X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Bakan Ergin'den Öcalan açıklaması
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Bakan Ergin'den Öcalan açıklaması

  • Giriş Tarihi: 31.7.2013 15:05 Güncelleme Tarihi: 31.7.2013 15:07

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, "İmralı adasında bulunan hükümlü Abdullan Öcalan ya da diğer hükümlüler, sağlık şartlarının gerektirdiği her türlü tıbbi imkanlardan yararlanıyorlar, diğer cezaevlerimizdeki 132 bin kişi gibi. Bu konu üzerinden farklı hassasiyetler geliştirerek, farklı bir takım aktiviteler oluşturmak doğru değil. Devlet sağlaması gereken hizmeti sağlıyor" dedi.

Ergin, katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Türkiye'de demokrasinin kurullaşması için çok önemli değişimler yapıldığını belirten Ergin, parti kapatmalara tamamen son verilmesini amaçladıklarını ama bunun için anayasa değişikliğine ihtiyaç olduğunu söyledi. Yeni bir anayasanın Türkiye'ye kazandırılmasını istediklerini anlatan Ergin, entegre sınır yönetimi içerisinde askeri birimlerden sivil idareye geçmesini, jandarmanın kolluk gücü olarak daha sivil bir yapıya kavuşturulmasını ve AB hedeflerinden şaşılmamasını amaçladıklarını ifade etti.

Yüzde 7'nin altında kalan siyasi partilere hazine yardımı yapılması, nefret suçlarına yönelik bir özel mücadele yöntemi getirilmesi, bağmsız kolluk denetim mekanizması kurulması, kişisel verilerin korunması, Alevilerin beklentileri, ayrımcılıkla mücadele ve eşitlik komisyonu kurulması konularının masada olduğunu dile getiren Ergin, Kürtçe propagandanın suç sayılmaması konusunda bazı düzenlemeler üzerinde de çalışıldığını söyledi.

"Ruhban okulu açılabilir"

Ruhban okulu açılmasının tartışılan konular arasında bulunduğuna işaret eden Ergin, "Sonuç ortaya çıktığında beraber göreceğiz ama masanın üzerinde beraber tartışılıyor. Bu süreçte öyle bir karar çıkarsa bu siyasi bir karardır. Açılabilir" dedi.

Siyasi Partiler Kanunu'nda yapılacak değişiklik ile eşbaşkanlık sisteminin sağlanması yönünde talepler olduğunu bildiren Ergin, "Tartışıyoruz. Artısı eksisi olabir mi, olamaz mı? Olmaması için ciddi bir neden olduğunu düşünmüyorum ben. Tüzüğünde yer almak şartıyla partiler bu tip bir yöntemi uygulayabilicekler umarım" diye konuştu.

"Daraltılmış bölge sistemi"ni de tartıştıklarına işaret eden Ergin, sitemin seçmenin milletvekilini daha yakından tanıma imkanı getirecek bir yöntem olacağını vurguladı. Anadilde eğitimin Anayasa'daki değişikliğe bağlı bir süreç olduğunu ifade eden Ergin, il ve ilçelere Türkçe olmayan isim verilmesine ilişkin önerinin de masada olduğunu dile getirdi.

"Üçüncü aşama, normalleşme süreci"

Bakan Ergin, çözüm sürecinde birinci aşamanın yüzde kaçının bittiğinin esas olduğunu belirterek, birinci aşamada eylemsizlik ve çatışmasızlık ortamının önemli ölçüde temin edildiğini söyledi. "Yurtdışına çıkışlarla ilgili bir kısım çıkanlar var, çıkma hazırlığında ya da çıkmak üzere olanlar var. Fakat burada '10 kişi çıktı, 15 kişi kaldı' gibi değerlendirmelerin önemli bir kısmı izafidir" diyen Ergin, istihbarat birimlerinin sağlıklı bir takım tahliller yaptığını anlattı.

Bu süreçte adım atması gerekenlerin konuyu şablonlar üzerinde sıkıştırmadan amacı ortaya çıkaracak adımlara dönük gayret göstermeleri gerektiğini vurgulayan Ergin, ikinci aşamanın demokrasinin güçlendirilmesi olduğunu kaydetti. Ergin, şöyle devam etti:

"Üçüncü aşama, normalleşme süreci. İlk iki aşama sağlıklı şekilde mesafe katederse üçüncü aşamada somut bir suça bulaşmamış örgüt üyelerinden yurda dönmek isteyenlerin belli bir şekilde dönmesinin sağlanması ve normalleşme sürecinde bunların topluma ve ailelerine adapte olmalarına dönük çalışmaların ortaya konulması. Bütün terörü sonlandıran, sona erdiden ülkelerde, en nihayetinde bu aşamaların sonunda gelinen noktada buna af demesek de toplumun kabul edebileceği limitler içerinde normalleşmeyi sağlayacak adımların atılması diyelim. Henüz gerçekleşmemiş aşamalar için şimdiden bir tespitte bulunmak istemiyorum. Bu 3 aşamada uzunca bir süredir bu ülkenin, bu coğrafyanın sorunu olan bir konuya çözüm bulmaya çalışıyoruz."

Çözüm sürecini akamate uğratmak isteyen çok sayıda kişi olduğuna dikkati çeken Ergin, bu tür girişimlere karşı sürecin daha direngen olması gerektiğini bildirdi. Ergin, "Bu süreci akamete uğratmak isteyen aktör sayısı o kadar çok ki bunlara karşı tedbirliyiz, dikkatliyiz. Şimdiye kadar tenezzül ettikleri yöntemleri şükür ki boşa çıkardık" dedi.

"En son 16 Temmuz günü adaya uzmanlar gitti"

Ergin, Türkiye'de 132 binin üzerinde tutuklu ve hükümlü bulunduğunu belirterek, bütün hükümlü ve tutukluların 24 saat sağlık hizmetinden istifade ettiğini söyledi. Ergin, şöyle konuştu:

"İmralı adası, ulaşım açısından ana karadakiler kadar lokal hareket edilemeyeceğinden, personel ve güvenlik açısından orada sürekli görev yapan aile hekimlerimiz var. Sağlık konusunda en ufak bir tereddüt yok. 24 saat esasına dayalı aile hekimi tedavi, muayene ediyor, gerekli tedavileri uyguluyor. Uygun görüldüğü periyodlarla da uzmanlar geliyor. Dahiliye, göz, ortopedi, bütün bunlar gelen uzmanlar arasında. En son 16 Temmuz günü, 13-14 gün önce, adaya uzmanlar gitti. Bu uzmanlar göz, ortopedi, cildiye ve kulak burun boğaz. Daha önce dahiliyeci... Burada her uzman kendi ihtisas alanıyla ilgili muayenesini yapıyor, ihtiyaç görürse reçete yazıyor. Onlarla ilgili tıbbi anlamda yapması gereken yardımı sağlıyor. İmralı adasında bulunan hükümlü Abdullah Öcalan ya da diğer hükümlüler, sağlık şartlarının gerektirdiği her türlü tıbbi imkanlardan yararlanıyorlar, diğer cezaevlerimizdeki 132 bin kişi gibi. Bu konu üzerinden farklı hassasiyetler geliştirerek, farklı bir takım aktiviteler oluşturmak doğru değil. Devlet sağlaması gereken hizmeti sağlıyor."

İmralı'daki ceza infaz kurumunun büyük bir yer olmadığına işaret eden Ergin, şu anda İmralı'da 9 hükümlünün kalabileceğini dile getirdi. İmralı'da 6 hükümlü bulunduğunu ifade eden Ergin, "Abdullah Öcalan'ın İmralı'ya ilk gittiğinde kaldığı müstakil bir odası daha vardı. Orasının da bakımı yapıldı. Yeni hükümlüler gelmesi halinde oradan istifade edilecektir. Mevcut odası ya da Türkiye'ye ilk geldiğinde kaldığı oda, diğerlerinden çok farklı değil ama daha önce yapıldığı için diğerlerinden farklı standartta yapılmış. İhtiyaç olması halinde bu tür değişimler her zaman yapılabilir" diye konuştu.

Ergin, infaz kurumlarında kadın ve erkek cezaevlerinin ayrı olduğunu vurgulayarak, adaya gidecek hükümlülerin erkek olacağını bildirdi.

Cinsel tacize cezalar artıyor

Bakan Ergin, cinsel tacize yönelik cezaların artırılması yönünde yürütülen çalışmaların tamamlandığını, çalışmanın yakın zamanda TBMM'ye sevkedileceğini belirterek, şunları kaydetti:

"Buna göre, artık cinsel taciz ve cinsel saldırı suçlarında cezaların daha caydırıcı hale getirilmesi için ceza miktarlarında artırım öngörülüyor. Mesela taciz suçunda 3 aydan 2 yıla kadar olan basit tacizde 4,5 aydan 3 yıla kadar cizalar artırılıyor. Ceza miktarı yüzde 50 artırılıyor. Basit cinsel saldırı suçlarında ceza limiti 2 yıl-7 yıl aralığındaydı. Bu 4 yıldan 10 yıla çıkartılıyor. Burada da alt sınırda yüzde yüze yakın bir artış var. Nitelikli cinsel saldırı suçları 7-12 yıl arasında hapis cezası ile cezalandırılıyordu. Bu da 10-20 yıl aralığına çekiliyor. Burada da alt sınırda önemli bir artış söz konusu. Çocuk mağdurlar bakımından özellikle daha caydırıcı tedbirler alındı. 3 yıl-8 yıl aralığında olan çocuk mağdurlara cinsel saldırı fiilleri 6-10 yıla çekildi. Alt sınırda yüzde 100'lük artış sağlandı. Nitelikli cinsel saldırı fiillerinde 8-15 yıl arasında olan hapis cezası 12-20 yıl arasına çekildi. Bunlar ciddi artışlar. Ayrıca TCK'da daha önce olmayan evlenme yasağı bulunan kişiler arasında bu fiil işlenmişse, biz buna ensest diyoruz, ensest tanımı TCK'ya ilk defa girmiş oluyor, burada da normalden çok daha ağır bir ceza öngörülüyor. O da 5 ila 12 yıl normal hali, daha nitelikli halleri daha da yukarı çıkabiliyor. Önemli adımdır bunlar. Cinsel saldırı suçlarında önemli bir değişikliğe gidiyoruz."

Ergin, cinsel saldırıya mağruz kalan mağdurun beden ve ruh sağlığı bozuldu mu diye adli tıptan rapor aldırılması uygulamasına son verileceğine dikkati çekti.