X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "Ortadoğu'ya özgü demokrasi gerekli"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"Ortadoğu'ya özgü demokrasi gerekli"

  • Giriş Tarihi: 14.8.2013

Mısırlı darbeci General Sisi, tezinde şunları savunuyor: İslam ve demokrasi bir arada olur ancak Ortadoğu'ya özgü bir demokrasi geliştirilmelidir. Batı tarzı demokrasi bu coğrafyaya uygun değil

Mısır'da, Cumhurbaşkanı Mursi'yi darbeyle deviren General Sisi, ABD'de okurken yazdığı tezde, demokrasinin, dini refleksleri güçlü toplumlar tarafından kabul olmayacağını ileri sürüyor. Ona göre Batı ülkeleri de 'işlerine gelen' hükümetleri dayatmaktan vazgeçmeli. İşte darbeci generalin tezinden bazı satır başları:

HALİFELİK ANLAŞILMALI
"Ortadoğu'yu daha iyi anlayabilmek için, sıradan Ortadoğu insanının demokrasiyi nasıl algıladığını anlamak gerekir. Seküler bir kurum olan demokrasinin dindar duyarlılıkları yüksek olan bölge halklarının çoğu tarafından gönüllü şekilde kabul edilmeyeceği açıktır. Elbette demokratik yönetimlere Ortadoğu'daki dinsel yapıların aynı anda var olabileceğine inananlar da vardır, ancak özellikle geleneksel toplum yapısı nedeniyle demokratik bir düzenin birçok fraksiyonun çatışmasını doğuracağını düşünenler de vardır. Bu durum, İslami inancın doğurduğu eşitlik duygusunu yok eden bir faktör olarak değerlendirilir. Bazı endişelerin mevcudiyetine rağmen, demokrasinin ruhu ya da kendi kendini yönetme düşüncesi, dini kurumların da aynı anda muhafazasına çalışmaya yönlendirebilir. Bu, Batı'daki kiliseyle devletin ayrılması sürecinde yaşanan sıkıntılara benzer bazı çatışmaları da doğurabilir. Bu sorun, demokrasinin Batılı standartlar ve Batı'da anlaşıldığı şekliyle empoze edilmesi yerine, Ortadoğu'ya özgü bir model yaratılmak suretiyle çözülebilir. Ortadoğu'da demokrasi, 'halifelik' kavramı anlaşılmadan kavranamaz. Halifelik kurumu, Hz. Muhammed'in dönemine kadar uzanır. Hz. Peygamber yaşamında ve sonraki ilk dönemde bu kurum, insanların zihinlerinde bir yaşam biçimi olarak var oldu. Müslümanlar için bu dönem, ideal yönetim biçimine ulaşıldığı, her türlü mutluluğun sağlandığı, çok özel bir devredir. Bu nedenle, Ortadoğu halklarının düşünce dünyasında, yönetim biçiminin pratik karşılığı adalet, eşitlik, birlik ve yardımlaşmadan ibarettir. Daha sonraki dönemlerde ise halifeler, Peygamber'in yolundan sapmışlar, halkın mutluluğu için kullanmaları gereken yetkileri kendi iktidarlarını sağlamlaştırmak için kullanmaya başlamışlardır. Zamanla halifenin yetkileri ailelerin ve klanların eline geçti. Böylece hilafet kurumunun imajı ve anlamı da erozyona uğradı.

BATI DAYATMA YAPMASIN

Hilafetle ilgili diğer kavramlar da biat ve şuradır. Biat, günümüzdeki seçim sürecine denk düşerken, şura da halifenin, görevlerini İslami kurallara uygun yapıp yapmadığını denetleyen bir kurum işlevi görürdü. Uzun yıllar bu mantıkla yaşayan Ortadoğu halkları, bugünkü yönetimlerde ve demokrasilerde de bu unsurları aramaktadır. Ortadoğu'da demokrasi inşa edilecekse, bu Batı tarzı bir demokrasi olmamalıdır. Batı, Ortadoğu halklarına kendi demokrasi anlayışını ya da işine gelen hükümetlerin seçilmesini dayatmamalıdır. Örneğin, geçtiğimiz aylarda Hamas hükümeti Filistin'de seçimleri kazandı. ABD ve Batı bu hareketi tanımasa da, Hamas'ın yönetime geliş biçimi meşrudur. Ortadoğu halkları, çifte standart uygulandığını sezerse, Batı'ya ve demokrasiye olan inancını yitirecektir.

DÜNYA SAYGI GÖSTERSİN
Şu unutulmamalı: İslam'la demokrasi bir arada yaşayabilir. Hatırlanacak olursa, Avrupa ve Amerika'da da demokrasinin kuruluş yıllarında din oldukça etkiliydi, bugün bile bu etki devam etmektedir. Yaşanacak asıl sıkıntı, dünyanın, Ortadoğu'da İslami inançlara saygı gösteren bir demokrasinin kurulmasına saygı gösterip göstermeyeceği noktasında olacaktır.