X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Medyanın hiç vebali yok mu?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Medyanın hiç vebali yok mu?

  • Giriş Tarihi: 13.9.2013

"28 Şubat'ta sermayenin, yazılı ve görsel medyanın katkısı yok muydu?" diye soran Başbakan Erdoğan "Neden onlar hesaba çekilmiyor diye merak ediyorum" dedi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dün katıldığı ""nda 28 Şubat sürecinin sivil unsurlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan şu mesajlara verdi:
TUZAK KURACAKLAR: Hiçbir şey bizim umudumuzu kırmayacak, moralimizi bozmayacak. Aylardır çok önemli bir ifade kullanıyorum. Diyorum ki; Onlar tuzak kuracaklar, önce Allah sonra millet o tuzakları bozacak. İşte o tuzaklar tek tek bozuluyor. İlkesizce atılan manşetler, yayılan yalanlar, tek tek sahiplerini utandırıyor.
12 EYLÜL'ÜN HAZIRLIK DÖNEMİ: Bugün 12 Eylül askeri müdahalesinin 33'üncü yıldönümü. 12 Eylül'ün öncesinde, yani hazırlık döneminde de Türkiye, gençlerini, kazanımlarını, birikimlerini, enerjisini maalesef heba etti. Türkiye, asıl büyük bedeli, 12 Eylül müdahalesinden çok daha önce, 27 Mayıs 1960 müdahalesinde ödemiştir. 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, esasen 27 Mayıs'ın tahkim edilmesi, 27 Mayıs'ın yeniden yaşatılması girişimleridir.
27 MAYIS'IN GÖLGESİ: 27 Mayıs müdahalesinin karanlık gölgesi bugünlere kadar Türkiye'nin üzerinden gitmedi. Bugün sokalarda ellerinde molotofkokteylleriyle dolaşanlar, önce bunu çok iyi öğrenmeleri gerekiyor. Eğer bu karanlık tarihler unutulursa, aynı şekilde tekerrür ederler. Buradaki tüm kardeşlerim 27 Mayıs'ı yaşamadılar. Ama 27 Mayıs'a kadar gelen sürece bakın, bugün yaşananlarla o günlerin tıpa tıp birbirine benzediğini göreceksiniz.
MANŞETLER BİLE AYNI: Geçmişe yönelik bir arşiv araştırması yaptım bazı yazılı medya gruplarının gazete manşetlerine baktım. Sanki bugün o başlıkları atanlar, arşivleri açmışlar o başlıkları almışlar aynen bugün yine o başlıkları atmışlar. 12 Eylül'e gelen sürece bakın, 12 Eylül'ün o hazırlık dönemine, o pişirilme dönemine bakın, bugünlerde yaşananların yaşandığını, aynı manşetlerin atıldığını, aynı açıklamaların yapıldığını göreceksiniz. Bugün bize nasıl 'sandık her şey değildir' deniliyorsa, merhum Menderes'e de aynısını söylediler. Bugün bize nasıl, bazı densizler çıkıp da 'Sizi biz bile kurtaramayız' diyorlarsa, aynı şeyin merhum Menderes'e de söylendiğini göreceksiniz. Kefenini alıp yola çıkanlar için kurtaracak insana ihtiyaç yoktur. Biz, kurtarıcı aramıyoruz. Bize bu ithamı yapanlar, kendilerini kurtaracak olanları arayıp bulsunlar. Kaldı ki biz Endülüs Medeniyeti'nde oradaki şu kutlu ifadeyi önce öğrensinler 'La Galibe İllallah'. 'Allah'tan başka galip yoktur, tek galip o.' Bugün nasıl yalanlar dolaşıma sokuluyorsa, o günlerde de aynı yalanların, gençlerin kıyma makinelerinde öğütüldüğü yalanlarının dolaşıma sokulduğunu göreceksiniz. Hukuk içinde özgürlüklere sınırsız saygılıyız. Hukuk dışında başkalarının özgürlük alanına müdahale edildiğinde güvenlik güçlerinin ve kendilerinin hukukun verdiği yetkileri sonuna kadar kullanacaktır. Ülkenin refah ve huzurunu bozmaya kimsenin hakkı yok.
28 ŞUBAT'TA MANŞET ATANLAR: Her alanda, 27 Mayıs vesayetinin izlerini sildik. Bakın burada samimiyetle, bir alandaki başarısızlığımızı huzurlarınızda açık açık ifade etmek istiyorum. Muhalefeti, mevcut muhalefet partilerinin zihniyetini değiştirmede, dönüştürmede başarısız olduk. Muhalefet partilerine bakın, üzerlerinde hâlâ 7 Mayıs'ın, 12 Eylül'ün, 28 Şubat'ın gölgelerini ve tozunu taşıdıklarını görürsünüz. 28 Şubat'ta sermayenin katkısı yok muydu, yazılı ve görsel medyanın katkısı yok muydu? Hani bazı beşliler vardı biliyorsunuz. Beşli çeteler diye başlıkların atıldığı dönem, yok muydu? Ben onlar niye yargılanmıyor diye hâlâ şaşıyorum. 28 Şubat'la ilgili neden onlar hesaba çekilmiyor diye merak ediyorum.
CHP 90. YAŞINI DARBECİLERLE KUTLADI: CHP, 12 Eylül'ün 33'üncü yıldönümünü çok anlamlı bir ziyaretle kutladı. Daha yeni darbe yapmış bir yönetime hayırlı olsun ziyaretine giderek, 12 Eylül'ü çok büyük coşku ve dayanışmayla yad ediyorlar. Çok enteresan. CHP çıkıyor 'Bozulan Türkiye filanca ülke ilişkilerini düzeltmek için gittik' diyorlar. Sen hangi sıfatla gittin? Ancak bu olsa olsa senin partin ile onlar arasındaki ilişkiler bozulsa onları düzeltebilirsin. Yoksa ülkenin resmi olarak diplomatik ilişkilerini düzeltme noktasında senin vasfın ne, sıfatın ne? Senin böyle bir görevin mi var? Darbeci yönetimi tanımayan Türkiye Cumhuriyeti'nin yönetimini sen hangi hakla bir defa temsil ediyorsun. Biz eğer darbe yönetimlerini tanıyacak olsak kendimizi inkar ederiz. O zaman bizim varlık sebebimiz ortadan kalkar.

#Sayfa#

"Esad rejiminin sözüne inanmıyor, güvenmiyoruz"

"Suriye'de olayların başladığı günden bu yana hayatını kaybedenlerin sayısı 110 bine ulaştı. 200 bin de tespit edilemeyen var. Neticesi ölüm olan bir silah kullanımında kimyasal silah kullanıldığı zaman suç, kimyasal silahın dışındaki silahlar kullanıldığı zaman suç değil mi? Esad rejimi, bugüne kadar hiçbir taahhüdünü yerine getirmemiş, verdiği sözlerin tamamını çiğnemiş ve bu yolla, daha fazla katliam yapabilmek için zaman kazanmıştır. Biz kimyasal silahlarla ilgili olarak da aslında inanmıyoruz, güvenmiyoruz."

'Demokratikleşme paketi büyük ihtimalle haftaya'

"Küçük azınlığın Türkiye'de kaos oluşturma girişimleri asla ve asla başarıya ulaşamayacaktır. Tabii ki çoğunluk da azınlığın hakkını sonuna kadar koruyacak ve saygı duyacaktır. Her ne sorunumuz varsa, öncelikle sandık yoluyla, ardından da konuşarak, istişare ederek, uzlaşarak çözeceğiz. İşte dün saatlerce yeni demokratikleşme paketini arkadaşlarımızla müzakere ettik. İnşallah yarın son maddeleri görüşüp bitireceğiz ve ondan sonra zannediyorum öbür hafta büyük ihtimalle geniş bir basın toplantısı ile demokratikleşme paketimizi açıklayacağız."