bedeli düşürüldü

Giriş Tarihi: 8.7.2013 19:20 Güncelleme Tarihi: 9.7.2013 16:26

Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü açıklamalarda bulundu. Arınç, anayasa çalışmalarında gelinen noktayı açıkladı.

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, dövizli askerlik bedelinin 10 bin avrodan 6 bin avroya düşürüldüğünü bildirdi.

, Mısır'da ordunun yönetime el koymasına ilişkin, "İşbaşına geldiğini zanneden hükümete karşı bizim şu anda ekstra bir yaptırım uygulamamız söz konusu değildir. Ortada flu bir durum var, bu flu durumu Dışişleri Bakanlığımız süratle her gün, her an değerlendirmektedir. Biz de işin takibindeyiz" diye konuştu.

Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında, "Türkiye'nin Mısır'a diplomatik yaptırım uygulama kararı alıp almadığı" sorusu üzerine, yol haritaları çerçevesinde Mısır'da olan bitenlere karşı ilkeli ve ahlaki tavırlarını sürdüreceklerini, bunu bütün dünyaya ilan ettiklerini, Mısır'da yönetime geldiğini zannedenlere de bunu yüksek sesle söylediklerini belirtti.

Aynı zamanda Mısır'da olan bitenlere ve yaşananlara destek açıklamaları yapan ülkelere "bunun yanlış olduğunu" dile getirdiklerini anlatan Arınç, bu prensipler çerçevesinde Mısır'da olağan hale dönülmesi konusunda, yine demokrasinin gereklerinin ifa edilmesiyle ilgili çabalarının süreceğini bildirdi.

İki ülke arasında tarihi ve köklü ilişkiler bulunduğunu anımsatan Arınç, "Bu ilkeden hareket etmek ve Mısır halkıyla dayanışmamızı sürdürmek, Mısırın meşru, seçilmiş cumhurbaşkanı ve hükümetleriyle dayanışmamızı sürdürmek bizim gayretlerimiz içerisindedir" dedi.

Mısır'da "flu" bir durum olduğunu vurgulayan Arınç, şöyle devam etti:

"Bir, Anayasa Mahkemesi Başkanıyken cumhurbaşkanı yetkileriyle donatılan kişinin durumu, ikincisi başbakan olarak atandığı ifade edilen ama geç saatlerde vazgeçildiği söylenen Baradai ve ondan sonra geldiği ifade edilen kişinin durumunun da netleşmemesi. Üçüncüsü bu açıklamalar yapılırken genelkurmay başkanı ve milli savunma bakanının koltuklarda oturan kişiler arasında da bölünme ve parçalanmanın olması. Bildiğiniz gibi Selefilerin Nur Partisi'nin ileri gelenleri de özellikle bu sabah yaşanan olaylardan sonra darbecilerle birlikte olmaktan ayrıldıklarını, buna karşı olduklarını ifade etmişlerdir. Yine Selefilerle birlikte diğer koalisyon ortakları da tutuklamaların, gözaltıların derhal kaldırılmasını, seçimlere bir an evvel gidilmesini talep etmektedirler."

Arınç, halkın kitlesel olarak katıldığı miting ve toplantılara bakıldığında, 8 milyona yakın kişinin darbeye karşı olduğunun görüleceğini belirterek, bu olaylardan sonra Tahrir Meydanında darbeyi alkışlayanların sayısında azalma olduğuna dikkati çekti.

Arınç, "Dolayısıyla işbaşına geldiğini zanneden hükümete karşı bizim şu anda ekstra bir yaptırım uygulamamız söz konusu değildir. Ortada flu bir durum var, bu flu durumu Dışişleri Bakanlığımız süratle her gün, her an değerlendirmektedir. Biz de işin takibindeyiz" diye konuştu.

"Mursi'nin Türkiye'ye gönderileceği" iddiaları

Arınç, "Mursi'nin Türkiye'ye gönderileceği" iddiaları anımsatılarak, "Böyle bir durumda Türkiye'nin tavrı ne olur?" sorusu üzerine, "Spekülasyondur. Önce birinci iddia doğru değil ki ikincisini konuşalım" dedi.

Mursi'nin seçilmiş bir cumhurbaşkanı olduğunu, daha önce Türkiye'yi ziyaret ettiğini anımsatan Arınç, "Türkiye'ye dost bir insandır. Türkiye ve Mısır tarihini çok iyi bilen bir insandır, güçlü bir insandır ama ne var ki bir darbeyle görevinden uzaklaştırılmıştır. Böyle birinin Türkiye'ye ihtiyaç duyduğu anda şüphesiz olumlu bir şekilde değerlendirmek bize düşen ahlaki bir görevdir. Ama ne kendisinden böyle bir talep gelmiştir ne de başkasından böyle bir ihtiyaç olduğu bize söylenmiştir" diye konuştu.

"Korkunç bir görüntü"

Bir başka soru üzerine Arınç, Bakanlar Kurulu'nda Gezi Parkı'yla ilgili konunun görüşülmediğini bildirdi.

"Gezi Parkı eylemleri konusunda elinde pala ile bazı kişilerin görüntülerinin kamuoyuna yansıdığı, bu kişilerin daha sonra mahkemece serbest bırakılmasının tepki gördüğü" ifade edilerek, değerlendirmesi sorulan Arınç, "Elinde bir pala, satır olan, herkese sataşan, herkesi korkutan, kimisine tekme atan, kimisinin üzerine tehditle yürüyen bir görüntü korkunç bir görüntü. Bunu meşru kabul etmek, hafif görmek, buna farklı anlamlar yüklemek kesinlikle doğru değil. Bu kamu düzenini bozan bir harekettir, insanların hayatına, canına ve malına tehdit kokan bir harekettir. Bunu kim yaparsa mutlaka Türk Ceza Kanunda bir karşılığı vardır" değerlendirmesinde bulundu.

Savcılığın tutuklanması talebiyle sevk ettiği mahkemenin bu kişiyi serbest bıraktığını anımsatan Arınç, ülkede hakimlerin ve savcıların, işlemleri ve kararlarıyla dolayısıyla alabildiğine eleştirildiğini, dolayısıyla elinde satırla sağa sola hücum eden bir kişinin neden serbest bırakıldığının hakime sorulması gerektiğini belirtti. Arınç, "Bu hükümetin bir işi değil, benim bir işim değil, dolayısıyla ben de sizin gibi çok garip karşıladım. Yani insanlara korku, endişe, tehdit salan böyle bir hareket karşısında herkesin bunu telin etmesi, bu saldırgan hakkında mutlaka Türk Ceza Kanunu kapsamında yargının süratli bir karar vermesi gerekir. Ama niçin serbest bırakılmıştır, bu kişi nasıl bir ifade vermiştir, neden bunu yapmıştır, bunlar herhalde mahkemenin bildiği hususlardır" ifadesini kullandı.

Arınç, Anayasa Uzlaşma Komisyonunun çalışmaları kapsamında randevu isteyen TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşme tarihinin belirlenip belirlenmediği sorusu üzerine, buna bir karşılık verileceğini ama ne zaman olacağı konusunda kimsenin konuşmadığını kaydetti.

Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin Mısır'daki olayların ardından orada yaşayan Türklerin ve onların tahliyelerinin Bakanlar Kurulu toplantısında gündeme gelip gelmediğini sorması üzerine, Arınç, konunun gündeme geldiğini belirtti.

Mısır ile ilgili bütün detayları görüştüklerini dile getiren Arınç, ülkedeki büyükelçiliğe ve konsolosluklara kayıtlı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı sayısının 7 bin 98 olduğunu bildirdi. Büyükelçiliğe veya konsolosluğa kendisini bildirmeyen yurttaşların da olabileceğini ifade eden Arınç, şöyle konuştu:

"Bunların 5 bin 500'ü Kahire'de yaşamaktadır. Diğerleri, bir kısmı İskenderiye'de geri kalan kısmı ise muhtelif şehirlerde yaşamaktadır. Ayrıca Arapça öğrenmek üzere kurs amacıyla 400 öğrencinin de Mısır'da bulunduğunu biliyoruz. Hepsiyle irtibat kurulmuştur. Fevkalede önemli bir gelişme olur da yurttaşlarımızın tahliyesi söz konusu olursa bunlar süratle tahliye edilebilecek bir noktadadır. Bu konuda bir endişe yaşamıyoruz. Ayrıca şirketlerimiz var. Şirketlerimizin yatırımları var. Bu şirketlerimizin Mısır'ın istihdamına 50 bin kişilik bir katkısı var. Şüphesiz bunlara karşı bir hareket yönelirse en büyük zararı görecek olan Mısır ekonomisidir. Herhalde bu kadar akıllı olduklarını düşünüyoruz. Ne Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarına ne de Türk işverenlerine ve onların yatırımlarına karşı herhangi bir olumsuzluğun söz konusu olduğuna inanıyoruz. Farklı bir gelişme olursa da herkesin nerede olduğu biliniyor ve süretle tahliye edilebilecek bir noktada."

Uzun tutukluluk süreleri

Arınç, Bir gazetecinin uzun tutukluluk sürelerine yönelik Anayasa Mahkemesi'nin kararını hatırlatarak, "Tartışma noktası, 5 yıl mı 10 yıl mı uygulanacak? Hükümet ne zaman bir düzenleme yapacak" sorusu üzerine, bunun Bakanlar Kurulu'nun konusu olmadığını hatırlattı.

Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeli kararının henüz yayımlanmadığını belirten Arınç, şunları söyledi:

"Anayasa Mahkemesi itiraz üzerine veya açılan dava üzerine ya iptal eder ya iptal talebini reddeder. Kendisi kanun koyucu gibi hüküm koyamaz. Bu anayasamızın amir hükümlerindendir. Burada da Anayasa Mahkemesi ilgili maddeyi iptal etmiş ama bunun yerine yeni bir yasama yapılabilmesi için de bir yıllık süre tanımıştır. Bu bir yıllık süre, şüphesiz eğer bir yasal düzenleme yapılacaksa, gerekçeli kararın yayımlanmasından itibaren söz konusu olabilir. Anayasa Mahkemesi hangi gerekçelerle bunu iptal etti şüphesiz bunu tartışmıştır, gerekçesinde de göstermiştir. Onu şu an için bilmiyoruz. Dolayısıyla en kısa zamanda gerekçeli kararın yayımlanmasını bekliyoruz."

Anayasa Mahkemesi'nin kararına saygı duyduklarını da vurgulayan Arınç, şöyle devam etti:

"Bu konuda geçmişten bu yana bazı tartışmalar vardı. Böyle bir hüküm 2005'ten sonra kanunlara girdi ve daha önce bir uygulama sebebiyle tahliye edilenler kamuoyundan büyük bir tepki gördü. Bunun üzerine tekrar bazı özellikleri sebebiyle tutuklama süresinin azami hadleri, yani en üst limitleri, ayrıca kanunla belirlenmiş oldu. Bunu yüksek, yeterli, yetersiz bulabilirsiniz. Benim bu konudaki düşüncelerim geçmişten bu yana, bu konuyu sürekli gündeme getiren bir kişi olarak, herkes tarafından bilinmektedir. Ancak şununun da bilinmesini isterim, kanun on yıllık bir üst limit koymuşsa hiçbir mahkeme hakimi bununla bağlı değildir. Bu üst limitin geçilmemesi gereklidir. Yoksa o davada olayın şekli, işleniş tarzı, sanığın hakkındaki deliller, yargılama safahatı, neyle itham edildiğine bakarak mahkemeler her zaman tahliye kararı verebilirler. İlla on yıl beklemek zorunda değiller de. Dolayısıyla bir üst hat koymak suretiyle bu yetkinin ilanihaye devam etmemesi amaçlanmıştı. Belki mahkemelerden şikayet bu konuda düğümleniyordu, 'Şu kişi 5 yıldan beri içeride niye tahliye edilmedi' deyip. Ben zannediyorum ki Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı bu soruna bir çözüm getirme amacına yöneliktir. Eğer bir yasama gerekliyse bunu düşünürüz. Ama yasama gerekli olmadan da esasen bu had, bir üst had olduğuna ve mahkemeler buna bağlı olmak zorunda da değillerse kendileri de bunu uygulayabilirler. Bugün kadar uyguladıkları gibi."

"Hükümet Sözcüsü olarak bunların üzerinde ben bir şey söylemeyeyim"

Bir gazetecinin, ordunun yönetime el koymasının ardından Mısır'da Gazze'ye açılan Refah Sınır Kapısı'nın kapatıldığı, tünellerin ise bombalandığına yönelik leri hatırlatarak, "Diğer taraftan da Mursi döneminde diplomatik ilişkilerin askıya alındığı Suriye'nin Kahire'de yeniden büyükelçilik açtığına yönelik haberler var. Bu politika değişikliğini nasıl değerlendiriyorsunuz" sorusuna üzerine Arınç, şu yanıtı verdi:

"Darbe yoluyla bir hükümet devrilmişse gazetelerin yazdığına göre, Sayın Mursi'nin en büyük kabahatlerinin birisi olarak zaten Gazze'nin açılmış olması, burayla Gazze Filistin arasında bir irtibatın geçmişe göre daha kolay hale gelmesi. Bu, ideolojik bir bakış açısıdır. 'Doğrudur' veya 'Yanlıştır' deme noktasında değilim. Bunun mukabilinde de başka yaptırımlar da söz konusuydu. Onlar lehine de bazı ülkeleri kastederek söylüyorum, bazı adımlar atılmış olabilir. Bunların hiçbirisi kalıcı değildir. Ancak Mursi'nin gitmiş olmasından ve ona karşı bir darbe yoluyla ellerinden bütün yetkilerinin alınmış olmasından memnun olan ülkelere baktığımız zaman, özellikle Mısır'a komşu olan ülkeler başta olmak üzere, bunun altında yatan sebepleri tek tek görmek mümkün. Bunları siz yazın, biz okuyalım ama Hükümet Sözcüsü olarak bunların üzerinde müsaade edin ben bir şey söylemeyeyim."

Tüm milletin ve İslam aleminin ramazan ayını da tebrik eden Arınç, "İnşallah ramazan ayını barış, huzur içinde, sağlık ve mutlulukla geçirmemizi diliyorum. Bayramlara kavuşmayı yine Allah'tan temenni ediyorum" dedi.

ARKADAŞINA GÖNDER
Dövizli askerlik bedeli düşürüldü
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz