Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Başbakan'dan flaş açıklamalar

Giriş Tarihi: 15.8.2013 09:48 Güncelleme Tarihi: 15.8.2013 15:39

Başbakan Erdoğan, Türkmenistan ziyareti öncesinde Esenboğa Havalimanı'nda önemli açıklamalarda bulundu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Avaza'ya gerçekleştireceğimiz ziyaret, ekonomik, ticari ilişkilerin gelişmesi açısından büyük önem atfediyor. Türkmenistan, Orta Asya'da Türk iş adamlarının en çok yatırım yaptığı ülke. Üstlenilen projenin toplam hacmi 35 milyar dolara ulaşmış durumda" dedi.

Erdoğan, çalışma ziyaretinde bulunmak üzere Türkmenistan'a gitti. Erdoğan, Esenboğa Havalimanı'nda, Türkmenistan'a hareketinden önce basın toplantısı düzenledi.

Başbakan Erdoğan, basın toplantısında, beraberindeki bakan ve milletvekillleriyle Türkmenistan'a gerçekleştirecekleri ziyaret kapsamında, Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhameddov ile başbaşa ve heyetler arası görüşmeler yapacaklarını söyledi.

Bu görüşmelerde başta ulaştırma, ticaret ve turizm olmak üzere, Türkiye-Türkmenistan ilişkilerinin tüm yönleriyle ele alınacağını ifade eden Erdoğan, Türk işadamlarının özellikle Türkmenbaşı'nda daha etkin yatırımlarda bulunmalarını sağlamak için bu ziyaretin önemli bir ivme yakalayacağına inandığını ifade etti.

Erdoğan, ziyareti sırasında, kendilerine Türkmenbaşı Avaza turizm bölgesi hakkında bir sunum yapılacağını, ardından Berdimuhammedov ile bölgede incelemede bulunacaklarını ve bu bölgede bir Türk inşaat firması tarafından yapılacak Türkmenbaşı limanının temel atma törenini gerçekleştireceklerini kaydetti.

Türkmenistan'ın milli turizm bölgesi olan Avaza'da, çok sayıda Türk şirketi ve inşaat altyapı projesinin şu anda üstlenilmiş durumda olduğunu ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bu sebeple Avaza'ya gerçekleştireceğimiz ziyarette ekonomik, ticari ilişkilerin gelişmesi açısından büyük önem atfediyor. Türkmenistan, Orta Asya'da Türk iş adamlarının en çok yatırım yaptığı ülke. Üstlenilen projenin toplam hacmi 35 milyar dolara ulaşmış durumda. Başarıyla tamamlanan her proje Türkmenistan'da firmalarımız için yeni kapılar açıyor. Yeni fırsat ve imkanlar oluşturuyor. İnşallah bu ziyaretimiz de karşılıklı yatırımları, ticareti ve işbirliğini artıracak daha da imkanları konuşacak, mevcut sorunları ele alacağız."

Erdoğan, ziyaretinde kendisine, Ekonomi Bakanı Zafer Çalayan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, AK Parti Dışilişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Çavuşoğlu ile bazı milletvekillerinin eşlik edeceğini bildirdi.

"Er ya da geç bir Musa çıkar, zulmün hesabını sorar''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Mısır'daki darbe yönetimine şunu hatırlatmak istiyorum: Tarihte hiçbir zalim zulüm ile abad olmamıştır. Mısır'ın darbeci yöneticileri, bu dünyanın kudretli gibi görünen firavunlarına dahi kalmadığını bilmeleri gerekir ki onlar bunu çok iyi bilirler. Er ya da geç bir Musa çıkar, zulmün hesabını sorar'' dedi.

Başbakan Erdoğan, uluslararası medyaya seslenerek, ''Türkiye'de polisin hukuk dairesinde kullandığı biber gazını saatlerce canlı yayına taşıyan yerli, yabancı uluslararası medyayı muhatap alarak söylüyorum, saatlerce canlı yayına taşıyan, günlerce Türkiye'den kışkırtıcı yayın yapan uluslararası medyanın acaba Mısır'ı görmesi, bir satır olsun yayın yapması için daha kaç masum sivilin ölmesi gerekiyor. Fok balıklarıyla ilgili saatlerce, günlerce, haftalarca yayın yapan uluslararası medyanın Mısır'da, Suriye'de, Filistin'de ölen çocukları görmesi için acaba daha ne kadar kan akması gerekiyor'' ifadelerini kullandı.

Mısır'da sadece insanların ölmediğini, aynı zamanda insanlığın öldüğünü, vicdanın kuruduğunu, insani değerler, demokratik değerlerin tarihi nitelikte ağır darbeler aldığını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Bir kere Mısır'daki darbe yönetimine şunu hatırlatmak istiyorum. Tarihte hiçbir zalim zulüm ile abad olmamıştır. Mısır'ın darbeci yöneticileri, bu dünyanın kudretli gibi görünen firavunlarına dahi kalmadığını bilmeleri gerekir ki onlar bunu çok iyi bilirler. Er ya da geç bir Musa çıkar, zulmün hesabını sorar. Mısır'da Nobel barış ödüllü Cumhurbaşkanı Yardımcısının son derece geç ama haklı istifası herhalde darbe yönetimi için bir örnek teşkil etmelidir.''

Mısır'da katliamları gerçekleştirenlerin şeffaf ve adil şekilde yargılanması gerektiğini dile getiren Başbakan Erdoğan, ''30 Haziran'dan bu yana başta Cumhurbaşkanı Mursi olmak üzere tutuklanan siyasiler serbest bırakılmalıdır. Başta Birleşmiş Milletler ve Arap Ligi olmak üzere uluslararası kuruluşlar ve ülkeler daha fazla kan akmadan, daha fazla can kaybı olmadan bugüne kadar cesaretlendirdikleri darbecileri en azından bundan sonra derhal kınamalı, katliamların durması için derhal harekete geçmelidir. Mısır'ın 25 Ocak devrimiyle başlayan demokratikleşme umutları bu askeri darbeyle söndürülmemiş, tam tersine daha da güç kazanmıştır'' diye konuştu.

Mısır'da milyonların haftalardır süren direnişinin takdire şayan olduğunu bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:

''Ramazanda o sıcağın altında oruç tutarak, namaz kılarak, ibadet ederek, şiddete asla pirim vermeyerek devam eden kutlu direniş, tüm dünyaya, dünya tarihine örnek teşkil edecek bir güzellik ve umut sergilemiştir. Kefenleriyle meydanı dolduran, oylarına sahip çıkan, üzerlerine yağan kurşunları gülümseyerek karşılayan Mısır halkı, dünyaya adeta ders vermiştir. Buradan Mısır halkını yürekten selamlıyorum, Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi Mısır halkının üzerine olsun diyorum. Mısır halkı bilsin ki, Türkiye'nin selamları, duaları onlarla beraberdir. Mısır halkı bilsin ki ülke yönetimleri olmasa bile, uluslararası kuruluşlar olmasa bile, uluslararası medya olmasa bile dünya halklarının, bölge halklarının kalpleri onlarla birlikte atmaktadır.

Türkiye tarihin verdiği sorumluluk, ecdadından devraldığı miras gereği mazlumların dili, mazlumların sesi, mazlumların gönül yoldaşı olmaya devam edecektir. Bize her zaman hakkı söylemek yaraşır. Millet olarak tarih boyunca hep hakkı söyledik, hep hak mücadelesi içinde bulunduk. Bugün de Mısır için cesaretle hakkı söylüyoruz, hakkı tavsiye ediyoruz. Tekrar şehitlere rahmet niyaz ediyorum. Tüm Mısır halkına sabır temenni ediyorum. Türkiye'den Mısır halkına selamlarımızı iletiyor, yalnız olmadıklarını hatırlatıyor, sabırla, sebatla inşallah felaha ereceklerine gönülden inandığımızı hatırlatmak istiyorum.''

"Şehadete inanmış olanlar demokratik haklarının neticesini de kazanacaklardır"

Erdoğan, Mısır'da askeri darbenin neticesi olarak ramazanın başından itibaren çok ciddi bir katliam olduğunu ve son olarak bu katliamın farklı bir yönüne şahitlik ettiklerini belirterek, askeri darbe yönetiminin, demokrasi sürecinde oylarının akibetini öğrenme mücadelesinde olan Mısır halkına karşı çok açık bir katliam yaptığını bildirdi.

Türkiye'de bazı medya gruplarının olaylar karşısındaki tavrını eleştiren Erdoğan, Mısır'daki katliamı gizleme, göstermeme gayreti içinde bulunanan hatta Müslüman Kardeşler'in silah kullandıklarını söyleyecek kadar ileri giden bazı medya gruplarının olduğunu söyledi. Başbakan Erdoğan, bunu talihsizlik olarak nitelendirerek, "Çok açık net, tanklarla, zırhlı araçlarla, sniperlarla orada 300 civarında Mısırlı kendi vatandaşını şehit eden, öldüren böyle bir darbe sözde yönetimine adeta sahip çıkma gayreti içinde olanlar var" diye konuştu.

"Darbe olarak nitelendiremediler"

Başbakan Erdoğan, Mısır'daki olayları, başından beri bir askeri darbe olarak nitelendirdiklerini, "Bu darbedir" dediklerini ancak Batılı ülkelerin bunu asla darbe olarak nitelendiremediğini, "müdahale" demek suretiyle bu işi yumuşatma gayretinde olduklarını ifade etti.

Buna karşı Batılıların kendileriyle gerçekleştirdiği telefon görüşmelerinde darbe ifadesine "hayır" da diyemediklerini ancak bunu kamuoyuna açıklayamadıklarını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Nitekim bütün bu gelişmelerden sonra dikkat edilirse bu darbeciler en sonunda olağanüstü hal ilan etmek durumunda kaldılar. Şimdi bir ay süreyle neredeyse Mısır'ın geneline yakınında böyle bir olağanüstü hal ilan edilmiş durumda. Bütün bunlar işleri çözer mi? Ben tabii çözdüğüne veya çözeceğine asla inanmıyorum. Niye inanmıyorum, çünkü şehadete inanmış olan bu insanlar er veya geç Mısır'da bu demokratik haklarının neticesini de kazanacaklardır diye düşünüyorum.

Batı bunu anlamak durumundadır. Eğer Batı demokrasi testinden geçmek istiyorsa bunu anlamak durumundadır. Ama demokrasi testini kaybetme noktasında veya demokrasinin sorgulanması gibi bir sürece karar vermişse o ayrı konudur. Nitekim bu konuda Batılı ülkeler eğer samimi davranmazlarsa, samimi adımlar atmazlarsa ben inanıyorum ki artık demokrasi dünyada sorgulanmaya başlanacaktır.

Buna biz de dahiliz. Niye? Çünkü ben ülkemdeki muhalefete bakıyorum, muhalefet, 'İktidar, Mısır sorununda çok daha farklı adımlar atabilir ve burada etkin olabilirdik' gibi saçma sapan, şimdi de Mısır üzerinden 'acaba nasıl oy devşirebiliriz' diye bu tür açıklamalar yapıyorlar. Hiç olmazsa burada samimi davranın da ortak neler yapabiliriz bunları konuşalım. Çünkü ne yaparsanız yapın bugüne kadar hiçbirşey elde edemediniz. AK Parti iktidarını köşeye sıkıştıramadınız. Çok değişik yollara girdiniz ve demokratik olmayan yollarla AK Parti iktidarını vurmak istediniz. Geldiğimizden beri bunu yaptınız, 10 yıldır bunu yapıyorsunuz. Ama Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, sevgili halkım hiçbir zaman buna müsaade etmedi. İşte 7 seçim geçirdik, şimdi sekizincisine gidiyoruz. Hala kamuoyu araştırmaları ortada. 3 tane genel seçim, 2 tane yerel seçim, 2 tane referandum yaptık hepsi ortada. Bütün bunlara rağmen hala 'acaba illegalite bize ne kazandırır' bunun gayreti, bunun arayışı içinde olan bir yapı söz konusu."

"Her zaman ve zeminde doğruyu söyleyeceğiz"

Mısır'daki katliamlarla ilgili sağlıklı bilgi almakta zorlandıklarını belirten Erdoğan, "Fakat, 70 yıl otokratik bir rejimle idare edilmiş bir Mısır. 2011'deki devrimle bu süreçten kurtulmuş. Artık bundan sonra halkın iradesi egemen olacak diye düşünürken bir yıl bile maalesef içerdeki bu işe alet olan kesimle Batılı ve İslam dünyasındaki bazı kısmı diyorum ona da ülkelerin destekleriyle Mısır'daki demokratik yönetime karşı ne yazık ki böyle bir darbe yapılmıştır" dedi.

İnandıkları doğruları söylemedikleri sürece ayakta kalamayacaklarını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

"İnandığımız doğruları her zaman ve zeminde söyleyeceğiz. Çünkü haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Bizim inancımızın gereği böyle bir ilkemiz var. Bunu yapmak durumundayız. Her doğru her yerde konuşulmaz, doğrudur. Bu bir siyasi manevra olabilir ama bir de inkar edilemez gerçekler var ki bunu söylemek, bunun gereğini yerine getirmek durumundayız. Zira bizim önümüze şehitlerin resimleri geldiği zaman, o tabloları gördüğümüz zaman, eğer burada zerre kadar duygulanamıyorsak, buna karşı bir tavır koymak için sorumluluk hissedemiyorsak, o zaman bizim varlık nedenimiz de ortadan kalkar. İnsan olduğumuzu unutmayacağız ve insan olarak da üzerimizde birçok sorumluluğun olduğunu bilmemizin gereğini de ortaya koymamız gerekir."

"Demokrasiye tahammül edemediler"

Gerek Türkiye'de gerekse diğer demokratik ülkelerde demokrasinin olgunlaşmasının, gelişmesinin, ileri standartlara ulaşmasının belli bir vakit aldığını ifade eden Erdoğan, Mısır'da demokrasiye bir sene bile tahammül edilmediğini belirterek, "Bir sene Mısır'a ekonomik amborgo uyguladılar. Sadece Türkiye ve Katar, Mısır'ın yanında yer aldı. Ama dünya Mısır'a 'kalk bakalım ayağı kalkabilirsen' dedi. Buna IMF de dahil. IMF seçimi yapın, seçimden sonra sizlerle konuşalım dediler, seçimi dahi yaptırmadılar" diye konuştu.

Aynı şeylerin Filistin'de de yaşandığını dile getiren Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

"Biliyorsunuz Filistin'de seçimlerden Hamas başarıyla çıktı. Hemen orada da ekonomik amborgoyu uygulamaya başladılar. Bırakın ekonomik amborgoyu hemen parlemento başkanını içeri aldılar. İsrail, Bakanlar Kurulu üyelerinden bazılarını içeri aldı. Bunlar hala içerde yatıyorlar. Neredeyse 7-8 yıl oldu. Şu anda Hamas'ın o milletvekilleri içeride yatıyor. Seçimi kazandılar ancak Filistin'de yönetimi onlara vermediler. Bunları benim vatandaşlarımın birçoğu bilmiyor. Acaba Filistin'de ne oluyor? Gerçekte Filistin'de demokrasi çalıştırıldı mı çalıştırılmadı mı?"

Batı'nın sürekli Hamas'ı bir terör örgütü olarak söyletmeye gayret ettiğine dikkati çeken Başbakan Erdoğan, "Biz hiçbir zaman Hamas'ı bir terör örgütü olarak değil tam aksine haklarının savunucusu olarak ifade ettik ve şu anda da öyle kabul ediyoruz, öyle inanıyoruz. Eğer samimiyseniz, eğer güveniyorsanız buyrun seçim sandığı, hayır. Hala seçimi Filistin'de yaptırmıyorlar. Neden? Neticeyi görüyorlar onun için. Bundan dolayı da zaman zaman biliyorsunuz Gazze hep bombalanır. 15 günlük o süreci unutmadık, unutmuyoruz. Oralarda da biliyorsunuz bin 500 civarında insan şehit oldu, 5 bin civarında insan yaralandı" dedi.

"Mısır'da sorun öyle bir noktaya gelmiştir ki..."

Başbakan Erdoğan, devamlı olarak İslam dünyası üzerinde bir tezgahın ve tuzakların çalıştırıldığını belirterek, "Bu tuzaklar bizler için de geçerlidir, Türkiye için de geçerlidir. Onun için şunu unutmayalım, güçlü Türkiye'yi kimse istemiyor. Onun için biz güçlü olmaya mecburuz. Önce kendi içimizde birbirimizi sevmeye mecburuz. Dayanışma halinde olmaya mecburuz. Onun için biz tırnaklarımızla kazıyacağız, çalışacağız ve inşallah güçlü olan Türkiye'yi de bu şekilde inşa edeceğiz" değerlendirmesinde bulundu.

Demokrasinin, tabiatı gereği ortaya çıkan tüm sorunların yine demokrasi içerisinde çözülmesiyle gelişeceğini ve olgunlaşacağını vurgulayan Erdoğan, "Aslında demokrasinin kendi içinde aşamayacağı hiçbir sorun da yoktur. Eğer aklı selim ile düşünürsek bunu da görmemiz mümkün" diye konuştu.

Dünyada bugüne kadar yapılan darbelerde demokrasiyi kurtarmanın, bir gerekçe olarak gösterildiğini ifade eden Erdoğan, "İşte bu darbe olayında da ne yazık ki 'asker Mısır'da güya demokrasiyi kurtarmak için böyle bir yola tevessül etmiştir' gibi bir bahane ile karşımıza çıktılar. Batı'nın her zaman bu iki yüzlülüğünün bir yansımasıdır. Darbeyi gerçekleşterenler, milli iradeyi katletmekle tatmin olmamış, ardından işte dün olduğu gibi yine milleti katletme girişimlerini başlatmışlardır. Açıkça Mısır'da bugün ortaya çıkan manzara ne yazık ki otoriter ve baskıcı rejim günlerini dahi aratan bir ihtivaya bürünmüştür" dedi.

Bütün tahriklere, kışkırtmalara ve tüm baskılara rağmen Mısır'da darbeye karşı haklı tepki sergileyenlerin, asla şiddete başvurmadıklarına dikkati çeken Erdoğan, "Onlar silah kullanmamışlardır. Bütün bu olaylar karşısında onlar sadece ölüm anında bile bakıyorsunuz, zafer işaretleri yapmışlardır. Şehadet parmaklarıyla sürekli olarak o anı gözlemlemişlerdir. Bütün bunların hepsini artık ekranlarda izleme fırsatını gördük, bulduk" ifadesini kullandı.

"Bilesiniz ki Mısır da bizim komşumuz"

Başbakan Erdoğan, "Mısır'da son derece haklı bir şekilde darbeyi protesto edenler, verdikleri oya sahip çıkanlar, milli irade hırsızlarına karşı seslerini yükseltenler, şiddet tuzağına düşmemiş, darbecilere ve onların destekçilerine asla bahane vermemişlerdir. Tahrir Meydanı'nda toplanan bir avuç insan bahane edilerek darbe yapılmış. Ancak Mısır'ın tüm şehirlerinde çeşitli meydanlarda toplanan milyonlarca insanın sivil, demokratik, barışçı eylemleri çok ağır katliamlarla bastırılmaya çalışılmıştır" değerlendirmesinde bulundu.

Mısır'da, 3 Temmuz'da askeri darbenin gerçekleşmesinden bu yana Türkiye olarak bunu eleştirdiklerini, darbeye karşı yapılan demokratik, sivil, barışçıl gösterilerin haklı olduğunu her fırsatta ifade ettiklerini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Fakat dünkü olayları bile hala 'müdahale' olarak değerlendiren bir Batı ile karşı karşıyayız. Bizi, Mısır'ın içişlerine karışıyor olmakla itham ettiler. 'Arapların içişlerine niçin karışıyorsunuz' diye itham ettiler. Bize 'Arapların içişlerine niçin karışıyorsunuz' diyenlere ben de buradan sesleniyorum. Suriye ile ilgili olduğu zaman Türkiye'den niye o zaman destek istediniz. Suriye Arap değil miydi? Burada Türkiye'nin tavrını övmek suretiyle Türkiye ile beraber burada çalışmayı arzu ettiğinizi siz söylediniz. Ama bilesiniz ki Mısır da bizim komşumuz. Akdeniz de bizim komşumuz. Biz Akdeniz'de müşterek çalışmaları onlarla her zaman yaptık. Tarihi noktada bağlarımız var, medeniyet noktasında bağlarımız var, kültürel noktada bağlarımız var. Tabii ki buraya yönelik de söyleyeceklerimiz olacaktır."

"Mısır'da sadece demokrasi değil, insanlık hedef alınmıştır"

"Gelinen noktada Mısır'da sadece demokrasi değil, insanlık hedef alınmıştır. Mısır'da demokrasiye ölümcül bir darbe vurulmuş, ardından insanlık can çekişmeye başlamıştır" diyen Başbakan Erdoğan, "Bir ülkenin ordusunun, askerlerinin, polisinin, ağır silahlarını kendi halkına çevirmesi meydanlarda adaleti beklemekten başka hiçbir şey yapmayan kendi halkını toplu halde katletmesi 'içişleridir' diyerek asla görmezden gelinemez" dedi.

Başbakan Erdoğan, "Mısır'da sorun öyle bir noktaya gelmiştir ki bu katliamı işleyenler kadar artık bu katliama sessiz ve tepkisiz kalanlar da bu cinayetlerden sorumludur. Dünyanın gözü önünde binlerce masum insan ölürken, masum kadınlar, masum çocuklar alçakça katledilirken insanlar artık meydanlara kefenlerini giyip çıkarken, bunu görmezden gelmek, 'duymadım, görmedim, bilmiyordum' demek, doğrudan doğruya bu cinayetlere ortaklık etmektir" diye konuştu.

BM Güvenlik Konseyi'nin süratle toplanması gerektiğine dikkati çeken Erdoğan, buna herkesin, atılması gereken adımlar noktasında 'evet' demesi gerektiğini vurguladı.

Erdoğan, "Eğer demezlerse tarihi bir sorumluluk süreci başlar ve tarihe bunun hesabını 'evet' demeyenler hiçbir zaman veremeyeceklerdir. Bunları bilmemiz, görmemiz için özellikle BM Güvenlik Konseyi'nin, kuruluş amacına uygun olarak böyle bir olay karşısında, hele hele Mısır gibi bölgede çok önemli görevleri haiz bir ülke için bu olayları gözardı etmek mümkün değildir" dedi.

"Susmak onaylamaktır"

Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu darbeyi görmezden gelenler, bu darbeyi eleştiremeyenler, hatta darbeye 'darbe' deme onurunu dahi gösteremeyenler, o masum çocukların katledilmesinde pay sahibidirler. Kalbi olmak, vicdanı olmak, onuru olmak, bir insan için bu darbe karşısında, bu katliam karşısında dik durmayı, sesini yükseltmeyi gerektirir.

Susan, sessiz kalan, tepkisiz kalan herkesin, her yönetimin, her uluslararası kuruluşun, tıpkı darbeyi yapanlar gibi ellerine, yüzlerine o masum çocukların kanı bulaşmıştır. Binlerce insanın katlini önleyecek gücü, iradesi, imkanı varken bunu kullanmayanlar, katillerin hamisi olarak bu cinayetlerin failleridir, suç ortaklarıdır. Susmak onaylamaktır. Hatta susmak fiili teşvik etmek, o fiile ortak olmaktır."

Batılı ülkelere açıkça seslendiğini dile getiren Erdoğan, "Filistin'de, Gazze'de sustunuz. Suriye'de sustunuz ve hala susuyorsunuz. 100 bini aşkın insan öldürüldü, hala susuyorsunuz. Türkiye'de bugün 400 bini aşkın sığınmacı var, hala susuyorsunuz. Mısır'da sustunuz, susuyorsunuz" dedi.

Erdoğan, "Peki bu aşamadan sonra hangi yüzle demokrasiden, evrensel değerlerden, insan hak ve özgürlüklerinden bahsedeceksiniz? Bu aşamadan sonra demokrasi dediğinizde, insan dediğinizde, hukuk, adalet dediğinizde kimi inandıracaksınız? Gözümüzün önünde insanlar toplu halde katledilirken, bunu durdurmak elinizde olduğu halde tam tersine bunu teşvik ederken, artık ne yüzle insani değerlerden bahsedeceksiniz?" sorularını yöneltti.

Gazeteci ve Yazarlar Vakfı'nın basın açıklaması

Erdoğan, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Mısır"da yaşananların ardından Türkiye'nin uluslararası kamuoyunun devreye girmesiyle ilgili atacağı bir adımının olup olmadığının sorulması üzerine Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bu süreçte başta ABD olmak üzere Sayın Obama, Sayın Putin, İngiltere Başbakanı Sayın Cameron, Almanya Şansölyesi Sayın Merkel ve Fransa Başbakanıyla tek tek görüşmelerim oldu. Bunun yanında BM Genel Sekreteri ile bu süreç içerisinde görüştük. Aynı şekilde Körfez ülkelerinin devlet başkanlarıyla, hükümet başkanlarıyla görüşmelerim oldu. Dışişleri Bakanım yoğun bir trafiği sürdürdü, sürdürüyor. 'Akil Adamlar' dedikleri bir heyette bizi ziyarete geldi. Bunlar daha önce bölgede devlet başkanlığı, başbakanlık yapmış insanlardan oluşan heyette. Onlarla da bu süreci görüştük.

Öyle zannediyorum ki onlar bu gelişmelerden sonra şimdide şunu söylüyorlardır. 'Biz demedik mi'. Mantık çünkü bu. Böyle yaklaşıyorlar olaylara. Ne demek 'biz demekdik mi'? Yani 'bizim dediğimizi yaparsanız işte bunlar olamaz'. Burada 'sizin dediğiniz' diye bir şey yok ki. Ortada bir defa hak mefhumu var. Nedir bu hak mefhumu? Yani burada, direnişi koyan insanlar haklı mı değil mi? Yapılan darbe haklı mı değil mi? Önce buna bakacaksınız. Bunlar, yapılana darbe diyemediler."

"Akil Adamlar" denilen heyetin sipariş üzerine ülkeleri dolaşan tipler olduğunu dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunların içerisinde arkadaşlarımız vardı. Kendilerine, bu konuları fazla ağır tonda işledik. 'Çok ayıp ediyorsunuz' dedik. Sizin hakkı teslim, hakkı temsil için burada olmanız lazım. Biz, sizin de bazı sıkıntılar yaşadığınızda yanınızda yer aldık, sizlere yardımcı olmaya çalıştık. Şimdi bakıyoruz siz dün uğradığınız muameleyi bugün karşı tarafa layık görüyorsunuz. Kusura bakmayın bütün bunları yaptık. Bu adımları attık bundan sonra da atmaya devam edeceğiz. Kararlılığımızı Mısır'daki mazlum, mağdur, hakkını arayan, oyunun hesabını soranların yanında olmalıyız, olacağız diye düşünüyorum."

Erdoğan, Lübnan'da kaçırılan iki pilota ilişkin bir soru üzerine, pilotların sağlıklarıyla ilgili dün akşam itibarıyla herhangi bir endişenin söz konusu olmadığını bildirdi. İlgili birimlerin konuyla alakalı çalışmalarını sürdürdüğünü vurgulayan Erdoğan, önemli olanın netice almak olduğunu ve en kısa sürede netice alınacağını bildirdi.

"Bizim fişleme gibi bir sanatımız yok"

Bazı CHP milletvekillerinin fişlendikleri yönündeki iddialara ilişkin bir soruyu ise Başbakan Erdoğan, şöyle yanıtladı:

"Bizim böyle fişleme gibi bir sanatımız yok. Böyle bir derdimiz de yok. Ben fişlendiğimi biliyorum, arkadaşlarımın fişlendiğini biliyorum ama biz böyle bir yola hiçbir zaman tevessül etmedik, bunları hiçbir zaman da doğru bulmadık. Bulmadığımızı da açıkladık. Dinlendiğimizi biliyorsunuz defaatle söyledik. Bunlar malum şeyler. Hatta hatta bunları abartarak yazan gazeteler, bunlar bile biliyorsunuz, bizim kimlerle, nasıl konuştuğumuzu, neler konuştuğumuzu kendi gazetelerinde yayınladılar. Demek ki bizi onlar iyi dinlemişler. Veyahut da dinleyenlerle ortaklıkları var."

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Irak ziyaretine ilişkin bir soru üzerine de Erdoğan, "Gider ziyaretini yapar benim onunla ilgili söyleyecek herhangi bir şeyim söz konusu değil. Herhalde Irak Başbakanı Türkiye'de görüşecek muhatap olarak kendilerini buldular. Buyursunlar, görüşmelere devam etsinler" dedi.

"Bu kadar yalanı nerede buluyorlar?"

Gazeteci ve Yazarlar Vakfının geçtiğimiz günlerde yayımladığı basın açıklamasının nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine Erdoğan, açıklamayı kendisinin de gazeteden okuduğunu belirtti.

Erdoğan, "Ona yönelik herhangi bir cevabi pozisyonda olmak istemem. Böyle bir şeylerin gazeteler vasıtasıyla söylenmesini doğru bulmuyorum, yanlış buluyorum. 'Bu tür şeylerin medya üzerinden yapılması yanlıştır' diye düşünüyorum. Başka hiçbir şey söylemiyorum" ifadelerini kullandı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Fox TV muhabirinin sağlık durumuna ilişkin haberlerle ilgili sorusu üzerine, "Değerli arkadaşlar hamdolsun gayet iyiyim ama iyi fokusluyorsunuz" yanıtını verdi.

Erdoğan, konuyla ilgili şunları kaydetti:

"Hangi hastanede yatmışım, nasıl olmuş filan hepsini sizlerden öğreniyorum. Ben hastanede falan böyle bir şey olmadı. Sadece bayramdan sonra birkaç gün dinlendim, programımı da bu arada uygulamaya koydum. Şimdi Türkmenistan, cumartesi günü Bursa beraber yola gidebiliriz, devam edebiliriz, herhangi bir sıkıntı söz konusu değil.

Medyanın bu huyu çok kötü. Biraz da kendinizi sorgulamanız lazım. Bu kadar yalanı nerede buluyorlar, nasıl uyguluyorlar, nasıl duyuruyorlar, nasıl yazıyorlar biraz da insan utanır. Ülkenin başbakanının 'yok hastanede yatmış, yok şöyle olmuş, böyle olmuş vesaire. Biz bir ders aldık, o dersin başlığı da edep yahu."


BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Başbakan'dan flaş açıklamalar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz