Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Başbakan'dan önemli açıklamalar

Giriş Tarihi: 21.7.2013 21:47 Güncelleme Tarihi: 21.7.2013 23:30
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu akşam AK Parti il başkanlığının düzenlediği ve iş, sanat ve basın dünyasından çok sayıda ismin katıldığı da Gezi Parkı ile ilgili gençliğinden örnek verdi.

şöyle konuştu:

"Dün akşam Üsküdar'da bir parka gittim. Bir buçuk saat vatandaşla sohbet ettim. Çay ikram ettiler kuruyemiş ikram ettiler.
İnşallah bu sohbeti yakında Gezi Parkı'nda da yaparız. Benim gençliğim orada geçti. Ayrıca Belediye Başkanlığım döneminde ayda 3-4 nikah kıydım orada. Evlendirme Dairesi vardı o parkta, hoş bunların çoğunu bilmezler."

Başbakan'ın iftar konuşmasının detayları yine ilk önce sabah.com.tr'de olacak.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin ekonomisiyle, dış politika vizyonuyla, dinamik nüfusuyla güçlü bir ülke olduğunu ama Türkiye'yi asıl güçlü yapanın, çok farklı kesimleri birarada, hoşgörü içinde tutabilme becerisi ve tecrübesi olduğunu belirterek, "Farklılıkları hiçbir zaman bizler bir zaaf olarak görmedik. Tam tersine, farklılıkları her zaman bir zenginlik olarak gördük, Türkiye'nin bu zenginlik üzerinde istikrarla büyüyeceğine yürekten inandık" dedi.

Erdoğan, AK Parti İstanbul İl Başkanlığı'nın Haliç Kongre Merkezi'nde verdiği iftara katıldı. Yemeğin ardından konuşan Erdoğan, geleneksel iftar buluşmasına katılanlara tek tek şükranlarını sunarken, AK Parti İstanbul İl Başkanlığına, başkan ve ekibine, geleneksel hale gelen iftarları düzenledikleri için teşekkür etti.

"Bu ramazana farklı girdik" diyen Erdoğan, "Bir tarafta Mısır'daki gelişmeler, diğer tarafta Suriye'deki gelişmeler, gerçekten 13'üncü gününü idrak ettiğimiz ramazan ayında, bizleri üzüntüye ne yazık ki gark etti. Farklı bir iklim içerisindeyiz. Yanı başımızda, Suriye'deki gelişmeler, artık sınırlarımızı da aşmak suretiyle zaman zaman ülkemiz içerisinde de bildiğiniz gibi ölümlere neden olmaya başladı. Bu da hassasiyeti ortaya koyuyor. Sabırlıyız, sabrediyoruz ama nereye kadar, onu şu anda burada sizlerle paylaşacak durumda değilim" diye konuştu.

Erdoğan, Mısır'da yaşanan acı olaylara rağmen, ramazanın genel olarak kalplerin yumuşamasına, rahmetin, merhametin, hoşgörünün ve dayanışmanın daha da artmasına vesile olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

"Müslümanlar olarak, gün boyunca kendimizi dünyevi ihtiyaçlardan uzak tutarken, bir kez daha yoksulların, ihtiyaç sahibi olanların, yolda kalmışların, kimsesizlerin hissiyatını anlayabilme, onların duygularını paylaşabilme fırsatımız oluyor. Açıkçası, oruç tutarak ya da ramazanın o bereketli atmosferini teneffüs ederek, içimizi dünyevi gıdalardan boşaltıyor, insana, sadece bir insan olarak bakma tecrübesini çok daha yoğun şekilde yaşama fırsatını buluyoruz.

Bakınız, bizzat benim de teşkilatımızdaki tüm arkadaşlarımın da her fırsatta ifade ettiğimiz bir ilkemiz var. Anadolu'nun büyük ozanı Yunus Emre'nin dizelerinde en güzel şekilde ifadesini bulan, tekrar ediyorum: Yaradılanı severiz, yaradandan ötürü. Bizim, insana bakışımız, insana nazar edişimiz, işte hep bu dizelerin ifade ettiği gibi. Gerçek, bunun üzerine bina ediliyor ve yolumuzu da bu şekilde çizerek devam ediyoruz. Bizim için insan, önce candır. Bizim için insan, önce Yaradanın bu dünyadaki en mükemmel, en şerefli varlığıdır, eseridir. Yaradılmış olanların da en şereflisi olmak suretiyle, hiçbir zaman mabud olmamış, tam aksine o da kulluğunun idrakı içerisinde oldukça yükselmiştir. Dikkatinizi çekiyorum; derisinin rengi önemli değil, dili, kültürü, gelenekleri önemli değil, etnik kökeni, inançları önemli değil. İnsan, önce insandır, önce candır. Hem ülkemizde, hem yeryüzünde, biz, bizim dışımızdakilere hep bu nazarla baktık ve bu nazarla bakıyoruz."

