X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Erdoğan'ın Rize mesajı: Bize istikamet çizemezler
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Erdoğan'ın Rize mesajı: Bize istikamet çizemezler

  • Giriş Tarihi: 25.8.2013

"Türkiye hak bildiği yolda dosdoğru yürüyen bir devlet. Hiç kimse bize istikamet çizemez" diyen Erdoğan, Mısır ve Suriye'deki katliamlara karşı sessiz kalan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne "Neredesin, sen ne işe yararsın" diye sordu

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Rize'de katıldığı toplu açılış töreninde Mısır ve Suriye'deki gelişmeler karşısında Türkiye'nin sessiz kalmayacağını tekrarlayarak, "İçeride ya da dışarıda kim ne derse desin Türkiye hak bildiği yolda dosdoğru yürüyen bir devlettir. Hiç kimse ama hiç kimse bize istikamet çizemez" vurgusu yaptı. Erdoğan'ın konuşmasındaki satırbaşları şöyle:
Suriye'de yaşanan katliamda o yavruların cansız bedenlerini gördük değil mi? Orada kan yoktu, kurşun izleri yoktu. Çünkü o yavrular maalesef kimyasal silahlarla şehit edilmişlerdi, ama ben şuna inanıyorum: Bu Beşar Esad'ın artık son çırpınışlarıdır. Çünkü, Allah bunun hesabını ondan soracaktır. Bu yavruların intikamını ondan alacaktır.

'SEN NE İŞE YARARSIN'
Türkiye, Suriye, Mısır, Somali, Myanmar, Afganistan, Lübnan, Filistin ile neden bu kadar ilgileniyor diyenler var. Soruyorum, bir NATO ülkesi olarak dünyanın dört bir yanında görev verildiğinde giden Türkiye'ye 'niye Somali'ye gittin' diyen var mı? Yok. 'Niye Balkanlar'a gittin' diyen var mı? Yok. Şimdi ben diyorum ki ey Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi neredesin, sen ne işe yararsın, sen ne için kuruldun? Kuruluş amacın senin barış değil miydi? Sen şu anda barışın güvencesi değilsin. 5 tane, hele hele şu anda 2 tane daimi üye dünyanın kaderini belirliyor. Ama şunu unutmayın. Dünya 5'ten büyüktür. İnşallah bunun da vakti zamanı geldiğinde dünya halkları hesabını soracaktır.
Birileri diyor ki Türkiye yalnızlaştı. Hayır, yalnızlaşmadık. Bizim yanımızda önce Hak var, sonra halk var. İçten ya da dıştan kim ne derse desin, hak bildiğimiz yolda yürürüz. Kimse bize ne yapacağımızı dayatamaz. Biz bulunduğumuz yere medya ya da sermayeyle gelmedik, Hak ve halkla yürüdük. Bundan sonra da böyle yürüyeceğiz.
Binlerce kilometre öteden gelip, bu coğrafyada cetvelle sınır çizenlere, bu coğrafyanın hem kanını hem petrolünü içenlere tek cümle söyleyemeyenler, bugün Türkiye'nin insani, vicdani gayretlerini eleştiri konusu yapıyor. Bunun içinde Türkiye'nin içindeki gafiller ve cahiller de var. Darbeye "darbe" diyecek kadar cesareti olmayanlar Türkiye'ye saldırarak, vicdanlarının üzerini örtmeye çalışıyor.
Türkiye tarihiyle, ecdadıyla, medeniyetiyle susmayacak, susturulamayacak kadar büyük bir devlettir. 1071 yılından bugüne kadar her yerde biz sadece hakkı, barışı, dostluğu, kardeşliği, dayanışmayı savunduk. Müslümanın Müslümana kıymasına, mezhep çatışmalarına asla müsamaha göstermedik, içinde hiçbir zaman olmadık. Biz hep arabulucu olduk.

'ONLARA BORÇLUYUZ'
Çanakkale zaferimizde biz Kahireli, Sinalı, Mısırlı, Kudüslü, Şamlı, Halepli kardeşlerimize 'neden buraya geldiniz' diye sorduk mu? Sormadık. Onlar da bize 'neden buraya geldik' demeden Çanakkale'de bizimle beraber savaştılar, bizimle bizim vatanımızı savundular, bizim dedelerimizle şehit oldular, Çanakkale'de de şehit oldular, Sarıkamış'ta da şehit oldular. Şimdi soruyorum, ey bugün bize 'orada ne işiniz var diyenler' önce başınızı iki eliniz arasına alın. Bizim tarihi bir sorumluluğumuz var. Bizim Mısır halkına karşı bir vefa borcumuz var. Türkiye'nin Filistin'e, Suriye'ye karşı vefa borcu var. 'Bize ne Mısır'dan, bize ne Suriye'den, Filistin'den' diyen vefasızlık etmiş olur. Tarihine, medeniyetine en önemlisi ecdadına, dedelerine, şehitlerine, büyüklerine sırtını dönmüş olur. Bin yıl boyunca nasıl hakkı savunduysak bugün de hakkı savunuyoruz. Son nefesimize kadar hakkı savunacağız.
İçeride ya da dışarıda kim ne derse desin Türkiye hak bildiği yolda dosdoğru yürüyen bir devlettir. Hiç kimse ama hiç kimse bize istikamet çizemez. Hiç kimse bize ne yapacağımızı öğretmeye, dayatmaya kalkışamaz. Onların aklı varsa kendilerine kullansınlar. Bizim aklımız bize yeter. Bizim tecrübemiz bize yeter, bizim tarihimiz bize yeter. Hiç kimse bize yapay gündemler enjekte edemez. Biz büyük bir devletiz. Biz büyük bir milletiz. Ne yapacağımıza, milletçe nasıl bir istikamet çizeceğimize kendimiz karar verir, o yolda cesaretle ilerleriz. Türkiye'nin başını öne eğdirmeyiz. Gerekirse Fırtına deresi gibi coşar, gerekirse Rize'nin gölleri gibi duruluruz.
Ana muhalefet partisinin vekilleri Şam'a gittiler. Zalim Esad'ı ziyaret ettiler. Kişi sevdikleriyle beraberdir. Gazetelerde, TV'lerde yeni doğmuş bebeklerin solgun yüzlerine bakabildiniz mi? Destek verdiğiniz Esad'ın insanlık dışı katliamıyla gururlandınız mı? Reyhanlı'nda 53 kardeşimiz alçakça saldırıda katledildi. Bu saldırıda CHP'nin işbirliğinde olduğu suç örgütleri çıktı. CHP'nin terör örgütleriyle ilişkisini, başka ülkelerin diktatörleriyle ilişkisini, sokak çatışması için yaptığı çağrıları unutmayacağız. Onlar, Türkiye düşmanı diktatörlerle yürüyorlar. Ama diktatörün ne olduğunu da bilmiyorlar. Diktatöre diktatör diyemezsin. Diktatörün olduğu yerde konuştuğun anda o meydanda sizi sallandırırlar. Geleceksin Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı'na diktatör diyecek kadar özgürlüğü yaşayacaksın sonra da utanmadan özgürlük yok diyeceksin.

'TENCERE TAVA BULAMADILAR'
Başbakan Tayyip Erdoğan, konuşmasında "Gezi" eylemlerine de değinerek "Rize'ye geldi mi Gezi'ciler? Ama tencere tava bulamamışlar. Trabzon'da bulamamışlar. Allah'ın izniyle hiçbir yerde bulamayacaklar. Biz milletin iradesine saygı duyulmasını isteyen bir milletin mensuplarıyız. Siz ne derseniz o olacak" dedi.

'BEYAZ SARAY'A NE OLUYOR?'
Başbakan Tayyip Erdoğan, İsrail'le ilgili sözlerine yanıt veren ABD'ye sert yanıt verdi. Erdoğan'ın sözleri şöyle: "Demokrasiyi biz siyasi literatürde sandık diye öğrendik. 2011 3 Şubat'ta İsrail'deki panelde seçimi Müslüman Kardeşler kazanırsa 'Demokrasi sadece sandık değildir' deniyor. Bunu söyleyince Beyaz Saray'dan cevap geliyor. Üzüldüm. Çünkü muhatabı Beyaz Saray değildi. ABD'yi değil İsrail'i ifade ettim. Beyaz Saray'a ne oluyor da konuşuyor. Eğer bunu konuşması gereken varsa İsrail konuşmalıydı. NATO'da birlikte olan iki ülke olarak bir ortağın, bir diğer ortağa böyle bir yaklaşımı yakışık almadı. İşte dünyanın çifte standardını göstermesi bakımından bu da çok önemli."