini getirdiler. Bu bile başlı başına sansür ve baskıyı gösteriyor. Eski Genel Yayın Yönetmeni çaba harcıyor, objektif bakıyordu. Onu görevden aldılar. Hangi baskıyı uygularsanız uygulayın, bildiğimiz yoldan asla dönmeyeceğiz" dedi.

Sağlıklı işleyen demokraside hükümetlerin medyadan korkmamaları, onun özgür olmasını istemeleri gerektiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, "Halkın taleplerinin yansımasından, demokrasiden, halktan korkanlar medyanın özgür olmasını istemezler. Bu yüzden Türkiye hapisteki gazeteci sayısı açısından dünyada bir numara. Diktatör, medyadan korkuyor. İstediğin kadar baskı uygula, korkmaya devam edeceksin. İçerideki medyayı halletti, şimdi dışarıdaki medya ile uğraşıyor. Bilmiyor orada demokrasi var. Sen kaç paralık adamsın onların gözünde? Uluslararası medyaya çatıyor. Hadi onlara söyle bakayım 'senin boynundaki tasmayı çıkardık' diye. İçeride efelenmek kolay, efelenirsin. Ama dışarıda o kadar kolay değil. Yaldızların, itibarın düştü artık senin. Sen bu ülkenin kamburusun, bunu unutma. Sen artık yolcusun" diye konuştu.


"TMSF GELİR BÜTÜN MAL VARLIKLARINIZA EL KOYAR"

İş adamlarına seslenen Kılıçdaroğlu, özgürlüğün ve demokrasinin olmadığı yerlerde kazanılan paranın da öneminin olmadığını söyledi. Kılıçdaroğlu, "Özgürlük ve demokrasi içinde kazanacaksınız. Özgürlük ve demokrasi içinde mallarınızın güvencesi olur. Ödediğiniz vergilerle kıvanç duyarsınız. Baskının olduğu yerde mal varlığının güvencesi yoktur. Bir gece diktatör karar alır, TMSF gelir bütün mal varlıklarınıza el koyar. Bunu sakın unutmayın" dedi.

Sendikaları eleştiren Kılıçdaroğlu, "sendika ağalarının" işçinin sorunlarına kulaklarını tıkadığını ileri sürdü. Kılıçdaroğlu, "Demokrasiye aykırı bu kadar uygulamaların olduğu ülkede herkes konuşurken dut yemiş bülbül gibi duran bir grup var. Grev yapan arkadaşlarına sahip çıkmayan sendika var. Ekmek parası için yasal olarak mücadele eden arkadaşlarına sahip çıkmayan konfederasyon var. Siz sendika ağasısınız. O işçilerin alın teriyle kazanarak ödediği aidatları yiyorsunuz, haram olsun o aidatlar" şeklinde konuştu.


"ALLAH'A ŞİRK KOŞMUŞ OLUR"

Kılıçdaroğlu, dünyada 7 milyar insanın yaşadığını, her insanın eksiğinin olabileceğini ve herkesin hata yapabileceğini ifade etti. Aynı zamanda insanların hatalarından dönebileceğini ya da hatalarından dolayı özür dileyebileceğini anlatan Kılıçdaroğlu, bunların, insan oğluna verilen erdemler olduğunu dile getirdi.

Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Ama 7 milyar insandan bir kişi var, 'ben hiç hata yapmam. Her dediğim doğrudur. Benim söylediklerimi yapmazsanız, doğruyu yapmaszınız. Ben hatadan arınmışım' diyor. Onun adı, Türkiye'nin yeni diktatörü Recep Tayyip Erdoğan. Bir insan 'ben hayatımda hata yapmam' derse Allah'a şirk koşmuş olur.

28 Mayıs 2013, milyonların sokağa çıktığı tarih. Türkiye'nin demokrasi tarihinde önemli kilometre taşı. 5 yurttaş hayatını yitirdi, 11 genç gözünü kaybetti, 63'ü ağır yaralı 10 bine yakın insan tedavi oldu hastanelerde. Bedel ödediler bunlar. Bir grup insan, bunların üzerine acaba baskı uygular mı diye kışkırtıldı. En büyük kışkırtmayı yapan da bu diktatördür. Ama bu ülkenin insanının sağ duyusu var. Sağ duyulu hareket etti, tevekkülle izledi. Yalanların arkasından gitmedi, doğruları kendisi gözlemledi. Bu nedenle bizim insanımıza, yüzde 50 değil, yüzde 100'üne şükranlarımızı sunuyorum.

Siyasetçiler ülkeyi yönetmeye talip olurlar, halka gider, 'Benim planlarım, programlarım şunlar. Ben sizi yönetmek istiyorum' der ve oy isterler. Halk da bunlara belli süre için yetki verir, 'yönet' der. Ama politikacıların temel görevi vardır; halkı bölmezler, bölücülük yapmazlar. Halkın kaynaşmasını savunurlar. Temel ilke bunun üzerine kurulur. İnanç açısından bölmezler, etnik kimlik açısından, kılık kıyafet açısından bölmezler, herkesi kucaklarlar. Bizim cumhuriyet tarihimizde ilk kez bir Başbakan, toplumu ayrıştırıyor. İlk kez bir Başbakan, toplumu bölüyor. Bugün bile hala uslanmamış, Alevicilik, Sünnicilik yapıyor.

Hatay'da küçük bir miting yaptım. Dedim ki 'Sizi bölmek istiyorlar. Alevi, Sunni, Türk, Kürt, Arap diye...' Sakın bu oyunlara gelmeyin. İnancımız bir, kitabımız bir, peygamberimiz bir, ehl-i beytimiz bir.

Hiçbir zaman toplumu bölmeyeceğiz, inancı ne olursa olsun. Allah ile kulun arasına bizim girme hakkımız, yetkimiz yok. İnsanın inancına sadece saygı göstermek zorundadır politikacı. O kadar ileri gitti ki 52 yurttaşımız hayatını kaybetti, o kadar sorumsuz demeç verdi ki '52 Sünni yurttaşımız hayatını kaybetti' dedi. İlk kez, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ölülere de bir ayrımcılık yapıldı. Ey diktatör, bu lafı kullanırken acaba utandın mı Allah'tan korktun mu sen?

Ne derse desin, 76 milyon yurttaşı kardeş olarak görüyoruz. Yurttaşlarımızın başımızın üstünde yeri var. Herkesin inancına, kimliğine saygı göstereceğiz. Çünkü biz, Cumhuriyet Halk Partisi'yiz. Halka saygı duyan partiyiz. Bölücülük bizim kitabımızda yoktur. Çünkü biz diktatör değiliz. Yüreğinde insan sevgisi taşıyan kişiyiz."

Gezi Parkı eylemlerine değinen Kılıçdaroğlu, "Gençleri kutlamak gerekiyor. Bütün dünyanın önünde bir diktatöre diz çöktürdüler. Mitingler düzenledi. Sincan'a, İstanbul'a, Samsun'a, Erzurum'a, Kayseri'ye gitti. Sadece bağırıyor. Bağırıyor ama sadece kendisi dinliyor. Bakmayın televizyonların canlı vermesine. Emin olun, kendisinin dışında kimse dinlemiyor onu. Ne demiştik, itibarın yerlerde sürünüyor. Sadece Türkiye'de değil, bütün dünyada öyle. 'Erdoğan' deyince akla sadece bir sözcük geliyor: (Yalancı.)" ifadelerini kullandı.


"DESTAN KİME KARŞI YAZILIR? DÜŞMANA KARŞI YAZILIR"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Gazali hayatta olsaydı, 'bu nasıl bir ülkedir, bu nasıl bir adalet anlayışıdır' diye düşünürdü herhalde. 10 yaşındaki çocuk hapse atılıyor, bir yurttaşı öldüren kişi hapse bile girmiyor. Eline silah almamış kişi hapse atılıyor, eline silah alıp adam öldüren hapse girmiyor. Bunu anlamak mümkün değil" dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, bir siyasetçinin temel görevinin halkına doğruları söylemek olduğunu belirtti.

Gençlerin özgürlük ve demokrasi talebiyle meydanlarda gösteri yaptığını, annelerinin de çocuklarına sahip çıktığını dile getiren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Buradan bütün annelere sesleniyorum; 90 kuşağının o küresel çocuklarını Türkiye'ye armağan ettiğiniz için size şükranlarımı sunuyorum. Bir politikacı gençleriyle gurur duyar, onlardan korkmaz. Kimler korkar? Diktatörler korkar. Meydan meydan gezdi, bağırdı. Kendisini anlatmaya çalıştı, yalan üstüne yalan söyledi. Artık senin itibarın sıfırdır, sıfır. Sadece Türkiye'de değil, dünyada da sıfır. Bir siyasetçi acz içindeyse komplo teorileri üretmeye başlar. Bu olayda da kompo teorileri üretmeye başladı. 'Olayları kim çıkardı? Faiz lobisi.' Sanki dünyanın en yüksek faizini bu vermiyormuş gibi. Sen veriyorsun. 'Kim çıkardı? Uluslararası medya.' Akıl var mantık var, gerçeği bilmiyorlar. Zamanı okumuyorlar, ne olduğunu bilmiyorlar, kurdukları baskının farkında değiller. Bu yeni diktatörün bir özelliği daha var, sadece kendinin değil etrafındakilerin de. Mizah kültürü yok bunlarda, bunlar toplumu tek tipleştirmek istiyorlar, 'herkes benim gibi düşüsün' diyorlar...Ama bu 90'lı kuşak varya o kadar büyük bir yaramazlık yaptı ki kullandığı mizahla o diktatöre diz çöktürdü. Gezi Parkı olayı, neyi ortaya çıkardı? Bir diktarön kimliğini açık ve net bütün dünyaya gösterdi. Artık bütün dünya bunu tanıyor. Apolitik dediğimiz gençliğin aslında ülkenin Türkiye'ye nasıl sahip çıktığını, medya üzerindeki baskıyı gösterdi, bütün yalanlara rağmen halkın sağ duyusunu gösterdi. Neyi gösterdi? Bütün Türkiye'nin özgürlük ve demokrasi taleplerini bütün dünyaya gösterdi."

Bütün bu taleplere dünyadan destek geldiğini savunan Kılıçdaroğlu, "O nedenle onlar bizim iftiharımız, onlar bizim geleceğimizdir, çağdaş Türkiye'nin simgesidir. Onlar meydanlarda polise el uzattılar, onları ayrıştırmak istedi diktatör...Gençler bu diktörün bütün ezberini bozdu, ne söyleyeceğini şaşırdı, daha çok şaşıracaksın. Kalkmış hala özgürlükten bahsediyor, senin özgürlükten ve demokrasiden sözetmen için önce insan sevgisinin ne olduğunu bileceksin, Mevlana'yı bileceksin sen" ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, olaylar sırasında orantısız polis gücü kullanılmasından bütün dünyanın kaygı duyduğunu ve hükümeti eleştirdiğini ileri sürerek, AB'den de tepki geldiğini söyledi.


"YENİ FASILLAR AÇILACAKMIŞ, SON DERECE MUTLUYUM"

Almanya ve Hollanda başbakanlarına bir mektup göndererek, "Diktatöre kızabilirsiniz, ama bir şeyi unutmayın; 200 yıldır Türkiye'nin yönü çağdaş uygarlğa dönüktür bizi, koparmayın, koparamazsınız" anımsatan Kılıçdaroğlu, "Yeni fasıllar açılacakmış, son derece mutluyum" değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin yönünü çağdaş uygarlığa çevirdiğini ve çağdaş değerleri savunan bir toplum olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Birileri bizi Ortadoğu ülkesi haline getirmeye çalışıyor, buna izin vermeyeceğiz, çağdaş dünya da izin vermeyecektir buna" dedi.

Gençlerin tüm baskılara rağmen, "özgürlük lafını ağzımdan düşürmeyeceğim" dediğini belirten Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, kendilerinin, gazetecilerin, aydınların ve yakın çevresinin uyarılarına rağmen gençlerin sesine kulak vermediğini iddia etti.

Kılıçdaroğlu, bin yıl önce Gazali tarafından yazıldığını belirttiği "Yöneticilere altın öğütler" kitabından 10 maddeyi okuyarak, grup konuşmasını sürdürdü.

Gazali'nin bin yıl önce yöneticilere nasihatlarda bulunduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, "Bin yıl önceki adalet kavramının bugün için de ne kadar geçerli olduğunu Gazali bize söylüyor. Bu diktatör hadi bizi dinlemedi, hadi dünyayı dinlemedi, bin yıl önce kaleme alınmış bir çığlığı umarım dinler" diye konuştu.

Gazali'nin ögütlerinde "zulüm yapma" dediğini belirten Kılıçdaroğlu, "Taksim Meydanı'ndaki zulmü acaba sen anladın mı?" ifadesini kullandı.


"AKLINI HIRSININ EMRİNE VERİP ZULÜM YAPIYORSUN"

İkinci nasihatta "Alimlerin görüşlerine başvurulması, aldanmış kötü alimlerden sakınılması" uyarısının yapıldığını dile getiren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Bilime ve bilgiye saygılı olun, Gazali bin yıl önceden. Üçüncü esasta ise 'adil olman aklinin kemalini gösterir' diyor. Ne kadar güzel değil mi? Ama sen ne yapıyorsun aklinin kemalini göstermiyorsun. Hırsını kontrol edemiyorsun. Aklını hırsının emrine verip zulüm yapıyorsun. Eğer bin yıl önce yapılan nasihatı bilseydin, bu zulmü yapmazdın. Ethem Sarısülük, polis kurşunuyla öldürüldü. O'da özgürlük, demokrasi istiyordu, dün ne oldu? Polisi çıkardılar. Arınç açıklama yapıyor, 'efendim bir taş polisin eline değmiş, taş sonra silaha değmiş, silah patlamış ve Ethem Sarısülük ölmüş.' Bin yıl önce adaleti anlatan Gazali'den utanıyor musun acaba sen. Bu diktatör ne demişti, Afyon olayını unutmadık değil mi? 'Askerin birisi' eğitimli yalnız, acemi değil, 'cephanelikte eline bir el bombası almış, pimi çekmiş, bakalım patlayacak mı patlamayacak mı?' Bunu da millete anlatıyor, milletin de bu numarayı yutacağını sanıyor. Orada hayatını kaybedenlerin hesabını soracağız, sen sağa sola kaçamazsın. Gazali hayatta olsaydı, 'bu nasıl bir ülkedir, bu nasıl bir adalet anlayışıdır' diye düşünürdü herhalde. 10 yaşındaki çocuk hapse atılıyor, bir yurttaşı öldüren kişi hapse bile girmiyor. Eline silah almamış kişi hapse atılıyor, eline silah alıp adam öldüren hapse girmiyor. Bunu anlamak mümkün değil."

Nasihatlarde "sorunu çözmek için kin yerine aklın kullanılması" gerektiğinin vurgulandığını anlatan Kılıçdaroğlu, "Bu diktatör gençlere ne diyordu, 'kininizi unutmayın' diyordu. Kin tohumları ekiyorsun bu topluma, kardeş kardeş yaşayanları düşman haline getiriyorsun, meydanlardaki gençleri niye dinlemiyorsun, ne yaptı onlar sana. Çadırlarını yaktın onların sen, 'talimat verdim' diyorsun. O hayatını kaybeden 5 kişinin katili sensin biliyor musun? Talimatı sen verdin" diye konuştu.

Nasihatlarde "sana yapılanı hoş görmüyorsan, başkasına yapılmasına izin verme" dendiğini de dile getiren Kılıçdaroğlu, "Ne mitingleri yapıyor, Milli İradeye Saygı Mitingleri yapıyor. Düşünüyor mu acaba bu diktatör, 8 milletvekili hapiste. Hangi milli irade, onun anladığı milli irade kendisi için geçerli olan irade" görüşünü savundu.

Gazali'nin yöneticilere "vatandaşları dinleyeceksin" nasihatinde de bulunduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, "Yani 'vatandaşı dinleyeceksin, kulak kabartacaksın' diyor, Vatandaşa asla ve asla 'ananı da al git demeyeceksin' diyor Gazali" ifadesini kullandı.


" RECEBİN DESTANI BU..."

Başbakanın "Polis destan yazdı" dediğini aktaran Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Destan kime karşı yazılır? Düşmana karşı yazılır. Bir ulusal irade sonucunda destan yazılır. Ulusal Kurtuluş Savaşı Destanı gibi. Destan budur. Kendi halkına karşı polis destan yazar mı? Adamdaki kafaya bak. Zihniyet bak, diktatör diyorum ben buna zaten, bunun için söylüyorum. Böyle bir kafa olabilir mi? Bakın Antalya'da biri kız, üç çocuk 17 polis birden dövüyor. Recebin destanı bu. Yazık günah değil mi? Bütün polis arkadaşlarımıza sesleniyormum, siz Recep Tayyip Erdoğan'ın değil, halkın polisisiniz. Ellerinde karanfillerle Taksim'e çıkanlar sizin düşmanınız değil, onlar sizin kardeşleriniz. Siz onların güvenliğini sağlamak zorundasınız. Size verilen kanunsuz emre uymayacaksınız. Kanunsuz emire uyarsanız, gün gelir hesabını verirsiniz."

Gazali'nin bin yıl önceden yöneticilere "israftan sakınma" nasihatinde de bulunduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, "Yani şunu söylüyor, 'kendi eşini Katar Emiri'nin düğününe devletin uçağı ile gönderme' diyor sana. 'İsraftan sakın' diyor. O devletin uçağında tüyü bitmemiş yetimin hakkı var. Bu depdebe, bu şaşa nedir. Bunlar mütevazi falan değiller. Yatlar katlar bunlara yetmiyor, hepimiz öleceğiz" şeklinde konuştu.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir Başbakan'ın kendi halkının bir bölümünü düşman olarak nitelediğini de savunan Kılıçdaroğlu, Başbakan'ın olaylarla ilgili gerçekleri söylemediğini de ileri sürdü.