Başbakan Erdoğan, Anadolu'nun, Trakya'nın, Türkiye'nin, hatta Türkiye'nin bakiyesi üzerine inşa edildiği kadim devletlerin kültür ve medeniyetlerine bakıldığında da bu anlayışın görüldüğünü ifade ederek, "Bu topraklar, binlerce yıllık tarihi boyunca, her zaman farklılıkları birarada yaşatmış, her zaman farklı renkleri barış, dostluk ve hoşgörü içinde birarada tutabilmiştir. Eğer bu topraklarda, egemen olanın diğerine bir hoşgörüsüzlüğü, bir zulmü, bir tahammülsüzlüğü olsaydı, inanın bugün bu kadar renkli bir Türkiye olmazdı. Eğer bu topraklarda, farklı olana karşı tahammülsüzlük olsaydı, bu kadar farklı etnik köken, bu kadar farklı dil ve inanç bugüne kadar birarada olamaz, bugünlere erişemezdi" diye konuştu.

Özellikle son asırda bazı hatalar yapıldığını, bazı acı olaylar yaşandığını anlatan Erdoğan, "Ancak, bunların hata olduğu kabul edilmiş, Türkiye toprakları üzerinde farklılıklara tahammülsüzlük hiçbir zaman kendisine uzun süreli tutunma fırsatı bulamamıştır" dedi.

Erdoğan, Türkiye'nin ekonomisiyle, dış politika vizyonuyla, dinamik nüfusuyla güçlü bir ülke olduğunu vurgulayarak, "Türkiye'yi asıl güçlü yapan, çok farklı kesimleri birarada hoşgörü içinde tutabilme becerisi ve tecrübesidir. Farklılıkları hiçbir zaman bizler bir zaaf olarak görmedik. Tam tersine, farklılıkları her zaman bir zenginlik olarak gördük, Türkiye'nin bu zenginlik üzerinde istikrarla büyüyeceğine yürekten inandık" ifadelerini kullandı.

Erdoğan, "Bilesiniz ki güçlü bir Türkiye'yi dünya pek istemiyor. Türkiye'nin güçlü olmaması için elinden geleni yapan güçler var. Egemen güçler, emperyal güçler, buna ne derseniz deyin" dedi.

Erdoğan, AK Parti İstanbul İl Başkanlığı'nın Haliç Kongre Merkezi'nde verdiği iftara katıldı. Yemeğin ardından konuşan Erdoğan, farklılıkların birarada yaşayabilmesinin en temel şartının, hiç kuşkusuz birbirine saygı, birbirine hoşgörü ve tahammül olduğunu belirterek, "Fakat şiddete dayalı olarak değil, düşünceyle, fikirle bunu bu şekilde ortaya koyabilmektir aslolan" diye konuştu.

Ülkedeki 76 milyon nüfusun her bir ferdinin, istisnasız olarak, insan olmaktan, vatandaş olmaktan kaynaklanan özgürlüklerini kullanma hakkına sahip olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:

"Başkasının özgürlük alanına müdahale etmediği, başkasının yaşamını, yaşam tarzını, inançlarını ve haklarını tehdit etmediği müddetçe, herkes özgür olmak, haklarını özgürce kullanmak durumundadır. Çoğunluk olmak, azınlığı yok saymak anlamına asla gelmez, kimseye de bu hakkı vermez. Demokrasi, esasen, insanları, başkalarının özgürlük alanlarına müdahale etmeyecek şekilde, birarada, birbirine saygılı ve hoşgörülü şekilde tutabilmek için vardır. Çoğunluk, çok olma avantajını kullanarak, azınlığa dayatmalarda bulunamaz. Ancak azınlık da, elindeki güçlere güvenerek, çoğunluğa istikamet çizme, çoğunluğa dayatmalarda bulunma hakkına asla sahip olamaz."

Eğer azınlığın çoğunluğa tahakkümüne müsade edilirse, o zaman da çoğunluğun ta kendisine saygısızlık yapmış olunacağını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu iradeyi, bu iktidarı kullanamayanlar da kendilerini iktidara getirmiş olanlara karşı saygısızlıkta bulunmuş olurlar. Demokrasilerde, sandıktan çıkan çoğunluğun, elbetteki sandıktan çıkan azınlığa her istediğini yapma ve yaptırma hakkı yoktur. Tekrar ediyorum aynı şekilde, azınlığın da, elindeki sermaye gücünü, medya gücünü, propaganda gücünü, uluslararası güçleri arkasına alarak, çoğunluğa dayatmalarda bulunma hakkı yoktur. Bizim, geleceğe, işte bu temel ilkeler, bin yılların içinden süzülüp gelen bu tecrübeler ışığında yürümemiz gerekiyor."

-"Güçlü bir Türkiye'yi dünya pek istemiyor"

"Bu anlamlı gecede bir şeyi özellikle paylaşmak istiyorum" diyen Başbakan Erdoğan, "Bilesiniz ki güçlü bir Türkiye'yi dünya pek istemiyor. Türkiye'nin güçlü olmaması için elinden geleni yapan güçler var. Egemen güçler, emperyal güçler, buna ne derseniz deyin" ifadelerini kullandı.

Son 10 yıl içinde gücünü bire üç katlayan bir Türkiye'nin birçok çevreyi rahatsız ettiğini anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İçeride ve dışarıda bunlar dayanışma içindeler. Bunların hepsi bizim malumumuzdur. Şu anda içimizde bulunan birçok dostum da aslında bunları biliyor. Bütün bunlara karşı biz güçlü Türkiye'de daha mutlu olacağımız, herhalde bilmemiz gerekir bundan korkmamızın bir anlamı yok ama bizi zayıf veya zayıflatma gayreti içerisinde olanlara karşı biz dayanışma içinde olmazsak, elbirliği halinde olmazsak, ülkemizin geleceğine yazık olmaz mı? İşte bir mayıs ayı düşünün, haziranı düşünün bu iki ay içerisinde Türkiye çok ciddi bir sıçramayı yaşarken, bu sıçramayı yaşadığı esnada meydana gelen olayların tanımını kimse yapabildi mi? Bakınız bütün bu olan eylemler zam talebiyle yapılmadı. Bu eylemler 'bizim şu şu şu haklarımız elimizden alındı' diye yapılmadı. Ne diye başladı? '4 tane ağaç' diye başladı. Böyle bir durum var mı? 4 tane ağaç kesilmiş ya 4 kesilir, 40 tane dikilir. Kaldı ki burada bir sökme olayı söz konusu. Kaldı ki bu iktidar, bu konuda asla kimsenin yarışamayacağı bir iktidar."

Başbakan Erdoğan, İstanbul'da görülen yeşilin, hep iktidarları döneminde olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:

"Bunu iddia ile söylüyorum, kimse bu konuda bizimle yarışa çıkamaz, aşık atamaz. Hepsinin nerede nasıl bunlar yapıldı, bizim yol haritamızda bunlar mevcut. Bakın ben 2 milyar 800 milyon fidan ve ağaçtan bahsediyorum Türkiye geneli için bakıyorsunuz ki kimsenin bu noktada kafası basmıyor, malum çevrelerin. Niye? Hesap yapmaya kalkıyor işte, 'şu kadar metrekareye şu kadar olur veya bu kadar olur' diye, bu hesaplara başlıyorlar. Çünkü fidanla ağacı karıştırıyor. Bu fidanlar yarın ağaca duracak ama ağaç nedir fidan nedir bunun farkında değil. Bütün bunlarla beraber, Türkiye genelinde şu anda bizim dikmiş olduğumuz fidanlardan ağaçlara kadar dünyayla rekabete girdiğimizde, hamdolsun dikme yarışı içerisinde dünyada önde gelen ülkelerden bir tanesiyiz. Bütün bunlara rağmen sabırla biz bu mücadelemizi sürdürüyoruz, sürdüreceğiz."
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Başbakan'dan önemli açıklamalar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz